Böyle mi olacaktı mutluluğun son hâli
Kahkahadan sorulur hıçkırığın vebali
Bir milat öncesi kalıntı gibi
Zulme açılıyor gizli kapılar
Sanki bütün yüzler çalıntı gibi
Çocuklarda bile kan kokusu var
Tabut kırılıyor; ağlıyor mezar
Aşk elden gidiyor; durmamalıyım
Yosunlu hayaller kurmamalıyım
Ölümün ardına düşüp gün boyu
Kırmızı camlara vurmamalıyım
Ey ruhumun yoldaşı bedenim, aynaya bak
Eskiden beri ateş yurdundasın, sarısın
Tutuşan her hücrende bir bahar dirilecek
Sen ki, zaten toprağın yorgun hükümdarısın
Ve bir gün ağlayacak içinde son tebessüm
Dudaklarında şarkı buzları, nağme kanı
Sen bildiğin gibi dur yolların ortasında
Hâlâ mı arıyorsun bir kölenin yasında
Gökte saçların için gül devşiren hakanı