çünkü kırılan dökülen ne varsa bel bağlarmış, canına. parçana. def etmemezlik değil ama bir yerden kucaklamak belki. dağıldığın yerden öpebilmek kendini, kinini. az uzak ettin mi bağışlamak hürriyet olabilir, bağışla beni.
korkunç eşiklerden onlardan olmak için geçmemişken şimdi ağır yığıntılarla iki çift lafın belini kırıyoruz. ara ara belim bükülüyor doğrulmaya hasret duyuyorum. kendimi kendim yormak yok mu, öyle bir var ki.