emine çelikbaş, bir alıntı ekledi.
46 dk. · Kitabı okuyor

Ben ömrüm boyunca bir köpek olarak yaşamıştım ama artık kesin kararım, bir kediye dönüşmekti. Kedi olacaktım... Artık hayatımda bir köpek olarak yaltaklanmalara, bağlanmalara, başkalarını kendime bağlama çabalarına, başımı okşatmaya, sevgi ve sıcaklık ihtiyacı içinde insanların bacaklarına sürünmeye, kuyruğumla birlikte tüylü kıçımı da sallayarak sevimli görünme gayretine hiç gerek yoktu.

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 32 - Doğan Kitap)Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 32 - Doğan Kitap)
İpek Kamuran, Bakele'yi inceledi.
 8 saat önce · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 6/10 puan

Bu incelemeyi kitap okuyan kadınlara ve onlara bu konuda destek olan hayat arkadaşlarına (eşleri, eşitleri, sevgilileri, sadece arkadaşları :) hepsine) ithaf ediyorum.

Kitabı okuyalı epey oldu. İnceleme, yorum yazmasam da olurdu aslında. Ama yine de bir şeyler yazmak istedim. Kitapta önem verdiğim bir nokta var çünkü.Kitap kısa kısa hikayelerden oluşuyor. İlk hikaye kitaba adını da veren Bakele. En çarpıcı olanı da bu hikaye. Bakele nedense yaşanmış olabilir geldi bana ve beni çok etkiledi. Kitaptan önce Bakele’yi internet ortamında bir sayfada okumuştum ve çok etkilendim. Etrafımdaki insanlara da okuyordum ya da okutuyordum. Dediğim gibi sanki yaşanmış bir aşk hikayesi gibi. Ya da ben öyle olmasını umduğum için öyle düşünüyorum. Genel olarak hikayeyi genç insanlara okudum. Neden mi ? Sevdiklerine hikayedeki İbrahim amca gibi davransınlar diye. Çünkü Bakele’yi Bakele yapan İbrahim amca. Bir de orada kitap okuyan kadın figürünün ortaya çıkması beni çok mutlu etti. Bununla birlikte eşinin ona anlayış gösterip destek olması. Bu yüzden hikayeyi gençlere okudum. Okuyamadıklarıma yolladım. Onlarca yüzlerce Bakele olmasına zemin hazırlasınlar diye.

İşte kitapta benim için en çarpıcı nokta bu oldu. Kitap okuyan ve kendisine bu konuda her zaman destek olan bir eş. Herkesin böyle yaptığını düşünürsek insanlık için ve bu ülkenin geleceği için inanılmaz güzellikte yarınlar bizi bekliyor demektir. Yazarın hayat görüşünü bilmem. Bu hikayeyi bunu düşünerek mi yazdı onu da bilmem. Ama bir kitabın yazılıp basıldıktan sonra bittiğine inanmıyorum. Okuyucu bu kitabı başkalarına aktarırken bir şeyler ekler. Bende bu noktaya dikkat çekerek naçizane bir eklemede bulunmuş sayıyorum kendimi ️

Burda bir başka güzel şey. Kelimeler ve anlamlar konusu. Yani yazar eğer bu hikaye yaşanmamışsa bile, “bak hele” gibi basit görünen ve söyleyişe göre kaba sayılabilecek bir söz kalıbına deyim yerindeyse kutsal bir anlam yüklemiş. Bu kelimenin ardına gizlediği anlamlar o kadar derin ve etkileyici ki 2 sayfadan oluşan bir kitap olsa bu hikaye, diğer hikayeler olmasa yine o kitabı bulur alırdım.

Diğer hikayeler ise Bakele kadar doğal ve samimi gelmedi bana. Bir çoğu çok zorlanmış hikayelerdi. Ya da Bakele çok etkileyici olduğu ve kitabın başında yer aldığı için böyle düşündürdü. Yine de dediğim gibi diğer hikayeler olmasa da sadece Bakele yeter. Bana yetti en azından.

Öyle ki kitabı bulmak için bir çok yere baktım. Bulamadıkça sinirlenip üzüldüm. Sonra hayatımda çok önemli yere sahip bir insan ve daha önce hikayeyi kendisine okuduğum bir insan kitabı bir şekilde buldu ve bana hediye etti. İçinde “sende benim Bakelem olur musun?” notuyla. Bu yüzden diğer hikayelerden beklediğim tadı alamamış olsamda kitap bu benim için manevi anlamda çok değerli. ️

https://youtu.be/7ylTzg7P9BA

Selman Akalan, bir alıntı ekledi.
14 saat önce · Kitabı okuyor

Biraz kendini beğenmiş bir gramer hocası yaşadığı kentten bir adaya geçmek ister. Kıyıda bekleyen bir kayıkçıyla anlaşır, beraber yola çıkarlar. Denizin ortasına geldiklerinde gramer hocası sorar, '' sen hiç gramer öğrendin mi?
Kayıkçı, '' ben cahil bir adamım beyim, hayatımda hiç gramer kuralı öğrenmedim'' der. Gramer hocası küçümseyen bir ifadeyle,''o zaman senin ömrünün yarısı boşa geçmiş'' diye karşılık verir.
Denizden ilerlerken aniden hava kararır, şiddetli bir yağmur ve sert bir fırtına başlar. Kayıkçı bir yandan sandalın batmasını engellemeye çalışırken, bir yandan da korkudan tir tir titreyen gramer hocasına sorar :'' beyim, yüzme biliyor musunuz? Gramer hocası, ''Hayır'' cevabı verince, kayıkçı, '' işte bu çok kötü, tekne batıyor ve hayatınızın tamamı boşa gidecek! ''

Her Şey Seninle Başlar, Mümin Sekman (Sayfa 101 - Alfa yayınları)Her Şey Seninle Başlar, Mümin Sekman (Sayfa 101 - Alfa yayınları)
Rümeysa, bir alıntı ekledi.
14 saat önce

Hayatımda yeni bir gün diye bir şey yoktu,her gün bir öncekinin sadece bir tekrarıydı.

Sol Ayağım, Christy BrownSol Ayağım, Christy Brown
Kübra, bir alıntı ekledi.
14 saat önce · Kitabı okuyor

Hayatımda yeni bir gün diye bir şey yoktu,her gün bir öncekinin sadece bir tekrarıydı.

Sol Ayağım, Christy BrownSol Ayağım, Christy Brown

Nedenmi istemiyorum kimseyi? birini sevdim ben, çok hayaller kurdum onunla gelecek olan günleri aynı üniversiteyi okuyacağım aynı evi paylaşacağım ve onunla olacağım. hep sevecekti beni ve ben de onu. bize ayrılık hiç uğramayacaktı,nereye gidersen git 5 dakika bile bensiz duramayacaktın,beni özleyecektin.sen ve benden başka kimse olmayacak,hayat önceliklerimiz de biz ve bize dair şeyler olacaktı hayatımızın her anında büyüyecekti sevgimiz ölüm bile ikimizin olacaktı.Sen bir gün ölürsen ben ben ölürsem sen gelecektin arkamdan 5 dakika düşünmeden Dünya iki kişilik olmasa da senin içinde benim içinde iki tek kişi yaşayacaktı...birinci ve ikinci tekil şahıslar unutulmuştu bizde yapamazdık biz birbirimizsiz olmazdı olamazdı.AMA OLDU..! günler gittikçe belki daha çok sevdik birbirimizi söylediğimiz gibi ve sevgi zirvede yaşandı bir süre. Sonra başladı bir düşme,inişler çıkışlar gittikçe arttı. en küçük tartışmalarda bile kızabiliyorduk birbirimize Kıskançlıklarımız hayatın iki kişilik olduğu hevesimiz hayatın bizden ibaret olduğu düşüncemiz kayba uğrattı bizi.Günden güne yok oldu,yok olduk.başlarda ben seni kaybettim sonra sen beni ya da önce sen beni kaybettin sonrada ben seni,Yavaş yavaş ayrılığın Sesizliği Çöktü üzerimize yanyanayken konuşamaz birbirimizden bekler olduk her ne yapmak istediysek. “O yapmıyor ama” korumasına bürünür olduk Biz kalktı ortadan ve şahıslar aldı yerini...her sabah aklında uyandığımın nadir gelir oldum aklına. Her akşam sevgi sözcükleri ile uyutulan yüreğim acıyla uyutulur oldu, yapmacık hareketler çoğaldı içten içe,seni seviyorum demek için bile düşünür olduk.Kurduğumuz hayallerin gerçek olmadığı gerçeği bir tokat gibi çarptı yüzlerimize,belki istemedik ayrılığı tüm bunlara rağmen denedik eskisi gibi olmayı azalan ve tükenmeye yolaçan sevgimizi çoğaltmaya çalıştık,sen de ben de sevmeye uğraştık,öpüşmelerdeki heyecanı,sarılmalardaki titremeyi aradık ama olmadı gittikçe yordu uğraşmalar bizi her geçen gün çirkinleştik birbirimizin gözünde beğenmez olduk eksik görür olduk birbirimizi Ve beklenen son geldi bitişimizi izledik ne sen devam edebildin ne de ben ikimizde biliyorduk bir şeylerin tükendiğini ve bitmesi gerektiğini. “BİTTİ” Şimdi kimseyi istemiyorum hayatımda. korktuğundan değil ya da sevemeyeceğimden Ben senle kalsın istiyorum aşk seninle hatırlamak istiyorum kurduğum onca hayali olmasa da ve olmayacak olsada hayatta olmasını ben de istemesem de özel kalsın istediğimden. dudaklarım sende,ellerim ellerinde ve bedenimin sıcaklığı senin bıraktığın gibi kalsın.Hayat sende kalmasın ama yaşanmışlık sende kalsın istediğimden. yeni biri mi.? Tercihim yalnızlık değil elbet ama yeniden denemeye yok istek.

MEHMET KÖROĞLU, Yalnızlığımdan Sev Beni'yi inceledi.
 17 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Milyarlarca insanın yaşadığı bu dünyada birbirini tanımayan iki insanın iki şekilde karşılaşması mümkündür sevgilim: Tesadüf... Tevafuk... Hayatımın en berbat, hayatımın en içinden çıkılmaz, hayatımda birine en çok ihtiyacım olduğu bir zamanda karşıma çıkman tesadüf olamaz. Sen benim bütün samimiyetimin, bütün iyi niyetimin, bütün iyi dualarımın karşılığı olarak gönderildin bana. Önce Allah istedi seni tanımamı, sonra karşılaşmamız için bütün doğa işbirliği yaptı. Ve sonra sen çıktın karşıma... Ben seni Elif seçtim... Çünkü ben tesadüflere inanmam ve seni rasgele tanımış olmam muhtemel bile değil. Sevmem için Yaradan'ın bana verdiği muazzam bir armağansın sen. Ve bana O'ndan geldin...

Ecem Öztürk, Lâ: Sonsuzluk Hecesi'ni inceledi.
19 saat önce · 10/10 puan

Benim için Nazan Hoca ülkenin en başarılı edebiyatçısı. Lâ: Sonsuzluk Hecesi ise hayatimda okudugum en muthis eserdir. Nazan hocanın kalemi, naifliği, bilgisi, bakış açısı öylesine muazzam ki yazdığı tüm kitaplar birer baş yapıt. Ama benim hayatımın kitabı kesinlikle Lâ'dır.

YaseMina, bir alıntı ekledi.
22 saat önce · Kitabı okudu · 7/10 puan

"Akıllı ve güzel kadınlar oldu hayatımda. Hâlâ da var. Kadının zekâsı, hoşgörüsü ve merhameti erkeklerin hayatta kalmasının garantisidir bence. Erkeklerin, kadını anladıklarını sandıkları nokta, aslında kadının kendisini göstermek istediği noktadır. Fiziki olarak erkek egemen dünyada, sınırları erkeğin çizdiği düşünülse de aslında erkeği çemberin içine alan da dışında tutan da kadındır. Hayatındaki erkeğin egosunu okşayarak onlara mutluluk aşılayan kentli kadınların, yaşamın ve ilişkinin zorlukları karşısında erkeklerden çok daha dirayetli olduklarına şahit oldum. Erkeğin sığ düşünen algısı, kadının derin dünyasını anlamaya yeterli değil anlayacağınız. İyice karmaşıklaşmaya başlayan ilişkilerde ve yaşamın bütününde kadın daha başarılıdır."

Yalnızlığın Başkenti, Hüseyin CengizYalnızlığın Başkenti, Hüseyin Cengiz