Halil Uludağ

Halil Uludağ
@haliluludag
İzmir
82 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
YETMİŞ BEŞ kağnılık bir kağnı kolu İnebolu-İkiçay'dan yola çıkmak üzereydi. Zafer Kemal "Uğurlar olsun anam!" diye seslendi. Kolbaşı, "Sağ ol oğul" dedi, elindeki sopayla öküzünü dürttü. Kağnılar tekerleri inleyerek kımıldayıp yürüdüler. Kağnıcıların hepsi kadındı. Yalnız üçüncü kağnıyı 12 yaşında bir erkek çocuk yediyordu. Kadınlardan biri hamileydi. Yedinci kağnının yanında yürüyen sırım gibi genç kadının ayakları çıplaktı. Bazı kadınlar bebeklerini torbalayıp sırtlarına bağlamışlardı. Genç subaylardan biri içi ürpererek, "Ne mübarek kadınlar bunlar" dedi. Öyleydiler. Yavrularına yiyecek taşıyan anaç kuşlar gibi orduyu besliyorlardı. Kağnı kolu gacırdıya gacırdaya uzaklaşıp gitti.
Alıntı
Reklam
Bireyler de mutsuz evliliklere ya da açmaza girmiş kariyerlerine tutunurlar. Anlatıcı benliğimizin geçmişteki acılarımızın herhangi bir anlamdan yoksun olduğunu itiraf etmektense gelecekte de ıstırapla kıvranmayı tercih eder. Geçmişimizdeki hatalarla eninde sonunda yüzleşirsek anlatıcı benliğimiz bu hatalara yeni anlamlar yükleyebilmek için anlatının rotasını tam tersi yöne kırması gerekir. Örneğin savaş karşıtı bir savaş gazisi kendine şunu söyleyebilir: "Evet, bir hata yaptım ve bacaklarımı kaybettim ama bu hata sayesinde savaşın kimseye fayda getirmeyen bir cehennem olduğunu gördüm ve hayatımı barış için savaşmaya adadım. Sakatlığımın artık olumlu bir anlamı var, bana barışın kıymetini gösterdi." Demek ki benlik de tıpkı uluslar, tanrılar ve para gibi hayali bir kurgudur. Her birimizin önemli olmayan deneyimleri buruşturup bir kenara atan karmaşık ve gelişkin bir iç sistemi vardır. Önemli deneyimlerse izlediğimiz filmler, okuduğumuz romanlar, dinlediğimiz konuşmalar ve keyfini sürmek istediğimiz birkaç hayalin birleşiminden oluşur. Bu hikâye bize kimi seveceğimizi, kimden nefret edeceğimizi ve kendimizle nasıl baş edeceğimizi söyler. Bu hikâye uğruna, gerekirse canımızı bile feda ederiz. Her birimizin kendine özgü bir rolü vardır; kimi bir trajediyi yaşar, kimileri sonu gelmeyen dini bir dramada rol alır, bazıları hayatı aksiyon filmi misali sürdürürken pek de azımsanmayacak bir grup da bir komedideymişçesine yaşar gider. Sonuçta hepsi birer kurgudur. Homo Deus: Yarının Kısa Bir TarihiHomo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi
Alıntı
Şah Mat ! Ve Final (Sonun Başlangıcı)
26 Ağustos taarruzunun emniyet sigortası olan ama üç gündür tüm muharebe hikâyelerinin dışında kalan Miralay Ali Hikmet (Ayerdem) Bey'in 2nci Kolordusu, 30 Ağustos akşamı gün batarken Dumlupınar Ovası'na ihtişamlı bir giriş yapar. Kaplangı Dağı'na yaklaşarak pusuya yatan üç tümenli bu taze kolordunun varlığı, General Frangou'nun son ümitlerini de tüketir. Ayrıca Kızıltaş Vadisi içinde, Dümenler'den süratle Banaz'a inebilecek konumda üç, Uşak'ta cephe gerisindeyse bir Türk süvari tümeni büyük tehdittir. Mustafa Kemal Paşa kale ve at sürerek hem vezirini korumuş hem de şah çekmiştir. Frangou bir adım sonrasını görebilecek kadar tecrübeli bir komutandır. Oyunun bittiğinin farkındadır. İzmir'i değil, aklının sesini dinler.
Alıntı