En kıymetli, en büyük sermaye olan zaman, akıyor avuçlarımızdan. Ve insanlar sabah kalkıp işe gidip, akşam dönüp yemek yedikten sonra tekrar yatma zamanı gelinceye kadar televizyon seyretmeyi yaşamak sanıyorlar. Ne kötü, ne büyük kayıp... Hayat, bekleyerek, oturarak yaşanmaz evlat. Hayat, hareket demektir. Eğer akşam ayakların yorgunluktan ağrıyorsa, bugün, yarınlarda anlatacağın bir şeyler yaşadın demektir.
Hikaye sizi ilk sayfadan içine çekiyor ve akıp gidiyor, bir bakmışsınız bitmiş. Başlangıcı ve sonu arasında hikayenin gelişip değişmesi muazzam. Spoiler vermek istemediğim için detaya girmiyorum. Sadece şunu söyleyebilirim, keşke bu kitabı okuyan biri denk gelse de kitap üzerine sohbet edebilsek. Çok güzel bir aşk hikâyesi, hele benim gibi İstanbul aşığı biriyseniz okurken çok keyif alıyorsunuz. Kitap sadece bir aşk hikayesi de değil bu arada, psikolojik bir arayışın ve insanın mantıkla duygular arasına sıkışmış kalbinin hikayesi.