Derinlerimde bir yerlerde saklanıp sığındığımı hissediyordum. Kimse tarafından sevilmediğini ve umursanmadığımı bilmek, daima uzaktan bakan biri olmak, acınası bir çocukluktu. Kendimi olduğumdan on yaş daha büyük hissediyordum. Çok fazla şey biliyordum. İnsanların en kötü, en çaresiz, en umutsuz, en bencil hallerine şahit olmuştum. Ve bu bildiklerim beni ürkütüyordu. Bu yüzden gülümseyip başımı sallamayı, h
issetmediğim duyguları göstermeyi öğreniyordum. İçimin paramparça olmasına rağmen herkes gibi görünmeyi öğreniyordum.
İşte o an, ne kadar yalnız olduğumun farkına vardım. Atlantik’in bu tarafındaki hiçbir yetişkinin benimle ilgilenmek, beni bir gemiye bildirmek ya da yol paramı ödemek için bir sebebi yoktu.Hiç kimsenin sorumluluğu olmadığım gibi, artık toplumun sırtındaki bir yüktüm.