• Hayat dediğin budur işte! Bir yanda büyük büyük iddialar, öbür yanda küçücük gerçekler.
  • "İnsanın kendi dilediği gibi değil, Tanrının emrettiği gibi yaşaması doğru bir yol ama..." Oblomov düşündü: "Hayır, insan istediği gibi yaşayamaz, doğrudur." İçinden vakur, isyan dolu bir ses yükseliyordu: "Yoksa insan en derin zekânın bile içinden çıkamayacağı bir çelişmeler karanlığına düşer. Bir gün bir şeyi istersin, ertesi gün tutkuyla, ölesiye ona bağlanırsın, daha ertesi gün onu istediğinden utanırsın, arzun yerine geldiği için hayata lanet edersin. İşte insan hayatta kendi isteğinin peşinden serbestçe giderse böyle olur. Bastığımız yeri yoklayarak yürümeliyiz; bazı şeylerden gözlerimizi çevirmeliyiz, mutluluk hülyalarına kapılmamalıyız, mutluluk elimizden kaçarsa isyan etmemeliyiz; hayat budur işte... Kim demiş hayat zevk ve mutluluktur. Ne saçma düşünce! Hayat hayattır, bir ödevdir, ödev dediğin de çetin bir iştir. O halde ödevimizi yapalım..."
  • https://youtu.be/56AJQLbVBM0

    Ben artık veda ediyorum sevgili kardeşim…
    Bunu bilmek istersin diye söylüyorum.
    Yaşlı bir insanın çaresizliği yer etti içime, birde küçük bir çocuğun acemiliği, hayatı yaşamaya dair.
    Dokunduğum her şey kayıp gidiyor ellerimden.
    Mutsuz değilim ama bunu da bil, yorgunum sadece.
    Gurbette yaşamışız koca bir ömrü, memleketimiz neresi unutmuşuz çoktan.
    Kaç ömre yetecek kadar yalnızlık çekmişiz meğer, kaç ömre yetecek kadar çile.
    Varsa söyle sevgili kardeşim, bir gün yüzü gördük mü şöyle sabahtan akşama kadar keyiflice.
    Küçücük çocukken hani, kendi içimize ağlardık geceleri.
    Bir ipe dizilmiş tütün yaprakları gibiydik,
    Günler geçtikçe çekildi suyumuz, kuruduk, kırıldık.
    Erkendi daha, çok erkendi, şikayet değil sakın yanlış anlama, halimiz budur diye söylüyorum böyle biline.
    Yağmurlardan sonra bir ot bile bitmiyorsa içimizde, kızgın güneş yakıp kavurtmuyorsa bedenimizi, soğuk bir havada yüreğimiz titremiyorsa eğer, ve bir hüzzam şarkıda bile tükenmiyorsa kederimiz, başka ne yapabilirki sevgili kardeşim, söyle başka ne yapabiliriz.
    Bir gece bir çığlık saplandı kalbime…
    Hayat şu en büyük muamma, gösterdi bütün inceliklerini gizlice, sonra çekti ellerini usulca üzerimden, çarem derdimmiş meğer anladım, o günden beri bu yolculuğa çıkmak için hazırlanırım.
    Şimdi bir kardelen olmak vardı, soğuk kış günlerinin dağ yamaçlarında. Ya da bir martı masmavi denizleri köpürten fırtınalı havalarda.
    Bir çocuğun yüzünde tebessüm olmakta yeterdi oysa, eğer ambulansların telaşlı yolculuklarını görmeseydim ya da bir annenin evladına yaptığı ağıdı dinlemeseydim.
    Seninle konuştuğum her şey söyleyemediklerimi unutmamak için biliyorsun, sen kelimelerine güveniyorsun, ben sessizliğe yaslıyorum başımı.
    En çok yaprakları dökülen ağaçları görüyorum rüyamda, uçsuz bucaksız çölleri, çöplerden ekmek toplayan kadınlrı ve çocuklarını.
    Çaresizliğini saklamak için karanlık bastıktan sonra eve dönen adamları…Oğlum bana sesleniyor sonra uyanıyorum. Ezberimdeki mübarek sözleri alıyorum üzerime üşümemek için.
    O sözler olsun istiyorum yanımda giderkende.
    Bir güne bakan çiçeği gibi olmak isterdim, hakikat zaptetsin bütün yönlerimi, akşam üzerleri günbatımına terk edeyim kendimi.
    Geceler küçük bir çocuk gibi uyutsun beni dizlerine yatırarak, ayışığı dansetsin odamın duvarlarına vuran gölgerlerle.
    Her sabah güneşi ben uyandırayım tan yerine çıkıp, erkenden dükkanını açan tacirin duası olayım, bir yeni yetmenin hevesi, korkuyla havalanan kuşun kanadından düşen tüy.
    Adalet için mesihi bekleyen imam, yol kenarında akan sebil.
    Bir şey olsaydım birşey, tutsun beni ellerimden ve öylece gideyim ötelere…
    Sana sevdadan hiç bahsetmedim, çünkü sevda onu anlatan bütün sözlerden başka bir şeydir.
    Yüreğini viraneden fırtınalardan bil onu, sebepsiz dalıp gitmelerimden…
    Bir gülle konuşursan eğer, kuşlara selam edersen gelip geçerken, sert esen bir rüzgar bile umurunda değilse, ıslandığını bilememişsen yağan yağmurlarda, işte o sevdadır sakın korkma.
    Ömür dediğin bir nehir gibidir, asla aynısını amanı ikinci kez yaşayamazsın, öldüğünde ardında kalacak şeylere bel bağlama, olmadığın her yerde yokluğun hissedilsin, bir muhabbet tekkesi bulundur yüreğinde, herkes girsin,
    Öfkelenme, kötü söz söyleme, kimsenin elindekine bakma, verileni al, eline geçeni dağıt, unutma senin olan tek şey yüreğinde taşıdığındır, bir dua gibi yaşa hayatını, isminle yadedilecek bir hatıran olsun, yalnızlığımı sana emanet ediyorum sevgili kardeşim, bilirim dokundurmazsın kimseye, birde hüznümü…
    Bir yer saklamışsındır mutlaka kalbinin en mutena derinliklerinde, ben artık gidiyorum sevgili kardeşim, bu bir veda mektubudur aslında, bir sen hissedeceksin yokluğumu .
    Lütfen kabul et , bu son armağanım olsun sana……
  • Hayat dediğin budur işte!
    Bir yanda büyük büyük iddialar,
    Öbür yanda küçücük gerçekler!..
  • ... mutluluk hülyalarına kapılmamalıyız, mutluluk elimizden kaçarsa isyan etmemeliyiz ; hayat budur işte... Kim demiş hayat zevk ve mutluluktur. Ne saçma düşünce! Hayat hayattır, bir ödevdir, ödev dediğin de çetin bir iştir.