Üniversite okurken hep şunu diye dua ederdim: “Allah’ım, mezun olayım, senden başka hiçbir şey istemiyorum.” Mezun oldum ; bu kez dua değişti: “Allah’ım, bana öyle bir iş nasip et ki vaktim kitap okumaya da yetsin.” O da oldu ama yine yetmedi. Çünkü anladım ki dünyalık ne olursa olsun insanı tam manasıyla doyurmuyor; daha çok kazanmak, daha rahat yaşamak, daha sakin bir iş… Hiçbiri o içteki boşluğu kalıcı olarak dolduramıyor. Elbette çalışmak , emek vermek, bir düzen kurmak kıymetli ama fânî olanla ebedî bir boşluğu doldurmaya çalışmak beyhude bir çaba. İnsanın bütün hedefleri gerçekleşse bile içinde adı konulamayan bir eksiklik kalıyor ve kalacak ; çünkü bu kalp geçici olana değil, kalıcı olana ayarlı.
Ebedî bir sığınak bulalım; tutunduğumuz şey zamana yenilmesin, hevesle başlayıp hayal kırıklığıyla bitmesin. Ancak o zaman yaşadığımız hayat boşa gitmemiş olur, ancak o zaman insan “iyi ki” diyerek başını yastığa koyabilir.