Ay'ı ya da Mars'ın pembeye çalan rengini görünce, insanlığın geleceğini falan düşünmüyorsun, sadece -tabii eğer herhangi bir şey düşünebilecek haldeysen- senin ya da tanıdığın birinin lojistik olasılıklar dahilinde, oralara gitme şansının olup olmadığını düşünüyorsun. Kendi bencil, saplantılı, küstah insanlığını, fırlatma rampasına ulaşmak için nasıl binlerce kişiyi dirsekleyip geçtiğini düşünüyorsun; yoluna çıkan her şeyi yakıp geçen o kararlılığının, kendi kaderini tayin etme arzunun ve inancının itkisi dışında diğerlerine üstün gelmeni başka ne sağlamış olabilir ki?