Gel bakalım Kate’ciğim namuslu ve dürüst insanlar gibi alçakgönüllü giysilerilerimize gidelim babanın evine. Cebimiz dolu olsa da üstümüz başımız göstermeyecek bunu. Zaten insanı zenginleştiren ruhu değil midir? Güneş kapkara bulutların ardından nasıl sızar da parlarsa en yalın giysin altından bile erdemin ışıltısı görülür. Alakarga bülbülden daha mı değerlidir yani tüyleri renkli diye? Ya da derisi parlak diye zehirli yılan daha mı kıymetlidir yılan balığından? Değildir tabii, Kate. Gösterişsiz eşya ya da sade giysiler yüzünden değerini kaybetmez insan. Yok sen yine de utanıyorsan halinden suçu bana yükle. Keyfini bozma hiç, ye iç eğlen.
Kalpten gelen dürtülerle yapılmış ve iyi kurulmuş şiirsel müzelerde, sevdiğimiz eski eşyalarla karşılaştığımız için değil, Zaman kaybolduğu için teselli oluruz.