Mâbeyn adını alan Topkapı Sarayı'ndaki Hünkâr Sofası, padişahın çalışma, oturma, dinlenme, yemek yeme, ziyaretçi kabul etme, eğlenme ve musiki fasılları icra etme gibi
olagan günlük faaliyetlerini yaptigi ve mesaisini geçirdiği bir mekândı.
Konaklarda da bulunan ve her iki tarafla da bağlantısı olduğundan dolayı zülveçheyn olarak da isimlendirilen bu daire, selâmlıktaki erkeklerle haremdeki kadınların karşı-aşmalarını önlemenin yanı sıra, aynı zamanda ev sahibinin dinlendiği bir mekândı.
18. yüzyılın sonlarından itibaren daha serbest bir ortama kavuşan şehzadeler, özellikle II. Meşrutiyet'ten sonra dışarıyla ve halkla biraz da ölçüyü kaçırarak ünsiyet ve ülfet etmişlerdi.
Şehzadelerin sancakbeyi olarak taşraya gönderilmeleri uygulaması II. Selim dönemine kadar yürürlükte kalır ve II.
Selim usulü sadece en büyük şehzadenin sancakbeyi olarak
taşraya gönderilmesi şeklinde değiştirir.
İçinde yaşadığımız, sömürgelerin özgürleşmesinin yaygınlaştığı bu dönemde, kadınlık dünyasının önemli bir kesimi birçok açıdan sömürge olarak kalmıştır. Yasalara rağmen büyük ölçüde soyulan, bazen satılan, sık sık dövülen, zorla çalıştırılan, hemen her zaman cezasız kalan cinayetlere kurban giden Akdeniz kadını, Çağdaş dönemin serflerindendir.