Hakan Gürses

el dorado
Âşık olduğumuzda, o büyük duygusal deprem ruhumuzu antik Yunan kentleri gibi sallamaya başlayıp sütunlarımızı, kubbelerimizi, kemerlerimizi yıkarak, o yıkıntılardan sevdiğimizi de içine alacak yeni bir kent yaratmak için geldiğinde, mutlu bir varoluşla kederli bir yıkılış aynı anda dikilir önümüze. Gücümüzü sınar. Bir aşkı taşıyacak güce ve sağlamlığa ulaşamadıysak, deprem, vaktinden önce geldiyse bizi ya da sevdiğimizi yok eder. Denizkızı gibi bir "aşk iksiri" isteyip onunla sevdiğimizi öldürürüz. Dağların devrildiği, ovaların yer değiştirdiği, denizlerin kabardığı bu sarsılıştan geçebildiysek eğer, birken iki olabildiysek, bir başkası ruhumuza katıldıysa ve biz bir başkasının ruhuna katılabildiysek, o zaman, sevdiğimiz için acı çekebilmek uğruna mutluluğumuzdan bile vazgeçebiliriz. Aşkta gerçeküstü bir şeyler var. Gerçeği yok edip yeni bir gerçek yaratan bir şeyler. Masala benzeyen kendi gerçeğinden başka bir gerçeğe tahammül etmez aşk. O deprem başladığında gerçeklere sarılanlar, sarıldıkları gerçeklerle birlikte yokoluşa kayar, gerçeklerden kopmayı göze alanlar "eldorado" ya, altın kente ulaşır. Aşk geldiginde, ellerinizi açıp, avuçlarınızdaki, sıkı sıkıya tuttuğunuz gerçeklerin akıp gitmesine izin verin. O, size daha iyisini verecektir. Ellerinizi açmazsanız yok eder sizi.
Sayfa 74·Kitabı okudu
Reklam
Gerçek
“Gerçek, başkalarının bize uygulamaya çalıştığı tatsız bir ölçüdür." "Birimi var mi Hikmet Amca?" "Birimi insandır." Salim, kalemin mavi tarafını ağzına soktu, ucunu ıslattı, insanın altını çizdi.
Sayfa 109·Kitabı okudu
Düşünce
Tehlikeli Oyunlar
Hikmetin, kendinizin ve Oğuz Atay’ın zihninde gezintiye çıktığınız hiperaktif düşüncenin ürünü.
Düşünce

Hakan Gürses

, 2023 okuma hedefini ekledi.
2023 OKUMA HEDEFİ
21/50 kitap - %42 tamamlandı
21 kitap okudu
50 kitap
5,6bin sayfa
10 inceleme
78 alıntı
Tesadüf
Bir keresinde genç bir dostuma ‘Sence Tesadüf nedir?’ diye sormuştum. O, gözlerini kısmış, dudaklarını şişirmiş, parmaklarının ucuyla çenesini ovaladıktan sonra hiç unutmadığım o cevabı vermişti. “Tesadüf, bilinçaltımızdır.” Tesadüf dediğimiz, hayatımızın beklenmedik, tahmin edilmedik olaylarla ve insanlarla olan kesişmelerine bizi bilinçaltımızın hazırlayıp sürüklediğini, bilinçaltımızda öyle bir hazırlık olmasa, rastladığımız olayların ve insanların da yanından, onları fark etmeden geçip gidebileceğimizi düşünüyordu. Bazen kaderimizi belirleyen tesadüfler aslında bizim bulmak istediğimiz ama bunun farkında olmadığımız olaylar ve insanlardı. Tesadüfleri, onları çok yadırgamadan hayatımıza almamız, onları kendi geleceğimize katmamız, onları zaten istememizdendi. Tesadüflerin kaderimizi belirlemekteki gücünü kabul edersek ve bu tesadüflerin bilinçaltımızın hazırladığı sonucunda ortaya çıktığına inanırsak, hayatımıza bilincimiz kadar, hatta belki de ondan çok, bilinçaltımız yön verdiğine de iman etmemiz gerekiyordu. Böyle baktığımızda hayat sadece tanrının rüyası değildi. Biraz da bizim bulanık ve bizi bile şaşırtan kendi rüyamızdı. Tanrı’nın ve bizim bilinçaltımızın oluşturduğu bir sisin içinde, o sisin arasında gözükenleri aşka bilinçli bir şekilde kavrayamadan yaşıyorduk. Kaderimizi değiştirmeye muktedir değildik ama onunla tanışmış gibi yaşıyorduk, kendini aldatmanın en vahşi ve en besleyici yanlarından biri olan bu yanılgı belki de kendi bilinçaltımızın bulanıklığının, tanrının belirsiz rüyalarıyla denk gelmesindendi. Hayat Unamuno’nun dediği gibi bir ‘sisti’ belki.