• 55 syf.
    ·1 günde·Beğendi·7/10
    Aşk sizi çağırdığı zaman,onu izleyin..Yolları zorlu ve dik olsa da.
    Kanatları sizi sardigi zaman,ona teslim olun.Tuyleri arasına gizlenmiş kılıç sizi yaralayacak olsa da.Hem aşk sizinle konuştuğu zaman,ona inanin.Bahceyi tarumar eden kuzey rüzgarı gibi darmadağın etse de duslerinizi sesiyle.
    Çünkü aşk taclandirdigi gibi çarmıha da gerek sizi.Hem besler,büyütür hem de budar sizi.
  • 55 syf.
    ·14 günde·Beğendi·10/10
    Hepimiz yaşamımız sürdükçe sorular sorarız kah kendimize kah çevremize ama alabilir miyiz kendimizi sorgulatacak bizi ilerilere götürecek cevaplar ? İşte öyle bir kitap Ermiş.. hayatın en basit en temelinde yer alan kavramlardan yola çıkıyoruz bu kitapta Aşk, dostluk, vermek, iyi, kötü , ölüm.. ama bunlardan bahsederken Ermiş bizlere hayatta hepimizin en az bir kere kendine sorduğu soruları cevaplıyor. Tüm yargılamalarımız tüm bildiğimiz doğrulara aslında bambaşka bir bakış açısı kazandırıyor. Kısacık bir kitap oluşu yanıltmasın sizi her satırında durup düşünüyorsunuz “ben bu konuda bu zamana kadar bunu hiç düşünmedim” diyorsunuz. Ve en sonunda onca şey öğreten Ermiş sizin ona öğrettiklerinize teşekkür ediyor. Hayatlarımıza küçük ama bol ışık alan bir pencereden yorum katıyor. Ermişin de dediği gibi yaşam ve ölüm, nehir ve deniz gibidir en sonunda birbirine kavuşur. Aklımız ve kalbimizin bulunduğu bu terazide kefeleri dengede tutmamız için bir klavuzdur belki de Halil Cibran-Ermiş.
  • 55 syf.
    ·1 günde·1/10
    Rezalet. Almayın Aldırmayın.
    Buradaki hayalperest okuyucuların yorumlarına aldırmayın.
    Normalde her kitabı inceleyip alırım nezaman birşeyi incelemesem ve insanların beğenisine güvensem böyle hüsrana uğruyorum. Kitap hiç beklediğim gibi çıkmadı zorla okudum bitsede kurtulsak diye. Saçma sapan bir içerik. Kışın yakacaklarımın listesinde 1 numara.

    NOT (Gelen olumsuz tepkilere istinaden) : Herkesin seviyesi farklı, kitap bana hiçbirşey katmadığı gibi nakit ve vakit israfı oldu. Yok siz eğer bizim seviyemiz düşük, paramız bol, vaktim çok diyorsanız alın okuyun ama hiç değilse bitirdiğinizde kitabın size ne katıp-katmadığını bi gözden geçirin.

    Yorumlardaki gibi "bu adam bişeyler anlatmış ama biz anlamadık" hayranlığıyla kitabı beğenen öven tiplerden olmayın.
    Kitap saçmalık ve kişisel görüşlerden ibaret. Katıldığım 1 tanesi olmadığı gibi daha güzel ve tutarlı 1000 tane yazabilirim.
  • 55 syf.
    Galiba ne kadar okursak o kadar eksikliğimizi hissesederiz ve okumak hep daha çok okumamız gerektiğini hatırlatırlatır bize işte Halil Cibran okuyunca ben de geç kalmışım daha önce nasıl okumam dediğim, hayıflandığım bir yazarla karşılaştım. Çünkü ifade şekli, farklı bakış açısı ve duyguları hissettirmesindeki tat çok güzel.

    Farkındayız dimi çevremizdeki hayatımızdaki hatta hayattaki yanlışların herkes mutlaka doğru olan bu değildir diyordur ama işte sadece diyor... Daha fazlasını yapmak için hiç kimse daha çok çaba harcamıyor hatta artık bir kabulleniş var; insanlar böyle değiştirmesin kelimesi herkesin dilinde en temiz kaçış noktası dimi :) Yazar işte bu kitabında bu kaçışların, didinmelerin insan üstündeki etkilerini daha aza indirgemek için çok güzel bir tavsiye eseri oluşturmuş o kadar güzel ki yanlışın kaynağın yine yapılan yanlışta olduğunun o kadar doğru tespiti yapmış ki çok hoşuma gitti. Kusuru kendinde bulma becerisi hangimiz de vardır yani bizim dışımızda herkesin haksız olduğu o durumlar ne zaman biter? Bilmiyorum...

    Konusu Orphalese halkının kentlerine gelen El Mustafa'ya aşka, çocuklara, evliliğe, suç ve cezaya, özgürlüğe,acıya, duaya, hazza ,ölüme vb konularda sorular sorması ve onun bu konular hakkındaki görüşleri şeklide oluşan bir kitap ama o kadar yoğun ve yerinde tespitleri var ki evet böyle evet doğrusu bu demekten kendinizi alamıyorsunuz. Genel acıdan herşeyin temelinde sevginin olduğu düşüncesi hakim ama bence sevgiden önce saygı olmalı yani belki de şuan insanların çıkmazlarını bu kadar ayrı duruşların temelindeki eksiklikte saygının olmamasındandır.

    Herkesin mutlaka bir Halil Cibran kitabı okuması lazım çünkü ınanmak ve daha çok sevmek, kıymetini bilmek için hayatın bir de yazarın gözünden bakmalıyız ve kitaptan güzel bir alıntıyla bitiriyim...

    Hem inanan hem de kuşku duyandım. Çünkü pek çok kez parmağınla kendi yaramı deştim,
    size daha fazla inanmak ve sizi daha fazla tanımak için.

    Keyifli okumalar.
  • 55 syf.
    ·Beğendi·7/10
    Bir yazar malzemesini doğrudan kendi kafasından bir başka ifadeyle kendi müşahedelerinden çıkarmadıkça okunmaya değer değildir.Halil Cibran ve Ermiş kitabı hakkında temel düşüncem bu çünkü Cibran bana göre büyük bir üslup taklitçisidir yetmezmiş gibi eser taklitçiliği de yapmıştır.Nietzche'yi okuyanlar bu kitabın her bir satırında Zerdüşt'ün adımlarını hissedecektir.Yazar bana göre özgün olmadığı için fikirlerine de bir türlü ısınamadım çünkü baştan sona taklit olduğunu hissettim.Bu taklitçiliğin sebebi muhtemelen hayranlıktır ama yazarın işi taklit değil özgün bir fikir ortaya koymaktır.Bu aralar çoğu sitede Cibran'ı görüyorum bence okumayı düşünenler Schopenhauer ya da Nietzche okusun.
  • 55 syf.
    ·2 günde·8/10
    Müthiş bir eser ! Herkesin kendinden, yaşamdan, hayattan bir şeyler bulabileceği bir yapıt. Kitapta çizilmedik yer bırakmadın :) En çok hoşuma giden alıntılardan birini paylaşmak istiyorum:
    “ Ve siz adil olmaya özenen yargıçlar. Cismen namuslu ama ruhen hırsız olana ne hüküm verirsiniz? Cismen katleden ama ruhen maktul olana ne ceza kesersiniz?”
    Gerçekten tekrar tekrar okunabilir ve her okunuşta farklı bir anlam çıkarılabilir, daha da çok özümsenebilir diye düşünüyorum. Keyifli okumalar :)
  • 55 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Lübnan asıllı Amerikalı yazar Halil Cibran ile tanışma kitabım olan Ermiş, farklı tarzı ve anlatım şekliyle beğenimi kazandı. Kitabın orijinal ismi The Prophet ve asıl anlamı Peygamber olsa da çeviride Ermiş tercih edilmiş ve uygun bir başlık olmuş bana göre. Kitap 55 sayfacık ve satır boşlukları göze çarpıyor fakat buna karşın oldukça dolu bir eser. Elinize bir kere alıp bitirmektense gün içinde ara ara okumanız daha iyi olacaktır, çünkü düşündüren anekdotlar fazlasıyla mevcut. Dil biraz ağır, cümleler biraz uzun ve karmaşık olmasına rağmen derin anlamlar içeriyor. Yoğun bir virgül kullanımı oluşmuş cümleler az uzun olunca. Kitap daha çok röportaj havasında hatta sohbet gibi ilerliyor. Hikayeye geçersek daha iyi anlatabilirim. El Mustafa adında bir peygamber, ermiş, evliya, derviş, kudretli -ne derseniz ismine- bir gün yaşadığı yerden ayrılmak için gemi beklemektedir. Halk onu o kadar benimsemiş ve sevmiştir ki El Mustafa'ya gitmeden önce bazı soruları yanıtlamasını ister. El Mustafa aşka dair, suç ve cezaya dair, güzelliğe dair, özgürlüğe dair, dine dair vb. birçok konuda düşüncelerini usanıp sıkılmadan ve sabırla insanlara anlatır. Kendisi önemli ve güzel şeyleri biraz süslü bir şekilde aktarır. Bu yüzden anlatım sohbet veya röportaj havasında demek istedim. Okurken bölümler sizi bir yerden alıp başka diyarlara götürüyor sonra bulunduğunuz yere bırakıyor. Aslında bu kişi kudret sahibi değil de daha çok filozof tipi. Bunları anlatırken kendisinin yaşamı hakkında bilgi sahibi oluyoruz. Katılmadığım noktalar oldu benim ama onların kendi içinde bir mantığı var tabi. Genel olarak bakıldığında Ermiş için bir düşünce kitabı diyebiliriz. Her ne kadar baş kahraman için ermiş denilse de bana göre düşünür demek daha doğru olacaktır. Özellikle son bölümü yani veda konuşmasını oldukça beğendim. Böyle biraz kafanızı dağıtmak istiyorsanız, romanlardan, öykülerden bıkmışsanız sizin için farklı bir kaçış noktası olabilir bu eser. El Mustafa gibi kimseler bizim ülkede yaşasa ya şeyh ilan edilir ya da tımarhaneye tıkılır. Güzel söz yaramıyor bizim millete, bunu görmek için ermiş olmak şart değil.