Hiç Kimse, psikolojik derinliği olan ve okuru insanın iç dünyasıyla yüzleştiren etkileyici bir roman. Kitabı yıllar önce okumuş ve uzun süre etkisinden çıkamamıştım. Bu çarpıcı etki, aradan zaman geçmesine rağmen kitabı yeniden okumama sebep oldu.
Roman iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde Çimen karakterini, düşünceleri ve geçmişiyle tanıyoruz. Anlatım boyunca karakterin zihninde dolaşıyor, yaşadıklarını ve bunların onda bıraktığı izleri parça parça öğreniyoruz. Bu bölüm, okurun karakterle bağ kurmasını sağlayan güçlü bir giriş niteliğinde. İkinci bölümde ise Leyla Hanım üzerinden Çimen’in tedavi süreci anlatılıyor. Bu kısımda Çimen’in yaşadığı zorlukların ne olduğu ve bunlara nelerin sebep olduğu daha net bir şekilde ortaya çıkıyor. Her iki bölüm de benim için oldukça ilgi çekiciydi.
Çimen gibi yaşadıkları hayatını derinden etkileyen pek çok insan var. Ancak biz bu hikâyeleri çoğu zaman gazetelerde okuyup ya da televizyonda izleyip geçiyoruz. Kitap, okuru tam da bu noktada durup düşünmeye zorluyor. Özellikle şu alıntının bu anlamda çok önemli olduğunu düşünüyorum:
“Oradaydık hepimiz… Aslında hiç orada olmadık…”
Bu satırlar, tanık olduğumuzu sandığımız acılara ne kadar yüzeysel yaklaştığımızı sorgulatıyor.
Genel olarak Hiç Kimse, okuması kolay, akıcı ve ilgi çekici bir kitap. Psikolojik romanları sevenler için etkileyici ve düşündürücü bir okuma deneyimi sunduğunu düşünüyorum, tavsiye ederim.