• Yazar ve Nazır Ali Kemal: “Düşmanlar, teşkilat-ı milliyeden bin kere daha iyidir."

    (23 Nisan 1920) “(Ankara’dakilerin) Yunanlılara hâlâ meydan okumalarına, çılgınlıktan başka bir sıfat verilemez. Yunanlılarla aramızda akılca da, ilimce de, kuvvet bakımından ve her açıdan bu kadar fark varken, onlarla muharebeye girişilemez. ” (7 Ağustos 1920) '

    “(Kars’ın geri alınması üzerine) Demek ki işlemediğimiz bir hata kalmıştı. Ermenistan’a taarruz ile onu da tamamladık. (...) Ankara yâranı nihayet meram/anna erdiler. Ermenistan'a yürüdüler. Kars’ı işgal ettiler. " (17 Ekim! 11 Kasım 1920)

    'Avrupa ile başa çıkmayı asırlardan beri Asya’nın hangi kavmi (milleti) başardı ki biz başarabilelim?” (6 Şubat 1921)
    Turgut Özakman
    Sayfa 38 - Bilgi Yayınevi, 10.Basım, İki Cilt Birleştirilmiş
  • Merhabalar Efendim...!!

    Kahvelerinizi Hazırlayın....!!!
    {Ç News} 23 Nisan Özel Yayını ile sizlerleyiz....!!!

    23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN....! Ama nasıl kutlu olsun...! Bir bakalım 23 Nisan nedir, ne değildir...?

    Sizlerden ricam bugünün anlam ve önemi ile ilgili yoruma bir kaç şey bırakmanız. Atatürk'ün sözleri olur, şiirler olur, kendi düşünceleriniz olur hiç fark etmez. Gün boyu aktif tutalım bu başlığı. Şimdiden teşekkür ederim...

    23 Nisan 1920... Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılış Tarihidir. Yani 23 Nisan, 19 Mayıs 1919'dur aslında.. Nasıl? Milli direnişin ilk resmi adımıdır. Ankara'da yeni bir dönemin başladığı andır. Devletin adı ilk defa Türkiye diye zikredilmiştir. Artık kurulan bu ilk meclis iktidarı tamamen ele alıyor, düşmana esir edilmiş bir milleti yeniden uyandırmaya geliyordu. İstanbul yenik düşmüş ve emperyalist güçlerin himayesine girmişti. Öncelikle halkın meclisiydi. 23 Nisan 1920'de bir meclis doğdu, bu meclis Anadolu'nun ve Kurtuluşun sesi oldu. Bütün kararlar burada alındı. Bütün çalışmalar bu meclis'te yapıldı. Ordu buradan tertip edildi.

    Mustafa Kemal Atatürk şöyle demiştir;

    "Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir."

    İlk meclis, bu vatanın kalbidir. Bu milletin emperyalizme dur diyeceği ve onu sınırların dışına atacağı güçtür. Kurtuluşun ana merkezidir.

    23 Nisan 1921'de Bursa Milletvekili Muhittin Baha Bey, şöyle diyecekti;

    “Millet 23 Nisan'da ilk sözünü söyledi ve milli davaya atıldı. Yoktan bir ordu çıkardı. Dağılan halkı bir araya topladı. Milletin başına musallat olan halifeyi orada yalnız bıraktı. Yalnız Türklerin, yalnız Anadolu'nun değil, bütün İslam âleminin hayatını, istikbalini kurtaracak bir devletin temellerini 23 Nisan'da attı. 23 Nisan günü bu milletin, özgür ve bağımsız Anadolu'nun sonsuza kadar millî bir bayramıdır.” 

    23 Nisan nasıl Bayram oldu?

    23 Nisan 1921'de Saruhan Milletvekili Refik Şevket Bey ve arkadaşları ile İçel Milletvekili Şevki Bey, 23 Nisan'ın “milli bayram ilan edilmesi” hakkında Meclis'e bir kanun teklifi veriyorlar. Hemen bayram mı ilan ediliyor. Tabi ki de hayır. Sözü bu konuyu Yüzyılın Kitabı-Yüzyılın Lideri kitabında da detaylıca işleyen Sinan Meydan'a bırakıyorum. Bilmediğiniz şeyler vardır o yüzden kesinlikle okuyunuz...!

    https://www.google.com/...am-oldu-1811536/amp/

    Bugünün anlam ve önemi bizzat Türkiye Cumhuriyeti'dir. Bu bayram tüm ulusun EGEMENLİK bayramıdır. Kutlamayanlar ise; Yunanlıların, Ingilizlerin, Fransızların safında olanlardır. Bu kadar basit bir ayrım söz konusudur. Yani çocukların bile anlayacağı bir ayrımdır.

    Bugün dışarıya adımımı attığımda ailelerin tatlı telaş ve heyecanları vardı. Özenle hazırlanmış çocukların ise mutlulukları gözlerinden okunuyordu.

    Bugün bayram efendim.. Bu bayramın tam anlamıyla ne ifade ettiğini bilirseniz, daha bir anlamlı olacaktır.
    23 Nisan'ın Çocuk Bayramı ilan edilmeden önceki evrelerine bir bakalım;

    23 Nisan 1921'de Resmi Bayram olması kanunen kararlaştırıldı.

    1 Kasım 1922'de Hâkimiyet-i Milliye Bayramı ilan edildi.

    Atatürk'ün bu günün çocuk bayramı olmasını istemesi nedeni ile 1925 yılında "Çocuk Günü", 1926'da ise "Çocuk Bayramı" olarak kutlanmaya başlamıştır. İlk kapsamlı Çocuk Bayramı kutlamaları 1927 'nin 23 Nisan'ın da Atatürk'ün himayesinde kutlanmaya başlamıştır. 23 Nisan 1929 yılından itibaren "Çocuk Haftası" olarak kutlanmaya başlandı.

    1935'te çıkarılan 2739 sayılı kanunla, “Ulusal Egemenlik Bayramı” olarak kutlanmaya başlandı.

    Atatürk;" Ben çocuk haftasını, çocuklara hürmet edilmesini temin ve onların zaafından yararlanarak çok defa yapıldığı gibi onlara eziyet ve hayvan gibi muamele edilmesini önlemek için meydana getirdim. Bu tedbirim, milletin geleceğine karşı gösterilen bir saygı olarak görülmelidir." demiştir.

    İşte bu yüzden 23 Nisan'ların anlamı büyüktür...! Bir devletin kurulduğu gündür..! Direnişin günüdür..! 23 Nisanlar; 19 Mayıs'tır, 30 Ağustos'tur, 29 Ekim'dir..!

    Her Milli Bayramımızın altında ayrı bir gerçek vardır. Bu gerçekleri bilmek ve en yüksek Milli ruh ile bu bayramları kutlamak gerekir. Bu değildir ki, sadece bayram günlerin de hatırlayım. Hayır, her gün bu Milli bilinç ile yaşamalıyız. Bize bırakılan bu Vatan'ın nasıl ve hangi şartlar altında bize kaldığını ve bugün rahatça nasıl yaşamamızı sağladığını öğrenmeliyiz..

    "Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır."

    ~ Mustafa Kemal Atatürk

    23 NİSAN
    ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMIMIZ
    KUTLU OLSUN...!

    Başta Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere, Milli Mücadele kahramanlarımızı, bu uğurda canlarını feda etmiş şehitlerimizi ve gazilerimizi şükran ve minnetle anıyoruz...!

    O'nu mu? Onu her gün ARIYORUZ..!

    Saygılarımızla...!

    {Ç News}
  • Merhabalar Sevgili 1000Kitap Sakinleri :))

    Aranızda Thomas Bernhard okuma etkinliği düşünen pek muhterem kitap dostları vardı. Onları bu iletiye davet etmek isterim. :)

    Thomas Bernhard Kitapları

    1. Bitik Adam
    2. Beton
    3. Eski Ustalar
    4. Odun Kesmek
    5. Wittgenstein'ın Yeğeni
    6. Ses Taklitçisi
    7. Kireç Ocağı
    8. Don
    9. Yok Etme
    10. Ungenach
    11. Sarsıntı
    12. Goethe Öleyazıyor
    13. Yürümek - Evet
    14. Dünya Düzelticisi
    15. Düzelti
    16. Ucuzayiyenler
    17. Amras Watten
    18. Ödüllerim
    19. Hakikatin İzinde
    20. Immanuel Kant
    21. Ritter Dene Voss
    22. Kahramanlar Alanı

    Kendi Kaleminden Biyografi Kitapları
    (Beşli Set-Sel Yayınları'ndan)

    1. Neden
    2. Kiler
    3. Nefes
    4. Soğuk - Bir Soyutlama
    5. Çocuk

    Thomas Bernhard kitapları hakkında bilgi edinmeniz için listeledim. Hangi kitabıyla etkinliğimize katılmak isterseniz onu okuyabilirsiniz. Yok ben külliyatı okuyacağım derseniz o da olur. :)

    ETKİNLİK TARİHİ: 23 Nisan - 23 Mayıs

    Ve Thomas Bernhard için okuma etkinliği yapılsa kimler katılmak ister? :)

    As kadro: Hakan S. ve Ebru Ince

    Katılımcılar:

    1. NigRa
    2. Anıl
    3. zeyneb

    4. Erhan
    5. Ahmet
    6. Esther. Sema
    7. Nesrin Ay
    8. https://1000kitap.com/muhayyelll_
    9. Aysss

    10. Suzan Koçaklı
    11. https://1000kitap.com/NoDayWithoutCoffee
    12. Ozan Karakoç
    13. pelin soylu
    14. özlem
    15. Semih
    16. Ali Seyfi
    17. https://1000kitap.com/Styx
    18. Samet Ö.
    19. Büşra A.
    20. Yass
    21. Öz,
    22. Mona Roza
    23. İbrahim (Sisifos)
    24. https://1000kitap.com/Burak22
    25. Ceylan Çabas
    26. ™ Parende
    27. Ümit Karaca
    28. Persona Non Grata
    29. Anıl Y.
    30. Freyja
    31. Esra D.
    32. Achiella
    33. Eşref Kaya

    34. Tugay Toğrul
  • *** ‘FARKLI TÜRLERİ KEŞFET’ ETKİNLİĞİ***

    YENİ GELENLERE NOT: Etkinliğimiz başladı sevgili okur dostlarım... Okuduğunuz kitaplarla ilgili her türlü yorum, alıntı ve incelemeyi #28549333 nolu ileti üzerinden paylaşabilirsiniz. Etkinliğe katılmak isteyenler ise bu iletinin altına yorum olarak yazabilirler... Hepinize keyifli okumalar dilerim:)

    Sevgili 1k ailesi, uzun zamandır aklımda olan bir etkinlik önerisini en olmayacak zamanda sizinle paylaşmaya karar vermiş bulunmaktayım:) Daha önce böyle bir etkinlik yapıldı mı bilmiyorum. Ancak yapılmışsa bile tekrarından kimseye zarar gelmez diye düşünüyorum:)

    Adından da anlaşıldığı üzere bu etkinlik kapsamında hiç okumadığımız veya uzun yıllar önce okuyup da bir kenara ittiğimiz farklı türleri okuyacağız. Bu sayede, sadece farklı bir türle tanışmış olmakla kalmayacak, aynı zamanda belki de okuma alışkanlıklarımızı değiştireceğiz. Ne demişler; "Sevmek tanımakla başlar." Belki de bize çok hitap edecek türlerle sadece kulaktan dolma bilgiler veya önyargılarımız yüzünden aramıza uzun mesafeler koyuyoruz. İşte bu etkinlik, bizi hiç bilmediğimiz sulara atıp kendimizi test etmemize küçük de olsa bir katkı sunacak...

    Etkinliğin detaylarına gelirsek;

    * Etkinliğimiz 1 Nisan 2018'de başlayıp 15 Mayıs 2018'de sona erecek. Diğer etkinliklikler ve okur buluşmaları ile gelen yoğunluk altında ekstra bir baskı yaşamamak için süreyi uzun tuttum.

    * Katılmak isteyen okurlar yorum kısmına adını yazdırırken bir de hangi tür ile katılmak istediklerini belirtirlerse çok iyi olur. Örneğin; Necip Gerboğa - Bilim Kurgu gibi...

    * Etkinliğin başladığı tarihten itibaren okuma deneyimlerimizi ve incelemelerimizi yeni bir ileti altında paylaşacağız. Kitabını bitirenler o iletinin yorum bölümüne incelemelerini paylaşabilirler. İnceleme yazmak istemeyenler de yine yorum bölümüne birkaç satır da olsa düşüncelerini yazarlarsa çok sevinirim.

    * Farklı türlerde okumalar yapacağımız için kitap seçimlerinde okumak istediğimiz türe hakim olan bir bilene danışmakta fayda var diye düşünüyorum. Mesela ben bilim kurgu seçeceğim için direkt Semih 'in kapısını çalıp onun yönlendirmesiyle hareket edeceğim:) Ancak isteyen tabii ki kendi seçimini de yapabilir. Teklif var ısrar yok:)

    ETKİNLİK KAPSAMINDA OKUNACAK TÜRLER;

    Ben ilk aklıma gelenleri yazıyorum. Sizden gelecek öneriler ile bu listeyi genişletebiliriz.

    - Bilim Kurgu
    - Felsefe
    - Din
    - Bilim
    - Polisiye
    - Aşk
    - Öykü
    - Şiir
    - Tarih
    - Siyaset / Gündem
    - Otobiyografi / Biyografi / Anı
    - Ütopya / Distopya
    - Kişisel gelişim / Psikoloji
    - Korku
    - Mektup
    - Çizgi Roman / Manga
    - Fantastik
    - Gezi / Seyahat
    - Tiyatro / Oyun / Senaryo
    - Antropoloji

    KATILIMCI LİSTESİ

    1 - Necip Gerboğa - Bilim Kurgu
    2 - sueda reyyan - Bilim / Metafizik
    3 - Nesrin Ay - Manga
    4 - Semih - Polisiye / Kişisel Gelişim
    5 - https://1000kitap.com/Havucseventavsan - Bilim Kurgu
    6 - https://1000kitap.com/sessizol - Felsefe / Psikoloji
    7 - inci - Distopya / Felsefe
    8 - Pınar Yiğitcan - Polisiye
    9 - fazi - Kişisel Gelişim
    10 - Meltek - Felsefe
    11 - DUA - Din
    12 - Mustafa Diyar - Sosyoloji
    13 - Ogz - Tarih
    14 - Freyja - Ekonomi / Felsefe
    15 - Medine T. - Öykü / Şiir
    16 - https://1000kitap.com/salakoglan - ?
    17 - Rahime - Felsefe
    18 - sonradan_okur - Tarih
    19 - Reina - Bilim Kurgu
    20 - Gülnur Tezcan - Bilim / Tarih
    21 - https://1000kitap.com/YagmurM - Bilim / Bilim Kurgu
    22 - Esther. Sema - Tarih / Siyaset / Gündem
    23 - Esengül E. - Bilim Kurgu
    24 - Yaren - Din
    25 - Seyide - Polisiye
    26 - gökçe c. - Biyografi
    27 - Kalub(Ela) - Felsefe
    28 - Büşra A. - Bilim Kurgu
    29 - Vildan Yılmaz - Mektup
    30 - Esra - Bilim Kurgu
    31- Kübra A. - Siyaset / Din
    32- https://1000kitap.com/deligoz - Felsefe / Polisiye
    33 - özlem - Felsefe
    34 - Ebru Ince - Gezi / Seyahat
    35 - https://1000kitap.com/muhayyelll_ - Ütopya / Distopya
    36 - Yağmur. - Ütopya / Distopya
    37 - https://1000kitap.com/Styx - Bilim Kurgu / Felsefe / Distopya / Manga
    38 - Cizmesizkedi - Fantastik
    39 - Tns - Fantastik
    40 - https://1000kitap.com/DunyamD - Din
    41 - Quidam - Biyografi
    42 - esra k. - Tarih
    43 - Meryem Yılmaz - Tarih / Bilim Kurgu
    44 - https://1000kitap.com/BerenandLuthien - Şiir
    45 - https://1000kitap.com/dakkadukka - Tarih
    46 - Emine Ay - Polisiye
    47 - Erdinç BİGE - Dil / Şiir / Distopya
    48 - Muhibb-i Kitap - Distopya / Felsefe
    49 - https://1000kitap.com/sunofhope - Tarih / Bilim Kurgu
    50 - Lâlcivert - Tiyatro
    51 - Erhan - Deneme / İnceleme
    52 - dila kaya - Bilim Kurgu
    53 - inci k. - Kişisel Gelişim
    54 - Hakan S. - Antropoloji
    55 - Berrin Gülten - Şiir
    56 - https://1000kitap.com/nekedisiznekitapsiz - Felsefe / Psikoloji
    57 - ™ Parende - Ütüpya / Distopya / Bilim Kurgu / Felsefe
    58 - Efruz - Ütopya / Distopya / Bilim / Manga
    59 - Şimâl - Şiir
    60 - Anıl Y. - Felsefe / Psikoloji
    61 - https://1000kitap.com/Farkhunda - Felsefe
    62 - Nefise Şahin - Ütopya / Distopya
    63 - Miraç Aktas - Ütopya / Distopya / Din / Aşk / Öykü / Şiir / Tarih / Mektup / Gezi
    64 - Sinem Demir - Anı / Günlük
    65 - ÖZLEM - Polisiye
    66 - Remziye - Yeraltı / Din
    67 - Hanife - Fantastik
    68 - aLi | Cahil Bilge - Mitoloji
    69 - Burak - Çizgi Roman
    70 - Bkrltn - Tiyatro
    71 - Eda Hayâli - Hatıra
    72 - https://1000kitap.com/osmanyalciner - Felsefe
    73 - https://1000kitap.com/Derya63 - Tasavvuf
    74 - Metin Özdemir - Felsefe
    75 - ozge - Bilim Kurgu
    76 - Tuco Herrera - Anı
    77 - Muzaffer Akar - Manga
    78 - NigRa - Manga
    79 - Kulîlk - Manga
    80 - Saliha - Antropoloji
    81 - Mete Karagöl - Polisiye
    82 - Esra Esenlikci - Biyografi / Şiir
    83 - erkam - Bilimsel Tarih
    84 - özlem - Distopya
    85 - https://1000kitap.com/vysl1903 - Bilim / Teknoloji / Dergi
    86 - nneslihann - Bilim Kurgu
    87 - https://1000kitap.com/...tudentintheirownmaze - Deneme
    88 - Nazlıcan - Polisiye
    89 - https://1000kitap.com/dkabci - Tarihi Roman
    90 - İ.dem - Çizgi Roman / Manga
    91 - https://1000kitap.com/azamm - Bilim
    92 - Yusuf HEYSEM - Tarihi Roman
    93 - Kaan T - Casusluk
    94 - Betül Deniz - Felsefe
    95 - İrem Aydın - Psikoloji
    96 - https://1000kitap.com/muntazirbey - Tarih / Siyaset
    97 - Gulsum - Tarih
    98 - Ahmet mulayim - Siyaset / Gündem
    99 - Ahzen - Ütopya
    100 - Devlet Ayıcı - Psikoloji
    101 - Senem Özcan - Kişisel Gelişim / Tarih / Siyaset
    102 - Burcu Erol - Kişisel Gelişim / Toplum Bilimi
    103 - Buđav lebac - Korku
    104 - Göknur Şahin Sarı - Bilim / Kişisel Gelişim
    105 - https://1000kitap.com/Aerbelo - Biyografi / Otobiyografi /Anı
    106 - Bal ile Kaymak - Anı / Mektup / Fantastik
    107 - https://1000kitap.com/0161umay - Macera
    108 - Fîlankes - Kişisel Gelişim
    109 - ~*~* - Otobiyografi
    110 - Banu - Ütopya
    111 - Hesna - Manga
    112 - PA - Şiir
    113 - Şeyma - Bilim Kurgu
    114 - Esra Esenlikci - Kişisel Gelişim


    Umarım herkes için faydalı bir etkinlik olur. Desteğiniz için çok teşekkür ederim.

    Herkese şimdiden keyifli okumalar dilerim... :)
  • "Tarih kitaplarında, inkılâp derslerinde bizler, Atatürk Samsun'a çıktı, Sivas Kongresi yapıldı, Erzurum Kongresi oldu; şu kararlar alındı, Ankara'da 23 Nisan günü Meclis açıldı diye okuduk.
    Oysa asıl anlatılması gereken, gençlerin bilmesi gereken; verilen mücadelede çekilen çiledir. Hangi zorluklar aşılarak yazılanlar yapılmıştır.
    Mustafa Kemal, yılmayan, azmi ile yanındakilere her an örnek olan özel bir liderdir."
    Haydar Baş
    Sayfa 447 - İcmal Yayınları
  • tarihin en gizemli ve sırlarla dolu adamlarından birisidir. hakkındaki ortada dolaşan negatif söylemlerin lozan ile ilgili olanlarını bir yazıda şöyle anlatmışlardır.

    alıntıdır: burhan bozgeyik - milli gazete

    hayim naum: lozanda bizi teslim, pardon temsil eden yahudi

    tarihimizdeki büyük hatalar

    bir yahudi’nin lozan heyetine dahil edilişi... yaklaşık 33 senedir yakın tarih üzerine araştırma yapmaktayım. bu sahada yazdığım eserlerin sayısı 20’yi geçti. ayrıca 12 ciltlik ve 6 ciltlik yakın tarih ansiklopedilerinin hem metin yazarı, hem a’dan z’ye yayına hazırlayıcısı olarak çalıştım. demem o ki, bu kadar mesâime rağmen hâlâ bir meseleyi çözebilmiş değilim. o da şu: hayim naum isimli yahudi, lozan’da türkiye’yi temsil eden heyete nasıl dahil oldu? kim dahil etti? adam türkiye’nin temsilcisi, ama vazifesini yapar yapmaz mısır’a gidiyor ve orada “hahambaşı” olarak hizmetine kaldığı yerden devam ediyor. işte bu nokta yakın tarihimizin “kara deliklerinden” birisidir.

    hayim naum, türkiye’yi temsil eden heyete nasıl girdi, bilinmez. ama bilinen bir husus var, onun işin içine girişinden sonra türkiye’de çok şey değil, âdetâ iğneden ipliğe “her şey” değişti. öyleyse biz bilinmeyenler üzerinde değil de bilinenler üzerinde kafa yoralım. belki böylece bilinmeyenleri de bir nebze olsun bilme imkanına kavuşmuş oluruz.

    lozan’daki görüşmelerin birinci safhası 22 kasım 1922- 7 şubat 1923 tarihleri arasında cereyan etmiştir. o tarihe kadar türkiye’deki “manzara-i umumiye” şu şekildedir:

    a) idare şekli: idarenin her noktasında islâm mührü gözükmektedir. tbmm, 23 nisan 1920’de dinî bir merasimle ve duâlarla açılışından 9 gün sonra, 2 mayıs 1920’de anayasa maddesi mahiyetinde bir kanun çıkarmıştır. “3 numaralı kanun”un 1. maddesinde kurulacak bakanlıklar belirtilmektedir. buna göre protokolde 1. sırayı işgal eden bakanlık, “şer’iye ve evkaf vekaleti”dir. yani “şeriat ve vakıflarla ilgili konuları deruhte edecek bakanlık” ayrıca yine bu kanunla kurulan bakanlıklar arasında “adliye ve mezahip” bakanlığı vardır. (bknz:prof. dr. suna kili- prof. dr. a. şeref gözübüyük. türk anayasa metinleri, s. 88,türkiye iş bankası kültür yayınları. ankara: 1985)
    bakanlıkların adlarından da anlaşılacağı üzere o tarihte, şer’î kanunlar yürürlüktedir. mahkemeler dört mezhebin içtihadına göre hüküm vermektedir. “adalet ve mezhepler bakanlığı” da bunun yerine getirilmesini denetlemekle mükelleftir.

    tbmm’de 20 ocak 1921 tarihli ve 85 numaralı kanunla kabul edilen, “teşkilat-ı esasiye kanunu”nun, yani “anayasanın” 2. maddesinde şöyle denilmektedir: “icra kudreti ve teşri’ selahiyeti milletin yegane ve hakiki mümessili olan büyük millet meclisi’nde tecelli ve temerküz eder.” (a.g.e., s. 91)

    bu anayasa maddesine göre, “şeriata uygun kanun çıkarma yetkisi” tbmm’ne aittir.
    1921 anayasasının 7. maddesi ise aynen şu şekildedir:
    “ahkâm-ı şer’iyenin tenfizi [şeriat hükümlerinin uygulanması], umum kavâninin vaz’ı [bütün kanunların çıkarılması], tadili [değiştirilmesi], feshi, ve muâhede ve sulh akti ve vatan müdafaası ilânı gibi hukuku esasiye büyük millet meclisi’ne aittir. kavanin [kanunlar] ve nizamat tanziminde muâmelât-ı nâsa erfak [uygulamaları insanlara en uygun] ve ihtiyacatı zamana evfak ahkâm-ı fıkhiye ve hukukiye ile [zamanın ihtiyaçlarına en uygun fıkhî hükümler ve esaslar ile] âdâp ve muâmelât esas ittihaz kılınır. heyeti vekilînin [bakanlar kurulunun] vazife ve mesuliyeti kanun u mahsus ile [özel bir kanunla] tayin edilir.” (a.g.e., s. 92)

    b) idarecilerin konuşmaları: anayasa, kanunlar ve idare şekli işte bu şekilde iken, o devrin idarecileri de bu kanunlara uygun konuşuyorlardı.

    ne olduysa, hayim naum’un işin içine girmesinden sonra oldu. türkiye’deki siyâsî ve kültürel tablo birdenbire ve 360 derece ters şekilde değişmeye başladı.

    ingilizler; “türkiye islâmiyetle alâkasını kesmeli!” diyorlardı.
    hayim naum isimli yahudi’nin lozan’da türkiye’yi temsil eden murahhas heyeti’ne nasıl dahil olduğunun tam olarak açığa çıkmadığını belirtmiştik. yakın tarihimizde tam olarak açığa çıkmayan bir başka husus da bu yahudi’nin temaslarıdır. ingiltere bu konuyu “devlet sırrı” gibi saklamaktadır. ancak bu konuda açığa çıkmış bazı bilgiler mevcuttur. necip fazıl tarafından yayınlanan büyük doğu mecmuası’nın 6 ekim 1950 tarihli nüshasında bu yahudi’nin temasları hakkında mühim açıklamalar yer almıştır. o tarihte, lozan’da türkiye’yi temsil eden heyetin başkanı ismet inönü hayatta idi ve yazılanlara en ufak itirazı olmamıştı.
    bu dergide yazılanlara göre, hayim naum, lozan konferansı’ndan önce amerika ve ingiltere’de birtakım mahfillerde temaslarda bulunarak onlara şöyle demişti:
    “siz türkiye’nin mülkî tamamiyetini kabul ediniz. onlara ben islâmiyeti ve islâmî temsilciliklerini, ayaklar altında çiğnetmeyi taahhüt ediyorum.”
    büyük doğu mecmuası’nda yer alan “lozan’ın içyüzü” başlıklı yazıda bu yahudi’nin yaptıkları ve onun temasta bulunduğu kişilerin sözleriyle ilgili şöyle denilmektedir:
    “ingiliz murahhas heyeti reisi lord gürzon, nihayet en manidar sözünü söyledi.
    dedi ki:
    “‘türkiye islâmî alâkasını ve islâm’ı temsil rolünü kendi eliyle çözer ve atarsa, bizimle hulûs birliği etmiş olur ve hıristiyan dünyasının hürmet ve minnetini kazanır; biz de kendisine dilediğini veririz.’
    “lozan’da türk murahhas hey’eti başkanı bulunan ve henüz hakiki kasıtları anlamayan ismet paşa, bir aralık bütün hıristiyan emellerinin türkiye’yi mazisindeki ruh ve mukaddesatı kökünden ayırmak olduğunu sezdiği halde, şu gizli ivaz ve teminatı veriyor ve diyor ki:
    “‘eskiden beri kökleşmiş ve köhne engellerden...yani an’ane-i islâmiyetten kurtulmak hususunda besledikleri –yani ismet’in beslediği- azmin inkar edilmez delilidir.
    “harfi harfine iktibas ettiğimiz bu sözlerle, türk başmurahhasının, yani ismet’in, eskiden kökleşmiş ve köhne olmuş engellerden kurtulmak hususunda türk milletine beslediği kat’î azimle ne kastettiğini ve bunu hangi maksat altında islamiyet düşmanlarına ivaz [karşılık olarak verilen şey, bedel] diye takdim ettiğini sormak lazımdır.
    “lozan muâhedesinden sonra, ingiltere avam kamarası’nda, ‘türklerin istiklâlini ne için tanıdınız?’ diye yükselen itirazlara, lord gürzon’un verdiği cevap:
    “‘işte asıl bundan sonraki türkler bir daha eski satvet ve şevketlerine kavuşamayacaklardır. zira biz onları, maneviyat ve ruh cephelerinden öldürmüş bulunuyoruz.’
    “artık bunun üzerine her şey apaçık anlaşılıyor değil mi?
    “türklere dinlerini ve din temsilciliğini feda ettirmek şartıyla, sun’î istiklal işinde gizli anlaşmanın müessiri tek kelime ile yahudiliktir. buna me’mur-u müşahhas kimse de, şimdi mısır hahambaşısı bulunan hayim naum’dur. bu hayim naum bu korkunç teşebbüse evvela amerika’da türkler lehinde bir seri konferans vermek ve emperyalizm şeflerine, türk maddesini serbest bırakmaları, buna mukabil ruhunu, tâ içinden ve kendi öz adamlarına yıktırmaları fikrini telkin etmek suretiyle başlamıştır.” (büyükdoğu, 6 ekim 1950, sayı: 29)

    bu uyanık yahudi’nin yaptıkları ve sebep olduğu neticeler öyle bir yazıya sığmaz. “bir kişiden ne çıkar” denilmesin. tarihte pek çok örneğinin görüldüğü gibi, “bir kişi” çoğu defa milyonlara, hatta yüz milyonlara tesir etmiştir. hayim naum da bunlardan biridir. bu açıkgöz yahudi’nin pek çok gayesi vardı. gayelerinden bir tanesi de “beleş vatan sahibi olmak”tı.

    hayim naum’un heyete girişinden sonra neler oldu?
    lozan görüşmelerinin birinci safhasında (20 kasım 1922-7 şubat 1923), türkiye’yi temsil eden heyet büyük ölçüde, tbmm’de alınan kararlar çerçevesinde konuşmuş ve hareket etmişti. ne var ki, hayim naum’un heyette “resmen” yer alışından sonra durum değişecekti. 7 şubat- 6 mart 1923 tarihleri arasında devam edecek olan ikinci tur görüşmeleri esnasında ortaya bambaşka bir tablo çıkacak ve bu yeni tablo tbmm’de de şiddetli tartışmalara yol açacaktı.
    lozan görüşmelerine gidilmeden hemen önce tbmm’de hâkim olan hava şuydu:
    ülkede hâkim olan kültürel yapıdan aslâ tâviz verilmeyecekti. zaten bunun gündeme getirilmesi bile düşünülmüyordu.
    misak-ı millî sınırlarından aslâ vazgeçilmeyecekti. (yani musul, kerkük, kıbrıs, batı trakya, adalar, hatay anavatana dahil olacaktı.)
    yunanlılar; izmir, uşak, manisa, denizli başta olmak üzere pek çok şehri, kasabayı, köyü yakıp yıkmış, ege bölgesini viraneye döndürmüştü. bunlardan mutlaka harp tazminatı alınmalıydı.
    24 temmuz 1923 tarihinde imzalanan ve ekleriyle birlikte 143 madde olan “lozan barış sözleşmesi”ne baktığımızda, tbmm’nin ilk görüşünden büyük sapmalar olduğu görülür. meselâ, sanki zaferi yunanlılar kazanmış gibi, batı trakya’yı ve 12 ada’yı yunanlılar almış, harp tazminatı için, “üzerine bir bardak soğuk su için!” denilmiş ve tek kuruş tazminat verilmemişti.
    öte yandan uyanık ingiltere, kıbrıs’a ve ırak’ın petrol bölgesine, musul ve kerkük’e kısa zamanda el koyacak şekilde bir statü tespit ettirmiş, hatay bile anavatan sınırları dışında bıraktırılmıştı.
    lozan’ın bu halini, tbmm’nin tasdik etmesi mümkün değildi. bu tasdik ancak, anlatması çok uzun sürecek, birinci meclis’in tasfiyesinden sonra mümkün olmuştur.
    lozan antlaşması’ndan hemen sonra, idarede söz sahibi olan parti, islâmiyeti bütünüyle devre dışı bırakmayı, hatta islâm dininin yerine hıristiyanlığı kabul ettirmeyi tartışmıştır. bu konuda yüzlerce sayfa tutarında konuşmalar kayıtlara geçmiştir.

    kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerden bir kısmı da hocalar üzerineydi. 19 ağustos 1923 günü kazım karabekir’in evine yemeğe gelmiş olan ismet inönü, “lozan’dan sonra yapılacak işler üzerine” görüş beyan ederken şöyle demişti:
    “hocaları toptan kaldırmadıkça hiçbir iş yapamayız. bugünkü kudret ve prestijimizle bugün bu inkılâbı yapmazsak hiçbir zaman yapamayız.” (uğur mumcu, kâzım karabekir anlatıyor, s. 97)
    lozan’dan sonra türkiye’de neler olup bittiği sır değildir. manzara-i umumiye şöyledir: bu ülkede hakim olan bin yıllık tarih ve kültür kanlı gözyaşı dökmektedir. hayim naum ise hahambaşı koltuğuna oturduğu mısır’da son derece mutludur ve avuçlarını oğuşturarak olup bitenleri seyretmektedir.

    gelecekte hür tarihçilerin bu konuyu daha da derinlemesine araştırdıklarında ortaya çıkacağı üzere, esrârengiz bir simanın, yani hayim naum’un lozan’da türkiye’yi temsil eden heyete dahil edilmesi tarihimizdeki büyük hatalardan biridir