Kendi içlerinde düşüncelerin herhangi bir yönü yoktur. Düşünceler ancak zamanın eline düştüklerinde, rüzgarda şişen yelkenler gibi sürüklenirler. Tek başına düşünceler, sadece hareket yaratan güçlerdir, ama hareketin ve coşkunun hangi yöne yöneldiğini bilmezler.
“Yapacak,duyacak,görecek hiçbir şey yoktu;hiçlik her zaman her yerdeydi.Zamansız,tamamen ölçüsüz bir boşluktaydım.Bir aşağı bir yukarı yürürdünüz,düşünceleriniz sizinle birlikte bir aşağı bir yukarı inip çıkardı.Ama ne kadar soyut görünürlerse görünsünler düşüncelerin bile sağlam bir zemine ihtiyacı vardır yoksa çılgın daireler çizerek dönmeye başlarlar;onlar da hiçliğe dayanamaz.”
Hepimiz kendi içimizdeki uçurumu bir başka uçurum ile kapatmaya çalışıyoruz, sonra fark ediyoruz ki yarattığımız uçurum içinde uçurum, kendi dibimizi bulacağız derken, başkasının zeminine haps oluyoruz