Grace Green için hayatının en büyük başarısı, en büyük kabusuna dönüştü. Yeni kitabının New York Times çok satanlar listesine girdiği gün, eşi Abby arkasında hiçbir iz bırakmadan ortadan kayboldu. Hayattan kopan Grace;artık yazamaz, para kazanamaz evsiz kimsesiz kalır.
Yayıncı temsilcisi ve aynı zamanda Abby’nin manevi annesi Kitty, Grace’e hem kendini toparlaması hem de yeni bir kitap yazabilmesi için ıssız, sadece 25 kişinin yaşadığı bir adaya gönderir. Grace burada yakın zamanda orada yaşamış intihar eden bir yazarın evinde kalacaktır.
Grace, adada her yerde karısını gördüğünü düşünmeye başlar ve açıklanamayan olaylarla karşılaşır. Karısının yaptığı haberlere dair gazete kupürleri, biri tarafından gizlice kaldığı kulübeye atılmaktadır. Adadaki herkesin bir telsizi varken, onun dış dünya ile iletişim kurabileceği hiçbir aracı yoktur. Üstelik adadan ayrılmanın pek de kolay olmadığını fark eder.
Bir süre sonra adadaki tüm sakinlerin kadın olduğunu fark eden Grace, artık hayal ile gerçek arasında sıkışmıştır. Orada kendisinden önce yaşayan yazarın yayımlanmamış taslağını bulur ve onu değiştirerek yeni bir kitap yazmaya başlar. Grace adadan çıkabilecek mi? Abby nerede öldürüldü mü yaşıyor mu? Okurken gerilimi hissedeceksiniz sonunda yine bir ters köşe var fakat yaşananlar da güzel bir sebebe bağlanmış olsaydı tadından yenmez bir Alice Feeney eseri olurdu.