İmanın yetmiş küsur şubesi vardır. Bunların en üstünü 'Lâ ilâhe illâllâh' (Allah'tan başka ilâh yoktur.) sözüdür. En alt derecesi ise yoldaki eziyet veren şeyleri kaldırmaktır. Hayâ da imanın bir şubesidir.

Bağbozumu, bir alıntı ekledi.
19 saat önce

Her akşam kurulan bir saatti babam.
öldürdüklerinin de namazını kılan
acıya vâkıf bir adam.
sırtından kayan hırkasını okşarken
bana yeter sanırdım içimdeki hayâ taşı.
oysa herkes adak,
her şey ses’ti doğu’da.
bu sözle dirilip
bu sözle yaklaşırdım sırtındaki hançere.
babasız büyüyen babamın
oğulsuzluğuna dokunurdum.

Bakiye, Kemal Varol (Sayfa 14 - Edebi şeyler)Bakiye, Kemal Varol (Sayfa 14 - Edebi şeyler)
Serkan Mutlu, bir alıntı ekledi.
Dün 12:19 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Solaris-İman Arayışında
Hatıralar okyanusu Faust'un dünyasından geçerek her şeyi görebileceğimizi bize öğretir. Christ (Faust) yeryüzünde Hurry'ye (Margerit) aşık değildi. Hatta onun ölümüne neden olmuştur. Ancak uzay üssündeki Solaris'te Chris tekrar ona kavuşur. Bu yeniden buluş, bu defa kaçışı olmayan bir aşktır. Önceleri, onun şerrinden kurtulmak ister; ama o birçok gidişten (ölümden) sonra defalarca geri döner. Chris kendi yalnızlığında, cisimsel (fiziksel) varlığını ona değil de okyanusa borçlu olan bir kadın sayesinde sonunda aynı zamanda hem günah hem de aşk duygusu ile tanışır. O, filmin sonunda "ebedi olarak yaşamanın mümkün olmadığını ancak ebediliğin başka bir şekilde tecelli ettiğini" anlar. Chris, Solaris'in sırrını keşfeder. Bu sırra dünyevi ve Faustvari bilgisi sayesinde değil de manevi ve kalbi aydınlanmanın yardımıyla ulaşır. Ona hakikati gösteren teorik ön yargı (veya bilimsel yöntem) değildi. Aksine o yaşamış olduğu deruni değişim tecrübesi sayesinde kendini eşyanın bilgisi karşısında buldu. Bu Tarkovski'nin modern dünyanın buhranıyla bir bütün olarak ilk karşı karşıya gelişidir. Solaris de Andrey Rublev kadar Sovyet rejimi için tehlike arz ediyordu. Bu filmde sorgulanan temel mesele modern felsefe ve onun ahlaki temelleridir. Herkes kendi geçmişi ve tercihlerinin sorumlusudur. Böylece herkes kendi günahını taşımak durumundadır. Herkes bir başkasının günah yükünde pay sahibidir. Herkesin bu düzende az çok payı olduğu için de, herkesin payına utanç düşmektedir. Utanma (haya) Solan's'te hatıraların
yeniden canlandırılmasındaki temel ilişkidir. Geçmişe olan bu tarz bir yaklaşım, geleceğe yönelik bir kavram ile birlikte genişler. Şu andan itibaren modernizmin bilimsel ilerleyişi sonucu bizde nüve bulan teknolojiye aşın güveni ve modern inançtan kaynaklanan ahlaki sıkıntıları göz önünde bulundurmalıyız.
Tarkovski de Antonioni gibi, "İnsanın korkusu bilimin bilinmeyenlerinden değil, ahlakın bilinmeyenlerinden kaynaklanır." yargısına dikkati çeker.

Kayıp Umudun İzinde, Babek Ahmedi (Sayfa 213)Kayıp Umudun İzinde, Babek Ahmedi (Sayfa 213)
Sibel, bir alıntı ekledi.
 Dün 00:47 · Kitabı okuyor · Beğendi

En güzel elbise takva elbisesi, yani edep ve hayâ duygusudur. ( A'râf Sûresi/26)

Kur'an-ı Kerim Meali, Mustafa Öztürk (Sayfa 227)Kur'an-ı Kerim Meali, Mustafa Öztürk (Sayfa 227)

Hâyâ, insanı örten kumaşsız en güzel örtüdür. En çok da İslam'ın kızına yakışır.

İhsan Şenocak

Acemi Okur, bir alıntı ekledi.
23 May 09:53 · Kitabı okuyor

Cebrail Aleyhisselâm, Âdem Aleyhisselâm'ın yanına gelip:
"Ben, sana, üç şey getirdim. Birisini seç al!" dedi.
Âdem Aleyhisselâm:
"Ey Cebrail! Nedir onlar?" diye sordu.
Cebrail Aleyhisselâm:
"Akıl, Haya, Din!" dedi.
Âdem Aleyhisselâm:
"Akl'ı seçtim!" dedi.
Cebrail Aleyhisselâm; Haya ile Din'e:
"Akl'ı, size tercih edip seçti. Siz, dönüp gidiniz!" dedi.
Onlar:
Biz, her nerede olursa olsun, akıl ile birlikte bulunmakla emr olunduk!" dediler, akl'ın yanından ayrılmadılar.

Peygamberler Tarihi, M. Asım KöksalPeygamberler Tarihi, M. Asım Köksal
Burak, bir alıntı ekledi.
22 May 21:03

Ama nasıl bir utanç...
İnancın yarısı utanç. Ama nasıl utanç? Kalbden ansızın firlayarak kızartısını yüze vuran kanın utancından, Peygamber neslinin duvarları önünde kendi duvarını yükseltmeyip yıkmaktan, Peygamber karşısında sesini yükseltmeyip indirmekten, kul olma şuuru içinde, her saniye «mutlak bir göz» tarafindan, her kımıldanışının gözlendiğine inanmaya ve ona göre davranmaya kadar ulaşan bir utanç, yani hayâ.

Kıyamet Aşısı, Sezai Karakoç (Sayfa 43)Kıyamet Aşısı, Sezai Karakoç (Sayfa 43)

Hava kirliliğinden değil, hâyâ kirliliğinden nefes alamıyoruz.

Necip Fazıl Kısakürek

Murat YAĞLI, bir alıntı ekledi.
22 May 00:33 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Ulan hiç Allah'tan korkmadın mı? Kuldan haya etmedin mi?

İnce Memed 1, Yaşar Kemal (Sayfa 255)İnce Memed 1, Yaşar Kemal (Sayfa 255)