“Özellikle 1979'da Şah Muhammed Rıza Pehlevi'nin devrilmesinin ardından İran'la sıkı ilişkiler geliştiren Hâfız Esed, Arapların İran'la olan bütün mücadelelerinde Tahran'dan yana tavır almasıyla dikkat çekti. İran-Irak Savaşı'nda İran'ı destekleyen tek Arap ülkesi Suriye olurken, Körfez Savaşı'nda (1990-91) da Suriye yine İrak'ın karşısındaydı. Bu ilginç çatışmayı İslâm tarihindeki geleneksel Şam-Bağdat rekabetine benzeten tarihçiler de vardır; haksız değillerdir.
Her ne kadar birbirlerine düşman olsalar da, her iki Baas iktidarının ortak olduğu bir yön vardı: Halklarına uyguladıkları baskı. Hama Katliamı'ndan Halepçe Katliamı'na (1988), her iki rejimin de insan hakları ve özgürlükler karnesi zayıf notlarla dolu. Suriye üzerindeki İran etkisi ve Esed ailesinin Nusayrî olması nedeniyle Irak ve Saddam Hüseyin iktidarı Sünnî Araplarca daha fazla sevilse de, insani ilkeler bakımından birinin diğerine tercih edilebileceği bir yön bulunmuyor.”
Sayfa 25 - “Diriliş”ten Geriye Sadece Acı Kaldı