• Mekke fethinden sonra elinde sancağı ile Medine'ye giren Halit bin Velid Allah'ın kılıcı geliyor diye anıldı..
  • Kim bilir Dîyarbekire sefer düzenleyen Halit bin Velid doğmasaydı ;
    Yarattığı kelebek etkisi de doğurmayacaktı kızgın Mezopotamya kasırgasını.
    Belkî de talihimiz bir başka akacak, şuan bana çay demliyor olacaktın.

    /Nabumir
  • Mekke fethinden sonra elinde sancağı ile Medine'ye giren Halit bin velid Allah'ın kılıcı geliyor diye anıldı.
  • HALİT BİN VELİD
    İslâm’ın büyük kumandanı Halid bin Velid’in, savaşın kı-zıştığı hengâmede başındaki sarığına bir mızrak ucu değmiş ve sarığı miğferi ile beraber düşman saflarının arasına doğru yuvarlanmıştı.Her şeyi bırakıp sarığın peşinden koşmaya başladı. “Ey kumandan, kendini tehlikeye atıyorsun!” dediler. “Ne ehemmiyeti var?” dedi, “Yıllardan beri sarığımın içerisin-de Resûl-i Ekrem’e (sas) ait üç tane kıl taşıyordum,düşmanın eline geçer diye korktum.”
    * * *
    O büyük kumandan, Hazreti Muhammed gibi bir Peygambere sevginin ve saygının gereğini ders veriyor, O’nu delicesine seviyor, canından aziz bildiğini bu hâdise ile bir kere daha gösteriyordu. Belki de zaferlerinin arkasında O’na ait bir parçayı taşıyor olmanın lütfunu görmekteydi. O sevgi ve alâka olmasa idi, O’na (sas) ait âsâr bugüne kadar muhafaza edilemezdi.
  • 183 syf.
    ·10/10
    Günümüz insanlarının en çok muzdarip olduğu konulardan biri de vaktini verimli bir şekilde değerlendirememektir. Kitabımız Hz.Ebubekir(r.a),Ömer Bin Abdulaziz,Halit Bin Velid(r.a),Mus'ab Bin Umeyr(r.a),Hasan El-Benna,İmam-ı Azam Ebu Hanife (r.a), Hadice(r.anha),Hansa (r.anha) gibi hayatını İslama adamış mübarek insanların hayatlarından kesitleri çok anlaşılır bir dille bizlere sunmaktadır.Onların hayatlarını okudukça dert sahibi olacak sadece saatlerin değil artık dakikaların hesabını yapmaya başlayacağız. Kitabımız ;Kahire'deki kahvehanelerde dolaşıp,uyuyan bir ümmeti uyandırmaya çalışan Hasan el-Benna gibi bizleri de cehaletin uykusundan uyandırmaya yardımcı olacaktır.
  • Kitaptan alınması gereken dersler elbette fazla ama benim en'im  Muhammed Emin Yıldırım sahabeye karşı sergilenen 3 farklı tavır kısmı idi... 

    Muhammed Emin Yıldırım hoca bu cümleleri sahabeye bakışda ki 3  tavır diye belirtmiş ama günümüzde tuttuğu takıma, oy verdiği partiye, mensup olduğu cemaate,tarikata karşı müslümanların aynen bu 3 farklı tavrı var…


    Maalesef günümüzde parti liderlerine,şeyhlerine, cemaatlerine...vs ya avukat tavırla yada savcı tavırla yaklaşıyor çoğunluk…

    İşte  böyle olunca da tefrikalar kaçınılmaz oluyor. Tekfircilik hastalığı aldı başını gidiyor.

    Şeytan bile halimize kahkaha atarak gülüyor..


    Halbuki hâkim/hikmetle anlamaya çalışan olumlu tavra sahip olsak yanlışa yanlış deyip, doğruları takdir etsek vallahi şeytana biz güleceğiz..

    Şimdi kitaptan o kısımları yazayım. Buyrun;


    💫Sahabe hakkında sergilenen üç tavır💫

    1.Avukat/ savunmacı tavır

    2.Savcı/itham eden suçlayıcı tavır.

    3.Hâkim/Hikmet ve anlamaya çalışan olumlu tavır.


    1.Avukat/savunmacı tavır;

    Eğer sahabeye savunmacı ve avukat bir tavırla yaklaşırsak, anlarsak büyük bir sapmanın eşiğindeyiz demektir. Sapmanın kaynağı ise 'eğer sevecek veya takip edeceksem hatasız,günahsız yani mükemmel olmalıdır' anlayışına sürükler.

     Sahabe onlarca belki yüzlerce ayet ile övülür yaptıkları güzel eylemler taltif edilir ama beri taraftan bazı hataları ile eleştirilir uyarılır,ikaz edilir,hatta çok sert ifadelerle adeta hizaya çekilirler.

     Böyle bir üslup onların değerlerine gölge düşürmez. Bilakis değerine değer katar. Çünkü beşer olmanın şiarıdır şaşmak ve hata etmek. Zaten Allah kullarının şaşmamasını hata etmemesini değil yanlışa düştükten sonra tövbeye yönelmelerini istemektedir. 

    Sahabeyi avukat ve savunmacı bir tavırla ele alırsak bazen farkına varılmadan bir sahabiyi savunma adına başka bir sahabiye haksızlık edediliriz.


    2.Savcı/itham edici ve suçlayıcı tavır; Bunlar Allah Resulü'nün mübarek ellerinde yetişmiş o güzide şahsiyetleri ilme edebe ve ahlaka sığmayacak şekilde eleştiren insanlardır.

    Unutulmamalı ki o yüce insanları basite almak insanı basitleştir.

     Çünkü onlar seçilmiş bir nesildir. Onlara değer veren hem Allah katında hem inananlar katında değer kazanır.

    O halde Müslümanın tüm gayreti o Güzide şahsiyetleri daha iyi anlamak olmalıdır.


    3.Hâkim/Hikmet ile anlamaya çalışan olumlu tavır;

    Bu tavır şu anda da her alanda en çok ihtiyacımız olan tavır;

     Savunmaları dikkate alıp, ithamları dinler ve en sonunda olması gereken makul kararı verir.

    Bu tavrı takınanlar tarihin herhangi bir sayfasını gizlemezler, olayları hissiyat ile ele almazlar, birini savunacağım diye diğerinin hakkını feda etmedikleri gibi, anlayacağım diye de şahısları saldırı oklarına hedef etmezler.

    Sahabenin en büyüğünden en küçüğüne saygı gösterir, onların sohbet-i Risalet ile elde ettikleri ayrıcalıkları kabul ederler.


     Hâkim tavır Hekim tavırdır.

     Bu tabloya göre hastalıkların tedavisi ancak doğru bir teşhisten sonra mümkündür. Toplumsal hastalıkların doğru bir şekilde teşhisi ise bu günün değerlendirilmesi ile tespit edilemeyeceği bilinen bir gerçektir. Yapılması gereken Geçmişi doğru anlama ve anlam maksadı ile yelken açmaktır, geçmişten ilham alarak bugüne ihya yarını ise inşa etmenin yollarını aramaktır.


     Hâkim bir tavrı benimseyenler söz konusu olan İslam toplumunun ilk ortaya çıkan sorunları olduğu için tefrika, bölünme ve kavgalara sebep olan bu sorunları çok iyi tahlil etmek zorunda oldukları gerçeği ile hareket ederler. Çünkü ümmeti Muhammed'in sorunlarının nasıl başladığını doğru tespit edemeyenlerin bu sorunlardan kurtulma yollarını da doğru biçimde tespit etmeleri mümkün olmayacaktır.

    Meselâ;


    🌿Cemel Vakasını hâkim/Hikmet ile anlamaya çalışan olumlu bir tavırla bakarsak Cemel Vakası/bu kardeş kavgası bize şu ibret ve mesajlarını verir;


     1.Aslolan fitne kapılarını açmamaktır. Bu kapılar açıldı mı artık sahabe bile olsa kapatması imkânsızdır. Yapılması gereken fitnelere sebebiyet veren her türlü işten uzak durmak olayların perde arkasını iyi tahlil edebilmektir.


    2. ihtilaf insan olmanın bir gereğidir,olmaması gereken ihtilaf değil ihtilafın tefrikaya bölünmelere ve düşmanın ekmeğine yağ sürecek bir duruma dönüştürülmesidir.Cemel Vakası sonraki nesillere edebül hilâf-ı yani muhalefet edebini öğretmektedir. Sahabe birbirine Kılıç çekmesine rağmen birbirlerinin faziletlerini asla inkar etmemiş, iftira atmamış haşa yalan söylememiştir. Birbirlerine muhalefet ederken bile edebi elden bırakmışlardır. Hz Ali kendisine Cemelde kılıç çekenlere hata eden kardeşlerimiz, Sıffinda kılıç çekenlere ise bize başkaldıran/bağy kardeşlerimiz diyordu.


    4.Cemel Vakası sonraki nesillere parçanın değil bütün taliplisi olmanın önemini öğretmiştir.

    Mühim-önemli-daha önemli listelerini oluştururken neye öncelik verilmesini, neyin geride bırakılıp, neyin öne alınması gerektiğini ve bunun ihtimalinin ise nasıl acı sonuçlar doğuracağını göstermiştir.


    🌿Sıffin Savaşı'na hakim bakış 

    1.İmamet/Hilafet ile Saltanat asla aynı şeyler değildir. İmamet Nebevi siyasetin bir gereği, saltanat ise dünyevi talep ve beklentilerinin bir gereğidir.


     2. İmametin takipçileri meşru bir davanın temsilcileridir.Meşru bir davanın temsilcileri olanlar asla gayri meşru yollarla hedeflerine varmak istemezler. Hedefi meşru olanın meşru kalabilmeleri için izledikleri yollarında meşru olması şarttır. 


    3.İmamete inanan ve gönül veren toplum itaatkar bir cemaattir. İtaat kölelik veya kayıtsız şartsız teslimiyet demek değil, sorumluluğun farkına vararak ve şahsiyetini muhafaza ederek kurulan birlikteliktir.


    4.gün gelir birileri din ve Kuran adına bizleri kandırmak isteyebilir. Böyle bir durum ile karşı karşıya kalan Müslüman çok uyanık olmalı, her an teyakkuz halinde bulunmalıdır. Önemli olan mızrakların ucuna Kur'an sayfaları takmak değildir. Asıl önemli olan o sayfaların ne kadar hayatları hakim olduğudur.


    🌿nehrevan Savaşı'na hakim bakış


    1.cehalet İslam toplumunun en büyük düşmanıdır.Hele ki bu cehalet din sahasında olursa tedavisi mümkün olmayan bir hastalığa dönüşür. Öyleyse yapılması gereken cahilin dindarlığının temellerini sağlamlaştırmak, işi sadece şekilde bırakmayıp özel doğru taşımaktır.

     

    2.Tekvir ciddi bir hastalıktır. Birilerini tekvir etmeyi alışkanlık haline getirenler, başta kendi nefisleri olmak üzere toplumda onarılmaz yaralar açar. Bunun için tekvir konusunda oldukça hassas olmalı,efendimizin bu konudaki uyarılarını asla unutmamalıyız. Bazen birileri Haksöz ile batıl dava peşinde olabilirler. Dolayısıyla bir anda söze bakıp aldığını olmamalıdır. Unutmamalı ki Haksöz önemlidir ama ondan daha önemlisi o söz ile istenen şeyin hak olup olmadığıdır.


     4.Karşıdaki muhattap harici mantığında olan biri bile olsa İslam toplumunun fertlerinin onlara karşı vazifeleri vardır. Her şeye rağmen onları kazanmanın yollarını aramakla sorumludur.


    💫O halde sahabeyi nasıl anlamalıyız sorusunun cevabı;Elbette ki hâkimane bir tavır geliştirmekle olmalıdır. Çünkü bu tavır Nebevi bir tavırdır. Tarihten ve şahıslardan gereğince istifade ederek, güzel ve iyi davranışların örnek alınması,hatalı ve yanlış eylemlerin ise ibret alınmasını sağlayan bir tavırdır. 

    💫Peygamberimizin hakim tavrına örnekler💫

     1.Habip bin ebi belta'nın yaptığı hatayı karşı Hz Ömer'in "Ya Resulullah bırak şu münafığın boynunu vurayım" demesi üzerine Hz Ömer'e "Hayır ya Ömer! muhakkak ki Habib Allah ve resulünü seviyor,Ayrıca o Bedir ehlindendir.Allah Bedir ehlinden olanları affetmiştir,bende habibi affettim"demesi.


    2. Uhud'da söz dinlemeyip dağılan okçuların Muhammed öldü şiaına kapılıp ellerinden kılıçlar düşürenlere karşı olan tavrı.


     3. Huneyn'de sayıların çokluğuna aldanıp  gevşeklik gösterip çözülenlere karşı tavrı.


    4. Cuma hutbesinde gelen kervanın haberi ile kendisini ayakta bırakıp kervana koşanlara karşı takındığı tavır.


    5.hanımı Hz aişe'ye iftira atmak gibi büyük bir cürüm işleyenlere takındığı tavır.


    6. Cüzeymirliler olayında Halit Bin Velid'in yaptığı yanlışa karşı takındığı tavır.


    7.Usame Bin Zeyd'in iman eden birinin ikrarını yeterli görmeyip olayları farklı değerlendirilmesinde takındığı tavır.


    8.Ebuzer el Gifari'nin Bilal Habeşi'ye cahiliye kokan bir sözle hitap etmesi üzerine takındığı tavır…..ve niceleri…


    Peygamberimiz hep hakimane bir tavırla bunları karşılamıştır.Ne gizleyip yanlışı savunmuş, ne faş etmek için yoğun çaba harcayıp hatanın sahibine silip atmıştır.

    Bilakis Efendimiz yanlışları tashih ederek düzeltmiş, onları uyararak aynı hataların ortaya çıkmaması için gerekli tedbirleri almıştır...