• Bizim derdimizi insanlar sağlıklı yaşam, insanlar fit Beden olarak algılıyorlar, bazı insanlar fit beden için bu yaşamı tercih ediyor
    Bedenim beni hiç ilgilendirmiyor , eğer ilgilendirseydi Eyüp as bedeni lime lime dökulmezdi. Amacım deccalden sakınmak
    Boğazından geçen herseyi bilmen lazım
    Deccal ne mi bunlar bildirildi ama biz ilgilenmiyoruz , sahabenin korktugu kadar korkmuyoruz ,
    Sahabenin Allah'a sığındığı kadar sığınmıyoruz.
    Annelerimiz çok kıskançtı , özellikle Hz Aişe validemiz.
    Bir gün annelerimiz den birisi çok güzel süslenmiş Hz Aişe validemiz onu öyle görünce kıskanıyor tabi , Hz Aişe validemiz Hafsa validemize bak şimdi ne yapacağım deyip o annemize yönelerek ;
    Biz suan Hz Hafsa ile deccal çıkmış onu konuşuyoruz diyor ve
    Anne de korkuyor hemen inanıyor oysa ki din daha yeni geldi, annemiz komurluk gibi bir yere saklanıyor üstü başı kir oluyor
    Peygamber efendimiz geliyor ne.oldu diyor gülmekten anlatamıyorlar parmak ile kömürlugu gösteriyorlar , Peygamber efendimiz yönelip napıyorsun orada deyince annemiz deccalden saklanıyorum , peygamber efendimiz deccal çıkmadı korkma ama çıkacak.Annemiz ondan korktu ve saklandı kocam peygamber beni korudu demedi.Bugün bizi koruyacak olan ney kim ? O kadar yaklaştık ki.
    Bir iki mesaj geldi paylaşım yapilinca
    Demişler ki Kuran'da deccali yok , bende ağladım .
    Nasıl bu zamanlara geldik..
    Ben çok seminere katıldım hep bilimsel terimlere anlatılıyor , biz kitap okumayı sevmeyen toplumuz bu yüzden
    7'den 70 şe hitap edecek şekilde anlatmak gerekir
    Hayat zaten çok zor açık konuşmak gerekiyor
    Hadis ve Kur'an üzerinden konuşacağım
    Hadis ortadan kalkarsa herşey kalkar
    Ben hadis reddediyorum diyen insan namaz kılamaz
    Allah namaz kılın diyor ama kılınış şekli hadisde vardır
    Hadise iman kalkarsa deccale inanç da ortadan kalkar.
    Deccal geldiği zaman müslüman birisine gelecek ve
    Onu öldürecek diriltecek diyecek ki inandın mi Allah olduğuma müslüman diyecek ki bu evet inandım ne kadar deccal olduğuna.


    Bunlar korkunç şeyler
    Yeğenlerimle konusuyorum ihl de öğretmenler adem as .ilk insan değil diyorlarmış , hepimizin dizlerine vurarak ağlaması gerekiyor.
    Gerekçede de yazıyı sumerli bulmuş parayi Lidyalılar bulmuş , Adem as dan beri tüm ilimler vardı .
    Allah ne buyuruyor biz insana herşeyi öğrettik
    bilim ile her ilmi reddederek nereye varacaklar merak ediyorum
    Ben şunu anlatmak istiyorum tek derdmizin dinimiz.olmasi lazım
    Sakarya da bir hanım kardeşim benim kocam çok sağlıklı bende zaten öleceğim diyordum ha simdi ha sonra ha dogal yaşayarak ha kimyasal.
    Ben bugün anladım ki mevzu benim imanım demiş.

    Hz Ayşe annemiz rivayet ediyor Hz.Ebubekir Ra bir işçisi malını isletiyor , deveyle ticaret yapıyor .Bir gün Hz Ebubekir bir yemek getiriyor , Hz.Ebubekir da hemen yiyor sonrasında işçi ona yemeyi nereden aldım biliyor musun , idda sonucu aldım ve bu yemehi kazandım sana sundum dedikten sonra Hz Ebu Bekir parmağını boğazına öyle yle bir takıyor ki kan şeklinde tüm yemeği kusuyor
    Vallahi kusmasaydim midemi cikarirdim diyor.
    Bugün fikiha baksan bilmeden yaptı denir Ebubekir.olmak bunu gerektirir
    Biz bu yediklwrimizle aynı cennete mi talibiz ?
    Onun okuduğu Kuran'da bizim okudugumuz ne ?



    Her konferansta Masite annemizi anmaktwn gurur duyuyorum
    Efendimiz miraca çıkarken çok güzel bir koku duyuyor
    Ey Cibril bu neyin kokusu ?
    Ya Muhammed bu Masite ve evlatlarınin kokusu diyor
    Hikayesini Cebrail as anlatıyor , ey Muhammed Musa kavminden bir kadın vardı kişinin dadısı Bir.gun hamamda kızın saçlarını tararken tarak yere düşüyor Bismillah Musa kelamullah diyor
    Kızı dadiya dönerek
    Sen Musa'nın rabbinemi inanıyorsun sen babami red mi ediyorsin seni babama söyleyeceğim diyor , firavun öğrenince iman etmesini yoksa 3 çocuğuyla beraber öldüreceğini söylüyor.Oda etmeyeceğini söylüyor , bizi öldür ama birşey rica edeceğim
    Bari o hizmetlerimin karşılığı olarak kemiklerinizi bir poşete koy orada ayrılmayalım diyor.
    Kocaman yag dolu bir kazan kaynıyor ilk evladı atıyor eriyor 2.evladı atıyor en son 3.evlada sıra.geliyor
    Annenin kalbi gidip geliyor anne acaba ona tamam desem de iman etmesem mi derken
    Kundak da olan bebek anne kardeslerimi kaybettin beni de kaybet valla cennete bir adım kaldi imanını kaybetme
    O bebegide atıyorlar.Masite annemizin yanık kokusu Miraç ds efendimize gidiyor
    Bu annemiz ne kaybetti ?
    O ne kazandı bizler ne kaybettik
    O cenneti kazandı Rabbinin cemalini görmeyi kazandı
    Yanık kokusu misk olarak gitti

    Sümeyye annemiz ilk şehit daha namaz oruç yoktu belki sadece lailaheillallah biliyordu hiç birşey bilmiyordu , Hz Hamza şehit edildiğinde Fatiha dahi yoktu
    Tek bildiği kelam onun göğsüne mızrak saplatmaya yetti
    Biz neler biliyoruz onların bilmediği
    Aynı ayetler bizi namaza . götürmüyor
    Gitsek de reklam arasında , onlar namaza.gidince mutlu olurdu biz buhranla kılıyoruz
    Onların yaptıklarını biz neden yapamıyoruz
    Ortada birşey var demek ki
    Onlar bir çok şeyi yapıyor biz cok şeyi yapmıyoruz

    EPİFİZ BEZİ
    Bunların çoğunu bilmiyoruz
    Ama bazı kesim TV de sarışın kadın yanında fetva veriyor
    Tüm medya tek muhabbet saçma sapan işe yaramaz şeyler
    Din İslam bu mu ?
    Bu EPİFİZ bez nedir İslam ile alakasi nedir .
    Beyin iki ye ayrilie herşey eşittir bu bez ortada ve tektir .
    400 sene önce EPİFİZ BEZİ için tenis topu kadar derlerdi
    Bizim gördüğümüz mercimek kadar düştü neden ne oldu bu organa ?
    Ne.ise yarıyordu da nsanlar savaş açtı ?
    İslam'da kalp gözümüz basiretimiz
    Otopsilerde çıkıyor göz şeklinde
    Göz retinasi ile aynı hücrelere sahip
    Eskiden insanlar bir ortamda koklayıp burası gıybet kokuyor derlermiş , Bizler anca bir şey yandığı vakitte kokularını alabiliyoruz
    Kendimiz evlatlar yanıyor manevi olarak ruhumuz.duymuyor


    Florur dış macunun içinde var florur epifiz bezini eceleri karanlıkta aktif oluyor , sinek kadar ışık olsa uyanır .
    Gece 11:00-05-00 arası en aktif olduğu zaman kendini geliştiriyor.Rabbimiz ne buyuruyor o saat için ;
    Gece en yakın semaya inerim af dileyen yok mu affedeyim der.
    O zaman en aktif zaman.

    Dmt ruh molekülü serotonin mutluluk
    Melatonin hayatimizi düzene sokan
    Bilime bakarsaniz bilim yok der , .hatta Allah da yok der çünkü madde olmayan herşey yok onlara gore hatta ruh yok deyip hastahane açmak da.komik .


    Dmt ölüm ve doğum anında salgılanır
    Allah'ın kula en yakın olduğu iki an yani.
    ve şizofreni hastaları birşeyler görürler onların da idrarlarinda yüksek doz dmt.bulunur
    Birşeyler görüyor ama bilim açıklamıyor

    televizyonlarda hep günde 2 defa ve geceleri yatmadan dişlerinizi fırçalayın derlwe dişleriniz beyaz olsun diye oysaki dişlerimiz ne kadar fırçalarsanız fırçalayın kemik renginiz ne ise odur diş macunu ile dişleriniz beyazlamaz sadece titanyum oksit ile beyaza boyanır.Bir sure sonra ibadetler de ben bunu yapmak istemiyorum dersin ama nedeni bilmezsin nedeni irade artık senden çıkmış florur maneviyatı yok eder huşu kaybolur
    İman seni secdeye götürmez
    Yüreğimi çok acıtan bir hadis Peygamber efendimiz buyuruyor ki ben size deccali anlatıyorum ama anlayamamanizdan da korkuyorum demiş.

    ben bilimden çok hadis konuşuyorum Çünkü Hadisler her şey belirtiyor , her taşın altından deccal çıkacak diyorum abartma diyorlar , Ben abartmıyorum sahabeler ve Peygamber efendimiz çok abartıyorsunuz denilen hayatı yaşıyorlardı.

    Deniyor ki siz onları gorseydiniz deli dersiniz,onlar da size müslüman mı bunlar derdi.
    Tek derdimiz şuurlu Müslüman olmak yoksa ben doğal yaşamışım umrumda değil çürüyüp gideceğim önemli olan iman ile gitmek insan gibi gönül'ün derler Müslüman gibi ölünü zaten Ben müslümanım diyoruz bugün insanlar domuz kapakçığı ile gömüyorlar bunu umursamıyor kimseler epifizin bezi körelmiş seni uyarmıyor.

    Diyanet yüksek kurumunu aradım bu iş olmaz dedim bugün aşıların içinde domuz ve maymun hatta fetüs kurtajda.alinan DNA olduğu ispatlandı asi şirketleri kabul ediyor evet diyorlar müslümanları öyle bir halde getirdi ler ki görmüyoruz.
    Bizim hocalar hastalık anında herşey mübah diyor
    Domuz jelatinini bilerek evladına enjekte ediyorsun
    Bu çocuk namaz kılmaz ise şaşırmayın
    Böyle bir dünya yok
    Haram da şifa yoktur
    Allah haram kıldığı hiç birşey içine şifa koymaz
    aradığım da Dediler ki hadisler mutevatir değilse bizi bağlamaz.!

    İnsana domuz dahi yedirirler


    Tüp bebek fetvası korkunç İslamiyet taharete kadar bilgilendirir bizi sağ elle değil de sol elle der bugün bilim adamları sağ eldeki flora yemeği hazmetmek için sol eldeki flora ise temizlik için olduğunu söylüyorlar , tek çare sünnete sarılmak başka çare aramayın ahir zaman kıtlığı olacak , kıtlıkvar mı yok Her yer dolu marketler manavlar pazarlar müslümana kıtlık var sağlıklı yiyecek yok onlar zikirle de olacaklar Allah onlara kapı açıyor gel bana diyor .

    bizlerin Allah'tan gayrı Hiç kimsesi yok bizi hadis ve sünnetler koruyor Ayşe annemiz Peygamber efendimize kıyameti sorduğunda ey Ayşe o gün herkes çıplak olacak kişinin göğsü öndekinin sırtına yakışacak iğne ucu kadar çukur olmayacak içine girelim ş kadar tümsek olmayacak ki arkasına saklanalım insanlar evladından kaçacak Ben ona boşuna tokat attım şimdi benden hesap soracak diye çocuklar bizim diye her şeyi yapabiliriz zannediyoruz mahşer günü boşuna yapılan her şeyden hesap sorulacak çare var mı biri diyecek ki Adem aleyhisselam'a gidelim gidecekler Ben zaten Rabbime yüzyıl af diledim Beni affetti mi bilmiyorum İbrahim aleyhisselam'a gidin İbrahim peygambere gidecekler Ben kutu kırıp suç işledim
    Allah beni affettim bilmiyorum Nuh as'ma gidiyorlar çare bul bize deyince ben kâfir olan oğluma üzüldüm af oldum mu bilmiyorum
    Musa as ben insan öldürdüm boynum bükük derken bir rivayete göre 124 bin peygamber gidilcek.
    Efendimize gidilcek efendimiz secdeye kapanmış Yarabbi şefaat et diyecek başımı kaldırmam diyecek.

    Kime edecek âlimlere mi onlar zaten Allah dostu ,
    Sana bana çürük elmalara şefaat edecek .

    Hz Hüseyin'in şehit edildiği zaman boynunu kopardılar aç ve susuz olduğu halde hem de Yezid'in sarayı'na geldiği zaman bir zalim bir çubuk ile dudaklarını oynatıyor Ve onunla alay ediyordu yaşlı bir sahabe O zalime gelip hem kesip hem oynuyorsunuz Vallahi ben Peygamber efendimizin onu öptüğünü gördüm .

    Vallahi huzura çıkacağız Peygamber efendimiz demeyecek mi bize sizin için taifte taşlanmadim mı ?Kabe'de işkembe atılmadı mı ?dişim kırılmadı mı peki ey ümmetim Bu muydu karşılığı.

    Rabiatül adeviyye hazretleri 1 rekat namaz kılardı her gece Allah için kılardı ve Peygamber efendimiz ümmeti ile övünsün diye Peygamber efendimiz Şeref lensin için bunu yapardı.hepimiz eşimiz için kayınvalide miz için sevdiğimiz bir insan için bir şeyler yapıyoruz peki Allah için Peygamber efendimiz için ne yapıyoruz ? bunların hepsini biliyoruz 1 saat sonra unutuyoruz zihinler dolu irade bize ait değil bunun başka hiçbir açıklaması olamaz en büyük Kur'an bizim elimizdeyken bu kadar sapkınlığa düşüyorsa bunun başka bir açıklaması yok.
    1 TL olan kahveye 20 TL veriyoruz çünkü irade artık bizim elimizde değil.

    Eskiden okunmuş su vardı yobaz mısınız derlerdi al tablet iç kendine gel denilirdi şimdi Japon bilim adamları suyu okumanı keşfini yaptı kuruyan dereleri okuyorlar Çünkü suyun hafızası vardı canlı ve ölü sular , bedenin yüzde 80'e yakını sudur ve su bir şeyleri saklar.

    Aşıların artık iç yüzü ortada şuan bilmediklerimiz var w
    Herkes biliyor 100 bin aile asi reddi yapmış
    Herkes uyandı uyanmayankar da uyansın insAllah
    Şeytanı frekanski tüm muzik ve çalgılar buna uyarli
    1400 sene önce efendimiz çalgı zinaya cagricidr
    İnsan muzik dinlecikce su molekülleri titreşimi çekiyor ve
    Müzikler.bizi yönetiyor


    Nano teknoloji bir bela insan ve organ uretiyorlar
    Deccal ne yapacaktı ? İnsan öldürüp diriltecekdi.

    Gençlere laf geçmiyor , anne çocuğu markete gönderemiyor
    Bir mavi balina çocuğa laf geçiriyor

    Gençler lgbt akiminda bir.ulke ancak böyle feth edilirdi
    Bakın aşılar sebebiyle otizm 48 kadar çoğaldı
    Eskiden otizm yoktu bu bir beyin hasaridir
    Otizm hastalık değil ağır metal yüklü 48 doz aşı vuruyorsun
    Bağışıklık 2 sene de kendine geliyor .
    Her mesele ayete çıkıyor , otizm iki yıl emzirme.ile 2 sene aşının ne manası var beyinler kilitli kimse ilgilenmiyor
    Bağışıklık oluşmuyor sen henüz olusmayan bedene hangi kimyasala yüklüyorsun ?
    Suyu zararlı görüyorsun da o ilaçları nasıl verirsin ?
    Kusma ateş çırpınma hepsi aşıdan ötürü
    Eskiden 8-10 çocuk vardı hastalık yoktu
    Kanlarında birşeyler dolaşıyor maddi manevî zararı var

    İki yaşında geldi48 doz aşıyla
    Biz değişik değiliz asıl fitratimizdayiz
    Ölene kadar.bu fitratra kalmak istiyoruz
    150 sene önce otizm yoktu
    Bu oran 3-1 düşecek
    Bizim canımızı değil imanımızı alıyorlar
    Bu insanlara ne oldu
    bu insanlar bize bir şeyler yedirip içiyorlar bununeğer ayağa kalkamazsak önüne alamayız korkmayn bedir'de 313 kişi vardı




    Alimler bir annenin evde namaz.kilmiyor oluşu o evde beladır
    Terliyorsun gözenek açılıyor Ariel Omo içeriye giriyor

    Aşılar kısırlık yapiyor , yirmi sene önce tüp bebek merkezi yoktu
    Eskiden bı kısır vardı yoktu şimdi her evlenene çocuğun oluyor mu diyoruz hamile olan normal mi tüp mi
    normal mi sezeryan mi diyoruz
    Doğumları dahi elimizden aldılar .
    Allah rasulu taharete dahi karıştırdı
    Bu din kaide ve kural koydu herşeye cima yada..
    Rahim dışardan bir.kabul etmez elime kıymık batsa görmesem şişer iltihap olur patlar dışarı atar
    Rahim içerde tutmaz hicbirsey çocuğu da.dokuz ayy sonra atar
    Tutmadı diyor merkeizlee de ve kadını tutsun diye bağışıklık iptal ediliyor tedavi görmek demek bu , anneye jelatin yükleniyor sığır jelatini değil , aynısı babaya veriliyor birlikte olarak değil , kendini tatmin ediyor bardağa koyuyor mahremiyet denen birşey yok anneye verdikten sonra bebeğe koyuyor
    Nerede besmele nerede hadisler böyle bir döllenme.nu bebek normal bir bebek olur mu ?



    Nasıl insan olacak bunlar bu asrın Musa nasıl olacak epifiz körelmiş frekanslar bozulmuş hepsi aşılardan sonra oluyor insan her şeyi kendi eliyle yapar hem de öyle süslü yapar ki bugün her çocuk astım hastası her çocuk kıllı tüylü annelerde kıl yok gençler niye böyle hormonlarr bozuk
    Birileri kısır her yerde mantar gibi tüp bebek merkezleri birileri tüylü her yerde mantar gibi lazer epilasyon ya insanın ruhu her hücresinden tek tek çıkar sen nasıl o kökleri kurutuyor sun o kağıda imza atarken fiyattan başka bir şeye bakmazlar oysaki kağıda okusalar orada kanser olursanız kemoterapi alamayacağınız yazar bunu kimse okumaz 90 lılar tüp bebek merkezleri ile 2000'liler lazer epilasyonla 2020'den sonra nasıl cinsiyet değiştirme ile meşgul olacaklar

    ilaç firmalarında çok büyük oyunlar dönüyor sana aylık 20.000 lira vereceğim ama bu kadar ilaç satman gerekiyor

    çocuklarınızı yarıştırmayin her çocuk kendine özeldir bırakın zayıf olsun ama sağlıklı olsun Ben aşı olmadım hiç ilaç almadım hazır bez kullanmadım

    Japonlar tüysüzdür doğal soya kullanıyorlar biz hem soya yeriz daha çok tüy çıkar çünkü genetiği değiştirilmiş tir.
    Bebek mamaları kullanmayın içeriklerinde GDO var aşılarda da DNA fetüs hücresi var kız erkek ayrımı olmadan bundan dolayı eşcinsellik yaygın televizyonda gündüz kuşu her kanalda eşcinsellik DNA bozuldu mama bebek bezi İsrail'in ürettiği tüm kimyasalları çekti üzerine anne yumuşatıcı kullandığı bu çocuğun normal olması Allah'ın bir mucizesidir bunca zulme rağmen hala delikanlı ise bu tamamen Allah'ın takdiridir

    Aşı olan çocuklar için aşı detoksları var yapın bunları deccal den Allah'a sığının biz neye güveniyoruz bir Fatiha okumuyoruz her namazdan sonra çocuklarımıza dua etmemiz gerekiyor elbette Allah cevap verecektir korkmayın anneliğinizi çocuklarınıza karşı kullanının annelerin duaları makbuldür

    dikkat dağınıklığına ilaç verilmez o ilaçlar uyuşturucu gibi çocuğu uyuşturur 10 yaşındaki bir çocuğa antidepresan veriyorlar çocuk Durmaz uyuşur mama konusunda diyoruz ki doymuyor mama ile uyuyor karnı doyuyor çocuğumun öyle bir şey yok çocuğun karnı doymuyor tamamen beyni uyuştuğu için Mayıs diyor

    Zara markası ile İsrail mahkemelik oldu onlardan %100 pamuk ürün istediği halde kıyafetlerin iplikleri sentetik olduğu için hepsini geriye gönderip dava açmışlar.

    İmam-ı nebevi riyazüs salihini şerh ederken bir hadisi şerifi şerh edemiyor giyinik çıplaklar anlayamamış nasıl hem giyinik hem çıplak olur Allah'ın mucizesi herhalde demiş ve hadis-i orada bitirmiş .giyinmek çıplaklık iki türlüdür birincisi sentetik ve plastik olan kıyafetler ve şu an tüm tesettür firmaları bu ürünleri kullanıyor istisnalar hariç bu sentetik ve plastik olanlar cinlere göre çıplak hükmünde olanlar 2.normal dar giyenler .
    Peygamber efendimiz hep pamuk keten ve yün giyerdi kadınlara artık olarak ipek verilmiştir. Yahudi her taşın altına girecek...


    29 Aralık Pazar Yağmur İbiç hanımın sohbetinden Umudun Atolyesi olarak notlarım.
    Eksiklerim kusurlarım yazım ve imla hatalarından ötürü kusura bakmayın elimden bu kadar geldi.🖤
    Yazandan Allah razı olsun..
  • Salih Bolat, Cemal Süreya'nın “folklor şiire düşman” sözünü hatırlatarak "Duygusallık da şiire düşmandır. Şiir duygu anlatma değil, duygu yaratma işidir. Şiir hazır duyarlılıkları onaylamaz, duyarlılık yaratır, kışkırtır" diyor.
    *
    Salih Bolat, 1980’lerden bu yana şiirleri belli başlı dergilerde yayımlanan, şiir kitaplarıyla da Ceyhun Atuf Kansu, Yaşar Nabi Nayır, Ahmed Arif, Metin Altıok için verilen şiir ödüllerine değer görülmüş bir şair. Salih Bolat’ın bugüne kadar yayımlanan 9 şiir kitabı “İlk Kar” adıyla Varlık Yayınevi tarafından yayımlandı. Bolat ile toplu şiirleri “İlk Kar” ve şiir üzerine konuştuk.
    *
    -Otuz yılın ürünleri olan dokuz şiir kitabınızın toplamından oluşan “İlk Kar” adlı kitabınız geçtiğimiz günlerde yayımlandı. İlk şiirlerinizde daha yalın, daha dolaysız dil ve anlamın yüzeyde olduğu şiirler yer alırken, giderek daha imgesel, anlamın daha derinde olduğu bir dil görülüyor. Bu süreç nasıl evrildi?
    ---
    Böyle bir evrilmeyi saptamanız beni sevindirir. Gerçekten de dönüp geriye baktığımda, başlangıçta daha genel ve soyut bir şiir dili görüyorum. Bu belki doğal. Çünkü toplumsal bir duyarlılığı, genel, anonim bir duyarlılığın şiirini yazmaya çalışıyorsunuz. Bu zordur. Bir genç şair, yolun başında kendini, tamamen kendine ait olanı, bireysel iç trajedisini anlatır. Giderek dışsal olana, kendi bireyselliğinin dışındaki gerçekliğe, yaşantılara, olaylara yönelir. Romanda da böyledir. Dikkat ederseniz, roman yazarları da ilk yapıtlarında kendi yaşantılarını anlatırlar daha çok. Ama bende tersine gelişti. Başkalarını anlatarak başladım. Otuz-kırk yıl önce, yolun başında bir şair olarak, yeterince tikel, metaforik bir dil geliştirememiş olmam, gereken estetik özgünlüklerle beslenmemiş, yoğun olmayan bir dille yazmaya yöneltti.
    *
    -O dönemde (80’lerde)içinde yaşadığınız toplumsal gerçeklik mi böyle bir dil geliştirmenizde etkili oldu?
    ---
    Kesinlikle öyle. Bu bir mazeret sayılmaz ama insanın içinde yaşadığı ortam, onun dilini belirliyor. Hani Ahmet Erhan’ın bir dizesi var, “bugün de ölmedim anne” biçiminde. Tam da böyle yaşıyorduk. Şimdi olduğu gibi, uzun uzun estetik, şiiri dili tartışacak durumumuz yoktu. O gün de sağ kalmışsak (gerçi bugün de pek farklı yaşamıyoruz) bu iyiydi.
    *
    -Melih Cevdet Anday’ın, “her şiir bir dil deneyidir” sözünün sizdeki karşılığı nedir?
    ---
    Şiirin her şeyden önce bir dil etkinliği, bir dil atölyesi, bir dil hesaplaşması olduğunu vurgulaması ve şiirin hayat yanını öne çıkaran anlayışa bir yanıt olması açısından son derece beni karşılayan bir yaklaşım. Şiir yazma süreci, sözcükleri (“sözcük” sözcüğü de Melih Cevdet’in buluşudur biliyorsunuz) araştırma, yeni ve özgün söz grupları, söz bağlamları yaratma, böylece şiirin yazıldığı lisanı da geliştirme işidir. “Sanat” dediğimiz şey nedir, bir bakıma, bilinen gerçekliği özgün biçimler içerisinde sunma işidir.
    'Bilim aklın şiiridir, şiir yüreğin bilimidir'
    *
    -Şiirde bu özgün biçimleri de dil ile oluşturuyorsunuz…
    ---
    Elbette… Şiir bir dil işi olduğuna göre, dolayısıyla dilin varlık nedeni olan düşünce işidir de. Şiir tarihsel, felsefi, sosyolojik düşünceyle yönlendirilmiş duyarlılıkların taşıyıcısı olan bir dildir. Cemal Süreya, “folklor şiire düşman” diyordu, evet, duygusallık da şiire düşmandır. Gorki’yi hatırlarsak, “bilim aklın şiiridir, şiir yüreğin bilimidir” diyordu. Şiirin duyguyla değil sözcüklerle yazıldığı iki yüz yıl önce söylenmişti. Şiir duygu anlatma değil, duygu yaratma işidir. Şiir hazır duyarlılıkları onaylamaz, duyarlılık yaratır, kışkırtır. Şiir inanmaz, bilmek ister. Çünkü inanmak, bilmeme isteğidir. Evet, şiir de felsefe gibi varlığı sorgulayan bir dildir. Ama şiir felsefe değildir.
    *
    -Şiirin hayat yanı sizin için ne anlama geliyor?
    ---
    Elbette çok önemli ama Turgut Uyar’ın belirttiği gibi büyük şair olmak için büyük yıkılmış olmak gerekmez. Her gün evinden işine gidip gelen bir adamdan bir Mallarmée çıkabilir. Bunu söylemek istiyorum. Yoksa hayatı küçümsemiyorum. Ama herkesin şöyle ya da böyle bir hayatı vardır. Bunun yaşanma biçiminin az trajik ya da çok trajik olması, az önemli, çok önemli olması şiir açısından anlam taşımaz. Şiir öncelikle bir dil işidir. Şairin yaşadıklarının saygın ya da önemsiz olması ona bir avantaj ya da dezavantaj getirmez.
    ****************************************************************
    'Sözcükleri dinlemek, koklamak, dokunmak gerekir'
    ****************************************************************
    -Bu bağlamda, şiir yazmanın sizin için anlamı nedir?
    *
    Şiir benim için bir varoluş biçimidir. Gerçekliği algılama ve yeniden üretme işidir. Bir “zor zanaat” tır. Dünyanın “öyle” olmadığını, egemenler tarafından, gerçeklik karşısında dile adeta bir “yalancı tanıklık” görevi verildiğini anlama, dile gerçek kimliğini kazandırma işidir. Şiirsel bağlamda sözcükler nesneleri anlatmazlar, nesnelerin kendisidirler. O halde şiir benim için nesneleri, dünyayı anlama işidir. Şiir yazabilmek için, sözcükleri dinlemek, koklamak, dokunmak gerekir. Bir ağacı dinlediğiniz zaman, size anlattıklarını anlayabilmeniz için, sözcükleri de dinlemeniz gerekir. Yani sözcükler nesnelerin kendisiyse, nesneler de bir bakıma sözcüklerin kendisidir. Şu da var, şiir benim için giderek masumluğun, insanlığın, doğruluğun, barış ve kardeşlik duygularının büyük erozyona uğradığı dünya karşısında yaşama tutunma işidir.
    *
    -Türkiye’de şiirin durumunu nasıl değerlendirirsiniz?
    ---
    Plastik sanatlar ve roman, şiirle kıyaslanırsa, bizim kültürümüzde çok yenidir. Şiir Türk toplumunun geleneksel estetik ifade biçimidir. Sözlü kültür döneminde de şiir çok eskilere uzanır. Cumhuriyet’in başından bu yana, yazılı kültür etkinliği olan şiir büyük bir gelişme göstermiştir. Şiirin bu denli büyük ve önemli bir yer tutması hem iyidir, hem de kötü. Anlatılamaz olanı anlatma, duygu yaratma işi olan şiir, elbette “iyi” olan gerçek işleviyle incelmiş bir estetik dili karşılar. Kötüdür, çünkü (Melih Cevdet’in de vurguladığı gibi) şiirin bir toplumda çok yazılması, o toplumun gelişmemiş olduğunu gösterir. Bir toplumda düşünce gelişmemişse, düzyazı da gelişmez ve şiir hastalıklı, yarım yamalak duyguların ve düşüncelerin anlatılmaya çalışıldığı bir dilsel araç olabilir. Türkiye’de şiirin durumunu değerlendirdiğimde, bu iki “şiir” anlayışının iç içe yürüdüğünü söyleyebilirim.
  • Belki de bireysel kayıtlarımızla, toplumsal kayıtların buluştuğu "hayali" bir arşivde aramak gerekir "gerçeğin" izlerini. Belki de bunca iletişim kötümserliğine karşın insanların, yazmayı, çizmeyi, okumayı, düşünmeyi, eylemeyi, üretmeyi ısrar ve inatla sürdürmesi, kendimizin gerçek olduğuna olan inançsızlığımızla ilgilidir.
  • Öte yandan gerçeklik, aynı zamanda üretilen bir şeydir.
    İçinde yaşadığımız sistemin ürettiği bir şey. Biz bazen, hatta çoğunlukla onu hayat sanırız. Hayatın gerçekleri dediğimiz şey, çoğunlukla bu tür üretilmiş mamullerdir. Ve bu mamullerin en önemli özelliği, son kullanma tarihleri çoktan geçtiği halde hâlâ dolaşımda olmalarıdır.
  • Hindistan, en hakiki manasıyla hilkatin atölyesi: ilahlar ve insanlar; en güzel ve en çirkin, en vahşi ve en munis hayvanlar; en eski ve en yeni şekilleriyle fikirler ve sanat...
    Hepsi üst üste, karmakarışık bu atölyede görülüyor. Vaktiyle ben, Rusya ile Amerika'yı iyi tetkik eden adam tarihin istikameti hakkında bir fikir edinir sanırdım. Şimdi bu acayip ülkenin de fikir, sanat hatta siyaset dünyasına vereceği birçok şey olduğuna inanıyorum. Mamafih bana bu hissi veren Hindistan'ın eşliliği değil. İçinde dinamo gibi işleyen, gümbür gümbür atan hayat. Belki bu mülahaza Çin için de, Japon için de vardır. Belki tarihin yürüdüğü yolun nerelere varacağını tahmin edebilmek için küçük büyük, içinde hayat böyle dinamo gibi atan her memleketi biraz bilmek ve anlamak lazımdır.
  • “Ben umut etmek için çok yaşlıyım Marçal, bana hemen gerçekleşecek şeyler gerekli, görüp görmeyeceğim bile belli olmayan bir yarına ertelenen ümitler değil, Anlıyorum baba, hayat iniş ve çıkışlarla dolu her şey değişiyor ama umudunu yitirme, çömlek atölyesi olsa da olmasa da biz varız..”