Hasan Ersel Gürel

Hasan Ersel Gürel
@hasanegurel
Ay'ı ya da Mars'ın pembeye çalan rengini görünce, insanlığın geleceğini falan düşünmüyorsun, sadece -tabii eğer herhangi bir şey düşünebilecek haldeysen- senin ya da tanıdığın birinin lojistik olasılıklar dahilinde, oralara gitme şansının olup olmadığını düşünüyorsun. Kendi bencil, saplantılı, küstah insanlığını, fırlatma rampasına ulaşmak için nasıl binlerce kişiyi dirsekleyip geçtiğini düşünüyorsun; yoluna çıkan her şeyi yakıp geçen o kararlılığının, kendi kaderini tayin etme arzunun ve inancının itkisi dışında diğerlerine üstün gelmeni başka ne sağlamış olabilir ki?
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Buradan, onlara geniş görüş sağlayan bu noktadan bakıldığında, siyasetin eli öylesine açık seçik görünüyor ki başta nasıl olup da gözden kaçırdıklarına inanamıyorlar. O el, görüntünün her ayrıntısında kendini ayan beyan ortaya seriyor, tıpkı yerçekiminin yontma, şekil verme gücünün gezegeni bir küre yapması, kıyıları biçimlendiren gelgitler yaratması gibi politik oyunlar da her yeri yontmuş, biçimlendirmiş ve geride kendi kanıtlarını bırakmış.
Dünya'dan yeterince uzaklaşırsan onu nihayet anlayabileceğin de geçmiyor değil onu bir nesne olarak, küçük, mavi bir nokta, kozmik ve gizemli bir şey olarak kendi gözlerinle görmek. Mesele onun gizemini çözmek değil, onun gizemli bir şey olduğunu kavramak. Onu matematiksel bir küme, bir koloni olarak görmek. Katı cisim halinin üzerinden kayıp düştüğünü görmek
Sayfa 64·Kitabı okudu
Bu şey, giderek büyüyen merceklerini silip parlattığımız teleskoplardan bakıp nasıl giderek küçüldüğümüzü ani gören biz insanları barındırıyor. Ve bizler orada ağzımız açık öylece duruyoruz. Ve zamanla, evrenin yan çizgilerinde durmakla kalmadığımızı, bunun zaten yan çizgilerden oluşan bir evren olduğunu, bir merkezinin bulunmadığını, yalnızca vals yapan şeylerden oluşan delişmen, baş döndürücü bir kütle olduğunu, belki de kavrayışımızın tamamının kendi konu-dışılığımıza dair ayrıntılı ve sürekli gelişen bir bilgiden ibaret olduğunu anlamaya başlıyoruz; insan ırkının egosunun bilimsel araştırma araçları tarafından bir güzel pataklanması bu; ta ki ego içinden ışık geçirecek kadar parçalanmış bir mabede dönüşene dek.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Ama yeni düşünce diye bir şey yok. Bunlar yalnızca yeni anlarda doğan eski düşünceler - böyle anlardaki düşünceyse şu: Şu Dünya olmasa hepimizin işi biter. Onun lütfu olmasa bir saniye bile hayatta kalamayız, derin, karanlık, yüzülemez bir denizde yol alan gemideki denizcileriz biz.