• TÜRKİYE'DEKİ İLLERİN MEŞHUR YERLERİ/YİYECEKLERİ

    1. ADANA - Kebap, Şalgam, Pamuk
    2. ADIYAMAN - Nemrut Dağı, Cendere Köprüsü
    3. AFYONKARAHİSAR - Kaymak, Sucuk, Mermer
    4. AĞRI - Ağrı Dağı, İshak Paşa Sarayı, Balık Gölü
    5. AKSARAY - Ihlara Vadisi,Eğri Minare, Yılanlı Kilise
    6. AMASYA – Elma,Borabay Gölü, Amasya Kalesi
    7. ANKARA - Anıtkabir,Tiftik Keçisi,Ankara Kalesi
    8. ANTALYA - Düden-Kurşunlu-Manavgat Şelaleleri, Dim-Damlataş-Karain Mağaraları, Olimpos-Beydağları-Köprülü Kanyon Milli Parkları
    9. ARTVİN -Kafkasör Şenlikleri, Çoruh Nehri, Karagöl – Sahara ve Hatilla Vadisi Milli Parkları
    10. ARDAHAN – Çıldır Gölü, Kaşar Peyniri,Kesme aşı, Kaygana
    11. AYDIN - İncir,Afrodisias-Milet-Didim-Priene Antik Kentleri, Kuş Adası
    12. BALIKESİR - Höşmerim Tatlısı, Susurluk Ayranı ve Tostu, Manyas Gölü ve Manyas Yoğurdu, Ayvalık ve Edremit Zeytini,Kaz Dağları
    13. BARTIN - Amasra Kalesi,İnkum Plajı, Bartın Çayı
    14. BATMAN - Hasankeyf Türbesi ve Kalesi, Petrol Rafinerisi
    15. BAYBURT - Bayburt Kalesi, Şehit Osman Türbesi, Aydıntepe Yeraltı Şehri
    16. BİLECİK -Şeyh Edebali ve Ertuğrul Gazi Türbeleri, Saat Kulesi, Türk Büyükleri Platformu
    17. BİNGÖL - Kös Kaplıcası, Soğuksu Mesiresi, Buzul Gölleri, Kiğı Kalesi
    18. BİTLİS - Nemrut Dağı, Nemrut Krater Gölü, Ahlat Kümbetleri, Büryan Kebabı
    19. BOLU - Yedi Göller, Abant, Gölcük, Sünnet Gölleri,
    20. BURDUR - Sagalassos Antik Kenti, İnsuyu Mağarası, Burdur ve Salda Gölleri
    21. BURSA - Yeşil Türbe, Ulu Cami, Kozahan, İznik Çinileri,
    22. ÇANAKKALE - Gökçeada ve Bozcaada, Truva ve Assos Antik Kentleri, Gelibolu Şehitler Milli Parkı
    23. ÇANKIRI - Çankırı Kalesi, Taşmescit, Bülbül Pınarı Dinlenme Yeri
    24. ÇORUM - Yazılıkaya, Hattusaş, Alacahöyük Ören Yeri, Çorum Leblebisi ve Saat Kulesi
    25. DENİZLİ - Pamukkale Travertenleri, Hierapolis Antik Kenti,Karahayıt Kaplıcaları
    26. DİYARBAKIR - Diyarbakır Karpuzu, Malabadi Köprüsü, Diyarbakır Surları
    27. DÜZCE - Samandere, Güzeldere, Aydınpınar, Sarıyayla, Saklıkent ve Aktaş Şelaleleri,Fakıllı
    28. EDİRNE - Selimiye Camii, Rüstempaşa Kervansarayı, Kırkpınar Yağlı Güreşleri
    29. ELAZIĞ - Harput Kalesi ve Şehri, Keban Baraj Gölü, Hazar Gölü
    30. ERZİNCAN - Girlevik Şelalesi, Ekşisu Kaplıcası, Tulum Peyniri, Bakır İşlemeciliği
    31. ERZURUM - Cağ Kebabı,Palandöken Kayak Merkezi, Çifte Minareli Medrese, Tortum Şelalesi
    32. ESKİŞEHİR - Lületaşı, Porsuk Çayı, Midas Tapınağı,Tarihi Odun Pazarı Evleri
    33. GAZİANTEP - Antepfıstığı, Antep Baklavası, Zeugma-Karkamış-Yesemek Antik Kentleri
    34. GİRESUN -Giresun Kalesi, Fındık Üretimi, Hayırsız Ada, Şebinkarahisar Kalesi
    35. GÜMÜŞHANE - Tomara ve Torul Şelaleleri, Satara Antik Kenti, Kuşburnu Çayı ve Marmeladı
    36. HAKKARİ - Cilo ve Sat Dağları, Buzul Gölleri, Zap Suyu, Ters Lale ( Ağlayan Lale)
    37. HATAY - Künefe,Antakya Mozaik Müzesi, Harbiye Mesire Yeri, Arsuz Plajları,Biberli ekmek, Kağıt kebabı
    38. IĞDIR - Kayısı, Pamuk Üretimi,
    39. ISPARTA - El Dokuması Isparta Halıları, Eğirdir ve Gölcük Gölleri, Gül,Davraz Dağı Kayak Merkezi
    40. İSTANBUL - İstanbul Boğazı,Ayasofya Müzesi,Sultanahmet Camii,Kız Kulesi,Galata Kulesi
    41. İZMİR - Kordon,Boyoz,Kumru,Lokma,İzmir Köftesi,Tire Kebap, Ekmek Dolması
    42. KAHRAMANMARAŞ - Maraş Dondurması, Döngel Mağaraları,Maraş Kalesi
    43. KARABÜK - Safranbolu Evleri, Safranbolu Lokumu
    44. KARAMAN - Karaman Koyunu,Yunus Emre Camii,Lal Hamamı
    45. KARS - Kars Kazı,Sarıkamış Kayak Merkezi
    Kars Kalesi
    46. KASTAMONU - Taşköprü Sarımsağı,Kuyu Kebabı,Çekme Helva
    47. KAYSERİ - Kayseri Pastırması,Erciyes Dağı Kayak Merkezi, Kayseri Pastırması, Bünyan Halısı, Sultansazlığı Kuş Cenneti
    48. KIRIKKALE - Silah Müzesi ve Fabrikaları
    49. KIRKLARELİ - Dupnisa Mağarası, Dereköy-İğneada-Kıyıköy-Kastro gibi Sayfiye Yerleri
    50. KIRŞEHİR - Ahi Evran Heykeli,Ahi Evran Türbesi, Hirfanlı Baraj Gölü, Seyfe Gölü, Mucur Yeraltı Şehri
    51. KİLİS - Kilis Yorganları
    52. KOCAELİ - Pişmaniye,Değirmendere Fındığı,Kandıra Yoğurdu
    53. KONYA - Mevlana Türbesi,Alaeddin Tepesi ve Camii, Karatay Medresesi, Çatalhöyük Antik Kenti,
    54. KÜTAHYA - Kütahya Çinisi, Başkomutanlık Milli Parkı, Kütahya Kalesi,
    55. MALATYA - Malatya Kayısısı,Günpınar Şelalesi, Pınarbaşı Mesire Yeri
    56. MANİSA - Mesir Macunu,Üzüm ve Tütün Üretimi, Soma'nın Linyiti, Ağlayan Kaya ( Nyobe ) Muradiye ve Ulu Cami Külliyeleri
    57. MARDİN - Kaburga Dolması,Mardin Kalesi, Taş Evleri
    58. MERSİN - Tantuni,Cennet ve Cehennem Obrukları, Silifke Yoğurdu
    59. MUĞLA - Bodrum, Marmaris, Datça, Fethiye, Dalyan, Göcek gibi Turizm Merkezleri, Kelebekler Vadisi, Bodrum Kalesi
    60. MUŞ - Muş Ovası, Malazgirt Anıtı, Gaz Gölü
    61. NEVŞEHİR - Peribacaları, Derin Kuyu ve Kaymaklı Yeraltı Şehirleri, Hacı Bektaşi Veli Türbes
    62. NİĞDE - Saat Kulesi, Aladağlar, Bolkar Dağları, Türkiye'nin Elma ve Patates Deposu
    63. ORDU - Fındık,Boz Tepe, Çamlık Mesire Yeri, Yason Burnu ve Kilisesi, Keyfalan Yaylası
    64. OSMANİYE - Yer Fıstığı,Hemite Kalesi, Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi, Karaçay ve Şarlak Şelaleleri,
    65. RİZE - Çay,Kaçkar Dağları, Ayder ve Çamlıhemşin Yaylaları, Anzer Balı
    66. SAKARYA - Islama Köfte,Sapanca ve Poyrazlar Gölleri, Akyazı Kuzuluk Kaplıcaları, Sakarya Nehri
    67. SAMSUN - Atatürk Anıtı,Çarşamba ve Bafra Delta Ovaları, Havza ve Ladik Kaplıcaları, Atatürk Anıtı, Bafra Pidesi
    68. SİİRT - Siirt Fıstığı,Büryan Kebabı, Perde Pilavı, Saat Kulesi
    69. SİNOP - Tarihi Sinop Cezaevi,Sinop Kalesi
    Sinop Balatlar Kilisesi
    70. SİVAS - Kangal Köpeği,Buruciye Medresesi, Gök Medrese,Kangal Balıklı Kaplıcası, Divriği'nin Demiri
    71. ŞANLIURFA - Çiğ Köfte, Göbekli Tepe,Harran Şehri, Balıklı Göl
    72. ŞIRNAK – Hz. Nuh Kabri,Kutlık,Perde Pilavı
    73. TEKİRDAĞ - Şarköy Üzümü ve Şarabı, Tekirdağ Rakısı, Ayçiçeği, Tekirdağ Köftesi
    74. TOKAT - Tütün Üretimi, Niksar Ayvaz Suyu, Almus Baraj Gölü, Ballıca Mağarası
    75. TRABZON - Trabzon Ekmeği,Sümela Manastırı, Atatürk Köşkü, Uzungöl, Zağanos Köprüsü, Hamsiköy Sütlacı
    76. TUNCELİ - Munzur Vadisi Milli Parkı,Düzgün Baba Dağı, Bağın Ilıcası, Munzur Gözeleri
    77. UŞAK -Kilim ve Battaniye Sanayii, Şeker Fabrikası ( Türkiye'deki İlk Şeker Fabrikası
    78. VAN - Van Kedisi, Akdamar Adası, Van Gölü, Hoşap Kalesi
    79. YALOVA - Termal Kaplıcaları, Armutlu Kapıcaları, Atatürk Köşkü Müzesi
    80. YOZGAT - Testi Kebabı,Saat Kulesi, Yozgat Çamlığı Ulusal Parkı, Kerkenez Harabeleri (Keykavus Kalesi), Akdağ Ormanları
    81. ZONGULDAK - Taşkömürü ( Karaelmas ), Cehennemağzı, Gökgöl ve İnağzı Mağaraları

    Güzel Ülkemin güzel şehirleri. Bunlar şehrin adını duyduğumuzda aklımıza gelen meşhur şeylerden birkaçıdır. Tabi ki her şehrin meşhur yerleri ve yiyecekleri bundan kat kat fazladır.

    Bu bilgileri derlemek ve paylaşmak istedim. Bu vesile ile Ülkemin farklı şehrinden olan herkese selam ve saygılarımı gönderiyorum. :)
  • Lozan'dan önce ne Musul ne Batum ne Hatay ne Kıbrıs ne Mısır ne Tunus Ne Libya bizimdi.Hepsi fiili olarak elimizden çıkmıştı.Dahası İsmet Paşa Lozan'a giderken İstanbul ve Çanakkale de işgal altındaydı.Edirne'de Karaağaç bile bizde değildi.Ege adaları ve 12 ada Lozan'dan önce kaybedilmişti.Lozan'da Gökçeada,Bozcaada,Tavşan Adaları ve Anadolu'ya 3 milden az uzaklıktaki bütün adaları,adacıkları aldık.Sadece Meis'i kaybettik.Yunanistan'a bırakılan adalarda hiçbir deniz üssü kurulmamasını sağladık.Musul'u Lozan'da kaybetmedik.1918'de işgal edilen Musul'u 1925'teki Şeyh Sait İsyanı vb gelişmelerin sonunda,1926'da Ankara Antlaşması'yla kaybettik.Lozan'da İstanbul'u kurtardık.Karağaçı savaş tamiratı olarak aldık.Lozan'da halledemediğimiz Boğazlar ve Hatay gibi bazı sorunları Atatürk Lozan'dan sonra halletti.Böylece Lozan'ı tamamlandı.
  • Atatürk, 29 Ekim 1937'de Romanya Devlet Başkanı Tataresko'nun önünde Fransız Büyükelçisi Ponsa'ya şunları söylemişti:

    ''Ben toprak büyütme dileklisi değilim. Barış bozma alışkanlığım yoktur. Ancak antlaşmaya dayanan hakkımızın isteyicisiyim; onu almazsam edemem. Büyük Millet Meclisi'nin kürsüsünden ulusuma söz verdim. Hatay'ı alacağım. Ulusum benim dediğime inanır. Sözümü yerine getirmezsem onun huzuruna çıkamam, yerimde kalamam. Ben şimdiye kadar yenilmedim, yenilmem; yenilirsem bir dakika yaşayamam. Bunu bilerek ve sözümü mutlaka yerine getireceğimi düşünerek benim dostluğumu lütfen bildiriniz ve doğrulayınız.''
  • Ülkemizde ve burada bulunan belli düşünceye sahip insanlar, bizim Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e olan minnet ve saygımızı anlamak istemiyorlar. Hedefine kitlenmiş güdümlü bir silah misali, beslendikleri tek taraflı ideoloji ve bakış açısı ile sadece hedefi imha etmeye ilerleyen düşünce ile yaklaşıyorlar bizlere.

    Evet, sizlere de hak veriyorum arkadaşlar!

    Neden mi? Çünkü Atatürk; Yüce Türk Milleti ile böylesi kahramanlıklar ve destansı zaferler sayesinde yedi düvele ve içeride olan hainlere karşı durmuştu. Evet, hatta belki de topa, tüfeğe, mayına, muhriplere karşı, elde olan en asgari imkânlar ile azimle, canlarını dişlerine takarak, yürekle mücadele etmiş ve her türlü maddi imkânsızlıklar içerisinde garbın önünde şarkın manevi şahlanışını gerçekleştirmişlerdir.

    Tüm bu onurlu mücadele ve direnişin sonundaysa, sınırları şehitlerin ve gazilerin kanı ile çizilmiş, yaşayabileceğimiz yeni bir vatan bırakmıştır bize. Tam bağımsızlık, hürriyet, din özgürlüğü de dâhil muasır bir medeniyet için çabalamıştır ömrü vefa ettikçe ve geride bize hatırı sayılır bir miras bırakmıştır.

    Ömrünün son deminde, hasta yatağında bile Hatay ilimizi milli sınırlara dâhil edebilmek için çırpınmış ve bunu, o kutlu günü göremeden tüm enerjisini adadığı ulusu için kendi canını hiçe saymıştı.

    Bir tek neyi başaramamıştır biliyor musunuz? Sizleri özgürce yaşamakta olduğunuz bu ülke topraklarında yürüttüğü davaya inandırmayı başaramamıştır !!! Siz onu ve onun fikirlerini, aydın düşüncesini, demokratlığını, milliyetçiliğini ve vatanperverliğini asla anlayamazsınız…

    Unutmayınız; Ne demişti kendisi:
    "Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."
  • Aslında ilk başta bu yazıyı yazmak istememiştim, çünkü bu konuda çok yoğun olan fikirlerimi ve duygularımı toparlayıp anlatabileceğimi düşünmüyordum ama bugün gördüğüm bazı saçmalıklar beni kesinlikle yazmak için ikna etti.



    Hayal kuralım. Dünyanın birbirini yediği, karmaşık bir zamanın içine doğuyorsunuz. Savaş sizin ülkenize kadar dayanmış. Araştıran, öğrenmeyi seven,idealist birisiniz. Cesursunuz da görev geldiğinde sonuna kadar gitmeye hazırsınız her zaman. İleri görüşlüsünüz de, çok detaylı ve mantıklı düşünebiliyorsunuz. Ülkeniz büyük bir ateşte yanarken tek başınıza durarak savaşmaya yemin ediyorsunuz. 15 yaşında asker oluyorsunuz, yıllar sonra 'Baş Komutan'.Belki günün birinde vatan hainliğiyle suçlanacağınızı bile bile, kendinizden feda ettiğiniz her şeyin bazılarının ağzında 'aman yapmasaydı da bir şekilde olurdu' diye anılacağını bile bile,o büyük yangına atılıyorsunuz. Dört bir yandan parçalanmaya çalışılan ülkenizi tekrar ayağa kaldırmak için sayısız savaşa giriyorsunuz. Savaşta yaralar alıyorsunuz, hatta tarihte Trablusgarp diye anılacak olan bir savaşta , bir uçak bombardımanı sırasında yaralanıyorsunuz ve hayatınızın sonuna kadar sol gözünüzde bu anın izini taşıyorsunuz. Savaşta sayısız kez ölümden dönüyorsunuz. Çanakkale'de tam kalbinizi hedef alan kurşun,sıtma, iki kalp krizi,difteri hatta idam fermanları sizi yıldırmıyor.. Savaşın ortasında kitaplar yazıyorsunuz. Çünkü aynı hataları tekrarlamayan ve sürekli üretim içinde olan yeni bir ülke hayal ediyorsunuz. Devrimler vakit kaybetmeden gerçekleşmeli sizin için. Sayısız zaferler veriyorsunuz ülkenize, yeni bir devlet kuruyorsunuz. Padişah mı olacaksınız yoksa halife mi? Siz Cumhuriyet istiyorsunuz,demokrasi istiyorsunuz. Zaten kendinizi kral gibi, padişah gibi hissetmediniz ki hep halkın içinden oldunuz, ayrıca siz aslında hep öğretmen olmak istiyorsunuz. İnsanlara ışık tutmak için, çağdaş bir ulus için. Aynı zamanda düşman düşmüyor yakanızdan ama artık biliyorlar varlığınızın ne demek olduğunu. Sizin, askerlerinizin,milletinizin gücünü gördüler. Annenizi kaybettiğinizi öğreniyorsunuz ama aynı zamanda Lozan Konferansı'nın sıkıntılı günlerini yaşıyorsunuz. Asla bırakmamanız gereken memleket meseleleriniz var. Aynı zamanda annenizin bir tane daha cenazesi olmayacak, şahsi meseleler ve memleket meseleleri arasında kalıyorsunuz. Her zamanki gibi vatanınızı seçiyorsunuz. Annenizin cenazesine katılamıyorsunuz. Belki ilerde oturduğu yerden kahramanlık yapacak ve bu fedakarlıklara rağmen sizi hor görecek insanların olacağını biliyorsunuz. Ama siz hiç vazgeçmediniz. Millet egemenliği uğrunda canımı vermek vicdan ve namus borcum olsun dediniz bir kere.

    Yıllar sizi yoruyor, ve vücudunuzda ciddi hastalıklar baş gösteriyor. Siroz gibi... Aslında bol bol dinlenseniz geçebilir diyor doktorlar, ama nasıl dinleneceksiniz? Hatay Fransa'nın tehdidi altındayken. Hala ülkenizin toprağı olamamışken. Daha yeni Möntro anlaşmasıyla boğazlar meselesini halletmiştiniz, sıra Hatay'da olmalı. Ben hiç yenilmedim,yenilirsem yaşayamam dediniz. Cumhurbaşkanlığını bırakıp Hatay'a çete reisi olmayı bile göze aldınız artık.Fransız elçiye rest çektiniz, Fransız mandası Suriye'nin toprağı olan Hatay 40 gün özerklik kazandı.

    Günden güne halsizleşiyorsunuz, burnunuz kanıyor, ağrılarınız artıyor. Düşmanlarınız hasta olduğunuzu konuşuyor ve hiçbir şey yapamayacağınızı düşünüyor. Etrafınızda sağlığınızı düşünen insanların yoğun ısrarlarına rağmen, dinlenmeyi bırakıp, ülkenizin gençlerine armağan ettiğiniz bir bayram günü saatlerce kutlamalara katılıyorsunuz. Sonra yine tüm ısrarlara rağmen trenle Mersin'e geçiyorsunuz. Hatay'ın yanı başındaki Mersin, Tarsus ve Adana'da dünyaya vermeniz gereken bir mesaj var çünkü. Yavaş yavaş tükenirken bile ayakta kalmanızı gerektirecek tek bir şey var. Vatan. Tüm gün dinlenmesi gereken bir hasta, emir alır almaz Hatay'a girecek olan askerlerin Adana'daki geçit töreni için saatlerce ayakta nasıl bekler ? Her şey düşmana göz dağı vermek için. Ateşiniz var, çok yorgunsunuz ama fedakarlıklarınız işe yarıyor. Fransa ordunuza izin vermek zorunda kaldı ve ordunuz Hatay'a girdi. Hatay halkı gözyaşları içinde askerleri karşıladı ve tüm ülke bayram yaptı. Ve siz bu zaferinizin bedelini canınızla ödediniz, vasiyetinizi hazırladınız.


    Kendi açımızdan hayal etmesi bile çok zor olan bu hayatı, seneler önce bir insan hepimiz için yaşadı. Bu yazılanların daha fazlasını yaşadı ve seneler önce bugün bedenen daha fazla dayanamadı. Biz Hatay'ı aldık, karşılığında Mustafa Kemal'i verdik. Kendi canı için biçtiği değer Hatay'dır, vatanın gerisini siz düşünün. Ve dünyanın her yerinde hala fikirleriyle yaşayan Atatürk'ü, kirli oyunlarınıza, saçmalıklarla dolu ideolojik söylemlerinize dahil etmeyin.