• Kader;
    yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir.

    Güzergâh bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir.

    Öyleyse, ne hayatının hâkimisin...ne de hayat karşısında çaresiz.

    Şems-i Tebrîzi.✒☝️🌹
  • Sıradanlık

    Ertan YAVUZ

    Sıradanlık; Bir bakıma alışkanlıkların esiri olmak anlamına gelse de, kanıksanmış bir davranışın otomatik olarak gerçekleştirilmesidir. Bu anlamda edimi gerçekleştirilen davranışa bilinçsiz bir yeterlilik te denilebilir. Günlük hayatta rutin kelimesiyle vücut bulmuş bir hâline de rastlamak mümkündür.

    Peki nedir bu rutin? Fransızcadan dilimize geçmiş yol, güzergah, rota anlamlarına gelen route kelimesinden türetilerek güzergah dışına çıkmama, yoldan sapmama, alışılmış düzenden ayrılmama anlamlarına gelir. Bu anlamları itibari ile yine Fransızcadan dilimize geçen marjinal kelimesiyle yakın ilişkilidir. Fakat ilişkisi rutin sözcüğünün tam tersi olan çizgi dışına çıkma, düzenin dışında kalma anlamlarını ihtiva eder ki, bu da anlaşılacağı üzere düzenin içinde alışkanlıklarının kölesi olan değil, efendisi olan demektir.

    Her ne kadar sıradanlık yapılan eylem ne kadar değişik olursa olsun sürekli olması durumunda rutin gerçeğine bulaşsa da, yaşantısal bağlamda sıradanlık marjinal bir farklılığa da temas etmekte. Nasıl mı? Günümüz insanı farkında olmadan birçoklarının yapmış olduğu tavır, davranış, giyim, kuşam ve söylemlerini yineleyip durmakta ve maalesef yine farkında olmadan bir başkası üzerinden kendini yeniden tanımlamakta. Dolayısıyla bir türlü kendi olamayan birey marjinal olduğunu zannederek farklılık yaşadığını düşünüp kendini gerçekte bir kopya benlik durumuna düşürmektedir. İşte konunun bu bağlamında sıradanlık çoğunluğun yaptığı şeyi yapmayan, söylediklerini tekrarlamayan birey konumunu oluşturarak gerçek marjinali tanımlamaktadır.
    Sıradan olan ilk anlamı dışına çıkarak sıradışı bir anlam bütünlüğüne ulaşmakta, yapılan her eylem, söylenen her tümce marjin çizgisinin yani kenar çizgisinin dışında yer bulmaktadır.
    Herkesin herkes olmaya kalktığı günümüzde denilebilir ki sıradan olmak gerçek marjinal olmaktır. Örneğin sosyal medyada sürekli aynı görsele maruz kalmak o görseli paylaşan kişi açısından sıradışı bir deneyim gibi görünse de aynı yüzü ya da resmi görenler açısından can sıkıcı bir rutine dönüşmekte, bu durumda kendinin düzenin dışında olduğunu zanneden ve farklı akışlara sahip olduğunu düşünen kişi ya da kişiler farkında olmadan gerçek rutini oluşturduklarını bile fark edememektedir.

    Örnekleri günlük yaşam üzerinden vermek istersek, her ne kadar “insan giysileriyle karşılanır ama söyledikleriyle uğurlanır.” diye bir atasözü olsa da, moda dünyası marjinal bir sen yaratıyor imajı sergileyen yalancı ve sahte bir kapital şirketle topluluğudur. Aynı giysiden, ayakkabı ya da aksesuardan binlerce ve hatta milyonlarca üretilmesi bunun en güzel kanıtıdır. Yine üreten insanın ürettiğini tüketmesi üzerine kurulu olan sistem kendi kuyruğunu ısırıp karnını doyurmaya çalışan bir yılan misali kısır bir döngünün içerisinde döner durur. Tüm marjinalliği üzerine giydiği ve herkes tarafından satın alınabilecek sıradan bir giysi olan kişi için sıradanlık, yaşantısında söz konusu bile olamaz gibi gelir. Oysa, uzun zaman önce çoğunluğun yanında bulunarak aynılık aynasına hapsolmuştur bile...

    Şimdi durup kendimize sormamız gereken sorular şunlar olmalı;

    1.Tüm alışkanlıklar birer rutin midir?
    2. Her rutine sıradan gözüyle bakılabilir mi?
    3. Gerçek marjinal kimdir ya da nedir?
    4. Sıradışı olmak için gerekli olan askari sıradanlık limiti ne kadar olmalıdır?
  • Kader yolun tamamı değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergâh bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatına hakimsin, ne de hayat karşısında çaresizsin.
  • Yol uzun,güzergâh zorlu..ne demeliyim?
  • 1.Kural

    Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sende korku ve utanç içindesin çoğunlukla...Yok eğer Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.

    2.Kural

    Hak Yol' unda ilerlemek yürek işidir,
    akıl işi değil. 
    Kılavuzun daima yüreğin olsun,
    omzun üstündeki kafan değil.  
    Nefsini bilenlerden ol,
    silenlerden değil!

    3.Kural

    Kuran dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri manadır. Sonraki batıni mana. Üçüncü batıninin batınisidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.

    4.Kural

    Kainattaki her zerrede Allah'ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescidde, kilisede, havrada değil, her yerdedir. Allah'ı görüp yaşayan olmadığı gibi, O'nu görüp ölen de yoktur. Kim O'nu bulursa sonsuza dek O'nda kalır.

    5.Kural

    Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. "Aman sakın kendini" diye tembihler.  Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: " Bırak kendini, koy gitsin! " Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!

    6.Kural

    Şu dünyadaki çatışma, ön yargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşk dilsiz olur.

    7.Kural

    Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat' i keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.

    8.Kural

    Başına ne gelirse gelsin karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Dileğin gerçekleşmediğinde de şükret.

    9.Kural

    Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları, sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir..

    10.Kural

    Ne yöne gidersen git, -doğu, batı, kuzey ya da güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.

    11.Kural

    Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni taptaze bir "sen" zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.

    12.Kural

    Aşk bir seferdir.  Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.

    13.Kural

    Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı hoca şeyh şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.

    14.Kural

    Hakk'ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. "Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir" diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

    15.Kural

    Allah içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldür. Tek tek her birimiz tamamlanmış bir sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.

    16.Kural

    Kusursuzdur ya Allah, O'nu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan'dan ötürü yaradılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne de layıkıyla sevebilirsin.

    17.Kural

    Esas kirlilik dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.

    18.Kural

    Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara ; dışında başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen Rabbini bilir. Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan insan, sonunda mükafat olarak Yaradan'ı tanır.

    19.Kural

    Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.

    20.Kural

    Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

    21.Kural

    Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk' ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.

    22.Kural

    Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.

    23.Kural

    Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki, ağlar perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz. Aşırılıktan uzak dur.

    24.Kural

    Mademki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, atttığı her adımda Allah'ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile gene başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.

    25.Kural

    Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başlarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak, nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.

    26.Kural 

    Kainat yekvücut, tek varlıktır. Her şey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma, bir başkasının hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öteki ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.

    27.Kural

    Şu dünya bir dağ gibidir. Ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır. Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse dünya değişir.

    28.Kural

    Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz.

    29.Kural

    Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten "ne yapalım kaderimiz böyle" deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatına hakimsin, ne de hayat karşısında çaresizsin.

    30.Kural

    Başkaları tarafından kınansan, ayıplansan, dedikodun yapılsa hatta iftiraya uğrasan bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kötü laf etme. Kusur görme. Kusur ört.

    31.Kural

    Hakk'a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık, kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp... Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar, kimimiz ise ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.

    32.Kural

    Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı'ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma! İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!

    33.Kural

    Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutanda benlik zannı değil hiçlik bilincidir.

    34.Kural

    Hakk'a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır, emin bir beldede yaşar.

    35.Kural

    Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Tanrıya inanmayan kişi ise içindeki inananla. İnsan-ı kamil mertebesine varana kadar gıdım sıdım ilerler kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.

    36.Kural

    Hileden, desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor zarar vermek istiyorsa, Tanrı da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer. O'nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz, Sen sadece buna inan!

    37.Kural

    Tanrı kılı kırk yararak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki, sayesinde her şey zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için biz aşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı.

    38.Kural

    "Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?" diye sormak için hiç bir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

    39.Kural

    Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiç bir zaman bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır merkezinde... Hem de bir günden bir güne hiç bir şey aynı olmaz.

    40.Kural

    Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşk'ın ise hiç bir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır merkezinde, ya da dışındasındır hasretinde.
  • Nazi Almanyası ile Sovyetler Birliği arasında Ribbentrop ve Molotov tarafından Moskova'da 23 Ağustos 1939'da imzalanan Saldırmazlık Paktı'nın üzerinden 22 ay geçmişti. Stalin bu süreyi çok iyi değerlendirdi. Fabrikalar Ural Dağlan'nın doğusuna taşınmıştı bile. Nazi saldınsı başlayınca Kızıl Ordu, bir zamanlar çarlık ordularının Napolyon orduları önünde yaptığına benzer bir şekilde, ardında ateşe verilmiş topraklar bırakarak Moskova'ya kadar çekildi. Japonların Almanlar safında savaşa gireceğini öğrenen Stalin, Sovyetler Birliği'nin en doğusundaki topraklarda üslenmiş, yıpranmamış, taze Kızıl Ordu birliklerini Batı'ya sevk etti ve Ruslar, 194 1 sonunda Alman tanklarını Moskova yakınlarında durdurdu. I Ol Savaşın başladığı günü izleyen seher vakti Ruzi ve arkadaşlan borazan sesleriyle uyandılar. Uzakta patlayan topların sesi onların bulunduğu yerden bile duyuluyordu. Askerler, bindirildikleri silah ve mühimmat dolu yük arabatarıyla Besarabya taraflarına doğru hareket etti. Güzergah boyunca ilerlerken, iki askeri havaalanının yakınından geçtiler. Alman uçaklan tarafından ağır bir şekilde bombalanmış havaalanlarında uçaklar tamamen imha
    edilmişti. Her taraf alevler içindeydi.
  • Hayatın getirdiklerini yaşamak yerine, kendine yaşayacak bir hayat kurgulama arzusu, ihtirası içindeyiz az çok hepimiz. Bir çocuğun elindeki oyun hamurunu yoğurup biçimlendirebildiği gibi biçimlendirebileceğimiz günlerimiz olsun istiyoruz. Öngörülmüş, planlanmış, sürprizlere kapalı... Bu sadece hayatın gündelik faaliyetleri için böyle değil; zihnimizin ve kalbimizin de çizdiğimiz güzergâh dışına çıkmasını istemiyoruz. Hangi sosyal çevrede bulunacağımızı, kimi seveceğimizi, kimlerle aramıza mesafeler koyacağımızı, neyi ne zaman ne şekilde hatırlayacağımızı, günleri neye göre sıraya koyacağımızı hep kendimiz belirlemek istiyoruz. Sanıyoruz ki böyle yaparsak, hayatın tadını kaçıracak kötü sürprizlerden yakamızı kurtarır, daha mutlu yaşarız. Oysa insanı zenginleştiren şey hayatın ona getirdikleridir.

    #GökhanÖzcan

    https://www.yenisafak.com/...yan-hayatlar-2049259