• Hayatımızdaki en değerli insanlar,
    Bizi her koşulda tüm kalbiyle dinleyenlerdir.
    Biz konuşmazken bile...
  • Hayatımızdaki en değerli insanlar,
    Bizi her koşulda tüm kalbiyle dinleyenlerdir.
    Biz konuşmazken bile...

    Ts.Eliot
  • Ölüm dediğimiz şey nedir aslında? İnsanın hayatındaki önemli şeyleri öleceğini hissettiği anda daha çok farkına varması sizce de garip değil mi? Ya da neden daha çok kendimizi bu gibi çaresiz hissettiğimiz konularda çevremize daha çok odaklanmış olarak buluruz? gibi insanın aklına çeşit çeşit sorular getiriyor kitabın konusu.

    Tarık Tufan bu kitabında yoğun bir şekilde ölüm konusunu işlemiş. Kanser teşhisi konulan bir hastanın geçmişine de dayanarak içinde bulunduğu ruh halini, çevresine olan yaklaşımını o güzel edebi dilini anlatmış. ben kitapta ilgimi çeken noktalara değinicem.

    Bunlardan ilki tabiki kitabın ana konusu olan ölüm. Ölüm gerçekten nedir? İnsanın hayatının fizyolojik olarak son bulması mıdır? Eminim ki düşününce hepimizde birtakım düşünceler uyandırıyordur. Mesela ben en çok bir insan öldükten sonra daha çok kıymetlenmesini hiçbir zaman anlamamışımdır. Neden hayatımızdaki insanlar yanımızdayken kıymetini bilmeyiz? Onlar gittikten sonra bir şeylerin farkına varmak neyi değiştirir? Sanırım kitapta işlenen çok güzel kısımlardan birisi de bu. Zira baş karakterimiz öleceğini hissettikten sonra ailesinin yanına geri dönmek ister. Biraz daha çevresindekilere vakit ayırmak, onlarla zaman geçirmek, sohbet etmek ister. Hayatın koşuşturmasına ayak uydurmaya çalışırken aslında hepimiz bir nebzede olsa öyleyiz bence. Her şeye yetişebilmek için zamanımızı en etkili şekilde kullanmaya çalışıyoruz ama sevdiklerimize kim bilir ne kadar vakit ayırıyoruz? Ya da ayırdığımız vakit yetiyor mudur? Hepsi üstünde uzun uzun düşünülüp öyle cevap verilecek sorular gibime geliyor.

    Kitapta ikinci dikkatimi çeken konu da hayatı insanlara göre yaşamak! Bu hayat bizimken neden kendimize bunu yaparız? Neden bu kadar önemlidir çevremizdeki insanların hakkımızda düşünecekleri? Bunda toplumun payını hesaba katmak gerekir. Eğer çevremizdeki herkes o ne der bu ne der hesabı yapıyorsa ve biz bunların farkında değilsek zaten düşünce yapımızda o şekilde gelişecektir. bence tabi.

    Bir diğer husus da sizce bazı durumlarda en yakınımızdaki insanın (örneğin annemiz, babamız, eşimiz vs.) mutlu olduğu şeyler bizi mutsuz ediyorken katlanmak mı gerekir, yoksa hayatı kendimize göre mi şekillendirmeliyiz? Özelliklede hayatımız tamamen başka insanların kontrolündeyse. Ben olsam yapamazdım diye düşünüyorum. Belki duruma göre değişir ama bağımsız yaşamayı, kendi kararlarımı kendim almayı sevdiğim için ,ki bunda tabiki ailemin katkısı büyük , yapamazdım galiba. Ama bu noktada kişinin ne şartlarda olduğu çok önmeli noktalardan birisi sanırsam.

    Bir de çevremizde bize ya da herkese hoş sohbetiyle iyi gelen insanlar vardır mesela. Biraz gizemli bir yapısı vardır ama konuşurken içimizi rahatlatan. Tabiki kitapta böyle bir karakterde işlenmiş. Bana sıkıntıya düştüğümüzde hep imdada yetişecek birini ararız ya sanki onu anlatmak istemiş gibi geldi Tarık Tufan. Size nasıl gelir bilemiyorum tabi.

    Sözün özü kitapta böyle bir konuyla karşılaşacağımı beklemiyordum. Ekim ayını 20 kitapla tamamlamak için okudum aslında. Ama dilini, işlediği konuyu çok sevdim; fakat sonu sanki kestirip atılmış gibi geldi bana. Yazılmak istenmemiş gibi. Ya da çok farklı bittiği için öyle hissettim bilemiyorum. Ama sırf bu yüzden okumaktan vazgeçmeyin yoksa çok güzeldi. Ben sadece fikrimi belirtmek istedim.

    KİTAPLA KALIN =) =)
  • Okuması aşırı kolay ve eğlenceli bir kitaptı. Yazarlar çok sade bir dille yazmış kitabı, konuyu görsellerle desteklemiş ve karikatürlerle de kitabı eğlenceli yapmış. Okumadan önce bu kitabın ileri seviye bir kitap değil, daha temel bir kitap olduğunu bilmeniz gerekli. Yetkinliğiniz varsa size göre basit kalacaktır. Bir de kitaptaki beş temel fikre siteden kitabı aratarak ulaşabilirsiniz.

    Kitabın adından anlaşıldığı üzere beş temel fikir (onlara göre) anlatılmış. Ancak bunun dışında fazladan üç konu daha eklenmiş ki bunlar çok önemli. Bu konuların ilki kitabın en başındaki ''bilimsel yöntem'' kısmı. Siz de takdir edersiniz ki bilimle uğraşmadan önce bilimin kendisini ve bilimin sistemini anlamak gerekir. Bu kısım bilimde bir kuram kurma aşamaları, gözlem-hipotez-öngörü-deney ilişkileri üzerinde durmuş. Bilimsel çalışma yapacak olmasanız bile düşünce sisteminizi geliştirebilir diye düşünüyorum.

    Bir diğer fazla kısım ise kitabın sonlarında. Beş temel fikir anlatıldıktan sonra bu ve bundan başka fikirler üzerine düşünmek ve düşünme tarzını daha bilimsel temellere dayandırmak için tümevarım, tümdengelim, soyutlama, somutlama gibi yöntemler açıklanmış. Bunların bir kuram oluştururken kullanılma şekilleri görsellerle desteklenmiş. Aynı zamanda matematikle bilimin ilişkisine değinilmiş ve aralarındaki temel fark açıklanmış.

    Fazladan olan son kısım ise yarar/zarar çözümlemeleri üzerinde durmuş. Bir fikrin veya bir buluşun insan yaşamını kısa ve uzun vadede nasıl etkileyeceği üç basit örnek üzerinden şematik bir şekilde açıklanmış. Bu bölümün en güzel yanı ise buradaki çözümlemeleri sadece bilim için değil, hayatımızdaki insanlar üzerinde de kullanabilecek olmamız. Kısa bir çözümleme ile hangi insanı hayatınızdan çıkarmanız gerektiğine karar verebilirsiniz. Kendimden biliyorum, bu gerçekten çok kullanışlı bir yöntem.

    Kitabın asıl kısımları bittikten sonra ''Fikir Dosyaları'' adında bir ek bölüm var. Bu bölümde kırk tane fikir birkaç sayfayla özetlenmiş. Bu bölümün sonuna da ''İleri Okuma'' başlığı altında okunması tavsiye edilen kitaplar verilmiş ki ilk defa bir kitapta böyle bir şeyle karşılaştım.

    Fiyatını da belirtmek isterdim ancak kitabı kütüphaneden aldım. Bunun için net fiyatını bilemiyorum.
  • Bazen bir şey yaparız. Bir iyilik ya da kötülük mesela. Ama bunu yaptıran içimizden gelen bir sestir bazen. O istedi diye öyle yaparız. İçimizden geldi deriz mesela bazen. Bazen hepimize olur yani. İstemesek de icimizde birisi kötü bir şey düşündüttürür bize. Yapmak ister ama irademizle engel oluruz bazen ona ya da olamayız.

    Bazen ilk defa gördüğümüz birisine bir anda vuruluruz. İçimizde birisi bize git konuş onunla der. Farkına varmadan tesadüf eseri tanışır 10 gün icinde bağlanırız. Kendimizi ona öyle bir açarızki biz bile inanamayız konuşana. Sanki içimizdeki birisi konuşuyor. Koşullar bizi bir araya getirir mesela. O an olanlarla mutlu oluruz. Nasıl bir hayata girdiğimizi bile bilmeyiz.

    Bizi nelerin beklediğini, o insanla yaşayıp yaşayamayacağımızı bile düşünmeyiz. İçinde bulunduğumuz durum o kadar berbattır ki su an bundan daha kötü bir tercih olamaz der kendimizi bir anda aslında hiç tanımadığımız birinin hayatına, evine girmiş olarak buluruz.

    Yavaş yavaş tanımaya başladığımızda aslında onun iyi olduğunu ama kötü yönlerinin bulunması, arkadaş çevresi, işinin olup olmaması, geçim sıkıntısı hepsi peydah olur. Aşkın o ilk zamanki mutluluğu sönmeye başlamıştır. Yerini başka dertlere bırakmıştır.

    Örnegin arkadaşları çok bayağı insanlar olarak gelir bize, sevemeyiz bir türlü. Zarar verwceklerini hissederiz ama bir türlüde söyleyemeyiz hayatımızdaki insana. Bir süre sonra dertlerimizi bile anlatmamaya başlarız.

    Çevremizdeki insanların yardımları artık bizi yanımızdakinin yanında ezmeye başlar. Yok olup gitmek isteriz sanki. Onu hiç olmak istemeyeceği ortamlara sokarız. Mutlu olmadığımızı bilsekde gitmek istesekde gitmeyiz. Oraya bağlanmışızdır.

    Bütün bunlar olurken bir yandan da etrafımızda bambaşka olaylarda oluyordur. İcinde bulunduğumuz durumun ve arkadaşlarımızın aklımıza soktuğu bazı kötü şeyleri yapmaya başlarız. Bize hayatımız boyunca çok yardımı dokunan bir insanın içinde bulunduğu zor durumdan yararlanırız. Kendimizi berbat hisseder bambaşka şeyler daha yaparız.

    Her sucu ona içimizdeki şeytana ya da sese atarız. Bazılarına o sebep olmuştur. Onda bile suç ararız. Kendi irademiz ya da iradesizliğimzide buna zemin hazırlamıştır belki. Zaman içerisinde etrafımıza verdiğimiz zarardan dolayı her şeyi bırakır gideriz...


    Kitabın bende bıraktığı hislerin bir kısmını kendi kendime konuşmalar şeklinde yazdım. Aslında yazacak çok şey daha var ama bütünlüğü sağlayamadım. Kitabı okumayı düşünenler mutlaka okusun!!!
    İyi okumalar şimdiden okumak isteyenlere :)) :))
  • Zamanımızın büyük bir derdi, devasız bir hastalığı var TESLİMİYET(SİZLİK); eskiden büyüklerimiz neye dayanarak sorgulamadan inanıp iman etmiş diye düşünüyorum çünkü günümüzde İNANÇ öyle çetrefilli bir duruma girmiş ki Müslümanım diyen insanlar kendi arasında 40’a bölünmüş ve farz olan ibadetleri, helalleri ve haramları kendi görüş ve fikirlerine uyarlayarak İSLAM dinini törpülüyorlar. Millet neye/kime güveneceğini şaşırmış :(( Rabbim bizi yanlışa sapmaktan muhafaza etsin ve herhangi bir konuda sapıklığa düşmüş isek tez zaman da uyandırsın. Bize bir elçi gönderdi sapıtmamak ve şaşmamak için O’nun yolundan gider ve hayatını kendinize örnek alır iseniz kurtuluşa erersiniz buyurdu konu ile ilgili ayet ‘’Şüphesiz, sizden Allah’a ve Ahiret gününe kavuşmayı uman ve Allah’ı çokça analar için, Allah’ın Peygamberinde güzel bir örnek vardır’’ (Ahzab Suresi 21. Ayet)

    Peki, Allah’ın Peygamberini ne için tanımalıyız?
    İlk sebebi yukarda ki Ayeti Kerime’de geçen EMİR gereği, yani Rabbimiz bizden O’nu tanımamızı istediği için. Yapmamız gereken ilk iş sağlam bir kaynaktan Efendimiz (s.a.v) hayatını okumak öğrenmek. İkinci sebebi ise bir Müslüman olarak nasıl yaşamamız gerektiğini öğrenmek, bu sadece ibadetler için değil O’nu hayatımızın her anına katabilmek için zaten siyerler de ve hadisler buda aşikardır. Yiyip içmemizden tutun nasıl konuşacağımıza nasıl hareket edeceğimize kadar en güzel ahlaki davranışların derlemesidir siyer. Diğer bir sebep ise bu en önemlisi bence , KURAN-I KERİM’ i anlamak için Kuran ve siyer ne alaka düşünen yoktur herhalde çünkü Kuranı Kerim’de verilen hüküm ayetlerinin bir çoğunun indirildiği zaman ne için ve hangi durum için olduğu Siyer-i Nebi de geçmektedir. Örneğin Miraç, Fil vakası, Uhud savaşı ve daha ayetlerde ismi geçen kısaca değinilen olaylar Siyer-i Nebi de geçmektedir, bu nedenle tefsir veya meali Efendimizin hayatını bilmeden okumak bir çok ayeti anlama konusunda yetersiz olcaktır.

    İşte bu kitap Siyer-i Nebinin hayatımızdaki önemini, neden okumamız gerektiğini anlatıyor ve bunu Ayetler ve hadisler ile desteklemekte. Her sayfasında yazdığı şeylerin dayanağı olarak hadisleri Ayetleri ve Alimlerin görüşlerini dipnot olarak geçiyor. Videoları ile desteklenince anlaması ve kalıcılığı daha çok oluyor. Muhabbetle kalın…