• |Bir Yalnız Günebakan ~ Nur Ökten |
    °
    Kızımız Nazlı, kendisi üniversiteyi yarıda bırakıp ailesine yük olmamak için çalışan genç bir kız. Son iki yıldır Zeliha Özalp isimli yaşlı kadına bakıcılık yapıyor. Zamanla Zeliha hanım ona bir patrondan daha yakın oluyor. Tabii asıl patronu oğlu Eymen Özalp. Adamımız hukukçu, başarılı, başından bir evlilik geçmiş ve insanlara mesafeli biri. İki yıldır Nazlı'yla iletişimi toplamda birkaç sayfadan ibaret. Her sabah Nazlı zile bastığında hemen açan adam.
    Hikayemiz Zeliha hanımın ölmeden önceki son gecesinde Nazlı'yı yanına çağırıp "Eymen sana emanet." demesiyle başlıyor. Nazlı vasiyete uyacak mı? Ya da yaptıklarının tek amacı vasiyeti yerine getirmek mi?
    Aslında her şeyin bildiği şeylerden uzak olduğunu öğrenen Nazlı'nın sınavı başlıyor. Arka kapak yazısında dediği gibi "Her aşk bir masala benzer, ama bazı masallarda mücadele etmek zorunda kalan prens değil, prensestir." Bu masalda da prenses kendini ispatlamaya çalışıyor. Bu arada araya giren başka insanlar ve Eymen'in geçmişten gelen eski karısı olan Peri ile savaşmak zorunda kalıyor. Şu an spoiler olmaması için tam açıklayamıyorum ama kitabın sonralarına doğru Peri ile olan iletişim ve yakınlık hiç hoşuma gitmedi
    Bizim başlarda klasik soğuk adam sandığımız adamın ise içinde şairane bir ruh yatıyormuş o kısımları sevdim. Peri'yle ilgili olan kısımlar haricinde kısa sürede okunan hoş bir hikayeydi.
  • Gel de şimdi Ahmet'in spermiyle Zeliha'nın yumurtasından hayır bekle.
  • Erkek karakterini biraz naif bulduğum sıkılmadan okunabilecek bir aşk romanıydı :)

    Nazlı üniv. yarım bırakan bir kızımız, ailesine yük olmamak için yatalak bir hasta olan Zeliha Özalp'e bakmaya başlar, tam iki yıl boyunca onunla ilgilenen Nazlı ve yaşlı kadın arasında bir anne kız ilişkisi oluşmuştur.

    Zeliha hanımın, Eymen adında, eşinden boşanmış savcı bir oğlu var, sessiz kendi halinde bir adam, işe gitmediği zamanlarda odasından pek çıkmayan sürekli defterine yazılar veya şiirler gibi bir şeyler karalayan biri. Nazlı ile sesiz bir anlaşma yapmışlar sanki, onca zaman zarfında, işe gidiş gelişlerde açılan kapılardaki karşılaşmalar ve bir iki kısa muhabbetin dışında, pek konuşmamış ve bir araya gelmemişler.

    Fakat yaşlı kadının vefatıyla her şey değişmeye başlayacaktır, özellikle Zeliha hanım oğlu Eymen'i Nazlıya emanet ettiğinde, Nazlı kendini bu yakışıklı ve naif adamın çekiciliğine iyice kaptıracaktır, birbirlerinden habersiz kalplerinde yaşadıkları sessiz aşkları gün yüzüne çıkmaya başladığında, geçmişten gelen eski bir eş ve yeni bir kadın bu ikilinin aşklarını sınayacaktır :)
  • "Bir elveda çekiyor canım...
    Bir gidişe muhtaç ayaklarım..."
    ...
    Seni unutmaya çalışmak
    Soğumayan bir kor gibiydi
    Benimle derdi nedir bilmem bu elvedaların
    Mahalle kavgalarından cıkmayan
    Serseri düşünceler içimde asabileşirdi geceleri
    Sen içimde hiç soğumayan yanım
    Gönlümün mihrabında öyle saklı ki yasın
    Bir de ahıdını yakamadığım unutma çabası
    Gamzeme düşen tebessümler yarım kalır
    Yaşlı kirpiklerimden senden çaldığım sensizlik salınır
    Ve seni unutmaya çalışmak
    Giymek gibi bir şeydi deli gömleğini
    Bedene degil!Gönle
    Şimdi serzenişlerdeyim
    Bahşet bana suretini
    Yine yeniden seni seveyim.


    ***Vardır elbet hatırlayanlarınız Hanım Zeliha'yı(Şiir Yazan Filazofumuzdur kendisi). Geçmişte bir zaman, kendisinin bir şiirine ithafen yazmış olduğum nacizane dizeler...
  • 1960'ların sonu. Köylerdeki korkutucu hikayelerin çokca bulunuyor olması. Remzi Efendi ve Melek Hanım Yokuşlu köyüne gelir, gelir de kimsecikler yoktur. Köyün üzerinde kocaman kayalıklar. Ulu çınar ağaçları. Otobüsçü dahi köye giremez, girmek de istemez. Korkutucu hikayeler sonucu terk edilmiştir köy.

    Zeliha gelir Alamanyalar'dan köyüne. Girecem de girecem der. Girmeye yakın korkmaktan korkmaya başlar. Bu sözcük kitabın vermek istediğini anlatır. Korkmaktan korkmak. Zeliha girer girmesine de ecinler, halüsinasyonlar başlar. O saatten sonra bir hışımla Alamanya'ya kaçar. Kimsede köye giremez.

    Yaşar Kemal bu çarpık zihniyetin ürününü betimlemiştir kıpkısa romanında. Köylerde sık rastlanan durumları anlatmıştır. Şu evin altında gece ecinler dans eder, şu dağın tepesinde kurt kılığına bürünürler filan. Korkulacak malzemeleri kullanarak mit üretme peşinde koşan 1960 sonlarını gözümüzün önüne sermiştir.
  • "Ben tek bir ülkeye inanıyorum. Bu tek ülkenin insanlarının dilleri ve dinleri değişik olabilir, mesela Amerika'da olduğu gibi... ama, bu ülkenin insanlannın birbirine düşmanca davranmasını hazmedemiyorum.
    Hele savaşmalannı, asla."
    "Ama hem düşmanca davranışlar sürüyor, hem de savaş var, öyle değil mi? Evler basılıyor, köyler boşaltılıyor, insanlar aşağılanıyor, işkence görüyor ve öldürülüyor. Kimileri de otel odala-nnda kebap ediliyor.
    Hepsinin belgeleri var."
    "Evet Zeliha Hanım, aynen öyle. Ben kendi hesabıma bu saydıklannız adına utanç duyuyor, vicdan azabı çekiyorum. Ama, sizin gibi ben de, köyler basılıyor, erkekler duvar dibine sıralanıp kurşuna diziliyor; evler, içindeki yaşlılarla, bebelerle ateşe veriliyor, yollara mayınlar döşeniyor, askerlik görevini yapmaya giden masum gençler taranıyor, bölgeye yol ve inşaat yapmaya giden iş makineleri bombalanıyor, öğretmenler öldürülüyor ve bu korkunç eylemlere katılmayanlara kendi taraftarlannca işkence yapılıyor, diyebiliyorum, değil mi? Bu söylediklerimi, belgelerle, fotoğraflarla ben de kanıtlayabiliyorum. Kısacası kimse sütten çıkmış ak kaşık değil! Bu nedenle isterseniz bu suçlamalara hiç girmeyelim. İleriye bakalım, ne dersiniz?"
  • Çarpıcı bir başlangıç bölümü ile daha ilk sayfalardan ilgimi çekerek okumaya başladım. Üniversite Eğitimini yarım bırakarak eğitimini aldığı bakıcılık işini çok sevdiği yatalak olan Zeliha Hanım 'a bakarak yapan Nazlı farkında olmadan Zeliha Hanım 'ın savcı oğlu Eymen 'e aşık oldu. Ancak bilmediği Eymen 'nin Nazlı 'yı iki yıl önce gördüğü andan itibaren platonik aşık olduğu. Konusu ve akışı çok fazla aksiyon içermese de keyif veren ve dinlendiren bir okunuşu var kitabın. Sanırım psikolojik romantik roman diye tanımlasam yeridir. Yazarın daha önce Seher Vakti adlı kitabını da beğenerek okudum.