• M. Kemal Atatürk tarafından aldatılan din adamlarının Kurtuluş Savaşı'ndaki rolü

    Rahmetullah ve Âlim Efendilerden başka Batı Anadolu'da; Balıkesir Müftüsü Hacı Ahmet Efendi, I.Dönem TBMM Üyelerinden Müderris Abdulgafur ve Hasan Basri (Çantay) Efendiler [15], Edremit Müftüsü Cemal Efendi, Biga Müftüsü Hamdi Efendi, İvrindi'de Hafız Hamid Efendi, Fart Nahiyesinde Müderris İbrahim Efendi, Balya Müftüsü Hüseyin Efendi, 1920 Nisan'da Anzavur'un adamlarınca şehit edilen Gönen Müftüsü Şevket Efendi, Bandırma Müftüsü Hakkı Efendi, Tire Müftüsü Sunullah Efendi, Uşak Müftüsü Ali Rıza Efendi, Uşak Sabık Müftüsü İbrahim (Tahtakılıç) Bey [16], Eşme Müftüsü Nazif Efendi [17], Turgutlu Müftüsü Hasan Basri Efendi, Demirci Müftüsü İsmail Hakkı, Soma Sabık Müftüsü Osman Efendi, Bakırlı Hafız Hüseyin Efendi, Salihli Sabık Müftüsü Mehmet Lütfi Efendi, Manisa Müftüsü Âlim Efendi'nin görevden alınması üzerine yerine müftü olan Abdülhamit Efendi, Kırkağaç Müftüsü Hacı Rifat Efendi gibi isimler çalışmalarda bulunmuştur.

    [15] Hasan Basri Hoca, halkı Milli Mücadele lehinde bilinçlendirmek için bir de gazete çıkarmıştır. "Ses" adını verdiği gazetesinde işgallere karşı konulması konusunda yazılar yazmıştır.

    Ayrıca bakınız; Doç. Dr. Mücteba Uğur, Hasan Basri Çantay, Ankara, 1994.

    [16] 1908 yıllarında Uşak Müftülüğü görevini yürüten İbrahim Tahtakılıç'ın, Milli Mücadele'deki hizmetleri için bakınız; İlhan Tekeli-Selim İlkin, Ege'de Sivil Direnişten Kurtuluş Savaşına Geçerken Uşak Heyet-i Merkeziyesi ve İbrahim (Tahtakılıç) Bey, Türk Tarih Kurumu Yayını, Ankara, 1989, sayfa 365-381.

    [17] Müftü Nazif Efendi, Muntazam ordu haline getirilinceye kadar Kuva-yı Milliye'de çalışmıştır. Eşme ve Çevresinde Kuva-yı Milliye'yi örgütlemiştir. Müftü Nazif Efendi hakkında konuyla ilgilı malumat için bakınız; Celal Bayar, Ben de Yazdım, cild 8, sayfa 2460.
  • Cenab-ı Allah her işi, isimlerinden bir isim ile tedbir buyurur.

    Hasan Basri Cantay Meali Alisi
    (A'raf Sûresi: 180)
  • Hakkı Paşa Oteli diye bir yer vardır ve oraya, İstanbul'dan bir Nakşı Şeyhi gelip inmiştir.

    Kodamanlar konuşmakta devam ediyor:

    - Kim bu şeyh?

    - Erbil'li Şeyh Es'ad Efendi... Meşhur Nakşı Şeyhi...

    - Ya, öyle mi...

    Ve o akşam, bu kodamanların halkalandığı masada şu karar alınıyor:

    - Artık bu adamların köküne kibrit suyu dökülmesi gereken zaman gelmiştir! Bizzat, mahkûm kabul ettiğimiz Menemen'de bir hâdise çıkartılacak, hâdiseye rejime karşı bir kıyam süsü verilecek ve ondan sonra sürek avı halinde din elebaşıları devşirilip birer birer ezilecektir.

    Hâdisenin şahitleri, İlk Meclis âzasından merhum Hasan Basri Çantay ile Salih Yeşil'dir. Allah'ın getirdiği bir fırsat ve münasebetle bu kararı, mecliste hazır bulunanlardan biri marifetiyle öğrenen ve o akşam otelde bulunan bu iki zat, vaziyeti, sağlıklarında yeminle anlatmışlardır.
  • Osman Yüksel Serdengeçti'nin 31 Aralık 1967 tarihli Yeni İstanbul gazetesinde -Hasan Basri Çantay'dan naklen- verdiği şu bilgiler ise, Âkif'in Mısır'a gitme sebebinin daha derinlerde olduğunu göstermektedir:

    Çanakkale zaferinin yıldönümüdür... Bir tören yapılıyor.. Çanakkale şehitleri anılacak ... Zamanın meşhur zibidi şairi kürsüye geliyor: "Maalesef" diyor; "Çanakkale Şehitleri için güzel, şehitlerimizin şanına layık bir Türk şairi tarafından şiir yazılamadı. Çanakkale destanını yazan maalesef Türk değildir. Çaresiz Türk olmayan bir adamın şiirini okuyacağız" yavesini savuruyor, istemeye istemeye Âkif'in şiirini okuyor. ( ... )
    Merhum bu hadiseyi duyar. Çok, pekçok müteessir oluyor; o kadar ki koskoca adam bir çocuk gibi ağlıyor. Çanakkale şehitlerinden onu ayırmak, "Sen Türk değilsin!" demek. .. tahkir etmek... Âkif'in en hassas yerine, en hassas teline dokunmak. .. Bu hareket
    ve hakaret, zamanın zamane şairi, devlet şairi, resmi şair tarafından yapılmış ... Tam o sırada da gençliğinin kısm-ı azamını hamamda geçirmiş bir yazar, CHP'nin resmi gazetesinde bir başmakale yazmış... Akif'e,
    "Hadi git artık, sen kumda oyna!" demiş... Akif bunu
    da okuyor ... Ve artık Türkiye'de duramıyor."
  • بسم الله الرحمن الرحيم
    وَاتَّقُواْ يَوْمًا تُرْجَعُونَ فِيهِ إِلَى اللّهِ ثُمَّ تُوَفَّى كُلُّ نَفْسٍ مَّا كَسَبَتْ وَهُمْ لاَ يُظْلَمُونَ
    '' Öyle bir günden sakının ki ( hepiniz) o gün Allah'a döndürüleceksiniz.
    Sonra herkese kazandığı tastamam verilecek,
    onlara haksızlık edilmeyecektir.''

    Bakara-281
  • Günümüz için dili eski, kendi dönemi için yazılmış. Daha anlaşılır mealler var. Onlara bakın derim. Bendeki üç ciltlik basımıydı. Okumayı daha kolay kılsada bir meal için fazla uzun izlenimi veriyor. Mealleri irdelemek değilse amacınız okumayın derim.
  • BERAAT KANDİLİ’NİN ÖNEMİ NEDİR?

    Bu geceye, bereketli ve feyizli bir gece olması sebebiyle ‘Mübârek’; kulların günahlarının affolunması ve temize çıkmaları sebebiyle ‘Berâet’; kulların ihsana kavuşmaları nedeniyle ‘Rahmet’, geceyi iyi değerlendiren kulların seçilerek salih kullar arasına alınması sebebiyle ‘Berâe veya Sakk’ adı da verilir.

    Berat kandili (gecesi)- Şaban ayının onbeşinci gecesidir. Aslı “Berâet”tir. Berat sözlükte; “bir zorluktan kurtulmak ve beri olmak” demektir. Bu gece, değişik adlarla da anılmaktadır: Bu gecede, bir yıl içinde olacak bütün işler hükme bağlanıp, ifası için Cenab-ı Hak tarafından meleklere verilir. Gecesini ibadet ve dua ile, gündüzünü oruçlu geçirmek güzeldir.

    BERAT GECESİNE AİT BEŞ HASLET

    Berat gecesine ait beş haslet vardır:

    1) Her önemli iş bu gecede ayırdedilir.

    2) O gecedeki ibadetin fazileti büyüktür.

    3) İlâhi rahmet yayılır.

    4) Mağfiret gecesidir.

    5) O gece, Rasûlüllah (s.a.v.)’a şefaat hakkının tamamı verilmiştir.

    Çünkü, Hz. Muhammed (s.a.v.), Şaban’ın onüçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat istemiş, bu şefaatin üçte biri verilmiş, ondördüncü gecesi yine istemiş, üçte biri daha verilmiş, onbeşinci gece yine talep etmiş, bu gece şefaatın tamamı ihsan edilmiştir. Bu şefaatten mahrum olanlar, devenin ürküp kaçtığı gibi Allah’tan kaçanlardır. (bk. er-Râzî ve Ebussuud Efendi Tefsirleri, ed-Duhân Sûresi 3. ve 4. âyetlerin tefsiri; Hasan Basri Çantay, Kur’ân-ı Hakim ve Meâl-i Kerim, İstanbul 1959, III, 904, 905).

    Berat gecesi hakkında Allah Rasulü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

    “Şaban ayının onbeşinci gecesi olduğu zaman, gecesinde ibadete kalkın. Ve o gecenin gündüzünü oruç tutun. Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâlâ (Keyfiyeti bizce meçhul bir halde) dünyaya en yakın göğe inerek (o andan) fecir oluncaya kadar: “Benden mağfiret dileyen yok mu, onu mağfiret edeyim. Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım. (Bir bela ile) mübtela olan yok mu, ona kurtuluş vereyim. Şöyle olan yok mu? Böyle olan yok mu?” buyurur.” (İbn Mâce, H. no: 1388)

    Diğer bir hadiste de şöyle buyuruluyor:

    “Bu gece Şaban’ın onbeşinci gecesidir. Allah Teâlâ bu gecede Beni Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanları Cehennem’den kurtarır. Ancak kendisine şirk koşanların, müslümanlara karşı kin ve düşmanlık besleyenlerin, akrabaları ile münasebeti kesenlerin, gururlu ve kibirlilerin, ana-babasına asî olanların ve içki içmeye devam edenlerin yüzüne bakmaz.“ (Buhârî, et-Tergîb ve’t-Terhib, II, 118).

    OLACAK HADİSELER KAYDEDİLİR

    Bir sene zarfında gelecek yılın Berat Gecesi’ne kadar vuku bulacak hadiseler melekler tarafından birer deftere yazılır. Bir sene zarfında vuku bulacak zelzeleler, olaylar, harpler… Bunların defteri Cebrâil Aleyhisselam’a verilir. Rızıkla ilgili defterler Mîkâîl Aleyhisselam’a verilir. Ve öleceklerin defterleri Azrâil Aleyhisselam’a verilir.

    UZUN ÖMÜR, SAİD KUL VE KAZA BELA İÇİN YAPILMASI GEREKENLER?

    Şaban-ı şerifin onbeşinci, Berat gecesi akşam namazından sonra üç kere Yasin sûresi ve her birinin sonunda Berat duâsı okunacaktır. Birinci Yâsin-i Şerîfden sonra bu duâ okunurken Allah’ın saîd kullarından olmak niyyetiyle okunacaktır. İkinci defa okunurken hayırlı ömür uzunluğu niyyetiyle okunacaktır. Üçüncü defa okunurken kaza ve belâlardan emîn olup hayırlı rızık için okunacaktır.

    Ayrıca Berat gecesinde yatsıdan sonra ikide bir selâm vermek üzere yüz rek’at namaz kılınır. Her rek’atda Fâtiha’dan sonra on kere İhlâs-ı Şerîf okunur. On defa İhlâs-ı Şerîf okumağa kudreti olmayan beş veya üç kere okur. Bu namaz tamam olduktan sonra okuyabildiği kadar salavât-ı şerîfe ve huzûr-ı kalble tevbe ve istiğfar edip Allah Teâlâ Hazretlerinden dünyevî ve uhrevî hâcetlerini talep ve niyâz edecektir. Yüce Mevlamız bu geceden hakkıyla istifade etmeyi cümlemize nasip etsin. Amin!

    BERAT GECESİ DUASININ ANLAMI

    Ey, kullarına sayısız lütuf ve ihsanlarda bulunan, onların kar­şılığına ihtiyacı olmayan Allah’ım!. Celal ve Kerem sahibi Rabbim! Biz âciz kullarına sonsuz nimet ve imkanlar bahşeden Sen­sin! Senden başka ilah yok! Sana sığınıp yalvaranlara yardım edersin! Korkanların güvenip sığınacağı yegâne melcei yine Sensin!

    Ya Rabbi, Senin nezdindeki kitabında, Levh-i Mahfûz’da şa­yet beni kötü, mahrum, ilâhî rahmetten kovulmuş, fakir bir insan olarak yazmış isen fazlınla bu kötü kaderimi; âsî, mahrum, ilâhî huzurdan kovulmuş, darlık içinde hayat geçirmeye mahkum bir fakir insan oluşuma ait yazgımı siliver Allahım! Beni, nezdindeki ana kitapta iyilerden, salih kullarından, rızkı bol, zengin ve hayır­lı işlerde yarışan ve muvaffak olan kullarından olarak yazıver.

    Allah’ım! -Senin sözün haktır- Nebiyy-i Zişan’ın lisanı üzere gönderdiğin mukaddes Kitabında şöyle buyurdun: “Allah diledi­ğini siler. (Dilediğini de) sabit bırakır. Bütün kitapların aslı O’nun yanındadır” (Ra’d Sûresi, 39)

    İlahî! “Her hikmetli iş nezdimizde bir emir ile o zaman ayrılır” (Duhan, 4) buyurduğun mükerrem Şaban ayının 14. gece­si en büyük tecellin ile; bildiğimiz bilmediğimiz, Senin bildiğin be­la ve musibetleri bizlerin üzerinden kaldırmanı diliyoruz. Şüphe­siz Sen, sonsuz güç ve kuvvet sahibisin! Lütuf ve ihsanı bol olan Rabbimizsin!

    Allahım! Seyyidimiz, Efendimiz Hazret-i Muhammed’e, âli­ne, ashabına, evlâdına, ezvâc-ı tâhirâtına salât ü selâm eyle! Du­alarımızı Habibin hürmetine kabul eyle!

    Beraat kandilinizi tebrik eder, bu mübârek gün ve geceleri sâlih amellerle ihyâ ederek Hak katında cümlemizin beraatine vesîle olmasını;

    Yine bu mübârek günler hürmetine vatanımızı, milletimizi ve İslâm âlemini ilâhî rahmet ve bereketlere nâil kılmasını, Yüce Rabbimiz’den niyâz ederiz.

    Kaynak: Altınoluk Dergisi, Sayı: 235