• Akif merhum, meşhur secde şiirini Hasan Basri Çantay'a okuyunca, Çantay kendisine "Üstad, siz vadiyi değiştiriyorsunuz sanırım" der. Bunun üzerine Akifin verdiği cevap fevkalade manidardır:
    Hayır kardeşim hayır! Benim asıl vadim budur. [Şimdiye kadar] neşrettiklerim [ise] cemiyet-i beşeriyyeye hizmet için yazılmış manzumelerdir...
  • Es-Selam Değerli Dostlar..!

    Hepimizin idrak ettiği gibi;
    Kur’an, insanlığın nurudur. İnançta, düşüncede ve davranışta Kur’an’ı kendisine rehber edinen, hayatına sonsuzluğun soluğunu yerleştirmiş olur.

    Kur’an; Allah’ın insanlığa armağanıdır. Mutluluğun menbaıdır. O halde bizler, bizim için indirilmiş olan o kitabı tanımalı, okumalı, öğrenmeli, anlamaya çalışmalı ve hayatımızda uygulamalıyız. Çünkü hayatımızı anlamlı kılan kitaptır Kur’an…

    Hep beraber güzel bir -Meal- etkinliği yaptık…
    Allah sizlerden razı olsun bu vesile ile birçok arkadaşımızın okumasına, okumasa dahi paylaşımlarınız ile bir nebze de olsa okunmasına hasıl oldunuz var olun…

    Uzatmadan derim ki;

    Ne zamandır aklımda idi ve Sure sure okumaların da zamanı geldi derim:)

    Kadim Ulemanın her daim ilk -LOKMAN SURESİ-nden başlayın nasihatı çerçevesinde;
    Beraber okumaya başlayalım inşallah..

    Kur’ân okuyan mü'min turunç gibidir; kokusu da güzeldir tadı da güzeldir.”(Müslim, Müsafirin, 243)
    Hadis-i Şerifine mazhar olabilmemiz temennisiyle..!

    Peki okumayı nasıl yapacağız?
    Öncelikle tavsiye niteliğinde birkaç kaynak paylaşmak istiyorum:
    1-Diyanet meali ( Kur'an Yolu )
    Elmalılı Açıklama Meali
    İFAV Marmara İlahiyat 2 Ciltlik )
    Mahmut Kısa Açıklamalı Kur'an Meali
    Hasan Basri Çantay Açıklamalı meal
    Hasan Tahsin Feyizli Feyzül Furkan

    Misal olarak;

    ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْحَقُّ وَاَنَّ مَا يَدْعُونَ مِنْ دُونِهِ الْبَاطِلُۙ وَاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْعَلِيُّ الْكَب۪يرُ۟

    ''Bu böyledir, zira Allah hakikatin kendisidir; O’nun dışında taptıkları şeyler ise asılsızdır ve Allah, yalnızca O, çok yücedir, çok büyüktür''
    LOKMAN,30.AYET

    AÇIKLAMA:
    Allah’ın irade, ilim ve kudreti hakkındaki bu kesin bilgilerden sonra Bu âyette artık reddedilmesi mümkün olmayan kesin hüküm ortaya konmaktadır: “Allah hakikatin kendisidir; O’nun dışında taptıkları şeyler ise asılsızdır ve Allah, yalnızca O, en yücedir, en büyüktür.”
    Kaynak : Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 344

    İsteyen arkadaşlar ellerinde mevcut ise tefsirden de faydalanarak açıklamalar yapabilir...

    BAŞLANGIÇ TARİHİ: 21/12/2018 CUMA

    BİTİŞ TARİHİ: ................
  • “Hata, hakikat de olsa, gurura, enaniyete dokunmayacaksın. Seviyesi yüksek insanlar, insanlarla değil, fikirlerle uğraşırlar. Üstelik şahsiyetini rencide ettiğin adama, hangi hakikati kabul ettirebilirsin ki?”
    Vehbi Vakkasoğlu
    Nesil Basım Yayın Gıda Tic. ve San. A.Ş.
  • Cenab-ı Allah her işi, isimlerinden bir isim ile tedbir buyurur.

    Hasan Basri Cantay Meali Alisi
    (A'raf Sûresi: 180)
  • Hakkı Paşa Oteli diye bir yer vardır ve oraya, İstanbul'dan bir Nakşı Şeyhi gelip inmiştir.

    Kodamanlar konuşmakta devam ediyor:

    - Kim bu şeyh?

    - Erbil'li Şeyh Es'ad Efendi... Meşhur Nakşı Şeyhi...

    - Ya, öyle mi...

    Ve o akşam, bu kodamanların halkalandığı masada şu karar alınıyor:

    - Artık bu adamların köküne kibrit suyu dökülmesi gereken zaman gelmiştir! Bizzat, mahkûm kabul ettiğimiz Menemen'de bir hâdise çıkartılacak, hâdiseye rejime karşı bir kıyam süsü verilecek ve ondan sonra sürek avı halinde din elebaşıları devşirilip birer birer ezilecektir.

    Hâdisenin şahitleri, İlk Meclis âzasından merhum Hasan Basri Çantay ile Salih Yeşil'dir. Allah'ın getirdiği bir fırsat ve münasebetle bu kararı, mecliste hazır bulunanlardan biri marifetiyle öğrenen ve o akşam otelde bulunan bu iki zat, vaziyeti, sağlıklarında yeminle anlatmışlardır.
  • Osman Yüksel Serdengeçti'nin 31 Aralık 1967 tarihli Yeni İstanbul gazetesinde -Hasan Basri Çantay'dan naklen- verdiği şu bilgiler ise, Âkif'in Mısır'a gitme sebebinin daha derinlerde olduğunu göstermektedir:

    Çanakkale zaferinin yıldönümüdür... Bir tören yapılıyor.. Çanakkale şehitleri anılacak ... Zamanın meşhur zibidi şairi kürsüye geliyor: "Maalesef" diyor; "Çanakkale Şehitleri için güzel, şehitlerimizin şanına layık bir Türk şairi tarafından şiir yazılamadı. Çanakkale destanını yazan maalesef Türk değildir. Çaresiz Türk olmayan bir adamın şiirini okuyacağız" yavesini savuruyor, istemeye istemeye Âkif'in şiirini okuyor. ( ... )
    Merhum bu hadiseyi duyar. Çok, pekçok müteessir oluyor; o kadar ki koskoca adam bir çocuk gibi ağlıyor. Çanakkale şehitlerinden onu ayırmak, "Sen Türk değilsin!" demek. .. tahkir etmek... Âkif'in en hassas yerine, en hassas teline dokunmak. .. Bu hareket
    ve hakaret, zamanın zamane şairi, devlet şairi, resmi şair tarafından yapılmış ... Tam o sırada da gençliğinin kısm-ı azamını hamamda geçirmiş bir yazar, CHP'nin resmi gazetesinde bir başmakale yazmış... Akif'e,
    "Hadi git artık, sen kumda oyna!" demiş... Akif bunu
    da okuyor ... Ve artık Türkiye'de duramıyor."