• İsmail Hakkı Tonguç,Hasan Ali Yücel,Saffet Arıkan, İsmet İnönü! Halit Ağanoğlu ve ismini hatırlamadığım nice isimler...

    Reşat Şemsettin Sirer !!!

    Kitabı okuyun,okutun. İnceleme az veya çok içeriğinden tüyolar verebilir.

    Kitap için " Bilginin yoksulluğunda açan çiçekler " diyebilirim.


    Öğrenciyle öğretmenin aynı yaşta olduğu veya öğrencinin öğretmenden yaşça büyük olduğu eğitim seferberliği içerisinde, yurdun dört bir yanında açan yoksulluğa karşı savaş mücadelesini okurken, bana günümüz şartlarında ne kadar nankör bireyler olduğumuzu hatırlattı. Bilgiye ulaşmanın ve okumanın kolaylığını tembellik,sevmemek gibi nedenlerden erteliyoruz veya uğraşmıyoruz. Enstitü öğrencilerinin böyle bir şansı yoktu. Günümüzde tek başına sokağa göndermeye korktuğumuz çocuklar o zamanlar okula ulaşmak için soğuk havalarda ayakkabısını sıcak tutsun diye içerisine ot doldurarak okula kayıt için yollara düşmüş. Onlarca kilometre yürüyüp dağları taşları aşıp umutlarına,geleceklerine yürüdüler.


    Bazılarının hayatlarında hiç duymadıkları kelimeler masa,yatak örtüsü,not vs...

    Köy enstitülerinin kapatılmasını eleştiren sert bir yazıyı daha matbaa da basılmadan öldürülen enstitü mezunu ( Ümit Kaftancıoğlu ) veya enstitüsü de öğrenci iken intihar eden öğrenci ( Mehlika Bozkurt ) gibi insanların mücadelesini anlatmaktadır.

    Suçları ;
    Elektrik santrali kurup elektrik ÜRETMEK
    Süt,peynir,bal ÜRETMEK
    Fikir ÜRETMEK
    İmece usulü ÜRETMEK
    Sanat,kitap,gelecek ÜRETMEK
    .
    .
    .

    Tonguç baba eski okulun özelliklerini anlattığı bölümde enstitüsülerin neden değişime ve kapatılmasıyla karşılaştığımızı özetlemiştir.
    ( Sayfa : 249 )

    Okudukça kendinize ve dönemin siyasetçilerine kızacağınız ve bol bol keşke diyeceğiniz bir kitap olduğunu düşünüyorum
  • 4 buyuk kitap
    Tevrat : musa a.s
    Zebur: dâvud a.s
    Incil :isa a.s
    Kur ani kerim :muhammed mustafa s.a.v
  • CENABI HAKKIN 1 OLDUGUNA DELIL : SUREI IHLASIN ILK ÂYETI KERIMESIDIR...KUL HUVELLÂHU EHAD.
  • Günlerdir çevirmenlerin dünyasına daldım ve haklarında o kadar çok şey okudum ki beynimden dumanlar çıkıyor. Yabancı dilde yazılmış eserlerde en rahatsız olduğum şey, çeviri ne kadar kaliteli olursa olsun ''çevirinin çevirisini'' okumaktır. Misal Rusça bir eseri, Fransızca'ya çevirmişler. Bizdeki çok iyi Fransızca bilen bir çevirmen de Türkçe'ye çevirmiş. Misal Almanca'da o çevirmenin üstüne yoktur ama onun Almanca'dan çevirdiği eserin aslı Fransızca'ysa ben ilgilenmiyorum o çeviriyle. Klasikler konusunda bu yüzden çok titiz bir liste hazırlamak için uğraşıyorum. Elbette ben de insanların yazdıklarını kendime ölçü aldım. Hata payı vardır. Ama ilgilenirseniz diye, buraya hangi çevirmeni hangi dilden tercih etmeniz gerektiği konusunda güzel bir liste paylaşıyorum:
    "?" koyduklarım daha sonra tekrar incelenecek çevirmenler.

    RUSÇA
    1) SERPİL DEMİRCİ; Öteki Yayınları'nda karşımıza çıkan bu çevirmenle ilgili net bir bilgi okuyamadım, ama çevirdiği her kitap zevkle okunmuş. Sanıyorum bu da onu iyi bir çevirmen yapar. :)
    #İnsancıklar'ı mükemmel çevirmiş. İyi ki ondan okumuşum. Benim için zirve o..
    2) HASAN ALİ EDİZ
    3)NİHAL YALAZA TALUY; harika bir çevirmen. Kendisini çok başarılı buluyorum. Gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz.
    **Buradan aşağısını tekrar inceleyeceğim.
    3) MAZLUM BEYHAN ?
    4) LEYLA SOYKUT ?
    5) KORAY KARASULU; (?) genç bir çevirmen ama emin adımlarla ilerlediği söylenmiş.
    6) ATAOL BEHRAMOĞLU ?
    7) LEYLA ŞENER: (?) Olumlu çok yorum var ama biraz olumsuzlar da olmuş. Ama bana olumsuzlar çok etki etmedi.



    Rusça'da daha mesafeli yaklaşacağım kişiler var.
    1) AYŞE HACIHASANOĞLU; diğer çevirilerine biraz mesafeli olmakla beraber Karamazov Kardeşler çevirisi sevilmiş ve başarılı bulunmuş.
    2) MEHMET ÖZGÜL, ERGİN ALTAY ile benzer eleştiriler almış. Bu yüzden ben bu çevirmenlere biraz daha mesafeli yaklaşma kararı aldım. Farklı kelimeler ve akıcı olmayan cümleler. Aslı ile alakası benzer ama asla aynı anlamda olmayan cümleler..
    3) SERDAR ARIKAN; (?) İthahi Yayınları'ndan çevirileriyle dikkatimi çekti. Çevirdiği kitaplara basım çok güzel, kitap da güzel ama biraz zor ilerledi yorumlarını çok okudum...
    4) SABRİ GÜRSES; (?) olumsuz yorumlar var, Oblomov çevirisi ödül almış. Buna şans verebilirsiniz. Bir hata yok gibiydi. Elimde de var. Ayrıca İnsancıklar çevirisini okudum. Gerçekten çok kötü bir çeviriydi. Tavsiye etmiyorum. Belki de İnsancıklar henüz yeni yeni çeviri yaptığı zamanlara denk gelmiştir.
    5)ERGİN ALTAY, sükut-u hayal. Asla tavsiye etmiyorum. İletinin sonundaki blog yazılarına ve çeviri kıyası iletilerime bakabilirsiniz.
    6) NESRİN ALTINOVA, Fransızca çevirileri ile baş tacı ama Rusça da çevirmiş. Ya da Fransızca'ya çevrilmiş Rusça eserleri de çevirmiş. Bunu bilgi sahibi biri varsa yorumlara yazarsa çok sevinirim.



    FRANSIZCA
    1) İSMAİL YERGUZ ?
    2) SAMİH TİRYAKİOĞLU ?
    3) NEDRET TANYOLAÇ ÖZTOKAT ?
    4) ALİ CEVAT AKKOYUNLU; ? çok iyi. Kendisi Almanca ve İngilizce de biliyor, onlardan da bire bir çeviri yapıyor.
    5) ŞEVKET DENİZ ?
    6) NESRİN ALTINOVA
    7) MİNA URGAN ?
    8) SABAHATTİN EYÜBOĞLU ?
    9) ROZA HAKMEN ?
    10) ERAY CANBERK, Asteriks ve Red Kit çevirileri.

    *VOLKAN YALÇINTOKLU (anlatım bozukluklarını ne yapacağız?) Hem iyi çevirileri var hem kötü. Kararsız kalınacak türde.

    *TAHSİN YÜCEL; çok yerilmiş. Bir insanın bilgili olması ve bir dili iyi bilmesi iyi bir çeviri yapacağı anlamına gelmiyor.

    İNGİLİZCE
    1) MURAT BELGE; ? çok iyi.
    2) FATMA ÇOLAK; ? çok iyi.
    3) METE ERGİN; ? çok iyi, hakkında birçok övgü içeren yorum okudum.
    4) OSMAN ÇAKMAKÇI; ? çok iyi.
    5) PÜREN ÖZGÖREN; çok iyi.
    6) ÇİĞDEM ERKAL İPEK; çok iyi.
    7) ALİ CEVAT AKKOYUNLU, ? çok iyi, üstat.
    8) BELKIS DİŞBUDAK ÇORAKÇI; çok iyi. Şibumi'nin çevirmeni desem zaten birçoğunuz için yeterli olur sanıyorum. :)
    9)NİHAL YEĞİNOBALI (Farklı kelimeler kullanmayı seviyor. İmlemek, işaret etmek gibi.)
    10) MİNA URGAN; Moby Dick'i YKY'den okuyanlar, Sineklerin Tanrısı ve Ütopia çevirileri onundur.
    11) AVİ PARDO ?
    12) DOST KÖRPE
    13) NEVZAT ERKMEN ?

    *Metin İlkin; çok kötü. İngilizce eserleri çevirmiş, çevirmese daha iyiymiş denmiş.


    *Mehmet Harmancı; çok kötü. Hayvan Mezarlığını çevirmişti. O kadar çok çevirisi var ki insanüstü bir güç gerek bunu yapabilmek için. Kitapyurdu'nda ismini aratırsanız her dilde çeviri yapmış :) 300 küsur eser var. Ne kadar yetkin olacağı zaten bu sayıdan ötürü şüpheli. :)

    ALMANCA
    1) AHMET CEMAL; çok iyi. Oğuz Atay hani telefon açmış. Körleşme'yi çevir demiş. :) Anladınız siiz.
    2) ALİ CEVAT AKKOYUNLU; ? yine çok iyi.
    3) KAMURAN ŞİPAL; benim için mesafelilerde. Yer yer iyi yer yer tuhaf. Çünkü Cem Yayınevi'nden Kafka Bütün Öyküler çevirisini büyük oranda okudum. Misal mezarlığa gömütlük demiş. Böyle not aldığım birkaç kelime vardı ama bulamadım. Ne gerek vardı?
    4) BEHÇET NECATİGİL ?


    JAPONCA
    1) Hüseyin Can Erkin ?
    2) Ali Volkan Erdemir ?
    *****
    Bu liste ben araştırmaya devam ettikçe güncellenecektir ve sizlerin de katkılarını bekliyor olacağım. Ben daha ziyade klasikler üzerinden gittim. Çünkü genelde 1950 sonrası ile ilgilenmiyorum pek. Daha İspanyolca, İtalyanca, Almanca vs. var da var. Görüş ve katkılarınızla daha nitelikli bir liste ortaya çıkacaktır. Herkese keyifli okumalar.
    ******

    7 Nisan 2018
    Anna Karenina için:
    http://www.okunasikitaplar.com/...izi-nasil-alirdiniz/

    Metin Kibar Bey'in vesilesiyle bu yazıyı okudum ve buraya linki ekliyorum. Yazının ve dolayısıyla araştırmanın sahibi, benim yapmaya çalıştığımı daha profesyonelce gerçekleştirmiş. Okumanızı tavsiye ederim.

    *******

    17.04.2018
    http://t24.com.tr/...-ince-yolu,118#_ftn3

    http://ceviribilim.com/?p=432
    İki çeviri de bana aynı kalitede geldi. Bilemiyorum. Anna Karenina linkinde Ergin Altay'ın epey kötü çevirisi, aslından uzak cümlelerine bakınca, burada Koray Karasulu herhâlde daha doğru çevirmiştir. Lakin ben de o linke bakmamış olsam, ikisi arasında kararsız kalırdım.

    Robinson Crusoe için:
    http://ceviribilim.com/?p=148


    *****

    Çeviri karşılaştırmaları:
    #26918600

    #27500575

    #28522685

    #32957208
  • Bu kitabı okuyan herkes finlandiyada olan bütün devrimleri imrenerek okumuştur ama bizim bu sistemi daha önce ülkemize köy enstitüleri ile getirdiğimizi kaç kişi biliyordur sorarım size cumhuriyet değerlerimizi kaç kişi biliyordur!!

    Mustafa Kemal Atatürk: Kurtuluş savaşı sonrasında vatandaşların sadece %3-4 'ünün okuma yazması vardı. Halkın %80'i köylerde yaşıyordu. Atatürk ilk defa Köy Enstitülerinin kuruluş yasalarını çıkardı. İlk önce askerliğini çavuş olarak yapmış erlerden köy öğretmeni yetiştirilip köylerine öğretmen olarak gönderilme projesini önerdi ve bu proje uygulandı.
    Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati, 1926 yılında " Toplam 4 Köy Muallim Okulunu" açtıktan sonra, Saffet Arıkan'ın 1936 da önce, Eğitmen kursu, sonra Köy Muallim Mekteplerinin ihyası, bunlardan alınan iyi sonuçlar sonrasında, 3 yıllık deneme sonunda 17 Nisan 1940 MEB Hasan Ali Yücel döneminde 3803 sayılı kanunla "Köy Enstitüsü" açılmıştır. 1941 de, 4274 sayılı yasa ile de, köylerde çalışacak sağlık memuru ve ebelerin bu okullarda yetiştirilmelerine karar verildi.
    Köy Enstitüsünün açılmasını mecbur kılan, zamanın Türkiye'sinin sosyal yapısına göz atmak gerek. 1935 verilerine göre 16 milyon nüfusumuzun 12 milyonu köylerde yaşıyor. Bu kütle, ilkel bir şekilde tarımla uğraşıyor. Köy ve toprak ağaların emrinde, onlara bağımlı şekilde yaşamlarını sürdürüyorlar. 40 bin köyün 35 000 inde okul ve öğretmen yok. 1 700 000 çocuktan sadece 300 000 i okula gidebiliyordu. Bunlardan sadece binde biri bir üst kademedeki okullara devam edebiliyordu. Geri kalan çocuklar ise ailelerine yardımcı oluyor, zamanla da okuduklarını unutuyorlardı. Yüzdeye vurduğumuzda, erkeklerin % 76,7 si, kadınların % 91,8 zi okuryazar değildi. Mevcut öğretmenlerin %78 zi kentlerde çalışıyor. % 22 si de okulu olan 4-5 bin köyde çalışmaktadır. Şehirlere alışkın olan öğretmenler, uyum sağlayamama nedeniyle köylere gitmeyi düşünmezlerdi. Tıpkı bugünkü gibi, doğuya gitmeyi arzulamayanlar gibi... İlkel de olsa, üretim araçları ağaların elindeydi... Köye, çiftliğe, mezraya herhangi bir doktor, hemşire, ebe gitmezdi. Hastalar, üfürükçülerin, muskacıların, ermişler gözü ile bakılan kişilerin eline bırakılırlardı.
    Ülkenin bu durumu, Atatürk ilke ve inkılâplarına, Cumhuriyete ve halk felsefesine uymuyordu. Çare arayan zamanın MEB Saffet Arıkan ve İsmail Tonguç'un uğraş ve 3 yıllık denemeleri sonunda Köy Enstitüleri kuruldu..
    PEKİ, NEDEN KAPATILDI
    Köy Enstitüsü yasasının kabulü sırasında, bunun uzun ömürlü olmayacağı belliydi. TBMM'sinde 426 kayıtlı Milletvekili vardı. Oylama gününde, başta Celal Bayar, Adnan Menderes olmak üzere, sonradan Demokrat Partiyi kurup katılacak olan 148 Milletvekili meclise gelmediler. Yasa, gelenlerin oybirliği ile, 278 oyla kabul edildi.. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü de, yasayı destekliyor ve "Kitap mermi gibidir" veciz ifadesiyle taraf olduğunu belirtiyordu.
    Bazı güçler yasanın çıkmasını istemiyordu. Çıktıktan sonra da aleyhine propaganda yapmaya devam ettiler. Daha çocuk yaştaki Köy Enstitüleri boy hedefi olmaya başlanmıştı. Büyük toprak ağası, Eskişehir Milletvekili Abidin Fotuoğlu, bir konuşmasında, henüz mezun dahi vermeyen Köy Enstitüler için 1943 de, "Bunlar yetiştiklerinde bizim kafamızı keserler" söylemiştir. Yetiştiler ama kafa da kesmediler.
    CHP "Çiftçiyi Topraklandırma" adlı yasa taslağını TBMM ne getirdiğinde, birçok Milletvekili istifa etti. Bunlar Demokrat Partiyi kurdular. Bilindiği gibi bunların çoğu, toprak ağası, köy ağası, şeyhler, dedeler olup söz sahibiydiler. Tabiatıyla Köy Enstitüsüne karşı olacaklardı. Yetişen gençler, babalarına benzemiyor. Ağalık ve aşiret düzenine karşı baş kaldırıyorlar. Şeyh ve şıhların eteklerini öpmüyorlar. Ağaların önünde baş eğmiyorlar. Bilime önem veriyorlar. Ağalık sistemini ve köylünün fakirliğini sorguluyorlar. Hak hukuk aramaya başlıyorlar. Atatürk İlke ve İnkılâplarını, düşüncelerini en üst seviyede tutmaya başarıyorlar. Bu gençlerin çoğalması, Birçok insanın menfaatlerine dokunacağı kaçınılmaz.
    Hatta CHP sinde kalanlar içinde de, Köy Enstitüsüne karşı homurdananlar gün geçtikçe çoğalmaya başladı. Güçlerinin çok azalmasını, istifaların durdurulması lazımdı.İnönü, yandaşlarının baskılarına dayanamayarak, Hasan Ali Yücel ve İsmail Tonguc'u görevden alarak, MEB na Reşat Şemsettin Sirer'i getirdi.
    İşte bu dönem, sağcılara yaranmak, CHP yi toparlamak için okullarda din dersleri ve İmam Hatip Okullarının açılması dönemidir.
    1950 seçimlerinde iktidara gelen Demokrat Parti, 27 Ocak 1954 de 6234 nolu yasa ile uygulamaya tamamen son verdi.
    Köy Enstitülerinde toplam olarak 17342 öğretmen yetişmiştir. Bunların 1398 i bayan 15943 ü erkektir. Yine bu okullarda 7300 sağlık memuru, 8756 eğitmen yetişmiştir.
    Eğer, Köy Enstitülerini kapatmasaydık, şimdiye kadar çoktan çağ atlardık.

    Hala devrimler için geç değil !!!