Şermin Yaşar’ın öykülerini çok severim; akıcılığı, içtenliği, bizden olması… Hep yanımızdan yöremizden tanıdık karakterler çıkar karşımıza. Hikâyeler uzun ya da kısa fark etmez, okuyucuyu sarıp
Kitabın yarısındayım okumasam da olurdu diyorum. Dilinden ziyade içerik olarak da bunalttı beni Selime teyzenin yalnızlığı. Benim dünyam kocammıştı o gittikten sonra yemek bile yapmak istemedim diyor çocuklardan ilgi bekliyor böyle bir çelişki.
Çelişkiler bitmiyor zaten. En büyük saçmalık da sonlardaydı yıllarca yerinin bilinmesini istemeyen yaşlı başlı kadın, yabancı bir kızın tavsiyesiyle pılını pırtısını toplayıp çocuklarına gidiyor, önceki inkısarını unutuyor ve mutlu sonla bitiyor.