“sen de çocukluğunda eve dönünce anneni bulamazsan hemen sokağa fırlar, misafirliğe gittiği evin camını taşlarmışsın (..) bu konuda biraz gecikmiş de olsam, yalnız bırakıldığımı hissettiğim zaman, kendi çapımda mesele çıkarıyorum, herkesin burnundan getirdiğimi sanıyorum.”
“biliyorsun, seninle de çok çatışırdım, kapıları falan vurup giderdim. bana hep haksızlık yaptığın duygusu vardı içimde (..) bana haksızlık edildiği düşüncesi içime öyle gelişti ki artık bütün dünyayı suçluyorum bu bakımdan. bu bakımdan da istemediğim yerlere vardım. artık bütün dünyanın suratına çarpıp duruyorum kapıları.”
“ayrıca, insanın evrendeki yeri hakkında da düşüncelere daldığını hiç sanmıyorum. fakat bu düşündüğüm gerçekten gerçek babacığım, ben bütün bunları düşündüğüm hâlde yerimi bulamadım.”