İnsanlardaki açgözlülüğü, nefret, öfke ve ikiyüzlülüğü gördükten sonra, dünyada ona gerek kalmadığını gören şeytan, bu dünyaya göre saf ve temiz kaldığını, eğlenmek için geldiği dünyada tam tersine insanların oyuncağı olduğunu, bu dünyada aslında hiç de yeri olmadığını görür. Bu dünyadaki gibi etkileyici, korkusuzca, acımasızca işlerini yapanların onun cehenneminde olmadığını görür.
Sonunda, roman bana şu soruyu düşündürdü; Bir toplum, bireyin kötülük yapma özgürlüğünü elinden alarak onu “iyi”ye zorlayabilir mi? Ve eğer alırsa, o birey hâlâ insan mıdır?
Niyazi Berkes'in bu eseri diğer eserlerinin gölgesinde kalmış ve göz ardı edilmiştir. Kendisinin şahsı mektuplarından oluşan bir eserdir. Hindistan, Pakistan halkının gündelik yaşamı ve düşünce dünyasına dair gözlemlerde bulunup, ülkemiz ile kıyaslamalar yapmıştır. Bu kıyaslamaların öznesi de toplumumuzun zaafları, düşüncelerimizdeki akim noktaların bizi nerelere sürükleyebileceği konusunda uyarılara sahip.
Mutlaka okunmalı, 1950'lerden 2025 Türkiye'siyle kıyaslamalar yapılmalıdır. Nereye götürüldüğümüze dair bir fikir edinebiliriz.
Bu eser ve eserin içindeki tüm kahramanlar sanki bize sesleniyorlarmış gibi ve sanki bizden birileri gibi. Çok değil kısa bir süre olsun toplumumuza biraz dönüp seyrettiğimize aslında içimizde Kalın Musaların İbrahim Dede Efendilerin Eflâtunların olduklarını göreceksiniz. Ve kim bilir belki de gerçekten bir suskun da siz olacaksınız.
Falih Rıfkı'nın gözünden İngiltere'yi görmek isteyenler için harika bir kitap. son Osmanlı ve ilk cumhuriyet neslinden biri olarak sayın Atay bir Türk'ün nazarında İngiliz algısını çok güzel aktarmış. Okumanızı tavsiye ederim.