”artık hiçbir şey istememek. bekleyecek bir şey kalmayana dek beklemek. avare dolaşmak, uyumak. kalabalıkların, sokakların seni sürüklemesine seyirci kalmak.”
“Bırak, şehrin iğrenç kalabalığı gitsin,
yesin kamçısını hazzın sefil cümbüşte
Toplasın acı meyvesini nedametin
Sen gel, derdim, ver elini bana, gel şöyle”