• Yolumuz uğradı mah-i güzele
    Güzel için güzel bakmak güzeldir
    Güzelin buyruğu emri üzere
    Güzel ile yola gitmek güzeldir

    Hal böyle böyle halim arzeyle var şaha söyle
    Beni Mecnun etti kend'oldu Leyla
    Mecnun Leylasını bulmadı dostum
    Varıp divanına durmadı dostum

    Güzel ağlar güzel güler nazınan
    Güzel çalar güzel söyler sazınan
    Güzel doğar güzel bahar yazınan
    Baharda açılan güller güzeldir

    Hal böyle böyle halim arzeyle var şaha söyle
    Beni Mecnun etti kend'oldu Leyla
    Mecnun Leylasını bulmadı dostum
    Varıp divanına durmadı dostum

    Güzel giyer güzel şahınm abayı
    Güzel gezer güzel eli obayı
    Güzel doğar güzel Muharrem ayı
    Güzel için matem tutmak güzeldir
    Hal böyle böyle halim arzeyle var şaha söyle
    Beni Mecnun etti kend'oldu Leyla
    Mecnun Leylasını bulmadı dostum
    Varıp divanına durmadı dostum

    https://youtu.be/SkwknyhCpt0
  • Kalbimin saflığında bir özlem çırpınıyor,
    Daha yükseğe, daha güzele ve bilinmeyene
    Şükran duygusuyla ve isteyerek kendini vermek için,
    Ebedi adsız sırlarından çözülüyor;
    Bizler buna dindarlık deriz! Ve ben şu anda
    İşte böyle bir yüksekliğe ulaşmış, o yüksekliğin önünde durmaktayım.
  • "Kalbimin saflığında bir özlem çırpınıyor,
    Daha yükseğe, daha güzele ve bilinmeyene..."
  • Kalbimin saflığında bir özlem çırpınıyor,
    Daha yükseğe, daha güzele ve bilinmeyene...

    -Goethe
  • Duydunuz mu?
    Ben o sesi tüm uğultusuyla hissediyorum.


    - https://soundcloud.com/...s-cover-yann-tiersen -



    Bulutlar toparlanıyor bir bir.. Gerçi hepsi bir bütünlük gibi ya. O halde şöyle demeli. Bulut toparlanıp gidiyor, bir bir… Gitmek mi? O nereden çıktı sahi?..
    Bulutlara baktığımda güzele dair.. kalmaya dair bir şey bulamamak.. tesadüf olmamalı. Öyle ya insan, ruhunun gözleriyle nasıl bakarsa, yeryüzünü öyle görür..

    Gözlerim acıyor,
    Bakamıyorum…


    Sahilin hemen yanındaki çay bahçesindeyim. İsmi “ Gardenya “ Bu da tesadüfün içinde mi yer almalı.. Yoo.. hayır.. gardenya daha çok umutvari bir çiçek ve bulut toparlanıyor bir bir..
    Ve gözlerim..
    Acıyor.



    Uzun zamandır düşünüyorum KAYBETMEK kelimesini ve bu kelimeyi her düşündüğümde pul pul dökülüyorum.. kendime geldiğimde, elimde kalan eksilmişliğim..
    Ve şu çay bahçesindeki masada biriken o pul pul benliğimi anlatamıyorum…
    Garson, bir anlam bulabilmek için sorgulayıcı ve şaşkın gözlerle bakıyor bana..
    Boş bardağımı yavaşça alıyor ve ben bir ÇAY daha istiyorum.
    İçimden - çok daha sıcak olsun bu sefer çay - diyorum..
    Garson, pullara bakıyor..
    Pullar ise acıyan gözleriyle içine…

    Nefesim.. onları canlandırabilir değil mi?

    Bir umut.. bulutların gidişindeki o turuncu ufuk hatırasıyla gelen..

    Üflüyorum pulların hepsine, bir bir..
    Denize doğru…

    Deniz ki yüreğine alabilir benliğimden bu parçayı.. Rüzgar uçuşturarak avuçlarına bırakabilir bu yorgun insan mektubunu.. Üstünde “ kaybetmek “ yazılı…




    Sıcacık çayım geliyor garsonun ellerinde..
    Biriyle karşılaşıyorum, tanıdık.. damağımda o buruk tadıyla.. tane tane.. ya da bir bir..
    Çay taneleri..
    Onlarda hüzünden bir parça gibi.. onlarda kaybetmekle karşılaşmış. “ Dem olmak kolay mı İnsanoğlu? “ der gibi…
    Çay, uykusundan uyanıyor.. üşümüş ellerimle onu kavrarken..
    Tanıyor beni.
    Ve bu ısınışımla, o da ısınıyor sanki…


    Şekeri eksik çayımın..
    Oysa şeker kullanmam ben..

    Bardağımı bulutlara doğru uzatıyorum, kapısını çalmak gibi göğün..
    Bulutların ardında bir kıpırtı!
    Deniz de dinliyor biliyorum.. kabuklar yorgunluğunu bırakmış..
    Bir Güneş.. uyanıyor tatlı uykusundan.



    Cebimde PİYANOMUN siyah beyaz tuşları.. sandalyeden hafifçe kalkışımla tıkırtısını hissettiğim..
    Onlarda güneşi izlemek istiyor olabilirler mi?
    Ellerimi cebime götürüyorum o an.. birini seçiyorum.
    " Şanslı olananız hanginiz? " diyorum, içimden…
    Biri tutuyor hafifçe ellerimden.. o minik hali ve sonsuz yaşıyla..

    Ellerim daha çok ısınıyor hissediyorum ve o daha çok siyah beyaz..


    Yavaşça kırıyorum şanslı tuş tanesini, çayıma tat, çayıma katık ediyorum..
    Çay.. özlemini bulmuş gibi..




    RIHTIMA bir gemi yaklaşıyor..
    Toparlanıyor insanlar..
    Dumanı tüten ama boş kalan bardağımın hemen yanına hesabı bırakıyorum..
    Birkaç demir para..
    Bakıyorumda.. duman o tarafa özellikle uğramıyor…



    Gamzelerimde sızı.. ellerimle yokluyorum varlığını.
    Tomurcuk sancısı.. Güldükçe açacak olan…
    Güneş gibi, tatlı bir uykudan.


    Rıhtıma bir gemi yaklaşıyor..
    Dünyanın bütün kabuklarını toplamış filesinde..
    Denizciler yorgun.. denizciler mutlu.
    Halka yabancı bu duygu.

    “ Herbirinize yetecek kadar acı var!! “ diyor çaylaklardan biri.
    “ Herbirinize yetecek kadar kayıp…
    Ve güzel olan, kime ait olduğu belli değil..
    İnsan, insanın yarasını onaran..
    Kim olduğunu bilmeden, tanımadan..

    Haydi.. O sıcacık ellerinizi uzatın!!
    Ömür geldi de geçiyor şimdi… "



    Gemi ki muhakkak kalkacak…

    - https://soundcloud.com/...ano-cover-ed-sheeran -
    özlem
  • Sevdikçe Özlüyorum.. Özledikçe Daha Çok Seviyorum..
    Seni özlüyorum.
    Gecenin en zifiri anında bile odamı aydınlatan bu aşkı özlüyorum en çok da her gün duyabilmek için çırpındığım sesini. Seni özlüyorum işte...
    Her kavgamızın sonunda çekdiğim sancıları, seni kaybetmek korkusu yüreğimi bir bıçak gibi kestiği anları bile.

    Seni özlüyorum kabul ettim artık bunu...
    Gözbebeklerimin içine yerleşmişsin ve dünyada iyiye ve güzele dair ne varsa içinde sen varsın.
    Meleklerin kanatlarında geliyorsun sen bana her gün, martıların gözlerinde. Bir papatya demetinin üstündeki uğur böceği oluyorsun, ayın şavkında, umudun mavisindeki en çok bu renge tutkunum bilirsin sen varsın.
    Yüreğime işlemişim seni bir dantel gibi ince ince düğümlerle...
    Çözülemezsin çözmem seni.
    Oradasın orada kalmalısın.
    Çünkü bir tek sen yüreğime yakışırsın.