3. Kadın ikaz için bir elini diğeri üzerine vurur: Namazda kadına bir hâl arız olursa ve etrafındakileri birşey için ikaz etmek isterse; sağ elini kaldırarak içiyle sol elinin üstüne vurur. Fakat erkeğin böyle bir hal karşısında yüksek sesle; "Sübhanallah." diyerek uyarıda bulunması sünnettir. Ancak bu hareketle uyarmayı değil de tesbih kasdedilmelidir.
Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Her kime namazda bir hâl arız olursa, tesbih etsin. Zira tesbih ettiği zaman kendisine iltifat edilir. Ancak elleri birbiri üzerine vurmak kadınlar içindir." (205)
İçinizden ağlamak geldiğinde, ağlamanıza izin verin. Nasıl ki gülmek istediğinizde gülebilmeniz gerekiyorsa, aynı şekilde ağlamak istediğiniz de özgürce ağlamalısınız. Bunu yapabildiğimizde hayat bizim için çok daha hafif, çok daha taşınabilir hal alır.
Onların insanlıktan uzaklaşmış, hayvanlıktan, vahşilikten bile daha ürkütücü bir hal almış olan hareketlerinde, yüzlerinde, sözlerinde, şu her şeyi iyi ve güzel bir ahenge götürmeye çalışan tabiatın bir izini arardım.
Yoksa şiddetli düşmanlık, israf, inat ve eziyet gibi kötü bir maksadı olmaksızın bir mazlumun meşru yolla hakkını araması ve davada bulunması da haram değildir. Ancak iyisi mümkün olduğu kadar bunu da terketmektir. Çünkü karşılıklı hak davasında bulunurken dili ölçülü tutmak pek güçtür. Husumet, göğsü alevlendirir, öfkeyi kabartır. Öfke kabardığı zaman insan asıl konuyu unutur, geriye çekişenler arasında kin kalır. Hatta öyle olur ki her biri diğerinin üzüntüsüne sevinir, sevincine üzülür. Dil de çekiştiği insanın onurunu kırmada açılır, ağza gelen her şeyi söyler.
Biriyle çekişen kimse, bu tehlikelerle karşı karşıyadır.
Böyle bir kişinin içine düşeceği en basit durum, kalbinin vesveselerle karışmasıdır. Hatta namazında dahi hasmını mağlup etmenin yollarını araştırır. Hal böyle olunca durum meşru bir hakkın aranmasından çok öte bir boyut kazanır; işin sonu olmadık noktalara gider. Bunun için, çekişmeyi terketmek daha hayırlıdır.
Panik atakların hep fiziksel, somut bir şey olduğunu sanırdım.
Gürültülü ve duvarlara çarpmaya benzeyen bir hal. Oysa ram tersiymiş: Derli toplu bir dinginlik. Gece denizde yüzerken bir petrol tabakasının ortasında kalmak gibi. Kıpırtısız, yoğun,sessiz bir karanlıkta asılı durmak gibi.