• .

    "..İnsan ancak ölümün eşiğine gelince
    hayatın değerini anlıyor.."

    .
  • Hasta olduğumda annem telaşla nane limon yapıp, onu zorla içirip, alnımdan öpmeyecekse ateşimi yoklamak için ne anladım ben bu işten?!
  • 175 syf.
    ·Puan vermedi
    Her zaman hayatı başka gözle görmek isteriz . Bir erkek olsam dünyayı nasıl görürdüm, veya bir kadın , bir anne olsam nasıl hissederdim , bir doktor olsam, bir fırıncı olsam veya hasta olsam..
    En çok da Şizofren olmayı merak etmişdir. Gerçek bir hastanın gözüyle dünyaya nasıl bakıldığını anlatan bu kitap biraz olsun merakımı giderdi. Ama ben sadece onu merak etmiyordum . Psikolog olduğumda karşıma gelen insanlara nasıl yaklasmam gerektiğini , nasıl tedavi etmem gerektiğini de merak ediyordum. Daha ikinci sınıfım ve eminim bölüm hocalarım bu merakımı da gidericek ama onlardan önce bu kitap giderdi. Sabır işi olduğu anladım daha çok . Acele etmemek gerektiği anladım .
    Bu kitapta yazar şizorferik düşünce ile çocuk düşüncesinin benzerliğini anlatmış . Belli bir dönemde takılan hasta gittikçe geriliyor ve yeniden doğum aşamasına kadar geliyor. Doktorunu Anne-analist olarak görüyor.
    Tedavi süreci boyunca neler hissettiğini Renee anlatıyor , son kısımda işte tedavi süreci var .
    Keyifli okumalar
  • O zamanlar sobalıydı evimiz. Sabah soba yanana kadar çıkamazdık yataktan annem benim nasılda üşüye üşüye yakardı sobayı oğlum ısınsın diye. Babam zaten işe erken giderdi ekmek parası işte. Soba yanardı kalkardım. Sobaya tükürür tükmüğün zıplaya zıplaya kaybolmasını beklerdim. Annem evde yokkende sakız atardım erirdi ama iz yapardı. Babam eve gelince mutlu olurdum akşam idoldü o babam benim nasılda güçlüydü hasta olduğumda hastaneye götürür. Sıkıntı oldugunda hemen çözerdi dev gibi adamdı babam benim. Kokusu bazen sigara kokardı hiçbir sigaranın böyle güzel koktuğunu hatırlamam. Akşama kadar top oynar koştururduk. Gazoz simit yapar mahallede yerdik. Nasılda kızardım anne sana, arkama havlu sokunca terlemeyip üşütmiyim diye. Bense bağırırdım sana, bişi olmaz diye. Babamla çok konuşmazdık. sadece nasılsın oğlum der iyi baba derdim. Paran varmı derdi. Ses çıkarmazdım para verirdi. Hemen bakkala koşup cips kola alırdım yine. Çok konuşmazdık ama beni çok sevdiğini biliyordum. Bende onu. Ateşlendiğim gün gece 5 kere kalkıp alnımı tutmuştur. O zamanlar anlamazdım. Annemse bana vururdu yaramazlık yapınca bende ağlardım. Anneciğim benim alışverişe gittiğimizde seneyede giyersin deyip hep büyük alırdı bana kıyafetimi ayakkabımı. Zengin değildik orta halliydik. Zaten kız falan hak getire tek aşkımız futbol taso futbolcu kartı sapanlarımızdı. Kıyafeti napcazki o zamanlar. Babamla annem tartışırdı arada çok korkardım ayrılacaklar diye ama ayrılmazlardı hiçbir şey yok gibi yine devam ederlerdi hayatlarına anlam veremezdim. Misafirliğe giderdik ev sahibi çocuğun oyuncaklarında bazen gözüm kalırdı. Babama ne guzel arabası vardı demi baba derdim cevap vermezdi. Ertesi gün aynı arabadan daha güzelini alırdı hiç konuşmadan verirdi. Sarılıp öperdim sadece gülerdi. Benim mutluluğum onun mutluluğuydu. Dağ gibi babam benim hiç ağlamazdı sadece cenazelerde gözleri dolardı.

    Artık büyüdüm anne baba size bağırdım. Siz bi şey bilmiyosunuz ne kadar cahilsiniz dedim. Evin kapısını vurup cıktım baba. Seni sallamadım. Evin patronu sen değilsin ben artık büyüdüm der gibi vurdum kapıyı içmeye gittim arkadaşlarımla. Senle kavga ettik konuşmadık hiç. Annemi zaten hiç sallamıyorum artık ne derse desin anne sus ya diye cevap verdim. Kızlar daha önemliydi benim için yeterki param kıyafetlerim olsun. Paranız az diye isyan ettim kendi kendime size hırslandım sinirlendim. Artık hasta olduğumda kendi başımın çaresine bakıyodum. Kaza yaptığımda hastaneye annemin nasıl ağlayarak babamın gözleri dolu saçlarımı okşayarak nasıl oldun oğlum iyisin demi diye sevmesine bile gıcık oldum. Bi şey yok siz gidin evinize yaaa diye azarladım.

    Üniversitedeyim artık anne bakın oğlunuz okuyor. Biralar kızlar ohh sizden uzak hayatımı yaşıyorum karışan eden yok. Ne güzel hayat demi. Annem yine içerken akşam 9’da arıyor meşgule alıyorum telefonu. Bi daha arıyor bi daha meşgule alıyorum sinirleniyorum artık muhabbet guzel. Bu sefer amcam arıyor nerdesin oğlum diyor söylüyorum. Buraya gel diyor. Noldu diyorum kaza yaptı annenler diyor. Susuyorum. Arkadaşlarıma bi şey demeden yürümeye başlıyorum o gece ilk uçakla şehrime gidiyorum. Amcam alıyor gözleri kızarmış. Anlıyorum o an korkumdan bi şey soramıyorum. Evimize doğru gidiyoruz kalabalık var. Arabadan iniyorum başın sağolsun diyorlar. Konuşamıyorum. Odaya gidiyorum annemin babamın yanına. İkiside yatıyor. Dizlerimin üzerine çöküyorum. Yüzlerine bakıyorum. Babam artık sigara kokmuyor. Gözleri kapanmış artık kavga edemiyecez babacığımla. Anne oğlun terlemedi bu sefer anneciğim. O zaman ne düşünüyorum sadece biliyor musunuz zamanı geri alıp bi kere doya doya sarılmayı. Bi kere son kez koklayıp sizi seviyorum demeyi onlarında benim saçımı okşamasını. Dünyaları veririm bi kere elimi tutmaları için. Ayağa kalkıyorum. Yürüyorum konuşmadan. Artık ben yokum beni var edenler yok. Ben sizim sizde bensiniz canım annem canım babam. Sobayı yakmışlar yine. Sobanın başına gidiyorum. Bu sefer sobaya düşen tükürüğüm değil..

    Emrah Serbes
  • Neydi benden insanların beklentisi? Neden hep benim yanımda kalmak istiyorlardı? Neden bana sanki üzülmemden korkuyorlarmış gibi davranıyorlardı? Düşündüm... sonra cevabı buldum. Çıkarları için yanımdaydı herkes. Evet evet çıkarları için. Kimse beni kitapsever olduğum için sevmemisti. Kimse beni göz yaşlarım için sevmemişti. Kimse benim hasta olduğumda burnumun kızarmasını tatlı bulmamıştı. Kimse benim kalbimin iyiliğini sevmemişti. Kimse beni ben olduğum için sevmemişti. Işte bunu artık anlıyorum. Ve bu çok sarsıcı...🎈
    -Filiz Okumuş
  • ~Annem~
    Karşılıksız sevene 'anne' denir.Paha biçilemeyen tek şey anne sevgisidir.Canın yandığında canı yanan,yanında olmasa bile hissedebilen!
    Üniversite yıllarımda(4 yıl)kesintisiz her akşam kızım iyi misin? diye soran.herhangi bir sorunun var mı? Paran var mı?
    Havalar soğuk,sıkı giyin!
    Pastalar börekler yapıp,mesafeye bakmayıp gönderen!
    Her gece yurtta ki yemekleri soran kadın,bugün ne yedin,doydun mu? diyen, yüreğimin diğer parçası!
    Uzak bir yere gidiyordum.telefonum yok!.
    Nişan yüzüğünü satıp, telefon almamı sağlayan! Okumam için elinden gelenin fazlasını yapan...
    Hasta olduğumda,hissedebilen tek yürek,tek can...Hadis-i şerifte de denildiği gibi;
    ~cennet annelerin ayağı altindadadir~
    cennet annenin her yerindedir.
    ~görmesini ve bakmasını bilene~
    Her üniversiteye gidişimde beyaz tülbentiyle arkamdan su döken! Arada görmeyeyim diye beyaz tülbentiyle gözyaşlarını silen güzel kadın..Hem okumamı isteyen hem de ondan uzaklaşmamı istemeyenim!
    Oku!
    ~Oku ki benim gibi olma,ayaklarının üzerinde dur~
    Ve gittiğimde gözlerden süzülen yaşlar...Arabanın arka camından sadece bakmak..Anne demek! Acı! Sadece acıydı.Çoğu zaman gitmek istemiyordum.ondan uzaklaşmak huzurumu kaçirıyordu.Ama mecburdum!
    okumak için ailemden,annemin şefkat dolu kollarından bir süre uzaklaşmaya mecburdum! Yurtlar! O soğuk ve şefkatsiz odalar.Sadece ben ,yatağım bide duvarlar....Çekilecek çile değildi! Her gece yastığıma sarılarak ağladığım geceler...
    korkardım!
    Yalnızlıktan korkardım!
    Toprağımdan, ailemden ,annemden kopmuştum! Nasıl bir acı!
    Kimi zaman dizlerimin üzerine çöktüğüm günler oldu! Keza!
    annemi hatırlayarak ayağa kalktım.kalkmak zorundaydım okuyup meslek sahibi olmak için çabalamam gerekiyordu.
    çabaladım da!
    insanın hayatta ki tek dayanağı annesidir!
    Bana mutluluğu anlat deseler; Annem yaşıyor der susarım'....
    ~Esra Bültecan