• 101 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Her hikaye bir öncekiden sarsıcı. Rencide ruhlara atıfta bulunan, okurken soğuk duş etkisi yaratan bir kitap. Cesaretin kapısını açmaya niyetiniz yoksa elinize almayın derim.
  • 376 syf.
    ·7 günde·Beğendi
    #Şebnemİşigüzel
    #Çöplük

    Hanene Ay Doğacak, Kirpiklerimin Gölgesi, Öykümü Kim Anlatacak ve Gözyaşı Konağı kitaplarından sonra okuduğum 5.Şebnem İşigüzel kitabı oldu Çöplük.Ve tabii ki diğer eserleri gibi çok başarılı buldum. Kitabın kapağını açar açmaz sizi, Anna Karenina'dan bir alıntının karşıladığı bir eserin de başarısız olma şansı, şahsıma göre zaten muhtemel değildi: "İnsanın-hele çevresindekileri öyle yaşadıklarını gördükten sonra - alışamayacağı koşul yoktur. Üç ay önce, şimdi içinde bulunduğu koşullarda rahat uyuyabileceğini söyleseler inanmazdı."
    Zaten Şebnem İşigüzel'in hayatında Tolstoy'un ayrı bir yeri ve önemi varmış. Şöyle ki;Anna Karenina'nın kendini trenin altına attığı kısmı okuduğu zaman tüm hayatı değişmiş yazarın ve romanlar insanı ne hale getirebiliyor diyerek yazar olmaya karar vermiş.

    Eser, birbirinden bağımsız bölümler halinde Leyla ve Yıldız adlı iki karakterin hayatlarından kesitler sunsa da, sonunda aynı karede buluşuyor bu ikili.

    Ailesini kaybettikten sonra kaldığı ortamlarda huzur bulamayan, satranç devi Kasparov ile aynı eğitim merkezinde yetişmiş, geleceği parlak satranç oyuncusu Leyla, 14 yıl gibi bir süre şarapçıların, yeraltı dünyasının ve organ mafyasının kucağında bir Çöplük Kraliçesi olarak yaşar.
    Yıldız ise,ölmüş olmasına rağmen yine de otoriter annesi ile birlikte yaşayan, henüz otuzlu yaşlarında profesör olmuş ancak dünyaca ünlü orkestra şefi Eşref'in biyografisini yazmak uğruna akademik kariyerinden vazgeçmiş ve Leyla ile aynı sonu paylaşmaya mahkum bir kişiliktir.

    Yazarın savunduğu ve benim de bu konuda kendisini desteklediğim teze göre, hali vakti, eğitimi ve kültürü ne olursa olsun, her insan birer 'sokak düşkünü' olmaya ADAYdır. Bir nevi varlıktan yokluğa düşmek demek bu... Salt maddi olarak ya da istemsizce de değil. Bilakis kimi zaman bile isteye, gönüllüce düşer insan çöplüğe. Çünkü bu pozisyondaki insanlar için çöplük bir hazinedir, geçmişi saklayan bir hazine...

    Bu eserinde yer yer anlatıcı yer yer karakter olarak karşımıza çıkan Şebnem İşigüzel'in, önceki eserlerini de hesaba katarak gerçek bir detay ustası olduğunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. Kitaba başlayıp da birkaç sayfa okur okumaz aklınızda soru işaretleri oluşuyor. Bu satırlar gerçek mi kurgu mu diye? Kitabın sonunda yer alan tam 100 sayfalık "Romanda Adı Geçen Kişilerle Görüşmeler" adlı bir bölüm var ki işte orada anlatılanları bir kurgu olduğunu, oldukça zeki bir kadının, dahice planlaması sonucu ortaya çıktığını anlıyorsunuz.

    Gerek Leyla gerekse Yıldız hep yanıbaşımızda olan ancak hep görmezden geldiğimiz insanlar aslında. Bu ikisi ve diğer yan karakterler etrafında, yeraltı edebiyatını iliklerinize kadar hissettiren bir roman Çöplük. Öyle ki, yeryüzünde ve gündelik yaşamda, bizlerin de bizzat içinde olduğu, karşılaştığı ancak her nedense pislik olarak nitelediğimiz rutin olguları, asla kibarlığa gerek duymadan olanca gerçekçiliği ile betimlemiş yazar. Fantastik ve polisiye bir lezzet de alınabilecek olan esere olağanüstü bir gerçeküstülük ve üstkurmaca da hakim. Öyle bir yapılanma var ki, eserde bolca bahsi geçen satranç oyunu kurguya da dolaylı yoldan şekil vermiş. Yazar diyor ki "Çöplük kitabımın kurgusu, bir satranç oyununun hamleleri ile aynıdır. Tek sayılı bölümler Leyla'yı, çift sayılı bölümler ise Yıldız'ı anlatır"

    Yine yazar, eser içerisinde sıkça yapmış olduğu yazar bahisleri ve alıntılarındaki amacının ise üstadlara saygı ve selam mahiyetinde olduğunu belirtiyor. Kim mi bu yazarlar, Tolstoy, Hemingway, Virginia Woolf, Steven Runciman, Faukner, Engels, Şerif Mardin, Fowles Gogol, Aziz Nezin, Peride Celal....

    Eser hakkında yazılıp çizilecek çok şey var ama şimdilik yeter Tavsiye konusuna gelince de ben şahsi fikrimi belirtmek yerine sevgili büyük üstad Canım Kemal Tahir'in şu güzel sözü ile noktayı koymayı tercih ederim:

    '' Kimseye kitap tavsiye etmem. Eğer tavsiye ettiğim kitaba layıksa,onu araya araya kendisi bulur. Layık değilse hediye etsem okumaz, hatırım için okusa da anlamaz. ''

    Tabi beni Şebnem İşigüzel ile tanıştıran Eylem U.K. ciğime de kocaman teşekkürlerimi sunarım...
  • 120 syf.
    ·4 günde·8/10
    Hanene Ay Doğacak, Şebnem İşigüzel’in ilk kitabı. Bir ilk kitap için ve bir Türk yazar için fazlaca cesur konuların işlendiği bir kitap. Konuşmaya alışık olmadığımız konuları işlemiş yazar. Kadavrasına aşık olan bir doktordan ensest ilişkilere bizim toplumumuzca yadırganacak hikayeler birçoğu. Sizi rahatsız etmeyecekse tavsiye ederim. Yazım dili, üslubu gayet güzeldi bence. Ama herkese göre bir kitap değil tabi ki.
  • “Dinle bak. Yaşamda bütün doğru ve yanlışları insanlar koymuş. Sonra bunlar düzeni oluşturmuşlar. Yanlışlar doğru, doğrular yanlış olabilirdi. Bunu kim engelleyebilirdi ki... Sonra bunlar bir düzen oluşturabilirdi. Önemli olan yapmaktan mutlu olduğumuz şeyleri öbür insanların çizdiği çerçeveden çıkarıp yapabilmek.”
    Şebnem İşigüzel
    Sayfa 44 - Can Yayınları
  • 101 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Yunus Nadi Ödülü’nü almış genç bir yazardır, Şebnem İşigüzel.
    Ensest ilişkiyi, ölü seviciliği konu edip bizi sarsmaya gelmiş gibi duran bir öykü kitabı. Derin izler bıraktı bende. Fakat bazı noktalarda yetersiz kaldı öyküler benim için. Genel itibari ile okunulası bir eser olduğunu düşünüyorum.
    İçinde 9 adet öykü barındıran bu kitap yazarı tanımak ve ona şans vermek için güzel ve ciddi bir başlangıç. ‘’Hanene Ay Doğacak’’ yazarın ilk kitabı. Şebnem İşigüzel hakkında çok güzel yorumlar okudum ve diğer kitaplarını da aldım, en kısa zamanda okuyacağım.
    Hiçbir öyküsü size kötü gelmeyecek hatta alışacaksınız fakat yazarın bu eseri çok genç bir yaşta yazdığını bilmek, işte bu şaşırtıcı olan durum olacak. Genç yaşta bu denli karamsar yazıları yazması oldukça etkileyici.
    Yazar yaşarken otopsisini yapmış ve bizlerin de incelemesini istiyor. Geç kalmayın bu esere.
    Bu arada ilk öykünün adına çok dikkat edin ‘’Sevgili Bayan Ardavak’’
    Herkese stres dolu okumalar dilerim edebiyat sever güzel insanlar.
  • 117 syf.
    ·2 günde·Beğendi
    Kirpiklerimin Gölgesinde ve Hanene Ay Doğacak adlı kitaplarından sonra okumuş olduğum bu eserinde yine çarpıcı,cesur ve gözüpek bir Şebnem İşigüzel gördüm.

    Radikal'de kaleme aldığı bir yazısında şöyle demiş : "...Gerçek hayatta,dilenci bir çocuğu iten adamın suratına tükürmüşlüğüm, herkes sessizce bir dramı izlerken benim bir kaplan gibi yerimden fırladığım olmuştur, olacaktır...Bre çok merak ettiyseniz şuncağızın romancılığını ve edebiyatını, alıp okuyuverin. Yok okumuş biliyorsanız onu daha fazla konuşturmayın.”Bu sözler çok hoşuma gitti benim , Birçoğumuz dışarıdan bakınca böyle bir cesur izlenimi veririz ama icraate gelince elde var sıfır.
    Farklı bir açıdan da bakıyorum olaya.Hani cesareti ve sıradışılığı ile nam salmış ya yazarımız;
    Cesaret nedir?
    Sıradışılık nedir?
    Kime ve neye göre cesur?
    Kime ve neye göre sıradışı?

    Yok aslında böyle birşey.İşigüzel günlük hayatta yaşadığımız ya da yaşanıldığına şahit olduğumuz olayları aktarıyor hep bize.Sadece bizler,bize öğretildiği üzere bu konuları ağzımıza bile almaya imtina ediyoruz,edepsizlik sayıyoruz.Oysa ki Şebnem İşigüzel tabuları yıkmış ve bu kitabında yer alan 8 minik hikayede gümbür gümbür bağırmış.Neler mi yazmış,buyrun görelim:

    *Devinimler
    *Öykümü Kim Anlatacak
    *Düş Gören
    *Klişe Hayatlardan
    *Geri Kalan Yaşamımın Tüm Perşembeleri
    *Işık Hızındaki Spermler
    *Köprüleri Yıktım Ama Kanatlarım Var
    *Ters Akan Deniz

    Bütün hikayeleri ayrı ayrı sevdim.Bazı öykülerde kimi yerlerde gerçeküstü anlatıma başvurmuş yazarımız.Mesela bir hikayede taaa İstanbul'un Fethi döneminde kocasını terkeden sevgilisinin ruhunu taşıdığına inanan bir kahramanımız var.Bir başka hikayede öldürdüğü kişinin rüya ve kabuslarının,kendisine geçtiği bir kahramanımız mevcut.

    Kimsesizlik,yalnızlık,ensest ve fuhuş öykülerin ana maddesi...


    Mart ayına münhasır, Sevgili bikedibolkitap arkadaşımın başlatmış olduğu "Emekçi Kadın Yazarlar"etkinliği kapsamında tercih edebileceğiniz bu eseri hem zevkle hem hüzünle hem de öfkeyle okuyacağınızı düşünüyorum.
  • Başta bir ölü sevici sonra yeğenine sarkan bir dayı, dayıya tecavüz eden sinemacı ve ardından bir ensest ilişki... Benim midem bu kadarını kaldırmadı. 20 yaşındaki bir kız çocuğu bunları nasıl yazmış inanamadım. Bu kitabın yasaklı ması erotizimden değil iğrençliktenmiş.