Hayâ sıyrılmış, inmiş: Öyle yüzsüzlük ki her yerde… Ne çirkin yüzler örtermiş meğer bir incecik perde!
Hayatı yaşamayan, ama basitçe haya­ tın kendisi olan bir adamın hayal gücü. .. kendini sevmeyi kolayca başaramıyordu. Ve kendini sevenlere karşı daha büyük bir hayranlık duyuyordu. Kendi hayatlarını doğrulayabilenlere de. Kendine inancı olmayan, masu­mane mutluluk ve keyif işaretleri ve kalıntılarına büyük saygı ve hayranlık duyuyordu. Hayatı yaşamayan, ama basitçe haya­ tın kendisi olan bir adamın hayal gücü.
Sayfa 92 - Agora KitaplığıKitabı okuyor
Reklam
Orta Çağ ve erken modern İngiltere'de, bir baykuşun sesi soğuk haya ya da fırtına habercisiydi. Bedenleri yıldırımdan korunmak için bazen ahır kapılarına çivilenirdi.
Sayfa 89 - Orenda KitapKitabı okuyor
"Ve en çok insana vefa yakışıyor.. Yüreğe sevda; Gözlere haya.. Ve en çok yaşamak yakışıyor; İnsanca, sevdaca, duruca.."
Ahmet Telli
Ahmet Telli
Şu anda sağlık ve sıhhat içinde yaşamanız sizi gaflete sevk edip aldatmasın. Unutmayınız, eceliniz sabah ya da akşam hiç beklemediğiniz bir anda size gelebilir. İyi bilin ki dünya, insanları gaflete sevk eden sebeplerle donatılmıştır.
Ey insanlar! Gizli ve açık bütün işlerinizde Allah’tan yardım isteyin.
Reklam
Yüzünden hayâ perdesini atan kişinin gıybeti olmaz...
Bu dünyaya sadece kir yayılıyor.
Avrupa çığırından çıktı. Erkeğinde kadınında edep ve haya kalmadı.Asya da öyle oluyor. Afrika da... İlerleme namına bu dünyaya sadece kir yayılıyor.
Bu gibi Çingenelikler Şems Hikmet Bey'i kusturmak derecelerine getiriyor ve yaptığı işlerden kendisi de haya ediyorduysa da ne çare ki bu işleri bir gönül mecburiyetiyle yaptığından katlanmayı gerekli görüyordu.
"İşte Avrupalılarda haya, izzet, hamiyet kalmaması hasebiyle, insan adabıyla tezyin ve hayvanî şehvetlerden uzaklaşamamışlardır. Hangi millette bunlar kaybolursa elbette o kavim izzet ve üstünlükten mahrum olur."
Reklam
•━━━━━━ ✽ • ✽ ━━━━ -قِمّة الأدب..أن يستحي الإنسان من نفسه.! -Edebin zirvesi; insanın kendisinden haya etmesidir.!
"Kazak celbeyleyip tâ Rusya’dan, sâdâtı çiğnettin; Yezîd’in ruhu şâd olsun... Emînim çünkü şâd ettin! Şehâmet gösterip binlerce beytullâhı bastırdın; Şecâat arz edip birçok ricâlullâhı astırdın! Ne Allah’tan hayâ ettin, ne Peygamber’den âr ettin: Devirdin kâ’be-i ulyâ-yı dîni, hâk-sâr ettin! Hamâset-perverân-ı kavmi tuttun bir bir öldürdün, Umûmen Şark’ı ağlattın, umûmen Garb’ı güldürdün... Hayır, hiçbir gülen yok, sızlıyor Garb’ın da vicdanı, Görüp ecsâd-ı mazlûmîne meşher hâk-i Îrân’ı! O Sa’dî’ler, o Hâfız’lar, o Firdevsî, o Râzî’ler, Gazâlî’ler, o Kutbüddîn, o Sa’düddîn, o Kâdî’ler Yetiştirmiş; o Örfî’nin, o birçok şems-i irfânın Ziyâsından tenevvür eylemiş; iklîmi dünyânın, Bugün makhûr-i nâdânîsidir bir fırka haydûdun! Nedir pinhân olan esrârı bilmem, bunda Ma’bûd’un."
Sayfa 94 - Beyan Yayınları | Acem Şâhı | *Muhammed Ali Şah, 1907-1909 yılları arasında İran'ı yönetti. Zalimliğiyle ün saldı. Millet meclisini topa tutarak Meşrutiyeti kaldırdı.Kitabı okuyor
Ey bende-i aciz-u mütekebbir diye hitab etti. -Kibirlenerek, bütün mü'minleri yoldan urdın. Kendin rahat yaşamak için halkı perişan etdün. Sadece erkekler değil, müslimeler de okusun deb onların haya perdelerini yırt­tın!
Güzelliğine sıkı sıkı tutunanlar onu cehalet vesilesi yaparak kaybedenlerdi. Yitip gidenler, unutulanlar ve asla güzel kalmayanlardı. Zira güzellik kibirle cahilleşir, basit sıradan tavırla yok olup giderdi. Güzelliği ebedi kalan sır ise tevazuydu. Vakar ve edepti; hayâ ve incelikti. Ruha giydirilmiş en güzel süstü hayâ.
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.