1000Kitap Logosu
Resim
Hasan Hüseyin AKKAŞ
TAKİP ET
Hasan Hüseyin AKKAŞ
@hasanhuseyinakkas
567 okur puanı
08 Oca 2020 tarihinde katıldı
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
110 syf.
·
8 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Yok Yolcu Yeni Bir "İshak"mı!
İçinde on öykü barındıran Yok Yolcu, Kâmil Erdem 'in Şu Yağmur Bir Yağsa ve Bir Kırık Segah'tan sonra yayımladığı üçüncü öykü kitabı. Sait Faik hikâye armağanı kazanmasını sağlayan Yok Yolcu'nun, edebiyatımızda, bilhassa öykü türünde yeni bir soluk olduğunu iddia edebiliriz. On öyküden oluşan kitabın ilk yedi öyküsü, kendine özgü anlatım diliyle öne çıkan öykülerden oluşuyor. Son üç öyküye nüfuz edemediğimi düşünüyorum. Kâmil Erdem öykülerinde çoğunlukla durumun getirdiği anların zihninde uyandırdığı düşünceleri dışavuruyor. Şimdi ile geçmiş arasında kurduğu köprüde bir o yana bir bu yana salınıp, "sisleri aralayarak" şaşırtıcı ölçüde etkileyici metinler kotarıyor. Uzun ve düşündürücü cümleleri, betimlemeleri, açık uçlu sonları, çarpıcı tespitleriyle ilk yedi öyküsü edebiyatımızda sağlam bir yer ediniyor. Sosyalist kimliğe sahip yazarın artık geçmişte anlara dair göndermeleri hoş ve anlamlı. Kâmil Erdem'in Yok Yolcu adlı ödüllü öykü kitabı, yeni bir İshak olur mu bilmiyorum ama bende uyandırdığı düşüncelerle İshak'tan aşağı kalmayacağını iddia edebilirim. Özgün diliyle, etkileyici betimlemeleriyle geç yaşına rağmen yeni bir ustayla tanışma şerefine nail olduğumuzu düşünüyorum. Diğer iki öykü kitabını okumanın artık şart olduğunu düşünüyorum. Öykü okuyucusunun es geçmemesi gereken bir kitap Yok Yolcu, tavsiye ederim.
Yok Yolcu
8.4/10 · 48 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
125 syf.
·
Beğendi
·
8/10 puan
O Değerli Konforunuza Bir Müddet Ara
Kadire Bozkurt Buzkandilleri'nde, alışkın olmadığımız ve işlemeye çekindiğimiz konuları ele alarak sert, sahici ve insanın yüzüne tokat gibi inen öyküler yazmış. Ava Ne Olduğunu Bir Türlü Anlayamıyor, Blob, Bunu Bilemezsin, Korku, Utanç gibi öyküler bahsedilen minval üzere yazılmış. Öykü kişilerinin netameli olduğu kuşku götürmez. Edebiyat metinlerinin insanı rahatsız etmesi gerektiğini birçok yazar vurgulamıştır. Kadire Bozkurt'un metinlerinin de bahsedildiği gibi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Okuyucuyu rahat koltuğunun konforundan uzaklaştırıp, edebiyatımızda ele alınması çok da uygun görülmeyen mevzuları açık yüreklilikle ortaya koyarak "ne oluyoruz" sorusu sorduran öyküler bunlar. Kadire Bozkurt'un yazı dili oldukça yalın. Anlatımı oldukça sade. Mevzuyu eğip bükmeden dolaysız anlatıyor ve eminim ki bunun okuyucu üzerindeki tesiri de yoğun oluyor. Kadire Bozkurt kalemi güçlü bir yazar. Yazarın diğer öykü kitaplarını da okumak elzem olmuştur.
Buzkandilleri
8.6/10 · 20 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
224 syf.
·
12 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Edebiyata, Romanın Değişen Dünyasına, Çeviriye ve Dile Dair...
Tim Parks'ın Ben Buradan Okuyorum adlı, Metis'in "Dil ve Edebiyat" kategorisindeki, "Kitapların Değişen Dünyası" alt başlığıyla yayımlanan kitabını okudum. Kitabın Çevresindeki Dünya, Dünyada Kitap, Yazarın Dünyası ve Dünyalaraşırı Yazmak adlı dört bölümden oluşan kitabı sıkılmadan zevkle okudum. İlgimi çeken en önemli bölümün Yazarın Dünyası adlı bölüm ve bilhassa "Geveze Zihin", "Romana Kısılmak", "Öykülerimizi Değiştirmek" ve"Ölümüne Yazmak" adlı bölümler olduğunu söyleyebilirim. Tim Parks üçüncü bölüm haricinde yabancısı olmadığım konulara temas ederek ilginç örneklerle meramını anlatmış. Üçüncü bölüm ise kitabın kanımca en hayati bölümünü oluşturuyor. Zira eleştirmen, yazar, üniversite hocası ve yaratıcı yazarlık dersleri de veren bir yazar olarak Parks, yirminci yüzyıl yazarı ile yirmi birinci yüzyıl yazarı arasında temel bir farka işaret ediyor. O fark ise yirmi birinci yüzyıl yazarının kronolojik ve olayları dramatize eden bir anlayıştan ziyade acı çeken bireyi merkeze koyan bir anlayışla romanını yazdığını belirtiyor. Bu farkın çok önemli olduğunu bilhassa vurgulayarak artık yirmi birinci yüzyılda epik romana rastlanmadığını belirtiyor. Bunun eleştirilecek bir husus olmadığını zira zihinsel gevezelikten ziyade acı çeken bireye odaklanan yazarın belki de günümüzde en doğru şeyi yaptığını savunuyor. Parks bir diğer bölüm olan "Romana Kısılmak"ya da büyük geleneksel romanda karakter yaklaşımıyla sorunu olduğunu vurguluyor. Zihnin tamamının hiç durmadan anlam, anlamsal bütünlük ve temel yapı oluşturmaya zorlandığını belirterek hayatın bunlarsız tasavvur edilemeyeceği ya da dayanılmaz olduğu düşünüldüğünü belirtiyor. Bu yaklaşımın sorunlu olduğunu ve bunun dışına çıkılamadığını, çıkılması söz konusu olduğunda ise anlaşılamadığını düşünüyor. Yazar kendi romanında bahsedilen geleneği yıkmak için farklı bir roman yazdığını, bunda da başarılı olup olmadığını bilmediğini ifade ediyor. Eski hocasının yorumunu da paylaşarak yaşadığı hayal kırıklığını vurguluyor. Yazarların öykülerinde ve romanlarında sürekli olarak hayatlarını etkileyen belirli bir temanın çerçevesinde yazdıklarını anlatıyor, "Öykülerimizi Değiştirmek" adlı bölümde. Ne kadar kaçınmaya çalışsalar da bir türlü bundan kaçamadıklarını örneklerle savunuyor. Tim Parks'ın Ben Buradan Okuyorum adlı kitabı ufuk açıcı. İngilizce'nin evrensel edebiyat dili olarak hızla kabul görerek ulusal farklılıkları ve dolayısıyla da zenginlikleri alalayan bir rolü olduğunu, artık uluslararası çapta benimsenmiş yazarların kendi uluslarına değil tüm dünyaya yazdıklarını bunun da genel geçer konular üzerine odaklandıklarını bunun da kısır bir edebiyat ortamına yol açtığını ifade ediyor. Tim Parks'ın ufuk akıcı ve samimi ve anlaşılır dili olan kitabı edebiyat severlere tavsiye edilir.
Ben Buradan Okuyorum
7.8/10 · 152 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
192 syf.
·
8 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Öykünün Klasiklerinden, Mutlaka Okuyunuz!
Gerçeklikle düşü buluşturup harmanlayarak büyülü gerçekçilik akımının ortaya çıkmasını sağlayan en önemli isimlerinden Marquez'in büyülü öykü kitabıdır On İki Gezici Öykü. On sekiz yıl içinde devşirilen, çoğunlukla gazete haberlerinden yola çıkılarak notlar alınarak oluşturulan ve tekrar tekrar yazılan bu öykülerin kimisi senaryo olmuş, kimisinin de öykü olamayacağı düşünülerek vazgeçilmiştir. En nihayetinde öykü olarak tasarlanan ve yazılan on iki öykü bu kitabı oluşturmuştur. Öykü türünün gelişimine büyük katkılar sağlayan bu öyküler okuyucuyu fazlasıyla tatmin eden, olağanüstü metinlerdir. Okuma pratiğime baktığımda bir iki öykü hariç diğerlerini büyük bir ilgiyle ve zevkle okuduğumu söyleyebilirim. İyi Yolculuklar, Sayın Başkan'dan tutun Karda Kan İzlerin'e kadar heyecanla okuduğum öykülerdir bunlar. Tedavisi için Cenevre'ye gelen yoksul devrik Başkan'ı tanıyan ve ona saygı duyarak tedavisinde sonuna kadar yardım eden ambulans şoförü ve karısının meseleye bakışı, tedavi olup dönen başkanın özgüveninin yerine gelmesiyle davası ve vatanı için her şeye hazır olduğuna dair bir mektupla durumunu çifte iletmesi çarpıcıydı. Ölü kızının bozulmamış cesedini azize addedenlerin cesaretlendirmesiyle Vatikan'a giden ve cesedi Papa'ya göstermek için ömrünü bu uğurda hasreden babanın mücadelesi takdire şayan değil miydi? Okuyucu için ise yine büyülü gerçekçiliğe örnek bir öykü değil midir? Uyuyan Güzelin Uçağı isimli öyküye ne demeli.Havaalanında gördüğü kadına aşık olan ve tesadüf eseri uçakta yanına oturan bu kadına dair gözlemleri ve tahayyüllleri ile oldukça naif olan adamın kısa aşkı da okunmaya değerdi. "Kendimi Rüya Görmek İçin Kiralıyorum" ve "Ben Yalnızca Telefon Etmeye Gelmiştim" adlı öyküler de son derece çarpıcı öyküler değil midir! Bilhassa "Ben Yalnızca Telefon Etmeye Gelmiştim", trajik bir öyküdür. Bozulan arabasından dolayı eve geç kalacağını eşine bildirmek için telefon arayan ve otoyolda bir otobüs durduran kadının geleceği o otobüse bindikten sonra bir daha eskisi gibi olmayacaktır. Zira akıl hastanesine kendi eliyle yatan kadın bir daha buradan çıkmayacaktır. Yeteri kadar sarsıcı bir öykü değil mi? Ağustos Korkuları da büyülü gerçekçiliğin tipik örneklerinden biri. Tekin olmadığı söylenen şatoya misafir karı koca ve iki çocuğu için her şey normaldir ve yolunda gitmeyen hiçbir şey yoktur. Güzel bir misafirlik ve keyifli bir uyku. Ta ki sabah yeni toplanmış çilek kokusuyla uyanana kadar. Maria Dos Prazeres ise yaşlı bir orospunun mezarlık sipariş etmesi ve mezarı başında ağlayacak bir kimse bulmasını konu alıyor. Köpeğine satın aldığı mezarının yolunu öğreten yaşlı kadın, taksiyle mezar başından evine döner ve taksicinin ziyaret teklifini kabul eden kadın, rüyasını yanlış yorumladığını anlar. Karanlığın içinde gelen ayak seslerini ve yaklaşmakta olan adamın soluğunu hissederek onca yıllık beklemenin sonucunu aldığını düşünür. Sonu düşündürücü olan bu öykü de çok ilginç bir sonla bitiyor ve yaklaşan ayak seslerinin ister istemez azrail mi olduğunu düşünmeden edemeyiz. Senora Forbes'in Mutlu Yazı ve Karda Kan İzlerin adlı öyküler de muhteşemdi. Bilhassa son öykü acemi damatın duyarsızlığı ve önemsenmeyen küçük bir kesiğin yol açtığı hazin son hakkında büyülü bir öyküydü. Marquez'in On İki Gezici Öykü adlı kitabı okuduğum en iyi öykü kitaplarından biri. Büyülü gerçekçiliğe mesafeli bir okuyucu olduğum halde Marquez'in öykülerini zevkle ve büyülenmiş bir şekilde okudum. Öykülerden aldığım zevk müthişti. Öykü bahis konusu olduğunda artık klasik haline gelmiş olan bu kitabı okuyuculara hararetle tavsiye ederim.
Okuyacaklarıma Ekle
210 syf.
·
39 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Zamanına Göre İlk Kitaplardan Biri
Eric Hoffer, trajik yaşamıyla da akıllarda kalan ama tabiidir ki yazdığı Kesin İnançlılar isimli kitabıyla adını düşünce tarihine yazdıran önemli bir yazar. Kitabın yazıldığı döneme baktığımızda - faşizm sonrası - kitlelerin nasıl olup da kesin inançlı olabildiklerini ve totaliter rejimlerin sıkı destekçisi hâline gelebildiklerini incelemek için en uygun zaman olduklarını görürüz. Bu minvalde Hoffer zamanında büyük bir tespite ve tahlile girişerek zamanın ruhunu ortaya koymuştur. Bugünün gözlükleriyle bakıldığında kitabın artık aşılmış bir eser olduğunu görürüz. Sadece anılan dönemi anlatan ve totaliter ideolojilerin nasıl kitleselleştiğini anlatan sayısız eser yazılmıştır. Totalitarizmin Kaynakları'nı anmak, Frankfurt Okulu 'nun eserlerine bakmak, faşizm çalışmalarını incelemek okuyucuyu derinlemesine bir analiz imkânı verir. Buna rağmen zamanının çok ötesinde genellemelerle sabit fikire gark olan kitlelerin ruhunu ve hangi psikolojik itkiyle hareket ettiklerini ortaya koyan Hoffer'in kitabı övgüyü hak eden bir kitaptır.
Kesin İnançlılar
8.7/10 · 1.859 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
1
2
3
4
...
22
214 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.