• 192 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Esselamü aleyküm ve rahmetullah
    Bu kitap hakkında ne yazsam eksik kalacakmış gibi hissediyorum. Aslında kitapçıda görüp fiyatı çok uygun olduğu için beklentim yüksek olmayarak almıştım. Okuyunca iyi ki almışım dedim.
    Kitap yedi konu başlığıyla kadınlara nasihatler veriyor. Konu başlıkları kendi aralarında da detaylandırılmış. Bu nasihatlerin tamamı hadis-i şerif, detayları da sahabeden hatıralar. Bütün hadisler kaynaklı ve çoğu sahih hadis. Sıhhatinde sıkıntı olan hadisler sayfa sonlarında detaylıca açıklanmış. Hüküm içeren meselelerde mezhep imamlarının görüşlerine yer verilmiş. Açıklamaya ihtiyaç duyulan ya da şüpheye götürebilecek kavram ya da meselelere doyurucu detaylar eklenmiş. Konu ya da hadis sonlarında burdan nasıl dersler çıkarabiliriz diye başlık açılmış. Şerhli Riyazüs Salihin ve birkaç şerhli hadis külliyatından bol bol alıntılar yapılmış. Yazar bunla alakalı önsözde şöyle diyor: “İnsanların kültür seviyesinin azaldığı, belli seviyede dini bilgi birikimine sahip kadın ve erkeklerin parmakla gösterildiği çağımızda hadisleri sadece sıralayıp geçmenin yeterli olmayacağı kanaatindeyim.” “Saygıdeğer hanım kardeşlerim! Yine bu eserimde, zikrettiğim hadislerin ve açıklamaların kaynaklarını sunma ve hadis alimlerinin sözlerine de yer verme konusunda titiz davrandım ki okuduklarına kalbin yatışsın.” Daha ne olsun Muazzam bir eser ortaya çıkmış. Hakikaten çok beğendim. Allah yazarından razı olsun. Her hanım ertelemeden okumalı. Dönüp dönüp bakmaya ihtiyaç duyulacak bir kitap. Hanım ortamlarında da sohbet, ders ortamlarında da çok faydalı olur. Yanımdan ayırmayı düşünmüyorum :) İstifadeniz bol olsun
  • Es-Selamü aleyküm kardeşlerim
    Bugün sizlere harika bir kitabi tanıtacağım.
    Ba-yıl-dımmmm.
    Burak Hocamızın kaleme aldığı bu Risale ince, küçük fakat içi ilim dolu bir eser.
    Daha önce de tesettüre alakali bir risale okumuştum onu da çok beğenmiştim fakat bu eserde tam bizim günümüzde ihtiyaç duyduğumuz açıklamalara, soru işaretlerine, fetvalara yanıt veriyor.
    Giriş geliş sonuç gibibasite indrigenecek kadar tesettüru kolayca anlatmış eminim ki okuyunca şunu yapsam olur mu bunu yapsam olur mu diye aklınızı kurcalayacak sorular olmayacaktır.
    Pantolon giymeden,iddet gününe,saç kesiminden,boyamasına kadar bir hanım olarak aklında yer edinen tüm şüphelere cevap verecek bir risale bu eser.
    Konu sıralamasından bahsedersek önce neden hanıma da erkeğe de tesettür gerekli bunu anlatıyor, sonra olması gereken tesettürden bahsediyor,sonra hanımsal fıkhî meselelerden sonra Burak Hocanın kadın ve sosyal hayatla alakalı deneme tarzında ki yazıları oluyor.
    Bu eseri het mümine kardeşime öneriyorum, okumak için neden bu kadar geciktirdim diye kendime kızıyorum.
    Geç kalmadan okunmalı.
    Burak Hocanın yazması üslubu ise okuru sıkmayan, süregelen cümlelerin devamını merakla beklettiren bir tarzı var.
    Kesit vermeyi çok istiyorum, tüm kitabı vermeyi isterdim bu da mümkün olamayacağından en iyisi mi siz bu kitabi alın okuyun ve okutturun.
    Okursanız bana da dua edin
    Selâmetle.Allah'a emanet olun
    .
    .
    .
    #kitap #okudumokuyun #okudumbitti #okuyorum #book #books #bookstagram #maihatunlaokuyorum #efendihz #mahmudustaosmanoglu #ihsansenocak #ihvan #halidiyye #ismailaga #semerkand #menzil #naksi #muallimnesriyat #burakkizildas #hanimefenditesetturederim #gunumuzmeselelerinefetvalar #tesettur #setr #cilbab #carsaf #ayet #hadis #kuran
  • Hz.Fatıma(r.a) 'ın annemizin: " Beni gece gömün, namahrem görmesin." Sözünü tamamen hayatınızdan çıkardınız mı? Bunu başardınız. Yada şöyle mi diyelim. Modern dünyanın kurbanı olma hevesi mi? 👏
  • Tesettürlü hanım kardeşlerim hastaneden bildiriyorum;
    kan aldırdığınızda kolunuz açık şekilde koridorda dolanamazsınız ama yine de siz bilirsiniz. Selametle.
  • "Dr. Aidin Salih hanım diyor ki;

    Erzağınızı Kur'an okunan yere koyun!

    Suya şifâ ayetleri okuyup için,

    Kur'an okuyun!

    Alın size doğal antibiyotik; canlı hücreli, anne nefesi değmiş gibi.

    Çünkü kişi, îmân gücünü yükselttikçe manevî mizacı tüm hücrelerine galip olmaya başlar.

    Manevî hâliniz güçlendikçe;
    • geçmişiniz,
    • sıkıntılarınız,
    • bunalımlarınız siliniyor.

    Kaygılarınıza, vesveselerinize takılıp kaldıkça
    ya da "O niye öyle dedi?"
    "Bu niye böyle yaptı?" diye düşündükçe, farkında olmasak da önce ruhumuz, sonrasında da bedenimiz ve beynimiz hasta oluyor.

    Bu sebebledir ki, biz davamızda yol alamıyoruz.
    Bırakalım davayı, ailemizde dâhi huzuru bulamıyoruz.

    Herkes, şekerleme tüketir gibi Antidepresan tüketir hâle gelmiş.

    Neden?

    Mevlâmız ile aramızı açtığımızdan,

    Duâ etmeyi unuttuğumuzdan,

    Mevlâmıza dertlenmeyi bilmediğimizden,

    Tevbemizi azalttığımızdan...

    Sadece ama sadece bir Besmele'nin manevî gücünü yazsak sayfalar yetmez...

    Hangimiz avuçlarımızın içine duâlar, Felâk-Nas'lar okuyup bedenimizi mesh ediyoruz ?

    Bunu çocuklarımıza da yapıyor muyuz?

    Biz manevî huzurumuzu kaybettiğimiz an, ruh ve beden sağlığımızı da kaybetmeye başladık, kardeşler...

    Bakın, bunu misallendirmek istiyorum.

    Hz. Yakub (as) Yusuf'unu kaybettiğinde ne yaptı?

    • Kaygılandı,
    • vesveselendi,
    • buhranlara düçar oldu...

    Streslendi, düşüne düşüne, ağlaya ağlaya sonunda bu hâller onu hasta etti ve gözleri görmez oldu!..

    Ama ne zaman vazgeçti, manevî unsurunu kuvvetlendirdi,

    Allah (cc)'a tam bir teslimiyet gösterdi,

    işte o zaman Allah (cc) Yusuf'unu ona geri verdi.

    Kaygısı çok iken, evinin yakınındaki Kenan kuyusundaki Yusuf'unu görmüyor, hissetmiyordu.

    Kaygılarını atınca, 10 günlük mesafeden Yusuf'unun kokusunu almaya başladı.

    SubhanAllah!..

    Biz de bu misalden çok nasihat çıkarmalıyız, kardeşlerim...

    İçine düştüğümüz buhranlardan dolayı; sağlıklı düşünemiyor, neticesinde de sağlıklı kararlar alamıyor ve son olarak da ruh ve beden sağlığımızı kaybediyoruz.

    Sonrasında;

    Antidepresan ağına düşüyor, kendi ellerimizle kendimizi delirtiyoruz...

    Oysa Allah (cc) bize bir susam tanesini bile şifa olsun diye göndermedi mi?

    NEDEN Yahudi'nin KORTİZON ilâcına inandık da İslâm'ın her derde devâ ÇÖREKOTU nu şifadan saymadık?!..

    Biz, iyileşmek için şifâyı temiz yollardan aramadık ki!..

    Keyfimize göre, "zarurettir, zarurettir" dedik ve her türlü şeyi nefsimize helâl saydık.

    Oysa Allah (cc),
    Haram kıldığı hiçbir şeyin içine şifâ koymamıştır.

    Gelin, evvelâ manevî olarak İslâm mizacımızı kuvvetlendirelim!

    Size en tatlı reçeteyi yazıyorum;

    • Vaktinde kılınan namaz,

    • Allah'a yalvarırcasına okunan bir cüz Kur'an,

    • İçine Kur'an'dan duâ okunup içilen bir bardak su,

    • Gözyaşlarıyla ıslanmış bir seccade ve elbise;

    Emin olun ki, ruh ve beden sağlığınız için en şifâlı ilâçtır.

    Hem de hiçbir yan etkisi olmayan."