• Topluluklar neden böyle imkansız benim için? Aralarında olmayı istiyor muyum ki? Utangaç halim ve ufacık beynimle onlara uymadığım için mi büyük romanların ve şiirlerin hayalini kuruyorum?

    Sylvia Plath-Günlükler
  • Not: İster istemez arada spoiler olabileceği için hikayeden hiç bahsetmedim, sadece görüşlerimi dile getirdim. En ufak bir spoiler yok, gönül rahatlığıyla okuyun :D

    2.Not: Medyum’u okuyup seven ve Doktor Uyku’yu henüz okumamış arkadaşlara bir sözüm var : Bu incelemeyi okumakla bile vakit kaybetmeyin , hemen Doktor Uyku’ya başlayın derim.

    Stephen King , her geçen gün beni daha da şaşırtmaya devam ediyor. Medyum ile başlayıp, çok hoşuma giden bu macera Yeşil Yol ile devam etti. Yeşil Yol’da bir aksiyon yok, gerilim yok, ne biçim King kitabı bu! Diyordum tam ve King bana resmen ‘’Sen misin bana bunu diyen’’ dermişçesine mükemmel bir final yaparak, kitapla ilgili bütün kötü düşüncelerimi sildi. ‘’Erkeğim ulan ben, ağlamam’’ laflarını bir kenara bırakıp, gözlerimin dolmasına izin verdim. Eh, yazarın iyi olduğunu -birçok insan gibi- kabullendim. Medyum’u çok sevdiğimden ve baş karakterinin yine Danny Torrence olduğunu olduğunu öğrenince, devam kitabı olan Doktor Uyku ile devam ettim. İyi yaptım mı ? Hemde nasıl! Doktor Uyku bana kalırsa bir devam kitabının olabileceği en uç noktası :

    -Karakterleri ilk kitaba göre daha fazla ve hepsi nin belirli özellikleri var ; yani kitapta ‘’ben burdayım’’ diyorlar.

    -Olaylar bu sefer hızlı gelişmekle birlikte macera-aksiyon, cadı kadın hiç eksik olmuyor. Allah seni Rose diye… Dişlerin rüyama girecek diye çok korktum; dün gece aklıma Jack Torrance geldi. Gece gece aklınıza gelince bi fena oluyorsunuz; korkudan su içmeye el feneri ile gittim(ciddiyim).

    -Gerilim bu kitapta bana kalırsa yok denecek kadar az; ancak herhangi bir eksikliğini hissetmedim.

    -İlk kitaptaki soru işaretleri silinip atılıyor

    -Kitabı okuyan arkadaşların çoğundan daha çok sevmemin sebebi: Favori serilerimden olan ‘’Danilov Beşlemesi’’ nin 3.kitabı Çarın Laneti ile çok benzemesi oldu. Neden benzediklerini söyleyemiyorum, malum spoiler…

    Burda çok önemli bir noktaya değinmek istiyorum. Stephen King, Doktor Uyku ile –benim gözümde- çok çok iyi devam kitabı yazabildiğini kanıtladı. İsterdim ki… Hayvan Mezarlığı için de bunu yapsa ? Çok fazla kafamda soru işareti var ve kitap, kendine devam kitabı yazdırmak için çok müsait. Sizce de süper olmaz mıydı ? Yoksa sadece ben mi bunun hayalini kuruyorum ? Bilmiyorum.

    Bir noktaya daha değinmem lazım: İnternette okudum, ''Doktor Uyku'yu Medyum'dan sonra okusanız daha iyi olur, çok gönderme var'' yazıyordu bir yerde. Daha mı iyi olur ? Gönderme felan yok, bildiğimiz devam kitabı bu! Adı Medyum 2 olsa şaşırmam şahsen. Medyum okunmadan çok zevk alamazsınız ve Medyum ile ilgili birçok seyi ilk 50 sayfada spoiler olarak yersiniz. O yüzden Medyum okuyup Doktor Uyku'yu okursanız daha iyi olur felan demiyorum, önce Medyum'u okuyun; yoksa olmaz ! :D

    Genelde yanlışlıkla spoiler verdiğim için hikayeyi anlatmadım. Danny Torrence'ın artık yetişkin olup, tekrardan geçmişi ile yüzleşeceğini bilseniz yeter, diye düşünüyorum :D

    Sonuç olarak; Kitabı çok sevdim, bayıldım, hiç sıkılmadım, karakterler muazzam, final çok güzel... Eeee daha ne olsun ? 10/10 gider bu kitaba :D
  • Bekliyorum ama sen gelme. Geldiğinde yapacaklarımın hayalini kuruyorum ve daha bitmedi. Kavuşmaya hazır değilim...
  • Dünyanın evim olmadığına inanıyorum bu aralar. Pek yaşamak gelmiyor içimden. Yaşamak dediysem, öyle işte… Ne zaman balkona çıksam ay ışığı, "Ölmek için güzel bir gece," diye fısıldıyor sanki kulağıma. Hayvan gibi sigara içiyorum. Parmaklarım sarardı, gözlerim sarardı; tırnaklarım, ruhum sarardı. Hayatımı renklendirmek için intihar süslü hayaller kuruyorum gecelerde.

    Uyuyamıyorum. Gerçi çok takılmıyorum artık uyku sorunuma, bir şekilde uyanmak zorundayım çünkü. Uyandığımda yanıma uğramadan geçip giden hayallerimi, çocukken elimde oyuncak tabancayla babamın gidişini seyrettiğim gibi izliyorum.

    Nereye gidersem gideyim, mutlu olacağıma inancım kalmadı hiç. Bakın bu, iki kez ölmek demek... Bilmiyorum. Kendi içimde boğuluyor gibi hissediyorum bu aralar ve inan bazı şeyleri içime atmaktan derin bir nefes bile alamıyorum artık. Ölüm değil de yaşamak öldürüyor sanki beni… Kurtarılmayı beklemiyorum, annemin gözlerimin önünde bitişini seyrettiğimden beri. Bize ne oldu böyle diye sorarsam, az biraz saçlarınla oynayıp derin bir nefes alacaksın, biliyorum. Başını yere eğip gözlerini kıstığında verdiğin derin nefesinde görüyorum ben tükenmişliğini. Kırılan kalplerin hesabını… Ya da neyse ya...
    (Tanıtım Bülteninden)
  • Gözlerini görmesem de, hayalini kuruyorum
    İzlerdim hiç usanmadan bir merakla arıyorum
    Zaten senden güzelinin olduğunu sanmıyorum
    Ellerini tutmak için hep sabırsızlanıyorum
    Meğer sen hep bende idin ama bunu bilmiyorum.
  • Zaten yaşadığımdan fazlasını hayal ettiğim yok: Ben gerçek hayatın hayalini kuruyorum...