Hesen Xursî

Sömürge halkının şehri ya da en azından yerli şehir, siyah kölelerin köyü, eski şehir, rezervasyon bölgeleri, adları kötüye çıkmış insanların yaşadığı, adı kötüye çıkmış bir yerdir. Orada, rastgele bir yerde, rastgele bir şekilde doğarsınız; rastgele bir yerde, rastgele bir nedenle ölürsünüz. Boş yerin olmadığı bir dünyadır orası; insanlar üst üste yaşarlar; kulübeleri birbiri üstüne inşa edilmiştir. Sömürge halkının şehri aç bir şehirdir, ekmek, et, ayakkabı, kömür, ışık açlığının çekildiği bir yer... Sömürge halkının şehri, yere kapaklanmış, diz çökmüş,yığılıp kalmış bir şehirdir. Pis zencilerin ve Arapların bölgesidir. Sömürge tebaası sömürgecinin bölgesine imrenerek, şehvetle bakar; sahip olma düşleri kurar. Sahip olmanın her türű: Sömürgecinin masasında oturmak, sömürgecinin yatağında yatmak; mümkünse de karısıyla. Sömürge halkı kıskançtır. Sömürgeci de bunun farkındadır ve onların kaçamak bakışlarını yakaladıkça, sürekli tetikte durarak, acı acı söylenir: "Bizim yerimize geçmek istiyorlar." Doğrudur da. Hiç değilse günde bir kez kendini sömürgecinin yerinde hayal etmemiş tek bir yerli yoktur.
Reklam

Hesen Xursî

, bir kitap okudu
Puan vermedi·214 syf.·
2026 10. kitabı
Carlo Ginzburg
7.9/10 · 882 okunma
Olan ve olduğu söylenen arasında birbirine indirgenemez bir ayrım ve yine eşit derecede indirgenemez bir anlam çakışması vardır