Herkesin kesinlikle en az bir kez okuması gereken bir kitap daha.
Yediden yetmişe hele ki gençlere kesinlikle okutulması gereken bir eser.
Kitap, bir çok alana değinerek ülkenin gelişmesinden bahsediyor. Finlandiya' nın "kuruluş" hikâyesi olarak ele alınsa da bu yazılanları her ulusu, her ülkeyi ilgilendiren başlıca konular bana kalırsa.
Hem okuyalım hem de okutalım inşallah. Okuduktan sonra size kesinlikle bir şeyler katacağına, bakış açınızı daha da genişleteceğine eminim.
Okuyup, hayatın bir ucundan tutmaya çalışanlara selâm olsun...
Bu kitabı 2. okuyuşum. Her okuduğumda ayrı bir hayranlıkla okuyorum. İlk okuduğumda demiştim ki, "bu kitap her yıl mutlaka en az bir kere okunmalı." Bu sene elhamdülillah uzun bir süreden sonra okumak tekrardan nasip oldu. Senenin ilk kitabı hatta
Herkesin mutlaka elinin altında bulunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Hatta ünite başlıklarına ayrılmış olan bu kitapta; hangi konu hakkında bir şeyler merak ediyorsanız, hangi konuyu araştırmak istiyorsanız açıp sadece o kısmı da okuyabilirsiniz.
Halk arasında da bir söylem vardır ya; "dilin kemiği yoktur" diye hah tam da o kısma vurgu yapıp kemiği olmamasına rağmen nasıl sahip çıkmamız gerektiğini anlatan, hatta sahip çıkmazsak neler olabileceğini de anlatan harika bir terbiye etme kitabı adeta
Okumadıysanız sizler de bir an önce okuyup, dilinize sahip çıkmaya başlayın derim
(
Doğan hocamın ve bu kitapla beraber tanıştığım İrfan hocamın, birlikte ele aldıkları harika bir röportaj niteliğinde kitap olmuş. Kitap çok sürükleyici ve hızlı bir şekilde ilerliyor. Ele alınan konular, üzerine tartışılan eksiklikler ve sorunlar, bunlarla beraber çözümleri çok güzel ve açık bir şekilde ele alınmış. Kitap okuyucuya hele ki öğretmen adaylarına çok güzel bakış açıları da kazandırıyor.
Başta öğretmen adaylarına olmak üzere, kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Öncelikle kitabın kapak tasarımı ve arka kapak yazısını kitaba asla uyumlu bulmadım, çok yanlış bir tercih olmuş. Kitabı çok basitleştirmiş ve insanların (aynı bende de olduğu gibi) kitaba ön yargı ile yaklaşmalarına sebep olacak bir seçim olmuş. Keşke kapak tasarımı içerisinde geçen olaylara binaen daha uyumlu ve dikkat çekici olsaymış. Ve arka kapak için seçilen, kitaba da ismini veren hikayenin özeti değil de kitabı daha iyi tanıtan bir yazı eklenseymi. Hatta benim kitabın diğer hikayeleri yanında çok basit bulduğum bir hikayeydi, son sabah hikayesi...
Oysa ki kitabın içeriği, içerisindeki anlatılanlar o kadar güzel ve doğru ki... Her okuduğumda yazılanlara hayran kaldım gerçekten. Ve her seferinde iyi ki ön yargımdan dolayı kitabı bir köşeye atmamışım dedim. Gerçekten içeriğini çok beğendim. Ve iyi ki okumuşum. Herkese tavsiye ederim.
Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar.
Kitabı merak edenler alıntılarıma göz gezdirebilirler