• Yavrularım, ben gidiyorum, zamanım doldu, bir daha karşılaşır mıyız bilemem, burada kaldığım süre içinde sizlere birçok şey öğretmeye çalıştım, bir çok şey öğrendiniz, örneğin, dünyanın döndüğünü, uçakların nasıl uçtuğunu, gemilerin nasıl yüzdüğünü, dağların oluşumunu, insanların türeyişini, nasıl yediğimizi, nasıl özümsediğimizi, nasıl sıçtığımızı, nasıl öldüğümüzü, bütün bunları öğrendiniz, değil mi yavrularım? Ama ben, şimdi sizden, giderayak, bir şey istiyorum:
    Bütün öğrettiklerimi unutun. Dünya dönüyor, evet, ama belki de burda, bu dağ başında, dönmemesini bilmek daha doğrudur. Size Hayat Bilgisi dersleri verdim sevgili çocuklar, ama hayatın gerçek bilgisini, siz, kendiniz burda, iki sınır arasında, bu dağ başındaki köyünüzden uzak kentlere gittiğinizde, askerliğinizde, öğreneceksiniz. Unutmayın ki, kitaplarda yazılanla, okullarda öğretilenler her zaman doğru değildir.
    Benim için doğru olan, sizin için gerekli değildir. Benim için gerçek olan, sizin için, gerçek değildir. Eğer öğrettiklerimin çoğu böyleyse, bağışlayın beni. Çünkü ben başka bir yerden geliyorum yavrularım ve gördüğünüz gibi, karların erimesiyle de gidiyorum işte. Nereye gittiğimi kesin olarak bilmiyorsam da gidiyorum. Burda kalacak olan sizlersiniz. Burda yaşayacak olan sizlersiniz.
    Sizler, karın üstünde yalınayak yürüyüp ölmeyenlerdensiniz. Biz, bir kış boyu, yufka ekmek, otlu peynir, bulgur pilavı yiyip, çay içerek yaşayamayız.
    Bizim meyvelerimiz, sebzelerimiz, etlerimiz vardır. Bütün bunları aradaki ayrımı göstermek için söylüyorum çocuklarım, beni yanlış anlamayın. Yalan söylemek günahtır, yalan söylemek insana yakışmaz, demedim. Beni yanlış anlamayın, yalan da söylenir. Benim size bütün bir kış söylediklerimin büyük bir çoğunluğu da yalandı. Ama şimdi söyleyeceklerim gerçek:
    Yavrularım, insanlar üç aylık bebekken, nedeni bilinmeyen hastalıklardan ölmeden de yaşayabilirler.
    Cüzzam, trahom, bir alınyazısı değildir.
    Hiçbir şey, alınyazısı değildir, yavrularım.
    Bu kadar.
    Benim söyleyeceğim gerçek de bu kadar işte.

    Ferit Edgü, Hakkari'de Bir Mevsim s.188-189
    “Hakkari’de Bir Mevsim” filminden, (Genco Erkal).
  • 250 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Postmodern bakış açısına sahip, insan ruhunu ve bilincini derinlemesine ele alan muazzam bir yapıt. Ana karakterin hayatının belirli bir noktasından yaşadıklarını, çaresizliklerini, yalnızlığını, kederlerini ve varoluş sancılarıyla kavruluşunu irdeleyen Ferit Edgü'nün bu önemli romanını okumanızı tavsiye ederim. Ayrıca 1983 yılında Genco Erkal'in ana karakteri canlandırdığı kitapla aynı adı taşıyan filmi de izlemenizi tavsiye ederim.
  • 194 syf.
    ·Puan vermedi
    Ferit Edgü'ye saygı duruşunda bulunacağım bir kitap incelemesidir. 42 yıl önce yani 1977 yılında yazılan bir kitabın, isimsiz ve ölümsüz karakterinin ağzından dinliyoruz bu kitabı. Zaten gerçek öğretmenler çok fazla isimleriyle anılmazlar, bir öğretmenim vardı hayatıma dokunan diye anlatırız, sonra isimlerini söyleriz. Başlı başına kutsal bir isim zaten. Bir kış mevsiminde Hakkari'de öğretmenlik yapan ve kendini arayan birinin çarpıcı yorumlarıyla kitaba daliyorsunuz. Coğrafyanın, iklimin sertliğinden ziyade yaşanılanların sertliği vurdu beni. Bu kitabi anlatmak ortak bir dili konuşmayı gerektirir;insanlık dilini. Kitabı okuduktan sonra çok gerçek olduğunu düşündüğüm için ufak bir araştırma yaptım ve yanılmadım. Ferit Edgü'nün yaşadıklarından yola çıkarak yazdığı bir kitapmış. Yazım dili de şiir ve düzyazı arasında sıkışmış kalmış, bu da gerçeklik algısını artırıyor bana göre. Bu kitabın 1983 yılında filmi çekilmiş. Başrolünde Genco Erkal'ın oynaması zaten ne kadar kaliteli bir kitaptan uyarlandığını gösterir nitelikte. Film yasaklı filmler arasındaymış. Özetle kitaptan alıntılayabileceğim çok fazla cümle var ama beni ağlatanı aşağıya bırakıyorum.
    .
    Hoca, benim kardeş hasta, diyor.
    Nesi var? diyorum.
    Ateşi var çok, diyor. Ölecek.
    İlaç vereyim mi? diyorum.
    Hayır, portakal ver, diyor.
    Portakal yememiştir hiç.
  • 194 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Japonca ve Çince dahil birçok dile çevrilen Hakkâri’de Bir Mevsim, aynı zamanda Erden Kıral yönetmenliğinde filme uyarlanarak, 33. Berlin Film Festivali'nde aralarında Gümüş Ayı'nın da olduğu 5 ödül kazanmıştır. Filmi de kesinlikle izlenmeye değerdir ki başrolünde harika oyunculuğu ile Genco ERKAL yer almaktadır.

    Doğuyu gezen biri olarak, kitabı okurken o köy evlerinde yaşadım ve hissettim. Her kelimesi bam telime dokundu. Aslında kendini “Yabancı” diye adlandırsa da baş karakterimiz tam da yaşadığı yerin insanıdır. Kimse bir yere ait olmak zorunda değil, olduğu yer neresi ise oralıdır, aslında insan.

    Yorumu yazarken bile derin derin nefes alarak yazdığımı itiraf etmem gerekir. Sizler de bu kitap nasıl bir etki bırakır ya da bıraktı bilmiyorum fakat ben Ferit EDGÜ anlatımı ile Doğuya yeniden hasret kaldığımı fark ettim. Daha öncede belirttiğim gibi, imkânınız ve vaktiniz varsa kesinlikle Doğuyu görün ve orayı yaşayın, tanıtın.

    Ve diyor ki;

    “Ve siz, büyük yazarlar, bağışlayın beni, ekmeğinizde gözüm yok, ne de ününüzde. Gerçekte beni aranıza almanızı bile istemiyorum. Benim geldiğim yer başka. Varmak istediğim yer başka. Aranıza almayın beni. Ama hor da görmeyin, elinizden geliyorsa.
    Gerçekte bu kitabın yayımlanıp yayımlanmayacağını bile bilmiyorum. Aslında, yayımlanmaması daha doğal olurdu, öyle değil mi?
    Çok şükür, büyük çoğunluğunuz, yazmaktan okumaya vakit bulamıyorsunuz. Dolayısıyla, yayımlansa bile size ulaşamayacak bu sözcüklerim. Ama ben, gene de sizlere seslenmek gereğini duydum. Denizcilikte adettir, aynı flamayı taşıyan iki tekne, çok uzaktan geçerlerken bile selamlarlar birbirlerini.”

    Herkese keyifli okumalar edebiyat sever güzel insanlar.
  • 198 syf.
    ·Puan vermedi
    Bu kadar sayfaya bir dünyayı sığdırmak. Ferid Edgü eserlerini okumama vesile olacak kitap oldu: Hakkari’de Bir Mevsim. Bir öğretmenin başından geçen olaylar anlatılırken kahraman bakış açısı ile verilen ruh talilleri enfesti. Okurken hissettiğim, yaşadığım nadide kitaplardan biriydi. “Kaç kardeştik bilmiyorum/ En küçükleri bendim ve henüz saymayı bilmiyordum/ Öğrendiğimde ise hepimiz dağılmıştık.” dizeleri ile tanıdığım Ferid Edgü’yü bu yaşanmışlık kokan eseri ile bir kez daha tanıma fırsatı buldum. Bu kitapta bşr öğretmenden çok daha fazlası vardı. Sadece öğretmek değil yöre insanı ile hemhal olan bir aydının hikayesi anlatılıyor ve hissettiriliyor bu eserde. Ne olursa olsun yüreğinle ve umudunla yaşa mesajı verilirken; başkahramanın ruhsal çatışmaları da ele alınarak hakikat şölenine davet ediliyor okur. İçinde yoğun fedakarlık olan bir işin, maddi karşılığı olmayacağının çok güzel bir betimlemesi ve öykülemesi yapılıyor Hakkari’de Bir Mevsim’de... Kitap her ne kadar sinemaya uyarlansa da filminin kitabı tam olarak yansıtamadığı kanaatindeyim. Bu sıcak hikayeyi okuduktan sonra filmini izlemenizi de tavsiye ederim. Çünkü orda da başka bir usta Genco Erkal ile karşılaşacaksınız. Esen kalın...
  • 194 syf.
    ·10/10
    Ferit Edgü'nün bu edebiyat şaheseri , Kızıldereli Büyücü ve Genç Etnolog arasındaki diyalogla başlar. Etnolog der ki ; '' Düş görmek , düşlemek , bir güce sahip olmak demektir. Elindeki bu güçle çok şeyi değiştirebilir insan.''
    Kim bilir belki bu kitap sizi de hayal dünyasına sürükler , tıpkı baş kahraman 'O' gibi.
    Yoksul bir köy ve bu köyle aynı kaderi paylaşan öğrencilerin hayatlarına kısa cümleler ama derin anlatımıyla çok şey katmış Edgü.
    Bitirdikten sonra Genco Erkal'ın ruh kattığı film uyarlamasını da izlemenizi ayrıca tavsiye ederim.