• Sevmek kolay mıydı? Her insan becerebilir miydi o iki kelimeyi hakkıyla vermeyi?
    'Seni seviyorum'
    Kolaydı dilde söylenmesi. İki kelime, tek cümle. Bu kadar basit, değil mi? Hem de hiç değil.
    Kimi insan bu iki kelime, tek cümlelik ifadenin olumsuzunu duyduğu an büyük bir hesaplaşma yaşardı kafasında. O beni sevmiyor... Sevmemek... Ne kadar basit bir cümle değil mi? Basit ama anlamlı. Kim anlamsız diyebilir şu ifadelere? İtiraf edin ki bu iki ifade insanın hayatını yönden yöne sokabilecek kadar anlamlı ve bir o kadar da kalbine yön verici kadar hayatın merkezidir.
  • - "... Momone ancak ilk seferinde hakkıyla sevebilir insan..."
  • 198 syf.
    ·44 günde·Puan vermedi
    Konusu Peygamberimiz ve Sevgi olunca nasil bir inceleme yazılır ki. Kitabı baya uzun bir sürede okudum. Not alarak düşünerek. Sahabenin sevgisini hissetmeye çalışarak okudum.
    Kitap dört bölümden oluşuyor:
    1. Bölüm: Efendimizi neden ve nasıl sevmeliyiz?
    2. Bölüm: Efendimizi Sahabe gibi sevmek
    3. Bölüm: Efendimiz Sahabeyi nasıl sevdi?
    4. Bölüm: efendimiz ümmetini nasıl sevdi?
    Hz. Peygamberin kendisi için nasıl bir değerde olduğunu çok iyi bilen bir Müslüman, Onu sevmek için büyük bir gayret ortaya koyar ve sevgi iddiasını ispatlayacak işler yapmanın ızdırabını çeker. Böyle bir Müslüman için en büyük ideal, görmeden sevdiği, âşık olduğu ve sevdası ile yandığı peygamberini birgün görebilmek ve Onun bizzat kendisine: Ya Resulullah! Seni çok seviyorum diyebil¬mektir.
    Diyen yazarımız gerçek sevgi sahibinin sevgisini isbat etmesi gerektiğini vurguluyor.
    Sevgi kurtuluştur, seven kurtulur, gerçek sevgi kurtarır. Kurtulma derdi olanlar gerçek sevgi ile kurtulur.
    Biz neleri feda edebiliyoruz .
    Sözde Herseyi biliyoruz, okuduğumuz hadisleri daha onceden duymuslugumuz var fakat hayata geçirebiliyor muyuz.

    Ya biz kimleri seviyoruz, düşündürüyor degil mi. Şu dunyada kimi örnek aliyor takip ediyoruz.

    Ozeti

    “Kişi sevdiği ile beraberdir.”

    Efendimiz’i (sas) sevmek, dünyada da cennette de O’nunla birlikte olmanın en önemli yoludur
    Rabbim hakkıyla sevenlerden etsin.
  •  


    Değerli kardeşlerim … ! unutmayalım ki la ilahe illallah’a imanın keyfiyeti, ne bu kelimelerin lafızlarını saymak ve ne de onu ezberlemekten ibarettir.

    Bu, anlamlı bir düsturdur. Bu yüce düstüra iman, sadece kelimelerde kalan ve manasını bilmeden, anlamadan şuursuzca söylemekle meydana gelecek bir iman değildir. 

    La ilahe illallah, kalplerin derinliğine inen bir inanç, bir his ve bir hareket haline dönüşmedikçe gerçek manasını bulmuş olamaz. Çünkü bilmeden, anlamadan yapılacak iman iddiası boştur ve yalandır. Ve hiçbir sağlam akıl da, bilinmeyen ve anlamayan bir şeye inancın geçerli olduğunu asla kabul etmez.


    Anlaşılmayan şeylerin insan zihninde inanç haline dönüşeceği, gerekleri bilinmeyen bir ifadenin insan hayatında pratik olarak yaşanabileceği hiçbir mantığa sığmaz.


    La ilahe illallah’a imanın keyfiyeti ve geçerliliği ;  Kur’an ve sünnet’ten kaynaklanan bir anlayışla anlanıp kavranmadan, geçerliliğinin şartları bilinip onları ortaya koymadan ve amel sahasında ona uygun bir hayat yaşamadan la ilahe illallah’a iman asla gerçekleşmez… Onun içindir ki basiretli bir Müslüman olmanın tek yolu,  bu tevhidi ifadenin şartlarını öğrenmekle mümkündür.

    La ilahe illallah’ın birinci ve ilk şartı … “ İlim “

    Değerli kardeşlerim … ! unutmayalım ki bu ifadenin geçerliliğinin ilk şartı  ilim’dir. Yani la ilahe illallah’ın bir  manasının olduğunu bilmektir. 


    Allah’u azze ve Celle şöyle buyurmaktadır :


    فَاعْلَمْ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ


    “ İyi bilmemiz gerekir ki Allah’tan başka ilah yoktur… "  Muhammed : 19.Ay

    “ Ancak bilerek Hak için şehadette bulunanlar bundan müstesna “ 

    Zuhruf : 86.Ay

     

    “ … Allah Resulü s.a.v ise bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır : Her kim la ilahe illallah’ın manasını bilerek ölürse cennete girer. “

    Müslim : 1.c. 26.n

    İşte zikredilen bu Ayetlerden ve hadisten açıkça anlaşılıyorki bu kelimenin kendine has bir manası ve onun geçerliliği için bir takım şartlar vardır. Nasıl olmasın ki … ?


    Eğer bu kelimeyi tevhidi kabul ve ona iman, onun sadece telafuzu ve ikrarı ile biten bir iş olmuş olsaydı Allah resulü s.a.v’in müşrikler arasında bu denli söylenmesi kolay olan bir kelime için çaba sarfedip eziyet çekmesine gerek kalmazdı.


    Yani sadece ve sadece bir kelimenin telafuz edilmesi için yirmi üç sene boyunca çaba sarfetme, eziyet ve çilelere katlanma gayet mantıksız olurdu.


    Diğer taraftan ;  “ kimin  son sözü la ilahe illallah olursa cennete girer “ ifadesi sadece dil ile telafuzdan ibaret olmuş olsaydı, kızıl denizde boğulurken firavun’un sözü de geçerli olması gerekirdi. Çünkü hatırlayacağınız gibi o şöyle demişti :


      ……..”ً حَتَّى إِذَا أَدْرَكَهُ الْغَرَقُ قَالَ آمَنتُ أَنَّهُ لا إِلِـهَ إِلاَّ الَّذِي آمَنَتْ بِهِ بَنُو إِسْرَائِيلَ وَأَنَاْ مِنَ الْمُسْلِمِينَ


    “ … Fravn  boğulacağını anlayınca dedi ki : İsrail oğullarının iman ettiğinden başka ilahın olmadığına ben de iman ettim. Ben de müslümanlardanım. “

                                                                                                                                               Yunus : 90.Ay

     

    Bu kelimenin ilk muhattabı olan Mekkenin cahil insanları dahi  la ilahe illallah’ın bir manasının olduğunu ve o sözle neyin kasdedildiğini çok iyi biliyorlardı.


    Allah Rasulü s.a.v ile müşrikler arasında geçen şu vaka, bu kelimenin bir sözden ibaret olmadığını ve bunun kendisine has bir manasının olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.


    “ … Ebu Cafer ibn cerir derki : bize Ebu kureyb ve ibn veki’nin … ibn Abbas‘tan rivayetine göre o şöyle anlatıyor : ebu Talip hastalandığı zaman kureyş’ten bir grup insan yanına girdiler. Ebu cehil’de bu gurubun aralarında idi. Ebu Talibe şöyle dediler :


    - Şüphesiz senin kardeşinin oğlu bizim ilahlarımıza sövüyor şöyle şöyle söylüyor, ona birisini göndersende bundan menetsen.

    Ebu talip Peygamberimize haber gönderdi de Peygaber s.a.v geldi ve eve girdi. Onlar ile ebu Talip arasında bir kişi oturacak kadar boşluk vardı. Ebu Cehil peygamber s.a.v’in ebu Talib’in yanına oturmasından ve ebu Talib’in de ona karşı dikkatli ve yufka yürekli olmasından korkarak yerinden sıçradı ve o boş yere oturdu. Allah Resuulü s.a.v amcasının yanında oturacak bir yer bulamadı ve kapının yanına oturdu. Ebu talip kendisine :
    -- Ey kardeşimin oğlu ! Senin kavmine ne oluyorda senden şikayet ediyorlar ? senin onların ilahlarına sövdüğünü şöyle şöyle söylediğini sanıyorlar, dedi.


    Onlar tekrar peygamber s.a.v hakkında sözlerini çoğalttılar. Allah Rasulü konuşmaya başlayıp dedi ki :


    -- Ey amuca ! ben onların bir tek kelime söylemelerini istiyorum. O kelimeyi söyledikleri taktirde Araplar onlara boyun eğer ve bu kelime ile acemler kendilerine cizye verirler “


    Onlar hemen Rasulullah s.a.v’in söylediği bu söze kulak kesilerek dediler ki :


    -- Bir tek kelime mi ?  Evet baban aşkına on kelime bile olsa söyleriz, nedir o kelime ? . Ebu Talip dedi ki :


    -- Ey kardeşimin oğlu nedir o kelime ? . Allah Rasulü s.a.v :


    -- la ilahe illallah kelimesidir, buyurdu. Bağrışıp çağrışarak elbiselerini silkeleyip kalktılar ve :


    -- İlahları tek bir ilah mı yapıyor ? Doğrusu bu acayip bir şey dediler.

    Tirmizi : 5.c 3447.n – İbn kesir : 12.c 6845

    Görüldüğü gibi kelime olarak on kelime söylemeye hazırlanan mekkeliler ne zaman ki la ilahe illallah sözünü duydular, hemen o sözü söylemeye yanaşmadılar. Neden ? … Çünkü bu kelimeyle onlardan bir şeyler istendiğini ve yine onlardan bir şeylerin de inkar edilmesini anladılar.


    Yani bu kelimeyi söylemek veya onu kabullenmek, onlar için kabenin içerisinde ne kadar Allah’a yakınlaşmak için tazimde bulundukları şeyler var ise, onların iptali demekti ve onların inkar edilmesi demekti.


    Sözlerinin nihayetinden de anlaşıldığı gibi  “ … Bu kadar ilahları bir kenara koyup onları inkar ederek mi Allah’a kulluk edeceğiz,  bu gerçekten acayip bir şeydir … “ dediler.

    Yani onlar bu kelimeyle bütün ilahlaştırılan şeylerin inkar edilmesi ve onların terk edilmesi gerektiğini gayet güzel anlıyorlardı.


    İşte La ilahe illallah‘ın bir manasının olduğu, onu söyleyenin de bir çok şeylerden vaz geçmesi gerektiği  bu olayda açık bir şekilde anlatılmaktadır.


    Hulasa değerli kardeşlerim … ! sohbetin girişinde de ifade ettiğim gibi ; La ilahe illallah kelimesinin şer’i anlamı öğrenilip ona uygun hareket edilmediği sürece, bu sözün sadece ve sadece dille söylenmesi insana faide sağlamaz. Bu kelimenin kula fayda sağlaması için şartları ve gerekleri bilinip onların tatbik edilmesi ve onu bozacak şeylerden de uzak durulması gerekir.

    Diğer bir ifadeyle ; bu tevhid kelimesinin gerçekliliği için zikredilen şartlarından birisi eksik olduğunda veya onu ortadan kaldıracak bir söz veya   amelde bulunulduğunda, artık bu tevhid kelimesi gerçek manasını bulmadığı gibi bu kelimeyi söyleyenin cehennemden kurtulup cennet’e girmesi de mümkün değildir.

    La ilahe illallah’ın kemalinden olan ikinci şart … “ Yakin “

    Değerli kardeşlerim … ! La ilahe illallah’ın kemalinden olan ikinci şart Yakin’dir. Yakin, şek ve şüpheyi yok edici tereddütsüz bir iman demektir.


    Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurur :


    “ Mü’minler ancak Allah’a ve Resulüne iman edip, sonra da imanlarında şüpheye düşmeden Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad eden kimselerdir. İşte sadık olanlar bunlardır. “ 

    Hucurat : 15.Ay

    “ Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten - kaçınmak için - senden izin istemezler. Allah takva sahiplerini bilendir. Senden, yalnızca Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalbleri kuşkuya kapılıp, kuşkularında kararsızlığa düşenler izin ister. “  

    Tevbe : 44 – 45.Ay

    “ … Ebu Hureyre r.a'dan, şöyle dedi : Resûlullah s.a.v buyurdu ki : “ … Ben Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim Allah’ın elçisi olduğuma şehadet ederim. Bu iki hususta şüphe etmeyerek Allah’a bu iki şehadetle kavuşan her kul muhakkak cennete gire. “

    Müslim : 1.c.27.n

    Öyleyse Allah’tan başka hak bir ilahın olmadığına şeksiz şüphesiz iman etmemiz, bu kelimenin bizden istediği en önemli şeylerden birisidir.

    La ilahe illallah’ın kemalinden olan üçüncü şart … “ İhlas “

    Değerli kardeşlerim … ! La ilahe illallah’ın kemalinden olan üçüncü şart ihlas’tır. Kul ihlaslı bir şekilde Allah’tan başka ilah olmadığına iman etmesi ve ibadetlerini de samimi bir şekilde Allah’a has kılması gerekir.


    Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :


    أَلَا لِلَّهِ الدِّينُ الْخَالِصُ وَالَّذِينَ  


    “ Halis din ancak Allah’ındır …  “  Zümer : 3.Ay

    وَمَا أُمِرُوا إِلَّا لِيَعْبُدُوا اللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ  


    “ Onlar dini Allah’a has kılarak ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmamışlardı … “  Beyine : 5.Ay

    “ … Ebu Hureyre r.a'dan. : Resûlullah s.a.v buyurdu ki : “ … Kıyamet günü halk içinde şefaatime en ziyade  mazhar olacak kişi, kalbinden ihlaslı olarak la ilahe illallah diyen kimsedir. “

    Buhari : 1.c.255.s – Ahmed : 1 / 173-174

    “ … Ebu Hureyre r.a'dan. : Resûlullah s.a.v buyurdu ki : “ Kim kapten ihlasla ve yakin bir imanla la ilahe illallah’a şehadet ederse, ateşe girmez cennete girer. “

    Ahmed : 5/236 - 21959 - Hakim : 1/503 – T. Kebir : 20/41-63 - İbni Hibban : 1/211 - 200.n

    “ … Resûlullah  s.a.v şöyle  buyurdu : “ Kul la ilahe illallah kelimesini ihlaslı olarak söyleyecek olursa, büyük günahlardan kaçındığı sürece gök yüzünün kapıları açılır ve Arş’a kadar bu devam eder. “

    Sahihu’l Cami’ : 5524.n

    “ … Resûlullah  s.a.v şöyle  buyurdu : “ Kim ihlas ile  la ilahe illallah derse cennete girer. Dediler ki : ihlasla söylemek nasıl olur ? Allah resulü s.a.v buyurdu ki : Söyleyeni Allah’ın haramlarından alıkoymasıdır. “

    Terğib ve Terhib : 364.s.5.n

    La ilahe illallah’ın kemalinden olan dördüncü şart … “ Sıdk “

    Değerli kardeşlerim ! La ilahe illallah’ın kemalinden olan dördüncü şart Sıdk’tır.  Sıdk, yalanın zıddı olan nifaka mani bir haldir.  Çünkü munafıklar dilleriyle hakkı söylemekte, fakat kalben inkar etmektedirler. Onun içindir ki imanın esası sıdk, nifakın esası ise yalandır denilmiştir.


    Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :


    “ Allah elbette sadıkları da bilecek, yalancıları da bilecek. “ Ankebut : 3.Ay

    “ Doğruyu getiren ve onu tasdik edene gelince, işte onlar sadıklardır. “

    Zümer : 33.Ay

    “ … Ebu Musa el Eşari r.a dan. Resûlullah  s.a.v şöyle  buyurdu : “ Kim sadık olarak  la ilahe illallah’a – yani Allah’tan başka ilahın olmadığına – şehadet getirirse cennete girer. “

    Ahmed : 4 / 402- 19486.n

    La ilahe illallah’ın kemalinden olan beşinci şart … “ Muhabbet “

    Değerli kardeşlerim ! La ilahe illallah’ın kemalinden olan beşinci şart ise Muhabbettir. Bu ise, Munafıkların yaptıklarının tam tesi Allah’ı ve Allah’ın sevdiklerini sevmektir. Allah’ı ve Allah’ın sevdiklerini sevmeyen akşama kadar La ilahe illallah dese neye yarar ki. Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurur :


    “ İnsanlardan öyleleri var ki ;  Allah’ tan gayri eşler edinerek, Allah’ı sever gibi onları severler. İman edenler ise en çok Allah’ı severler. “  

    Bakara : 165.Ay

     

    “ …  Enes r.a dan gelen bir rivayette Allah resulü s.a.v şöyle buyurmaktadır : “ üç haslet vardır ki bunlar kimde bulunursa o kimse imanın tadını almış olur: Allah ve resulünün o kimseye her şeyden daha sevimli olması. Sevdiğini sadece ve sadece Allah için sevmesi ve ateşe atılmaktan nasıl korkuyor ise Allah kendisini kurtardıktan sonra takrar küfre dönmekten de öylece korkması. ”

    Buhari  :  1.C.171.S - Müslim : 1.C.43.N - Tirmizi  :  4.C.2759.N - Nesei : 8.C.4956.N

    “ … Ebu Umame r.a dan. Allah resulü s.a.v şöyle buyurmaktadır : “ Kim sevdiğini Allah için sever, buğz ettiğine Allah için buğz eder, verdiğine Allah için verir ve men ettiğini de Allah için men ederse imanı kemale erer. “ 

     

    Ebu Davud : 5.C.4681.N

    “ … İbn Abbas r.a dan. Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : ” İmanın en güçlü ve güvenilir kulpu, Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir. ”

    İbni Ebu Şeybe Musannef : 5.235-849 – el Albani Silsiletü’s Sahiha : 998

    La ilahe illallah’ın kemalinden olan altıncı şart … “ İnkiyad “

    Değerli kardeşlerim … ! La ilahe illallah’ın kemalinden olan altıncı şart ise İnkiyadtır. Bu ise, zahiren ve batinen emirlere imtisal nehiylerden de içtinab etmektir. Diğer bir ifadeyle ; bu kelimenin gerekleriyle amel etmektir.


    Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurur :


    اتَّبِعُواْ مَا أُنزِلَ إِلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ وَلاَ تَتَّبِعُواْ مِن دُونِهِ أَوْلِيَاء قَلِيلاً مَّا تَذَكَّرُونَ


    “ Rabbinizden size indirilen – Kur’ana ve Sünnet – e tabi olun, O nun dışında dostlar edinip de onlara tabi olmayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz. “ 

    A’raf : 3.Ay

    “ Rabbinize yönelin ve O’na teslim olun. “  Zümer : 54.Ay

     

    “ Kim ihsan sahibi olarak özünü Allah’a teslim ederse, o kopmak bilmeyen bir kulpa - yani la ilahe illallah’a - yapışmış demektir. “  Lokman : 22.Ay

     

    Allah’u Azze ve Celle bizlere bu kelimeyi hakkıyla anlamayı, lazımlarını yerine getirmeyi ve onu bozan söz ve tavırlardan da uzak durmayı nasip eylesin.


    Değerli kardeşlerim … ! buraya kadar anlatılanlara rağmen - anlayış ve muhakeme hussunda problemleri olanlar, hala Allah resulü s.a.v’in mutlak ifadeli hadislerini ileri sürerek – yani sadece dili ile de olsa La ilahe illallah diyen müslümandır, cennetliktir -  iddalarını savunmaya devam ederlerse onlara söylenecek tek söz :

             “ Allah sizlere anlayış ve hidayet versin …” sözüdür .



            
  • Bir insanı sevmek ne olursa olsun sizi gocundurmasın. İçinizden geldiği gibi davranmak, kendiniz olmak sizi siz yapar. Hakkıyla sevmek herkesin yapabileceği bir şey değildir kalp meselesidir. Kalbinizin güzelliğini sevin, yüreğinizde olanı sevin. Sevin en başta kendinizi...
  • "Ancak zaaflarımızı seven bizi hakkıyla sever, meziyetlerimizi herkes zaten kabul eder" diyor Tanpınar Sahnenin Dışındakiler’de. Güzeli sevmek meziyet değil. Meziyet; yıkıntının, çöküntünün altındaki madeni görmekte. Onu, bulup sevmekte."