• Bu lanet olası dünyada kim çıkıp bana istediğim şeylerden başka bir amaç için yaşamam gerektiğini söyleyebilir? Fakat siz bizlere neler istememiz gerektiğini anlatmaya çalıştınız. Siz kasvetli bir ordu olarak insanlara yeni bir hayat getirmek için geldiniz. Hakkında hiçbir fikriniz olmayan hayatı insanların içinden koparıp parça parça ettiniz. Onlara hayatın nasıl olması gerektiğini söylediniz. İnsanların her saatini, her dakikasını, her sinirini, ruhlarının en gizli köşelerindeki her fikri alıp onlara her şeyin nasıl olması gerektiğini söylediniz. Gelip yaşayanlara hayatı yasak ettiniz. Hepimizi demir bir mahzene atıp kapıları kapattınız, bizi sımsıkı kilitlediniz. Sonra da bakıp bunun bize ne yaptığına şaştınız. Pekala, bak bakalım! İçinizden gözleri kalanlar baksın!
    Ayn Rand
    Sayfa 543 - Plato Film Yayınları, 3. Baskı.
  • ncitme! İncittiğin yerden incinirsin.

    Ben başkası ne düşünür diye yaşamayı bırakalı çok oldu canım ya.

    Doğru adımlar, yanlış insanlarla atılmaz.

    Bir şeylerin yoluna girmesi için. Her şeyin raydan çıkması gerekir bazen.

    Sen doğru dur eğrisi belasını bulur.

    Ve bir gün kalem diyecek ki; bu kadar yazdığın yeter! Artık çiz gitsin. Bob Marley

    Üzülme! En azından herkesle hayal kurulmayacağını öğrendin.

    Başkasının hayatını takip eden kendi hayatını kaçırır. Herkes kendi işine baksın.

    Alim ile oturan alır mertebe. Cahil ile oturan döner merkebe!

    Beni ben yapan; kazandığım savaşlar değil. Kaybettiğim savaşlardır. İnsan kazanarak öğrenmez, kaybederek öğrenir.

    Çünkü Allah adildir. Kimsenin ahını, kimsede bırakmaz! Al-i İmran

    Hüsranı ise bir tek yerde kabul ediyorum. Yaşamak varken yaşayamamış olmakta.

    Sevdiklerinize gül verin. Gülünüz yoksa gülüverin. Mevlana

    Sen seni seveni görmeyecek kadar körsen oda sana sevgisini söylemeyecek kadar gururludur.

    Namus ve ahlak, hiç beklemediğiniz bir anda mükafatını gösterir.

    Dolu dolu yaşa hayatı, dilini keşkeler sarmasın. Ve öyle birini seb ki; gündüz güneşe, gece yıldıza ihtiyaç kalmasın. Can Yücel

    Hayatta hep mutlu olursam eğer, hayalini kuracağım neyim kalır ki.

    Giremediğin gönül senin değildir. Gönül yalnız gönül vermekle alınır. Gönül istiyorsan önce gönlünü vereceksin. Hz. Ali

    Bir destan yazar gibi durmadan gündüz gece ben hep seni yazmışım yüreğime gizlice.

    Olmayacak insanlarla kalıbını aşan hayaller kuruyoruz. Ama unutuyoruz. Ağaçtan maşa, aptaldan paşa olmaz.

    Emin ol. Vazgeçtiğin an vazgeçilmez olursun.

    Yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak. Unutma; aynı gökyüzü altında bir direniştir yaşamak. Nazım Hikmet

    Aşk bir tiyatro dediler herkese bir rol verdiler en zoru bana düştü seni unutmamı istediler.

    Ne seni unutacak kadar zaman geçecek. Ne de geçen zaman seni unutmaya yetecek. Bırakıp gittim diye unuttum sanma. Zaman alışmayı öğretir unutmayı asla.

    Hayat bir tiyatro dediler bana bir rol verdiler en acısı benimki idi önce sev sonra terk et dediler.

    Biz her ne kadar sosyetenin cilalı taşlarında dans etmesini bilmesek de, soğuk dolunayda şeytanla azraille dans etmesini iyi biliriz.

    Tabağına yiyebileceğin kadar yemek, Hayatına sevebileceğin kadar insan al. İsrafın lüzumu yok.

    Kadınlar ‘söylenecek fazla bir şey yok.’ dediğinde, aslında söyleyecekleri çok şey olduğunu bilmek gerekir.

    Küçük şeylere gerektiğinden fazla önem verenler, elinden büyük işler gelmeyenlerdir.

    Yorgunum, hiçbir şey bilmiyorum, tek istediğim, yüzümü kucağına koymak, başımın üzerinde dolaşan elini hissetmek ve sonsuza dek öyle kalmak.

    Ne hasta bekler sabahı, ne taze ölüyü mezar, ne de şeytan, bir günahı, seni beklediğim kadar.

    Görmek istemediklerinizi gözlerinizi kapatarak engelleyebilirsiniz ama hissetmek istemediklerinizi kalbinizi kapatarak engelleyemezsiniz.

    Bazı kişiler henüz benliklerini bulamadıklarını söylerler. Ama benlik insanın bulduğu değil yarattığı bir şeydir.

    Buğdaylar sevilir, çünkü onlar alçak gönüllüdür, büyüdükçe, olgunlaştıkça, içleri doldukça, ağırlaşırlar ve başlarını yere eğerler. İnsan da böyle olmalı.

    Öyle bir yar sev ki evladım. Elinde su tasıyla, iftarı bekleyen oruçlu gibi seni beklesin. Mevlana
  • Hayat bir kum saati ise, insan onun içine neler doldurduğuna ve zaman deliğinden neler akıttığına bir baksın. Kaç tane dünya, kaç tane ahiret işi? Kaç tane zikir, şükür, iyilik? Kaç tane alay, gıybet, dedikodu? Ne yapacağını bilmiyorsan Allah sana öğretir. Yeter ki sakin ol ve öğrenmek için Rabbine yalvarıp yakar. Başımıza gelen en feci felaket, bir sürü bâtıl inancı, öfkeyi, kini soktuğumuz dinimizi bozarak Allah’ın doğru yolundan uzaklaştırmış olmamızdır.
  • REİS BEY —Bir hale geldim ki, bütün mantık ve nisbet hesaplarını kaybettim.Hapishanede, Berduş diye anılan bir Âdem Baba, hocalık etti bana.. Evet, Amerika'da bir cinayet işi ense dünya çapında bir ses bütün insanlığa sorsa: Kaatil kim?.. Benim diye bağırabilirim.. Soğuk kış geceleri, köprü altında yatan çıplakların vebali benim boynumda, gömleğimin yakasında.. İsterseniz çareme Adlî Tıp baksın; fakat bir hastahaneye gir-sem de, kan kanseri çeken sapsarı hastalar görsem, onları bu hale ben mi getirdim, diye düşünüyorum. Ben ne yaptım; uykuda, baygınlıkta, annemin karnında, babamın karnında, hangi cinayeti işledim, hangi mukaddesi kirlettim ki, kendimi, gelmiş gelecek bütün fenalıkların tek sorumlusu biliyorum. Beni görünce havalanan serçe, kaçırılan göz, çekilen perde, buruşan surat, bana beni hatırlatıyor. (Durak) Dışımda ne arıyorlar; içime doğru suçluyum ben.. Yapmadıklarımın, işlenmediklerimin de suçlusu.. Bir de kalkmış, belki kendimden birine, ondan öbürüne geçer, bir merhamet yangını çıkar, bütün ülkeyi sarar diye, tımarhanelik bir hayâlin peşine düşmüş, gidiyorum. Bunun için de en verimli tarla diye, kaatillerin, hırsızların, eroincilerin yuvasını seçmiş bulunuyorum. (Durak) Öldürdüğüm, kanun emanetini yağlı ip diye boynuna geçirip
    boğduğum masumun hayâli beni oraya sürüklüyor, işe oradan başlatıyor! (Durak, düşünce) Yine o hayâlin çektiği sihirli nokta mıdır, nedir; nefsime tek pay vermemesi gereken tezimin ilk hisse isteyicisi olarak karşınıza ben çıkıyorum! Ve ben bu noktada tezimin yalancısı, sahtekârı, istirmarcısı oluyorum! Ben nasıl acınacak adam olabilirim?... (Durak) Merhamet, harikulade birşey; içinde hayat kaynayan kazan.. Eğer ona uzanan eller arasında benim kan dolu avuçlarım olmasaydı... (Durak) Reis Beyefendi; (Eliyle ceketinin yakasına yapışır.) Ceketim benimdir, cep ceketime aittir, eroin de o cebin malıdır. Ben suçluyum! Bana acımak, merhamete mevzuunu kaybettirmek olur...
    Necip Fazıl Kısakürek
    Büyük Doğu Yayınları(Epub)
  • Kitabın ismini ilk duyduğumda ne biçim isim bu, böyle antin kuntin isim mi olur dedim. Sonra konusu ilginç geldi ve kendisi bir ücretsiz kargo tamamlama kitabı olarak elime düşmüş oldu.

    Kitap PİKARESK ROMAN (Novela pikaresk) denilen bir anlatı türünün ilk örneği. 1554'te isimsiz yazılmış, iyiki de öyle yapılmış çünkü engizisyon mahkemesi hemen kara listeye almış kitabı.

    Kitabın içeriğine gelirsek, Lazarillo isimli kahramanın çocukluğundan başlayıp devam eden; kendisinin, ailesinin ve İspanya'nın içinde bulunduğu açlık ve sefalet, bozuk düzen kahramanın bakış açısından anlatılır.

    Küçük yaşta annesinden ayrılarak pek çok efendinin hizmetinde bulunur. Her bir efendiden hayat hakkında pek çok tecrübe edinir. Tecrübe dediysem bu efendiler hiç de öyle dürüst, soylu, iyi insanlar değillerdir. Lazarillo günlerinin büyük çoğunluğunu aç geçirir. Efendileri yiyeceklerini onunla paylaşmaktan hep kaçınırlar ve bir yerden sonra açlık kahramanımızın kafasının zehir gibi işlemesine neden olur. Efendi ondan yemek sakındıkça, o türlü türlü kurnazlıklar sonucu efendiden yemek çalıp karnını doyurmayı başarır. Bir seferinde hizmetinde olduğu papaz her gün çok yemek yemenin günah olduğunu vaaz edip onu aç bırakırken (az yemek vermek değil, hiç yemek vermemek) kendisi tıka basa yer örneğin. 1500'lerden günümüze de çok az değişmiş sanki. Hala yönetenler ve erk sahibi din adamları aynı şekilde davranmaya devam ediyorlar diyebiliriz. ( İlla örnek göster diyen olursa uzaklarda aramayıp, Ramazan ayında her akşam her kanalda aza kanaat edin diye vaaz verip, bize bu sözleri söyleyebilmek için kanaldan milyarlar alan ilahiyatçılara baksın.)

    Velhasıl kelam Lazarillo böyle bir yudum ekmek için günlerce bekleyerek, sırtından sopa eksik olmayarak o efendi bu efendi gezip dini sömüren, günahlarının affedileceğini garanti eden belge satan üçkağıtçılarla, günümüzde üfürükçü, büyücü diye tabir ettiğimiz tiplerle, ahlaksız papazlarla büyür ve en sonunda şansı yaver giderek devlet kapısında iş bulur ve onca düzenbazdan öğrendiği tüm şeylerin de yardımıyla çarkın dişlilerinden birisi olur.

    Kısa ama akıcı, bol bol ahlaki çöküntüyü hicveden bir eser. Benim gibi, antin kuntin ismi var deyip de okumamazlık etmeyin. :)
  • Kitap harika, kitap nefis, kitap inanılmaz etkileyici! Öncelikle +18 olduğunu belirteyim, çok da cesurca yazılmış. Gerçek bir hayat hikayesini anlatıyor. Aşka inancını kaybetmiş olan Maria’nın klasik ama bir o kadar da sürükleyici serüveni. Önyargılarınızdan sıyrılmanızı sağlayacak, motto olabilecek satırlar dolu bir kitap. Paulo Coelho, hangi açıdan bakarsa baksın, ne yazarsa yazsın başarılı olduğunu ispatlamış bu yapıtla. Cinselliğin kutsal anlamını keşfetmemizi amaçlamış, kitabın sonunda düştüğü notta... Çok uzun bir girizgahtan sonra özetle mutlaka okuyun diyorum.
  • Herkes, kendi içindeki sıradanlığı keşfetmeye baksın! Herkes sıradandır.