• Niyazî-i Mısrî buyuruyor ki:"Ey seyyar!Ayın, bir güneşe bir de halka bakan yüzü vardır. Ayın güneşe bakan yüzü tamdır Ne artar ne eksilir. Dünyada insana bakan yüzü aynı kalmaz. Kalınlaşır, büyür, dolunay olur, küçülür küçülür kaybolur. Oysa ay, dünya gibi gökte duran yuvarlak bir küredir. Verdiği ışık güneşin ışığıdır. Ayın kendinde büyüme küçülme yoktur. Büyüyüp küçülme ışığındadır. Bu yüzünün eksik görülmesi güneşe bakan yüzünün tamamlığına zarar vermez.
    İnsanoğlu kendisini ay gibi düşünmelidir. İnsanoğlunun da iki yüzü vardır: Hakk'a bakan yüzü, halka bakan yüzü. İnsanın Hakk'a bakan yüzü ay gibi olmalıdır. Ne ışığı ne parlaklığı noksan olsun, ne büyüsün ne küçülsün. Kalbî Selim, marifet, muhabbet ve aşk-ı ilahi ile azameti ilahiyede sabit kalsın. Halbuki insanoğlu, ayın insanlara bakan yüzü gibidir. İnsanoğlunun halka bakan yüzü mamur, Hakk'a bakan yüzü nâsıktır. İnsanlara bakan yüzüyle iltifat eder, ikram eder, riya yapar, çirkini güzel gösterir, noksanı tam gösterir. Elemi,yeisi muhabbet; günahını itaat gösterir. Ondan dolayı da Hakk'a bakan yüzünün ışığı noksan olur. Sen ay gibi olma. Hakk'a bakan yüzünde eksiklik olmasın. Halka bakan yüzünde yamalı elbise,elinde ibrikle İmam Gazali gibi ol. Bu bir noksanlık değildir. Varsın alem sana Mecnun desin. Sen Hakk'a bakan yüzünü güzel et."