İsminin hakkını veren bir kitap. Okurken sürekli huzursuzluk verdi. Bu topraklarda olup içinde bulunduğu zengin kültürün farkı varmayan ayrıca bırak farkına varmayı bu zenginliğe düşman olan. Yaşanılan onca acıya sessiz kalarak zulme iştirak eden insanlar topluluğu gerçekten huzursuzluk veriyor. Bu kitapta yaşanılan acılar gerçektir ve maalesef en can yakıcı olan da bu. Kurgu metinlere ağlarken bu gerçeklerin yüreğimizi dağlaması lazım. Kitaptaki bu bölüm bence her şeyi özetliyor:
Harese nedir, bilir misin oğlum? Arapça eski bir kelimedir.
Bildiğin hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri
buradan türemiştir. Harese şudur evladım. Develere
çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta
yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür o
kadar dayanıklıdır yani. Bunların çölde çok sevdikleri
bir diken vardir. Gördükleri yerde o dikeni koparır
çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında
yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha
çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer,
bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa
kan kaybından ölür deve. Bunun adı haresedir. Bütün Ortadoğu'nun adeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.