• "Tevfik'in kahvesi önünden teneke sesini duyan Murtaza Ağa :

    -'Gözümün çiçeğini yesin Gaymakamım. Bakın onu nasıl uğurladım! Tam yüz elli tenekeyle. Gök gibi gürlüyor ortalık bakın.'

    Otomobil geçti gitti .
    Teneke sesleri kesilmedi.
    Müthiş bir gürültü Kaymakamın kulaklarında uğulduyordu.
    Hamza Dayıya sordu:
    -'Bu teneke sesleri de neydi?'

    -'Seni uğurladılar. Senin gibi giden amirleri böyle uğurlamak adettir burada.' diye gülümsedi."

    ( Sayfası az ama öz bir kitap kısacası. Çarpıcı konusu ve olayın içindeymiş gibi hissettiren anlatımı etkileyici bir bütünlük oluşturmuş. Bence Yaşar Kemal iyi ki var.) :)
  • Kendimce inceleme ya da yorum yapabilmek için dört cildin bitmesini beklemeyi uygun gördüm. İsmiyle çok büyük tezat oluşturan dört ciltlik bir edebi şaheserden bahsetmek ne derece haddime diye düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi fakat dilim döndükçe buraya bir şeyler yazmaya çalışacağım. Serinin tamamını okumayanlar için sürpriz bozan detaylar olabilir. Okuyacak arkadaşları şimdiden uyarmak isterim.

    İlk ciltte kendi köylüsüne zulmeden, anasını, sevdiği kadını, hatçesini elinden alan Abdi Ağaya karşı mücadele eder İnce Memed. İlk cildin dikkatimi çeken en önemli özelliği diyaloglar üzerine kurulmuş olmasıydı. Adeta bir tiyatro eseri okurmuş gibi hissettirdi.

    İkinci ciltte Memed topraklarını ele geçirmek için Vayvay köylülerine zulmeden Ali Safa Beyi ve Abdi Ağanın yerine gelen kardeşi Hamza'yı karşısında bulur. Memed karamsar duygular içine girer. Abdi Ağa gitti, yerine Hamza geldi. Bu böyle sürüp gidecek mi der kendi kendine... İlk ciltte bahsettiğim diyalog üzerine kurulmuş olan yapı burada yavaş yavaş yerini betimlemelere bırakıyor ki siz de yavaş yavaş anlıyorsunuz İnce Memedin neden İnce Memed olduğunu...

    Üçüncü ciltte başrol ağalarda, cildin başlarında uzun bir süre Memed gözükmez, bu süre zarfında halka zulmeden kim varsa artık sıra bana mı geldi diye için için düşünmekten kafayı yeme noktasına gelir. Sonunda piyango Çiçeklideresi köyü ağası Mahmut Ağaya vuruyor. Üçüncü cilt Yaşar Kemal'in yazı dilinin nasıl geliştiğine büyük delalet... Muhteşem betimlemelerin yanı sıra birçok kişiye okurken sıkıcı gelebilecek son derece başarılı keskin duygu geçişleri barındıran monologlar karşımıza çıkmakta...

    Son ciltte her ne kadar eşkiyalığı bırakıp sevdiceği ile portakal kokulu bahçesi olan bir yere taşınmak ve orada yaşlanmak istese de bunu beceremez Memed. Artık sıra devlete gelmiştir. Köylülere zulmeden Adana milletvekili Arif Saim Bey vardır karşısında Memedin. Bu ciltte üslup olarak üçüncü cildin - üçüncü ciltten daha akıcı anlatılmış olaylar - devamı niteliğinde adeta...

    Kitabın sonunda da birinci ciltten beri Memed’in mücadele ettiği çakırdikenler(Abdi Ağa), karaçalılar(Ali Sefa Bey), keven dikenleri(Mahmut Ağa) ve deve dikenleri(Arif Saim Bey) halkın yaktığı ateşle temizlenmekte...

    Not: Okurken gözümden kaçmış olabilir ama dördüncü ciltte Memedi takip eden adam kimdi?
  • @hlsktp
    Bu kitapta Memed'i biraz durgun görürüz. Ama yaptıklarıyla o artık halk kahramanıdır. Dilden dile yayılan kahramanlıklarıyla zihinlere kazınan Memed köylüler tarafından kurtarıcı olarak görülür. Memed, Abdi Ağa'yı öldürmüştür öldürmesine lakin tek kişinin yokluğu düzenin değişmesine yetmemiştir. O bir yandan devletten kaçarken, bir yandan da bu sistemin nasıl değişeceğini düşünür. Zira "Abdi Ağa gitmiş, Hamza gelmiştir." Ali Safa Bey, Hamza, Arif Saim Bey ve diğerleri... Memed hakkındaki destansı anlatım ile okurken kendinizi kitabın içinde bulmamak , Memed gibi intikam hırsına bürünmemek, değişim düşüncesine girmemek, köylülerle o eziyetleri birlikte yaşamamak elde değildir... İtiraf etmeliyim ki bu duygular içerisinde kitap bittikten sonra bir süre kadar etkisi üzerimde devam etti. Keyifli okumalar...
  • Kitabın ikinci serisini de ilki gibi beğenerek okudum. İlk seriye göre daha çok betimlemelerden oluşan bir kitap. İkinci ciltte İnce Memed daha durağan halde. Ama tabi kitabın sonunda yapacağını yine yapıyor. Abdi ağa gitti, Hamza geldi, Hamza gitti, başkası yine gelecek...Toprak kavgası için köylüye yapmadığı zulüm kalmayan Hamza, elbet gününü görecek İnce Memed'in elinden. Bu serüven böyle devam edecek.

    Her Türk gencinin bu seriyi okuması gerek, iyi okumalar :)
  • Öldürülen Abdi Ağa'nın yerini kardeşi Hamza alır. Memed, topraklarını ele geçirmek için Vayvay köylülerine zulmeden Ali Safa Bey'i ve Hamza'yı öldürür. Ancak köylüler için tam bir efsaneye dönüşmesine rağmen zulmedenlerin öldürmekle bitmeyeceği konusunda kuşku duymaya başlar. Abdi Ağa gitmiş, yerine Hamza gelmiştir, onun yerini de bir başkası alacaktır.
  • Ince Memed 2...İlk incelememde de belirttiğim gibi Yaşar Kemal'in "Mecbur Adam" taniminin tam olarak anlam kazandığı ,vücut bulduğu ,ete kemiğe burundugu bir karakter olarak karşımıza çıkıyor Ince Memed.Asi ruhu biraz dinginlesmis,tufandan kaçmak için gemiye sığınmış,kanı çekilmiş ,çaresizliği ile köşeye sinmiş ,durulmus ,daha bir aklı selim şekilde ...


    Înce Memed okuma seruvenim tüm hızıyla devam ediyor .Aslında inceleme yapmasam mi diye düşündüm ama son kitaba gelene kadar şuan hissettiklerimi aynisiyla hissetmezsem diye endişe ettim .Sizi de hissettiklerimden bir nebze olsun nasiplendirmek için başladım yazmaya...:))
    Ince Memed'i okumam gerektiği ile alakalı beni ikna eden,cezbeden alintiyi sizlerle paylaşmak istiyorum.Hani Înce Memed'in çektiği tüm dayanılmaz acılara karşı Hürü Ana'nin ;
    »»»"Demir olsam cürürdüm ,toprak oldum dayandım . Toprak ,toprak,toprak oldum da dayandım ." nasıl etkiledi bu söz beni bir bilseniz.Tarifsiz bir sancı hissettim yüreğimin derinliklerinde .Sanki dizlerimin bağı çözülmüş ,yüreğim dermansiz ,bir o kadar da halim ayan Rabbim dercesine ...Her insan çok farklı imtihanlarla sınanarak hayat yolculuğunu ikame ettirmeye çalışıyor .Kimisi de var ki Ince Memed misali derdin içinde boğulmuş ,sahip olduğu her şey elinden alınmış,umutları çalınmış ,sevdiklerinden acımasızca koparılmış ,yükünü dağlara verseniz dağların bile kabullenmekten çekindiği ama sizin ne olursa olsun yuklenmeye,omuzlamaya ,ne olursa olsun dik durmaya çalıştığınız imtihan nevinden...Bu imtihanlarda size güç veren bir dayanaginizin olması en büyük
    hafiflik.Size güç veren degerleriniz (iman,vatan...) her ne ise
    - tercihinize göre değişecektir -bunlar da adeta toprak gibidir .Bundan dolayı tohumun atilmasindan hasat zamanına kadar toprak ile sıkı irtibat önemlidir .Aslında toprakla özdeşleşmiş insanın milyarlarca canlıya dayelik yapan,sıcaklığı ve kucaklayiciligi ile herkesi sarıp sarmalayan ,dudaklarını ayaklarimizda gezdiregelen tevazunun remzi topraktan öğreneceği ,ders alacağı çok şey var .Yaratılış itibariyle her zaman hava ile omuz omuza ,
    su ile sarmaş dolaş
    toprak ;bağları ,bahçeleri ,cayirlari,
    ırmakları adeta bir anne gibi üzerimize titremis,hatalarımızı ve kusurlarimizi bir baba gibi goguslemis ;umutlarimizi,
    yitirdigimiz cennet mulahazalarimizi güzellikleri cagristirdigi rengarenk bağ ve bahceleriyle ;gonullerimizi sürekli diri tutabilmis ,buruklasmis ,
    acilasmis umutlarimiza teselli olmuş en sıcak ,en candan,en vefalı ,en cömert tüm eksikliklerimize ,ezip gecmemize rağmen emrimize amade bir hayat kaynağıdır .Toprak olup dirayetli olabilmek ,sinemizi herkese açabilecek kadar sarıp sarmalamak,güzellikler fısıldamak,umudumuzu yitirdigimiz yerde ölü duygularımızı yesertebilmek ...Toprak olmak ,olabilmek bile ne marifetmis değil mi ...Birçoğunu saymadım bile...



    Abdi'ler gider,Hamza'lar gelir ...Abdi'ler gider;Arif Saimler ,Ali Safa'lar gelir .Tarihi tekerrür devri daimisi içinde ayniyet itibariyle olamasa bile misliyet itibariyle isimleri değişse bile zalimlerin varlığı ,musibet kaçınılmazdır.Sürekli Ben,Ben,Ben davulunu çalarak tanrısal nitelikleri kendilerine atfederek her türlü kusurdan munezzehmis gibi imani değerlerin arkasına sığınarak yığınları aldatan ,karşı koyanları açlık,susuzluk,barınma ihtiyacı gibi en temel haklarından mahrum bırakacak kadar biat etmeye ,boyun egmeye zorlayan yakmak ve yıkmak dışında yöntemleri olmayan zalimler guruhu...Kitapta da belirtildiği gibi "Dayanagimiz Koca
    Allah'tir"deyip ,Haşa Allah'ı arkalarına alıp,eylemlerinin tasdikcisi olarak zulüm yapmaya makul kılıf uydurdugunu sananlar. Kanla ,haramla ,hirsizlikla beslenenler...Vatani savunmayı bahane ederek bir çiftlik kazanmakla vatanı kazanmayı es değer tutup kendilerinde çalma hakkı bularak ; dusmanla savaşır gibi kendi halkına savaş açan,ırzına tecavüz eden ,Kerbela misali günlerce susuz bırakıp ,Güneş'in şiddetli sıcağına maruz bırakıp nefeslerini kesenler...Söz konusu toprak ,güç ,iktidar ise herşeyi teferruat olarak görenler.Sizinle aynı düşünmüyor diye herkesin katlini vacip sanıyorsunuz.Hakkın kuvvette olduğunu düşünüp birilerinin başına basa basa ,birilerini eze eze,birilerini sile sile;insanca yaşamdan mahrum bırakarak ,haklarına ve hukuklarina tecavüz ederek ,evlerini yakıp yıkarak,hayvanlarını telef ederek ,çocuklarını yetim ,eşlerini dul bırakarak ,yuvalarını paramparça ederek tüm bunları yapmak en temel haklariymis gibi kendi bekalarini güç'le ,kaba kuvvetle idame ettirebileceklerini sanıyorlar .

    Adaleti kendi arzularına göre isletip,"hukukun üstünlüğünü " rafa kaldırıp ,"ustunlerin hukuku" ile tecavüzlerini mesrulastirdiklarini düşünüp adalet sistemini yozlastiracaklardir .Cana kıymayı "vatan ve millet için"naralarina,sloganlarina alet ederek mesrulastiracaklardir.
    Beyinleri ,akılları ,idealleri,vicdanlari tedavülden kaldırarak ;etrafına topladiklari ahmaklarin alkislariyla kahramanlık ,şöhret ,toprak devsireceklerdir .


    Zalimin hangi vasfını anlatabilirim ki.Icraatleri boyumuzu aşkın.Hadi anladık ,zalim tüm haddi asmisligi,fecaatiyle ,zulumleriyle zalimligini yapiyor.Peki ya zulmü gördüğü halde sessiz kalmaya devam eden ,köşesine çekilip sinmeyi marifet olarak gören ,yedikleri envai çeşit nimetlerle oturdukları yerden olmayanların ,mahrum edilenlerin yaslarini tuttuğunu düşünen , kendisine dokunmayan yılanı yaşatmak için seferber olan,kendi kursaklari için başkalarının nefesi kesilen,yerlerini sağlama almak için sıraya giren insanlara ne demeli !!!...Kitapta da geçiyor,Ferhat Hoca'nin dediği gibi
    "Zulme karşı koymamak ,zalime ortak olmaktır "misali maalesef Hamza'lar,Ali Safa'lar, Yezid'ler etrafındaki ozneleri kendi rengine boyacak,yaptıklarını onaylayan halk ile birlikte zulumde haddi asacaklardir .

    Oysa bir kerbela cenderesinden geçiyoruz .Akan kan maalesef zalimin yanında saf tutan zavallilarin da eline çoktan bulaşmış durumda.Kerbela ,belalar sarmali demekmiş.Kerbela'da Hz.Hüseyin misali varlığını sürdüren Ince Memed'ler gibi bela sarmalinda kahraman olarak çıkmak , anılmak da mümkün .Dini ,milli,ahlaki değerleri ağızda sakız edip carcur etmeyip ,yaşatmak da mümkün .Ince Memed misali izzetle ölmeyi ,zilletle yaşamaya tercih etmek de mümkün .Herkes sana kusebilir.Bir kanadı kırık kuş misali hiçbir çalı kabul etmeyebilir varlığını .Allah yoksulunu yalnız bırakır mı sanırsın be Ince Memed.
    »»»Yusuf'u kuyudan çıkaran Mevla bir gün olur bize bakmaz mı dersin! Bir gün olup bizim üstümüze de bir gün doğmaz mı dersin be Ince Memed.Sen yeter ki tevekkel et.Eden bulur .

    Sen yeterki "Kuvvet haktadir,hak kuvvette değildir " dusturuna sadık kalmaya devam et.Yine unutma ki haklı her daim insaflıdır.Yeter ki içindeki sevgi ve merhamet bendini yıkıp ;tasmasina,gönüllere ulaşmasına izin ver.Bak o zaman gönüller bir olunca ,nasil da seyran olacak .:))

    Ince Memed 2 ,İlk kitaba göre olay örgüsü daha yoğun bir kitap .Yozlasmis devlet kurumları ,devletin imkanlarını menfaatlerine göre keyiflerince sekillendirme,köylünün vasifsizlasmasi,ağa ile olan toprak sorunu gibi konularla birinci kitaba göre daha çeşitlilik kazanmıştır .


    Okuma seruvenim devam ediyor ...


    Keyifli Okumalar ...
  • Topal Ali Hamzanın kulağına eğildi:
    "Sen konuş, beni de hiç söyleme," dedi. "Konuş."
    "Ben Hamzayım, Hamza Ağa," dedi Hamza.
    Hürü Ana:
    "İt," dedi, "sen nereden ağa oluyormuşsun, hele önce köpek ol da, insan değil, it ol da ondan sonra ağa ol! Ne istiyorsun bu gece yarısı bakalım?"
    Yaşar Kemal
    Sayfa 328 - Yky