Geri Bildirim
  • "Kalbimin saflığında bir özlem çırpınıyor,
    Daha yükseğe, daha güzele ve bilinmeyene..."
  • Kalbimin saflığında bir özlem çırpınıyor,
    Daha yükseğe, daha güzele ve bilinmeyene...

    -Goethe
  • Duydunuz mu?
    Ben o sesi tüm uğultusuyla hissediyorum.


    - https://soundcloud.com/...s-cover-yann-tiersen -



    Bulutlar toparlanıyor bir bir.. Gerçi hepsi bir bütünlük gibi ya. O halde şöyle demeli. Bulut toparlanıp gidiyor, bir bir… Gitmek mi? O nereden çıktı sahi?..
    Bulutlara baktığımda güzele dair.. kalmaya dair bir şey bulamamak.. tesadüf olmamalı. Öyle ya insan, ruhunun gözleriyle nasıl bakarsa, yeryüzünü öyle görür..

    Gözlerim acıyor,
    Bakamıyorum…


    Sahilin hemen yanındaki çay bahçesindeyim. İsmi “ Gardenya “ Bu da tesadüfün içinde mi yer almalı.. Yoo.. hayır.. gardenya daha çok umutvari bir çiçek ve bulut toparlanıyor bir bir..
    Ve gözlerim..
    Acıyor.



    Uzun zamandır düşünüyorum KAYBETMEK kelimesini ve bu kelimeyi her düşündüğümde pul pul dökülüyorum.. kendime geldiğimde, elimde kalan eksilmişliğim..
    Ve şu çay bahçesindeki masada biriken o pul pul benliğimi anlatamıyorum…
    Garson, bir anlam bulabilmek için sorgulayıcı ve şaşkın gözlerle bakıyor bana..
    Boş bardağımı yavaşça alıyor ve ben bir ÇAY daha istiyorum.
    İçimden - çok daha sıcak olsun bu sefer çay - diyorum..
    Garson, pullara bakıyor..
    Pullar ise acıyan gözleriyle içine…

    Nefesim.. onları canlandırabilir değil mi?

    Bir umut.. bulutların gidişindeki o turuncu ufuk hatırasıyla gelen..

    Üflüyorum pulların hepsine, bir bir..
    Denize doğru…

    Deniz ki yüreğine alabilir benliğimden bu parçayı.. Rüzgar uçuşturarak avuçlarına bırakabilir bu yorgun insan mektubunu.. Üstünde “ kaybetmek “ yazılı…




    Sıcacık çayım geliyor garsonun ellerinde..
    Biriyle karşılaşıyorum, tanıdık.. damağımda o buruk tadıyla.. tane tane.. ya da bir bir..
    Çay taneleri..
    Onlarda hüzünden bir parça gibi.. onlarda kaybetmekle karşılaşmış. “ Dem olmak kolay mı İnsanoğlu? “ der gibi…
    Çay, uykusundan uyanıyor.. üşümüş ellerimle onu kavrarken..
    Tanıyor beni.
    Ve bu ısınışımla, o da ısınıyor sanki…


    Şekeri eksik çayımın..
    Oysa şeker kullanmam ben..

    Bardağımı bulutlara doğru uzatıyorum, kapısını çalmak gibi göğün..
    Bulutların ardında bir kıpırtı!
    Deniz de dinliyor biliyorum.. kabuklar yorgunluğunu bırakmış..
    Bir Güneş.. uyanıyor tatlı uykusundan.



    Cebimde PİYANOMUN siyah beyaz tuşları.. sandalyeden hafifçe kalkışımla tıkırtısını hissettiğim..
    Onlarda güneşi izlemek istiyor olabilirler mi?
    Ellerimi cebime götürüyorum o an.. birini seçiyorum.
    " Şanslı olananız hanginiz? " diyorum, içimden…
    Biri tutuyor hafifçe ellerimden.. o minik hali ve sonsuz yaşıyla..

    Ellerim daha çok ısınıyor hissediyorum ve o daha çok siyah beyaz..


    Yavaşça kırıyorum şanslı tuş tanesini, çayıma tat, çayıma katık ediyorum..
    Çay.. özlemini bulmuş gibi..




    RIHTIMA bir gemi yaklaşıyor..
    Toparlanıyor insanlar..
    Dumanı tüten ama boş kalan bardağımın hemen yanına hesabı bırakıyorum..
    Birkaç demir para..
    Bakıyorumda.. duman o tarafa özellikle uğramıyor…



    Gamzelerimde sızı.. ellerimle yokluyorum varlığını.
    Tomurcuk sancısı.. Güldükçe açacak olan…
    Güneş gibi, tatlı bir uykudan.


    Rıhtıma bir gemi yaklaşıyor..
    Dünyanın bütün kabuklarını toplamış filesinde..
    Denizciler yorgun.. denizciler mutlu.
    Halka yabancı bu duygu.

    “ Herbirinize yetecek kadar acı var!! “ diyor çaylaklardan biri.
    “ Herbirinize yetecek kadar kayıp…
    Ve güzel olan, kime ait olduğu belli değil..
    İnsan, insanın yarasını onaran..
    Kim olduğunu bilmeden, tanımadan..

    Haydi.. O sıcacık ellerinizi uzatın!!
    Ömür geldi de geçiyor şimdi… "



    Gemi ki muhakkak kalkacak…

    - https://soundcloud.com/...ano-cover-ed-sheeran -
    özlem
  • Sevdikçe Özlüyorum.. Özledikçe Daha Çok Seviyorum..
    Seni özlüyorum.
    Gecenin en zifiri anında bile odamı aydınlatan bu aşkı özlüyorum en çok da her gün duyabilmek için çırpındığım sesini. Seni özlüyorum işte...
    Her kavgamızın sonunda çekdiğim sancıları, seni kaybetmek korkusu yüreğimi bir bıçak gibi kestiği anları bile.

    Seni özlüyorum kabul ettim artık bunu...
    Gözbebeklerimin içine yerleşmişsin ve dünyada iyiye ve güzele dair ne varsa içinde sen varsın.
    Meleklerin kanatlarında geliyorsun sen bana her gün, martıların gözlerinde. Bir papatya demetinin üstündeki uğur böceği oluyorsun, ayın şavkında, umudun mavisindeki en çok bu renge tutkunum bilirsin sen varsın.
    Yüreğime işlemişim seni bir dantel gibi ince ince düğümlerle...
    Çözülemezsin çözmem seni.
    Oradasın orada kalmalısın.
    Çünkü bir tek sen yüreğime yakışırsın.
  • Toprağın en güzel yanı, bir gün onunla birlikte olacağımız ve bizi sarmalayacağı duygusudur.Ve ne zaman eşsem onu, sıcacık gelmesidir avuçlarıma...
  • İsimsiz Şiirler II

    Şiirin Hikâyesi: Yaklaşık 12 saat (06/08/2017, 14:00 suları) kadar önce; "Bir şiir yaz; Kanadı kırık kuşlar kanatlansın..." diye bir ileti yazmıştım... Niyetim devam noktasında bu denli bir şeyler yazmak değildi o ân için ama işte şiir böyle bir şey; çoğu zaman hesapsız ve plansız gelir belki birtakım vesileler nezâretinde ve sonra da bir düzene girer, o ahenge girmek için seni dâvet eder hatta zorlar... Kendi içinde karmaşık bir serbest ve ölçü düzeni olsa da önemli olan okuyanın, dinleyenin duyacağı haz, alacağı zevk, düşüneceği şey; her ne ise... Hayvanat, insan ve onun unsurlarına (hava, su, toprak, ateş, nefs, rûh, sır...) dâir hikmet ve aşk penceresinden bir bakış o kadar ve hikâyesi bu kadar...

    Bir şiir yaz;
    Etimize oluk oluk kan gelsin...
    Bir şiir oku;
    Tenimize bambaşka bir can gelsin...
    Bir şiir dinle;
    Vaktimize başka bir zaman gelsin...
    Bir şiir ol;
    Sırrını bulana bir ferman gelsin...

    Bir şiir yaz;
    Kanadı kırık kuşlar kanatlansın...
    Bir şiir oku;
    Dağılmış onca yuva kenetlensin...
    Bir şiir dinle;
    Dönsün yurtlarına göçmenler, nerde...
    Bir şiir ol;
    Görülsün güzellik gökte ve yerde...

    Bir şiir yaz;
    Gökyüzü toza toprağa karışsın...
    Bir şiir oku;
    Fırtınalar kopa kopa toplasın...
    Bir şiir dinle;
    Kulağına ezel kaydı erişsin...
    Bir şiir ol;
    Dirilere hayat, ölmüşe yakın...



    Bir şiir yaz;
    Yorgun atlar koşar adım dinlensin...
    Bir şiir oku;
    Uçsuz bucaksız vâdiler şenlensin...
    Bir şiir dinle;
    Fonda aşkın nağmesi; nal sesleri...
    Bir şiir ol;
    Koştur kesilsin tâ ki nefesleri...

    Bir şiir yaz;
    Ateş doludizgin suyla yarışsın...
    Bir şiir oku;
    Aşk yangını yeri göğü kaplasın...
    Bir şiir dinle;
    Yağan yağmur volkanlarla öpüşsün...
    Bir şiir ol;
    Başlasın hiç durmaksızın bir akın...

    Bir şiir yaz;
    Gözümüzde mahzun bebekler gülsün...
    Bir şiir oku;
    Hiç yoksa bir gün kelebekler gülsün...
    Bir şiir dinle;
    Böcekler sevinsin, ipekler gülsün...
    Bir şiir ol;
    Sidre'de, büsbütün çiçekler gülsün...



    Bir şiir yaz;
    Yakınlar tâ uzaklarla barışsın...
    Bir şiir oku;
    Vuslat, oku hasretlere saplasın...
    Bir şiir dinle;
    Postacılar, güvercinle uçuşsun...
    Bir şiir ol;
    Adam gülsün, ağlamasın bir kadın...

    Bir şiir yaz;
    Develer uçacak gibi hızlansın...
    Bir şiir oku;
    Yavrular kaçıyor gibi nazlansın...
    Bir şiir dinle;
    İçinde, kavuşmak tüten özlemi...
    Bir şiir ol;
    Güzel için yansın binlerce gemi...

    Bir şiir yaz;
    Sevenler, sevdiğini sende bulsun...
    Bir şiir oku;
    Rûhumuz kaybını tende bulsun...
    Bir şiir oku;
    Avcı haritasız içinde bulsun...
    Bir şiir ol;
    Arayan o büyük şölende bulsun...

    Ankara, 07.08.2017-02:15

    .
    .
    .

    Not:

    I- Önceki iletilerde yazılan satırlar hususunda bir kısım düzeltmeler olmuştur genele çekildiğinde ve hâlâ birtakım tashihlere ihtiyaç duyulabilir...

    II- Şiir mânâda üç kısım; Şiire (hikmete, iyiye, güzele) olan özlem ve yansımaları açısından hayvanat (ve bütün canlılar), insanın madde boyutu (unsurları) ve insanın hakîkati, mânâsı (rûh, gönül, kalp)...

    Maddede ise dört; Giriş, gelişme, sonuç ve ötesi...

    Ve ölçü noktasında mânâ ve kıtaların bütünü göze alındığında

    c
    a
    b

    a
    b
    c

    b
    a
    c şeklinde...

    Bunları neden yazdım noktasında şu notu da düşeyim ki; meramımız anlaşılsın. Bendeniz şiir bahsinde mânâyı büsbütün açık etmekle baştan ayağa gizlemeyi bir bulmakta ve kendi adıma şiirde gâyenin okuyucu cihetiyle şiirin keyfiyetini tastamam göstermeden bir açık kapı bırakarak o mânâyı şiirin kelimeleri, satırları ve kıtaları arasında dolaşarak bulmasına imkân verilmesinin gerekli olduğu kanaatindeyim...

    III- Son olarak ömrüniz şiir gibi olsun derken şiire ilham noktasında payı bulunan Müberra Kurt Hanımefendi'ye de teşekkür ederim. O deşmemiş olsa idi yazılanların kalan kısmı toprağın altında kalabilirdi. Şiir yazamamak da şiire dâhildir...