16. yüzyılın sonu, 17. yüzyılın başlarında yazılmış bir kitabı düşündüğümde Shakespeare‘in cinsiyetçiliği aslında gözüme çok da batmamalı. Ama tabii ki modern bir kadın olarak okurken feminizm damarlarımı öfkeden genişleten bir kitap. Kitabın giriş ve gelişme bölgesindeki hırçın karakterle baş etme yönteminden aslında hoşlandım. Kate’in bilinçli ve sağduyudan uzak hırçınlığı, ve kocasının bu hırçınlıkla başa çıkmak için izlediği yol, aynalama yöntemi, aslında zekice yerleştirilmiş. Fakat tabii ki son sayfalardaki Kate’in attığı tirat, kocasının malı olduğu, kadınların kocasının buyruğu altına girmesi gerektiği ve gerçek mutluluğun burada olduğu düşüncesi her ne kadar kocası tarafından yapılmış bir oyun bile olsa Kate’in gerçek düşüncesi olmasa da onu boyunduruk altına almış olduğu için eninde sonunda beni oldukça rahatsız eden bir nokta. Ama tabii ki bu tiradın bir oyun olduğunu okurun ve izleyenin bilmesi müthiş bir ironi sunuyor. Shakespeare’ in zekası yine alt metinden çıkıyor.