• 200 syf.
    ·1 günde·Beğendi·9/10
    Birçok insanın ilk mangasıdır. Pdf dosyasını açıyorsunuz, başlık bölümünü geçtikten sonra karşınıza şöyle bir diyalog çıkıyor :

    Shinigami 1 :Kahretsin

    Shinigami 2: 2 kafatası gene ben kazandım

    Shinigami 3: Nereye gidersen git, bu Shinigami dünyası çorak

    Shinigami 4: HÖ? Nereye gidiyorsun Ryuk ?

    Ryuk: Gidip bakma zamanı geldi

    Shinigami 3 : Aslında sen Shinigami kralını kandırıp 2 tane almamış mıydın ? İkisini de mi kaybettin ? Ha haaa öküz herif nasıl kayberdesin ?

    Ryuk: Ölüm defterimi kaybettim.




    Garip değil mi sizce de ? Bu konuşmaları ayarlayan herif sanki önce cevabı vermiş, sonra soruyu sormuş. Diğer yandan pdf olarak değil de, manganın kendisini almışsanız da kitabın ilk sayfasında ''Dikkat bu son sayfadır!'' uyarıları var. Ula bu japonlar bizle dalga mi geçiyir ? Noluyo ? Cümleler niye devrik, ilk sayfa neden son sayfa ? Niye önce cevap veriliyor sonra soru soruluyor ? Ve her şeyden önemlisi , babam böyle pasta yapmayı nerden öğrendi ???

    Her neyse, birçoğumuz mangaların soldan sağa değil de, sağdan sola olarak okunduğunu acı da olsa öğrendik. Şahsen benim ilk mangam Bleach olduğundan sanırsam bu kuralı 2.ciltte anca çözebilmiştim. Sağdan sola okuyorum cümle mantıklı, soldan sağa okuyorum cümle yine fena değil ; e hangisi doğru o zaman ??? Hayır, bende kafada yok interneti açıp baksana ne uğraşıyorsun! Youtube'da ''Manga nerden nereye okunur'' başlıklı bir video gördüğümde de dalga geçmiştim '' İlkokul çocuğuyuz ve sanki nasıl okunduğunu bilmicez halllah halllaaaah !'' Böyle bir cümle kurarsan sonradan tabi acısını çıkarmak için mecburen videoyu 2 kere izleyecek duruma düşersin.

    Sağdan sola doğru okunduğunu unutmayın diyerek kitaba geçiyorum izninizle ...


    Yukarıda belirttiğim gibi birçok insanın ilk mangasıdır. Mangalara karşı bir ön yargınız varsa veya bir yerlerden başlamak istiyorsanız bende size Death Note'u önerebilirim. Kurgusu büyük-küçük, kız-erkek hemen her insana hitap edebilir.

    Başlarda basit bir hikaye gibi gözükebilir. Hatta Bleach'i az çok bilenler yine bir Shinigami hikayesi olduğunu düşünebilir; ama ne basit bir hikaye, ne Shinigami ön planda; bambaşka bir manga bu seferki. Kimi zaman çok sevecek, kimi zaman üzülecek, kimi zaman sevinecek, kimi zaman ise beyniniz ne olduğunu düşünmekten iflas edecektir.

    Peki bu Death Note nedir ?

    Death Note, içine ismi yazılan kişinin öldüğü bir defterdir. Tabi belli başlı kurallar vardır, birkaçını yazayım buraya:

    -Öldürmek istediğiniz kişinin adını bilmeniz, yüzünü ise görmeniz lazım.

    -Kişinin kullandığı ad, gerçek adı değil de lakabı veya yalancıktan ortaya attığı bir isimse kimseye bir sıkıntı olmaz.

    -Öldürmek istediğiniz kişinin nasıl öldürüleceğini yazmazsanız eğer, 40 saniye içinde kalp krizinde ölür. Ölüm sebebini yazarsanız, ayrıntıları 6 dakika 40 saniye içinde belirtmeniz gerekir. Kurbanı 23 gün kadar kontrol edebilirsiniz.



    Kitapta taraftarlar genelde ikiye ayrılır:

    1) Light Yagami(Kira) Taraftarları

    2)L Taraftarları

    Şahsen 2.ciltten beri L'i tutuyorum ve Yagami'de kim ne buluyor bir türlü anlamıyorum. L, bana kalırsa en sağlam dedektiflerden biri ve Yagami de en zeki kötülerden biridir. Artık siz hangisi seçersiniz bilmiyorum.

    Son olarak:

    Birçok arkadaşım 7.ciltten sonra artık kitabın bozduğunu ve eski tadı vermediğini düşünüyor. Tabi finalin iyi olmadığını düşünenler de var. Bana kalırsa 8.cilt biraz sıkıcıydı, ama devamı çok güzeldi. Finali de çok sevdim. Hiçbir sıkıntı yoktu, güzel mangaydı.

    İndirmek isterseniz :

    #30647863

    Umarım faydalı bir inceleme olmuştur, kendinize iyi bakın :D


    Dipnot: Manga okuyorsanız, çizgi roman okumanızı tavsiye etmem. Çizgi roma soldan sağa, manga sağdan sola beyin yanıyor belli bir yerden sonra. Ben uyarayım da, mangayı bitirdikten sonra çizgi roma geçer ve haberiniz olmadan tersten okuyarak bitirir ve tekrardan okumak zorunda kalırsanız sonra demedi demeyin...
  • Metin sefanın asker arkadaşıydı aynı durakta taksi şoförlüğü yapıyordular duraklarının karşısında bayan kuaförü vardı ve sevgi burada çalışan kızlardan biriydi
    Metin sevgiye tutulmuştu daha ilk gördüğü günden itibaren aşık olmuştu fakat bu aşkı kendinden başka kimseye söyleyemedi
    Günler birbirini kovalarken sefa metine aksam konuşalım kardeşim işten sonra hem yemek yeriz hem bir konuşmam gerek seninle
    Metin tabiki akşam görüşürüz kardeşim deyip müşteriye gitti
    Akşam buluştu iki arkadaş
    Metin sordu kardeşine
    -evet kardeşim anlat bakalım
    Sefa söze nasıl başlayacağını bilemedi önce sonra sevgi var ya dedi kuaförde çalışan
    - ee ne olmuş sevgiye
    - abi ben o kıza çok fena aşık oldum
    Metin ne diyeceğini bilemedi donakaldı çünkü en sevdiği arkadaşı ile aynı kıza aşık olmuştu ama artık çok geçti zaten söyleyememişti artık hiç söyleyemezdi de
    - biz iki gündür konuşuyoruz sanırım aradığım kadını yani eşim olacak kadını buldum
    Sevginin kimi kimsesi yoktu sefa ile ortak yanları ikisi de yetimhanede büyümüşler yaşları dolunca ayrılıp kendi hayatlarını itam ediyorlardı zaten birbirlerine de böyle yaklaşmış kaderdaş olmuşlardı birbirlerinden başka kimseleri yoktu
    Metin belli etmeden çok sevindim kardeşim Mevla’m hayırlı etsin inşallah dedi ve muhabbeti böylelikle noktalamış oldu yani araya girmeyi bırak metin tamamen teslim olmuştu bu duruma nasip dedi ve konuyu kendi içinde kapattı
    Bir kaç gün sonra son model bir araba kuaförün önüne park etti içinden iri yarı bir adam ve çirkin suratlı bir adam çıkıp kuaföre daldı
    Çirkin suratlı adamın işlettiği barın gözde konsomatristi içlerdeydi ve zorla çıkarmaya çalışıyordu
    Sevgi duruma müdahale etmek istedi çirkin suratlı bu mendebur adama bağırdı çirkin dışarı polis çağıracağım yoksa
    Çirkin suratlı adam kadını adamına doğru itip tut şunu dendikten sonra sevgiye yaklaştı
    Sende fena değilsin haaa istersen sende gel benimle çok para kazanırsın ne dersin
    Bu iğrenç teklif sonrasında sevgi çığlık attı metin sefa ve iki taksici daha kuaföre daldı ne oluyor diye
    Çirkin suratlı adam tehditkâr bir şekilde sevgiye seninle görüşeceğiz ufaklık dedi
    Sefa atıldı kimsin lan sen ne görüşeceksin diye arbede başladı kavgayı diğer dükkândan gelenler ayırdı
    Çirkin suratlı adam kapıdan çıkarken görürsün seni alacağım diye bağırdı
    Sefa ve metini zapt etmek hayli zordu ama çirkin suratlı adam istediğini almak için mutlaka geri gelecekti adamlarından birine emri verdi bu kızı takibe alın
    - tamam abi
    Bir kaç gün sonra bir müşteriyi bırakıyordu barın birinin önüne burası oldukça lüks biriydi tam adam inerken çirkin suratlı adamı gördü on metre ilerisinde arabadan indi o kadında onun yanındaydı kapıdakiler saygı hürmet gösterip içeri aldılar
    Metin arabadan inip kapıdaki adamlara yaklaştı
    -pardon bir şey sorabilir miyim? Bu içeri giren adam kimdi
    Ne yapacaksın yok geçen benim taksiye bindi buranın adresini verdi is teklif etti bu yanında ki ablayı sanırım evden alıp buraya buradan alıp eve götürmek için bu yüzden gelirsen yardımcı olurum sana dedi bende kimden yardım istiyorum kime çalışacağım bilmek istedim yoksa benim ne işim olabilir ki
    Kapıdaki yalaka iri yarı çam yarması gibi adam başladı anlatmaya bu bölgenin abisidir yani mafya bu adama yanlış yapmak demek ölmek demektir eğer işe baslarsan sen sen ol sakın hata etme
    Kapıdaki adamı hem böbürlene böbürlene abisini anlatıyor hem anlattıkça kabarıyordu
    metin anlayacağını anlamıştı oradan ayrılıp mahalleye geldi direk sevginin evinin önünden geçerken siyah bir araba fark etti içinde bir adam oturuyordu herhâlde öylesine biridir diye umursamadı açıkçası eve gidip yattı
    Sabah kalktığında hala araba ve adam oradaydı bunda bir iş var kesin diye içinden geçirdi haksız da değildi
    Durağa gitti sefa daha yeni geliyordu bir şey söylemedi birazdan sevgi gelip dükkanı açtı aynı araba şimdi gelip elli metre ileriye park etti metin durumu anladı bu adam o çirkin suratlının adamıydı
    Sefaya belli etmedi ama durumu anlatmak zorundaydı kardeşim hadi biraz konuşalım çay içelim ne dersin sefa olur dedi kalktılar bir çay bahçesine gidip oturdular metin durumu olduğu gibi anlattı ve tek çare sizin buradan kaçmanız dedi son olarak
    Sefa şaşkındı ama mecburdu da sevgiye bir şey olmasından korkuyordu bu yüzden kabul etti
    Hemen sevgiye telefon edip kıza durumu olduğu gibi anlattı kız kaçmayı mecburen kabul etti
    Metin adamı oyalayacak sefa kızı alıp kaçacaktı
    Birazdan durağa geçtiler plan hazırdı
    Metin adamın yanına gitti
    - selamün aleyküm kardeş araba kaç model satılık mi jantlar yenimi soru yağmuruna tuttu adam birine cevap verse üçüne vermiyordu gözü sevginin dükkanındaydı
    Metin arabanın yanında dolaşıyor sorularına devam ediyordu
    O ara kız dükkandan hızlıca çıktı sefanın arabasına atladı adam hamle yaptı ama metin adamın üstüne atlayıp boğuşmaya başladı
    - ulan size kız kaptırır mıyım diye bağıra bağıra boğuşuyordu kısa süre içinde sefa ve sevgi gözden kayboldu
    Metini ve adamı komşular gelip birbirinden ayırdı
    Adam arabaya bindi neye bulaştığını bilmiyorsun bittin sen diye tehdit savurup gaza bastı
    Metin gece iş bitiminde eve girerken kafasında bir ağırlık hissetti olduğu yere yığıldı.



    Metin gözlerini açtığında karanlık bir odanın içindeydi ölüm sessizliği sarmıştı her yanını elleri oturduğu sandalyenin arkasına bağlıydı ayakları sandalyenin bacaklarına ağzı kapalıydı kan dolu burnundan zorla nefes alabiliyordu ayakları buz kesmişti ayak parmaklarını hissetmiyordu bedeni çıplaktı belki sadece mahremini örtecek kadar kapalıydı nefesi titriyor ve içinden imdat çığlıkları sessiz birer nida gibi göğüs kafesinde yankılanıyordu bir çok uzvunun hissini yitirse de şuuru bilinci açıktı
    Buraya nasıl geldim Allahlım yardım et diye içinden dualar ediyordu
    Kaç saattir burada olduğunu bilmiyordu annesi Züleyha hanımı babası Rüstem beyi ve küçük kardeşi nazlıyı merak ediyordu acaba onlara da ulaştı mı bu deyyuslar diye öfkeyle mırıldandı
    Kurtulmak için sandalyesini sendeletse de başaramadı ve hareket ettikçe plastik kelepçenin kenarları bileklerini daha çok incitiyordu boğulan bir adamın feryadı gibi soluk bir bağırtı yankılandı boş odanın yada deponun buz kesmiş duvarlarında
    Kısa süreli bir sinir krizi geçirdi gücünün kurtulmaya yetmemesi bu lanet yerden kurtulamama kaygısı bütün sinirlerini alt üst etmeye yetmişti daha fazla göz yaşlarını tutumayıp özgür bıraktı
    Kendini ve ruhunu dinlendirmesi gerekiyordu bunun için güzel anıları hatırlamak en güzel çıkış kapısıydı
    Vücudunun bir çok yerinde ağrıları vardı bu ağrıların bazıları öyle şiddetliydi ki dayanılmaz acılar içinde metini kıvrandırıyordu bunlardan kurtulmam gerek en azından biraz olsun unuturum niyetiyle eski günleri güzel günleri anımsamaya başladı
    Henüz çocukken izinsiz girdiği bahçeleri hatırladı önce bahçe sahibinin onları nasıl kovaladığı kaçarken düştüğü fosseptik çukurunda nasıl debelendiğini hatırlayınca acı acı kahkaha attı kendine
    Sonra okulda arkadaşları ile aldıkları bir paket sigarayı saklayacak yer bulamayınca damakları hissizleşinceye kadar içip bitirdiklerini hatırladı
    Sonra ilk aşkını aslında bu acı vericiydi ve kapanan yaralarının yeniden kanaması gibiydi bunun çocukça ve saçma bir fikir olduğunu kabullenip bu kısmı atlıyor
    Sonra askere giderken alkış tutan en büyük asker bizim asker sloganlarına karışmış kendini hatırladı güzel heyecanlı bir gündü bu ufak bir kaza olmuştu konvoyda aracın biri otoyolda raks edercesine giderken başka bir araca toslamış olsa da o gün güzeldi
    Askerliğini hatırladı ilk günden son güne kadar çıktığı görevleri aldığı cezaları karıştığı bir kavgadan dolayı her yanı simsiyah olana kadar sırtında taşıdığı kömürleri hatırladı
    Sonra dönüşünü annesine babasına heyecanla hasretle sarıldığı günü o askerdeyken doğan küçük nazlıyı hatırladı
    O ara demir kapının gıcırdamasını duydu pür dikkat kesilip sesleri dinlemeye başladı yankılanan ayak sesleri adım adım yaklaşıyordu heyecanı hat Safhadaydı çıkmış tutsak olmanın acı vahameti karşısında çaresizce bekliyordu
    Karanlığın içinden tok bir ses yükseldi açın ağzını
    Arkadaşın olacak o piç nerede sevgiyi nereye sakladınız
    Metin nefesini toplamaya çalışıyordu saatlerdir ağzındaki bezin düğümü ağzını uyuşturmuştu güçlükle konuşuyordu
    -arkadaşım kimsesiz olabilir ama piç değil burada bir piç varsa oda muhtemel ki sen ve adamlardan başkası değil
    Suratına inen bir yumrukla sandalyeyle beraber sağ tarafa doğru savrulup düştü yumruğun ve düşünce başını beton zemine çarpmasına dayalı kısa süreli bir bilinç kaybına uğradı dev gibi iki el tutup kaldırdı yerden metin kendine gelmeye çalışıyordu
    Yüreği ve bütün varlığı çirkinliğin en dibine vurmuş bu namert ses tekrar ediyordu
    -Neredeler söyle yoksa buradan çıkman muhtemel bile değil seni öyle
    -bilmiyorum bilsem de o masum çocukları sana nasıl teslim edeceğimi düşünüyorsun ahmak herif
    Devam edemeden bir yumruk daha patlıyor metinin suratına ve yine kan revan yerde
    - ben biliyorum seni nasıl konuşturacağımı piç oğlu piç. Alın şu mendeburun babasını içeriye açın gözlerini
    Emri uygulayan devasa boyuttaki haydut kılıklı herif metinin gözlerini açtı
    Uzun zamandır kapalı olan gözleri hiçbir şey görmüyordu bir kaç dakika sonra metinin babası Rüstem beyin sesi duyuldu
    -iyiminsin oğlum ağlayan inleyen bir babanın feryadıydı bu
    -- iyiyim baba şükürler olsun iyiyim
    -evladım ne oluyor burada kim bu adamlar bizi niye getirdiler buraya kötü bir şey mi yaptın sen
    -hayır baba müsterih ol senin başını önüne eğecek hiçbir şey yapmadım
    -evladım niye buradayız öyleyse kim bu kılıksız adamlar
    Çirkin suratlı çirkin yürekli adam o pis sesiyle gürledi
    -oğlun olacak bu hergele ile arkadaşı piç sefa bir kız kaçırdı sefa ve kız ortalarda yok eğer oğlun konuşmazsa ilk seni öldüreceğim hadi söyle yavrucuğuna da seni kurtarsın
    Metine dönüp pis pis sırıtarak metin babanı kurtarmayacak mısın hadi söyle nerede olduklarını babanı anneni ve nazlıyı al git buradan söz bir şey yapmayacağım
    Bu kelimeleri sıralarken kıllı çirkin suratı hain gülümsemelerle metine bakıyordu
    -evladım biliyorsan söyle de gidelim buradan hadi oğlum annen ve kardeşin diğer odada yaşlı babanı anneni kardeşini düşün
    -metin ağlamaya başlamıştı babacığına acı acı bakıyordu
    Yemin ediyorum ki bilmiyorum baba bırak babamı aşağılık herif bırak bırak diye. metin inliyordu dev gibi adam Rüstem beye öyle bir yumruk indirdi ki Rüstem bey muhtemelen yere fırladığını bile anlayamadan bayılmıştı
    Metin öyle feryat etti ki baba diye bütün odanın duvarları metinin sesine eşlik edip baba diye haykırıyordu.
    Çirkin adam emri verdi kaldır şu yaşlı bunağı
    - konuş lan şerefsiz konuş babanı hiç mi sevmiyorsun adamın senin yüzünden düştüğü hale bak sen nasıl bir evlatsın hayırsız piç
    Metin çırpınıyordu ama nafile kurtaramıyordu ellerini ayaklarını
    - ..... çocuğu ..... çocuğuuu diye metin ciğerlerini yırtarcasına kadar bağırıyordu
    Çirkin surat belindeki tabancayı çekip Rüstem beye üç el ateş etti
    Rüstem bey bir dakika kadar çırpınarak ruhunu teslim ederken gözleri oğlu metine bakıyordu
    Metin şoka girmiş neye uğradığını şaşırmış öylece baka kaldı nefesi tutuldu sesi kısıldı yok oldu resmen
    Çirkin surat yeni bir emir verdi
    - kaldırın şu vadesi buraya kadar olan mendeburu annesini getirin
    Metin ne yapacağını ne diyeceğini bilmiyordu babasının ayaklarından iki kişi tutup odanın karanlık köşesine çektiler sürükleyerek
    Metin karanlıkta babası kaybolana kadar izledi hala kendinde değildi babası dünyası her şeyi yıkıldı aklı bulanıktı bildiği ne varsa unutmuştu kolları ayakları başı her yeri uyuşmuş gücünü tamamen yitirmişti
    Az sonra annesini içeriye aldılar annesi Züleyha hanımı kollarından sürükleyerek getirip sandalyeye az önce babasının oturduğu yere oturttular
    Annesi metinim diye feryat etti oğlunu görünce ama omuzlarında ki iki büyük el yüzünden kalkamadı kadıncağız.
    Metin annem özür dilerim annem seni kurtaracak kadar bir şey bilmiyorum vallahi bilmiyorum yalvarıyorum bırakın annemi Allah rızası için annemi bırakın bilmiyorum bilmiyorum diye inliyordu
    Çirkin suratlı adam Züleyha hanımın kulağına doğru eğilip
    - sen nasıl bir annesin şu yetiştirdiğin çocuğa bak az önce babasının ölümüne sebep oldu şimdi senin ölümüne sebep olacak ama merak etme ben cezasını vereceğim sen sakin ol ben çok bir şey istemiyorum
    Sesini güreştirerek şu yavşak oğluna söyle kızın yerini söylesin diye bağırdı.
    Züleyha hanım korkarak evladım ne diyor bir adam baban nerede sen mi öldürdün babanı ne diyor bu adam
    Metinin dünyası kararmış kısık sesiyle hayır anne babamı sadakatim ve dürüstlüğüm öldürdü bu adam öldürdü anne babamı öldürdü derken hüngür hüngür ağlıyordu
    Şimdi Züleyha hanımda ağlamaya başlamıştı
    - evladım söyle değer miydi bunca şeye ne olur söyle kurtar bizi anacığı yalvarıyordu resmen oğluna
    Metin yemin ediyordu vallahi bilmiyorum anne bilsem söylemez miyim babam öldü sen buradasın kardeşim burada bilsem söylemem mi
    Çirkin surat atıldı lafa
    Bak oğlum söyle nerde olduklarını yoksa annenin de sonu baban gibi olacak inat etme lan yemişim dostluğunu arkadaşlığını annenden babandan daha mı kıymetli o piç söyle kurtulun hadi
    Metin yalvarıyor yeminler ediyordu kafayı kıza takmış çirkin surat tatmin olmuyor daha çok baskı uyguluyordu metinden bir şey çıkamayınca tek el ateş sesi odayı hüzne boğmuştu
    Züleyha hanım sandalyeden yere yuvarlanıp oracıkta kaldı
    Metin anne diye feryat etti ki artık sesi çıkmıyordu bile bağırmaktan sesi kısılmıştı kolu kanadı kırıldı daha fazla dayanamayıp bayıldı
    Çirkin surat emri verdi ayıltın şunu kaldırın su kadını yerden ulan bir inat uğruna iki kişiyi mort ettik iyimi bastı kahkahayı
    Metinin kafasına serpilen su ile kendine gelmişti
    - Allah belanı versin Allah seni kahretsin vicdansız köpek diye inliyor ve ekliyordu beni öldürseydin keşke onların ne günahı vardı zalim zulümkâr Allah belanı versin diye ağlıyordu
    Çirkin surat yeniden konuşmaya başladı ulan şerefsiz suçlu ben miyim ben öldürmedim senin zavallı anneni babanı sen öldürdün sen, senin inadın öldürdü
    Ama merak etme birazdan acılarına son vereceğim annene babana kavuşacaksın ha nazlıyı merak etme o artık benim benden aldığınızın karşılığında kardeşini senden alıyorum açıkçası bu alışverişi sevdim
    Metinin kanı donmuştu bu domuz herifin söyledikleri karşısında
    - vur ulan .... çocuğu vur bilsem de artık söylemem canın cehenneme senin diye küfürleri sıralarken çirkin surat tabancasında kalan 10 mermiyi metinin vücuduna rast gele boşalttı
    Zavallı metin vücudu delik-deşik bir hâlde sandalyenin üzerinde kalmıştı gözleri annesine doğru ışığını usulca kaybetti.
    Geber piç geber diye gürledikten sonra adamlarına emri verdi bunların leşini yakın bunlardan geriye toz bile kalmasın.
    Son emri verip çıktı nazlının yanına gidip yüzündeki vahşeti gizleyerek artık sen benimlesin sevgi dedi
    -hayır benim adım nazlı
    Çirkin surat anneni babanı ağabeyini kaybettik trafik kazası geçirdiler onlar artık yoklar anladın mı artık sen ve ben varız biz ikimiz hadi şimdi sana yeni elbiseler alalım bu kötü günü unutalım gitsin ne dersin
    Nazlı ağlıyordu annesine babasına ağabeyine kimsesi kalmamıştı nereye kime gideceğini bilmiyordu korkuyordu ve bu adamla gitmesi gerektiğini çocuk bile olsa idrak edebilmişti yaşlı gözlerini koluna sile sile çirkin suratlı bu adamın elini tuttu ve usulca yürüyüp gecenin karanlığında uzaklaştılar oradan....

    Semavi
  • Metin sefanın asker arkadaşıydı aynı durakta taksi şoförlüğü yapıyordular duraklarının karşısında bayan kuaförü vardı ve sevgi burada çalışan kızlardan biriydi
    Metin sevgiye tutulmuştu daha ilk gördüğü günden itibaren aşık olmuştu fakat bu aşkı kendinden başka kimseye söyleyemedi
    Günler birbirini kovalarken sefa metine aksam konuşalım kardeşim işten sonra hem yemek yeriz hem bir konuşmam gerek seninle
    Metin tabiki akşam görüşürüz kardeşim deyip müşteriye gitti
    Akşam buluştu iki arkadaş
    Metin sordu kardeşine
    -evet kardeşim anlat bakalım
    Sefa söze nasıl başlayacağını bilemedi önce sonra sevgi var ya dedi kuaförde çalışan
    - ee ne olmuş sevgiye
    - abi ben o kıza çok fena aşık oldum
    Metin ne diyeceğini bilemedi donakaldı çünkü en sevdiği arkadaşı ile aynı kıza aşık olmuştu ama artık çok geçti zaten söyleyememişti artık hiç söyleyemezdi de
    - biz iki gündür konuşuyoruz sanırım aradığım kadını yani eşim olacak kadını buldum
    Sevginin kimi kimsesi yoktu sefa ile ortak yanları ikisi de yetimhanede büyümüşler yaşları dolunca ayrılıp kendi hayatlarını itam ediyorlardı zaten birbirlerine de böyle yaklaşmış kaderdaş olmuşlardı birbirlerinden başka kimseleri yoktu
    Metin belli etmeden çok sevindim kardeşim Mevla’m hayırlı etsin inşallah dedi ve muhabbeti böylelikle noktalamış oldu yani araya girmeyi bırak metin tamamen teslim olmuştu bu duruma nasip dedi ve konuyu kendi içinde kapattı
    Bir kaç gün sonra son model bir araba kuaförün önüne park etti içinden iri yarı bir adam ve çirkin suratlı bir adam çıkıp kuaföre daldı
    Çirkin suratlı adamın işlettiği barın gözde konsomatristi içlerdeydi ve zorla çıkarmaya çalışıyordu
    Sevgi duruma müdahale etmek istedi çirkin suratlı bu mendebur adama bağırdı çirkin dışarı polis çağıracağım yoksa
    Çirkin suratlı adam kadını adamına doğru itip tut şunu dendikten sonra sevgiye yaklaştı
    Sende fena değilsin haaa istersen sende gel benimle çok para kazanırsın ne dersin
    Bu iğrenç teklif sonrasında sevgi çığlık attı metin sefa ve iki taksici daha kuaföre daldı ne oluyor diye
    Çirkin suratlı adam tehditkâr bir şekilde sevgiye seninle görüşeceğiz ufaklık dedi
    Sefa atıldı kimsin lan sen ne görüşeceksin diye arbede başladı kavgayı diğer dükkândan gelenler ayırdı
    Çirkin suratlı adam kapıdan çıkarken görürsün seni alacağım diye bağırdı
    Sefa ve metini zapt etmek hayli zordu ama çirkin suratlı adam istediğini almak için mutlaka geri gelecekti adamlarından birine emri verdi bu kızı takibe alın
    - tamam abi
    Bir kaç gün sonra bir müşteriyi bırakıyordu barın birinin önüne burası oldukça lüks biriydi tam adam inerken çirkin suratlı adamı gördü on metre ilerisinde arabadan indi o kadında onun yanındaydı kapıdakiler saygı hürmet gösterip içeri aldılar
    Metin arabadan inip kapıdaki adamlara yaklaştı
    -pardon bir şey sorabilir miyim? Bu içeri giren adam kimdi
    Ne yapacaksın yok geçen benim taksiye bindi buranın adresini verdi is teklif etti bu yanında ki ablayı sanırım evden alıp buraya buradan alıp eve götürmek için bu yüzden gelirsen yardımcı olurum sana dedi bende kimden yardım istiyorum kime çalışacağım bilmek istedim yoksa benim ne işim olabilir ki
    Kapıdaki yalaka iri yarı çam yarması gibi adam başladı anlatmaya bu bölgenin abisidir yani mafya bu adama yanlış yapmak demek ölmek demektir eğer işe baslarsan sen sen ol sakın hata etme
    Kapıdaki adamı hem böbürlene böbürlene abisini anlatıyor hem anlattıkça kabarıyordu
    metin anlayacağını anlamıştı oradan ayrılıp mahalleye geldi direk sevginin evinin önünden geçerken siyah bir araba fark etti içinde bir adam oturuyordu herhâlde öylesine biridir diye umursamadı açıkçası eve gidip yattı
    Sabah kalktığında hala araba ve adam oradaydı bunda bir iş var kesin diye içinden geçirdi haksız da değildi
    Durağa gitti sefa daha yeni geliyordu bir şey söylemedi birazdan sevgi gelip dükkanı açtı aynı araba şimdi gelip elli metre ileriye park etti metin durumu anladı bu adam o çirkin suratlının adamıydı
    Sefaya belli etmedi ama durumu anlatmak zorundaydı kardeşim hadi biraz konuşalım çay içelim ne dersin sefa olur dedi kalktılar bir çay bahçesine gidip oturdular metin durumu olduğu gibi anlattı ve tek çare sizin buradan kaçmanız dedi son olarak
    Sefa şaşkındı ama mecburdu da sevgiye bir şey olmasından korkuyordu bu yüzden kabul etti
    Hemen sevgiye telefon edip kıza durumu olduğu gibi anlattı kız kaçmayı mecburen kabul etti
    Metin adamı oyalayacak sefa kızı alıp kaçacaktı
    Birazdan durağa geçtiler plan hazırdı
    Metin adamın yanına gitti
    - selamün aleyküm kardeş araba kaç model satılık mi jantlar yenimi soru yağmuruna tuttu adam birine cevap verse üçüne vermiyordu gözü sevginin dükkanındaydı
    Metin arabanın yanında dolaşıyor sorularına devam ediyordu
    O ara kız dükkandan hızlıca çıktı sefanın arabasına atladı adam hamle yaptı ama metin adamın üstüne atlayıp boğuşmaya başladı
    - ulan size kız kaptırır mıyım diye bağıra bağıra boğuşuyordu kısa süre içinde sefa ve sevgi gözden kayboldu
    Metini ve adamı komşular gelip birbirinden ayırdı
    Adam arabaya bindi neye bulaştığını bilmiyorsun bittin sen diye tehdit savurup gaza bastı
    Metin gece iş bitiminde eve girerken kafasında bir ağırlık hissetti olduğu yere yığıldı.



    Metin gözlerini açtığında karanlık bir odanın içindeydi ölüm sessizliği sarmıştı her yanını elleri oturduğu sandalyenin arkasına bağlıydı ayakları sandalyenin bacaklarına ağzı kapalıydı kan dolu burnundan zorla nefes alabiliyordu ayakları buz kesmişti ayak parmaklarını hissetmiyordu bedeni çıplaktı belki sadece mahremini örtecek kadar kapalıydı nefesi titriyor ve içinden imdat çığlıkları sessiz birer nida gibi göğüs kafesinde yankılanıyordu bir çok uzvunun hissini yitirse de şuuru bilinci açıktı
    Buraya nasıl geldim Allahlım yardım et diye içinden dualar ediyordu
    Kaç saattir burada olduğunu bilmiyordu annesi Züleyha hanımı babası Rüstem beyi ve küçük kardeşi nazlıyı merak ediyordu acaba onlara da ulaştı mı bu deyyuslar diye öfkeyle mırıldandı
    Kurtulmak için sandalyesini sendeletse de başaramadı ve hareket ettikçe plastik kelepçenin kenarları bileklerini daha çok incitiyordu boğulan bir adamın feryadı gibi soluk bir bağırtı yankılandı boş odanın yada deponun buz kesmiş duvarlarında
    Kısa süreli bir sinir krizi geçirdi gücünün kurtulmaya yetmemesi bu lanet yerden kurtulamama kaygısı bütün sinirlerini alt üst etmeye yetmişti daha fazla göz yaşlarını tutumayıp özgür bıraktı
    Kendini ve ruhunu dinlendirmesi gerekiyordu bunun için güzel anıları hatırlamak en güzel çıkış kapısıydı
    Vücudunun bir çok yerinde ağrıları vardı bu ağrıların bazıları öyle şiddetliydi ki dayanılmaz acılar içinde metini kıvrandırıyordu bunlardan kurtulmam gerek en azından biraz olsun unuturum niyetiyle eski günleri güzel günleri anımsamaya başladı
    Henüz çocukken izinsiz girdiği bahçeleri hatırladı önce bahçe sahibinin onları nasıl kovaladığı kaçarken düştüğü fosseptik çukurunda nasıl debelendiğini hatırlayınca acı acı kahkaha attı kendine
    Sonra okulda arkadaşları ile aldıkları bir paket sigarayı saklayacak yer bulamayınca damakları hissizleşinceye kadar içip bitirdiklerini hatırladı
    Sonra ilk aşkını aslında bu acı vericiydi ve kapanan yaralarının yeniden kanaması gibiydi bunun çocukça ve saçma bir fikir olduğunu kabullenip bu kısmı atlıyor
    Sonra askere giderken alkış tutan en büyük asker bizim asker sloganlarına karışmış kendini hatırladı güzel heyecanlı bir gündü bu ufak bir kaza olmuştu konvoyda aracın biri otoyolda raks edercesine giderken başka bir araca toslamış olsa da o gün güzeldi
    Askerliğini hatırladı ilk günden son güne kadar çıktığı görevleri aldığı cezaları karıştığı bir kavgadan dolayı her yanı simsiyah olana kadar sırtında taşıdığı kömürleri hatırladı
    Sonra dönüşünü annesine babasına heyecanla hasretle sarıldığı günü o askerdeyken doğan küçük nazlıyı hatırladı
    O ara demir kapının gıcırdamasını duydu pür dikkat kesilip sesleri dinlemeye başladı yankılanan ayak sesleri adım adım yaklaşıyordu heyecanı hat Safhadaydı çıkmış tutsak olmanın acı vahameti karşısında çaresizce bekliyordu
    Karanlığın içinden tok bir ses yükseldi açın ağzını
    Arkadaşın olacak o piç nerede sevgiyi nereye sakladınız
    Metin nefesini toplamaya çalışıyordu saatlerdir ağzındaki bezin düğümü ağzını uyuşturmuştu güçlükle konuşuyordu
    -arkadaşım kimsesiz olabilir ama piç değil burada bir piç varsa oda muhtemel ki sen ve adamlardan başkası değil
    Suratına inen bir yumrukla sandalyeyle beraber sağ tarafa doğru savrulup düştü yumruğun ve düşünce başını beton zemine çarpmasına dayalı kısa süreli bir bilinç kaybına uğradı dev gibi iki el tutup kaldırdı yerden metin kendine gelmeye çalışıyordu
    Yüreği ve bütün varlığı çirkinliğin en dibine vurmuş bu namert ses tekrar ediyordu
    -Neredeler söyle yoksa buradan çıkman muhtemel bile değil seni öyle
    -bilmiyorum bilsem de o masum çocukları sana nasıl teslim edeceğimi düşünüyorsun ahmak herif
    Devam edemeden bir yumruk daha patlıyor metinin suratına ve yine kan revan yerde
    - ben biliyorum seni nasıl konuşturacağımı piç oğlu piç. Alın şu mendeburun babasını içeriye açın gözlerini
    Emri uygulayan devasa boyuttaki haydut kılıklı herif metinin gözlerini açtı
    Uzun zamandır kapalı olan gözleri hiçbir şey görmüyordu bir kaç dakika sonra metinin babası Rüstem beyin sesi duyuldu
    -iyiminsin oğlum ağlayan inleyen bir babanın feryadıydı bu
    -- iyiyim baba şükürler olsun iyiyim
    -evladım ne oluyor burada kim bu adamlar bizi niye getirdiler buraya kötü bir şey mi yaptın sen
    -hayır baba müsterih ol senin başını önüne eğecek hiçbir şey yapmadım
    -evladım niye buradayız öyleyse kim bu kılıksız adamlar
    Çirkin suratlı çirkin yürekli adam o pis sesiyle gürledi
    -oğlun olacak bu hergele ile arkadaşı piç sefa bir kız kaçırdı sefa ve kız ortalarda yok eğer oğlun konuşmazsa ilk seni öldüreceğim hadi söyle yavrucuğuna da seni kurtarsın
    Metine dönüp pis pis sırıtarak metin babanı kurtarmayacak mısın hadi söyle nerede olduklarını babanı anneni ve nazlıyı al git buradan söz bir şey yapmayacağım
    Bu kelimeleri sıralarken kıllı çirkin suratı hain gülümsemelerle metine bakıyordu
    -evladım biliyorsan söyle de gidelim buradan hadi oğlum annen ve kardeşin diğer odada yaşlı babanı anneni kardeşini düşün
    -metin ağlamaya başlamıştı babacığına acı acı bakıyordu
    Yemin ediyorum ki bilmiyorum baba bırak babamı aşağılık herif bırak bırak diye. metin inliyordu dev gibi adam Rüstem beye öyle bir yumruk indirdi ki Rüstem bey muhtemelen yere fırladığını bile anlayamadan bayılmıştı
    Metin öyle feryat etti ki baba diye bütün odanın duvarları metinin sesine eşlik edip baba diye haykırıyordu.
    Çirkin adam emri verdi kaldır şu yaşlı bunağı
    - konuş lan şerefsiz konuş babanı hiç mi sevmiyorsun adamın senin yüzünden düştüğü hale bak sen nasıl bir evlatsın hayırsız piç
    Metin çırpınıyordu ama nafile kurtaramıyordu ellerini ayaklarını
    - ..... çocuğu ..... çocuğuuu diye metin ciğerlerini yırtarcasına kadar bağırıyordu
    Çirkin surat belindeki tabancayı çekip Rüstem beye üç el ateş etti
    Rüstem bey bir dakika kadar çırpınarak ruhunu teslim ederken gözleri oğlu metine bakıyordu
    Metin şoka girmiş neye uğradığını şaşırmış öylece baka kaldı nefesi tutuldu sesi kısıldı yok oldu resmen
    Çirkin surat yeni bir emir verdi
    - kaldırın şu vadesi buraya kadar olan mendeburu annesini getirin
    Metin ne yapacağını ne diyeceğini bilmiyordu babasının ayaklarından iki kişi tutup odanın karanlık köşesine çektiler sürükleyerek
    Metin karanlıkta babası kaybolana kadar izledi hala kendinde değildi babası dünyası her şeyi yıkıldı aklı bulanıktı bildiği ne varsa unutmuştu kolları ayakları başı her yeri uyuşmuş gücünü tamamen yitirmişti
    Az sonra annesini içeriye aldılar annesi Züleyha hanımı kollarından sürükleyerek getirip sandalyeye az önce babasının oturduğu yere oturttular
    Annesi metinim diye feryat etti oğlunu görünce ama omuzlarında ki iki büyük el yüzünden kalkamadı kadıncağız.
    Metin annem özür dilerim annem seni kurtaracak kadar bir şey bilmiyorum vallahi bilmiyorum yalvarıyorum bırakın annemi Allah rızası için annemi bırakın bilmiyorum bilmiyorum diye inliyordu
    Çirkin suratlı adam Züleyha hanımın kulağına doğru eğilip
    - sen nasıl bir annesin şu yetiştirdiğin çocuğa bak az önce babasının ölümüne sebep oldu şimdi senin ölümüne sebep olacak ama merak etme ben cezasını vereceğim sen sakin ol ben çok bir şey istemiyorum
    Sesini güreştirerek şu yavşak oğluna söyle kızın yerini söylesin diye bağırdı.
    Züleyha hanım korkarak evladım ne diyor bir adam baban nerede sen mi öldürdün babanı ne diyor bu adam
    Metinin dünyası kararmış kısık sesiyle hayır anne babamı sadakatim ve dürüstlüğüm öldürdü bu adam öldürdü anne babamı öldürdü derken hüngür hüngür ağlıyordu
    Şimdi Züleyha hanımda ağlamaya başlamıştı
    - evladım söyle değer miydi bunca şeye ne olur söyle kurtar bizi anacığı yalvarıyordu resmen oğluna
    Metin yemin ediyordu vallahi bilmiyorum anne bilsem söylemez miyim babam öldü sen buradasın kardeşim burada bilsem söylemem mi
    Çirkin surat atıldı lafa
    Bak oğlum söyle nerde olduklarını yoksa annenin de sonu baban gibi olacak inat etme lan yemişim dostluğunu arkadaşlığını annenden babandan daha mı kıymetli o piç söyle kurtulun hadi
    Metin yalvarıyor yeminler ediyordu kafayı kıza takmış çirkin surat tatmin olmuyor daha çok baskı uyguluyordu metinden bir şey çıkamayınca tek el ateş sesi odayı hüzne boğmuştu
    Züleyha hanım sandalyeden yere yuvarlanıp oracıkta kaldı
    Metin anne diye feryat etti ki artık sesi çıkmıyordu bile bağırmaktan sesi kısılmıştı kolu kanadı kırıldı daha fazla dayanamayıp bayıldı
    Çirkin surat emri verdi ayıltın şunu kaldırın su kadını yerden ulan bir inat uğruna iki kişiyi mort ettik iyimi bastı kahkahayı
    Metinin kafasına serpilen su ile kendine gelmişti
    - Allah belanı versin Allah seni kahretsin vicdansız köpek diye inliyor ve ekliyordu beni öldürseydin keşke onların ne günahı vardı zalim zulümkâr Allah belanı versin diye ağlıyordu
    Çirkin surat yeniden konuşmaya başladı ulan şerefsiz suçlu ben miyim ben öldürmedim senin zavallı anneni babanı sen öldürdün sen, senin inadın öldürdü
    Ama merak etme birazdan acılarına son vereceğim annene babana kavuşacaksın ha nazlıyı merak etme o artık benim benden aldığınızın karşılığında kardeşini senden alıyorum açıkçası bu alışverişi sevdim
    Metinin kanı donmuştu bu domuz herifin söyledikleri karşısında
    - vur ulan .... çocuğu vur bilsem de artık söylemem canın cehenneme senin diye küfürleri sıralarken çirkin surat tabancasında kalan 10 mermiyi metinin vücuduna rast gele boşalttı
    Zavallı metin vücudu delik-deşik bir hâlde sandalyenin üzerinde kalmıştı gözleri annesine doğru ışığını usulca kaybetti.
    Geber piç geber diye gürledikten sonra adamlarına emri verdi bunların leşini yakın bunlardan geriye toz bile kalmasın.
    Son emri verip çıktı nazlının yanına gidip yüzündeki vahşeti gizleyerek artık sen benimlesin sevgi dedi
    -hayır benim adım nazlı
    Çirkin surat anneni babanı ağabeyini kaybettik trafik kazası geçirdiler onlar artık yoklar anladın mı artık sen ve ben varız biz ikimiz hadi şimdi sana yeni elbiseler alalım bu kötü günü unutalım gitsin ne dersin
    Nazlı ağlıyordu annesine babasına ağabeyine kimsesi kalmamıştı nereye kime gideceğini bilmiyordu korkuyordu ve bu adamla gitmesi gerektiğini çocuk bile olsa idrak edebilmişti yaşlı gözlerini koluna sile sile çirkin suratlı bu adamın elini tuttu ve usulca yürüyüp gecenin karanlığında uzaklaştılar oradan....

    Semavi