Hiç karşılık istemeyen bu sevgi onu suçluluk duygularına boğmayı başarmış, kendi hayallerini çöpe atmak pahasına bir başkasının beklentilerini yerine getirmek isteğini yaratmıştı. Dünyada var olan yozlukları, pislikleri,güçlükleri yıllar yılı ondan saklamaya çalışmıştı bu sevgi; bu aşırı esirgemenin, günün birinde hayatın bu gerçekleriyle kaçınılmaz olarak karşılaştığında onu savunmasız bırakacağı göz ardı edilmiştir.
Hiç karşılık istemeyen bu sevgi onu suçluluk duygularına boğmayı başarmış, kendi hayallerini çöpe atmak pahasına bir başkasının beklentilerini yerine getirmek isteği yaratmıştı. Dünyada var olan yozlukları, pislikleri, güçlükleri yıllar yılı ondan saklamaya çalışmıştı bu sevgi; bu aşırı esirgemenin, günün birinde hayatın bu gerçekleriyle kaçınılmaz olarak karşılaştığında onu savunmasız bırakacağı göz ardı edilmişti.
Sayfa 73 - Can YayınlarıKitabı okudu
Reklam
HAYATI ANLAMAK Hayatın güçlükleri
Mağlup olup canını güç belâ kurtaran, kendini bir harabeye atan Timurlenk, hayata küsmüş, bütün bütün ümitsizliğe kapılmıştı. Ama ona bir karınca ümit ışıklarını yaktı. Karınca ağzına aldığı taneyi belki otuz-kırk kere tümseğe yukarı taşımış, yuvarlanmıştı. Ama sonunda aşırmayı başardı. Karınca kendinden büyük bu buğday tanesini o tümsekten nasıl aşırmıştı? Azmiyle, ümidiyle tabiî. Timur, " Yazık bana! " dedi. " Bir karınca kadar olamadım. Yıkıldım, ümitsizliğe kapıldım. Bundan sonra yılma, çekilme yok. Çalışıp başaracağım. " İşte bu ümit ışığı Timur'u başbuğluğa yükseltmişti.
Sayfa 70 - Yeni Asya Yayınları
Kendisine sunulan sevgiden nefret ediyordu, çünkü hiç karşılık beklemeyen bir sevgiydi bu, saçma, gerçekdışı, doğa yasalarına aykırıydı. Hiç karşılık istemeyen bu sevgi onu suçluluk duygularına boğmayı başarmış, kendi hayallerini çöpe atmak pahasına bir başkasının beklentilerini yerine getirmek isteğini yaratmıştı. Dünyada var olan yozlukları, pislikleri, güçlükleri yıllar yılı ondan saklamaya çalışmıştı bu sevgi; bu aşırı esirgemenin, günün birinde hayatın bu gerçekleriyle kaçınılmaz olarak karşılaştığında onu savunmasız bırakacağı göz ardı edilmişti.
Sayfa 79
Derken, hayatında en sevdiği kişiden, annesinden de nefret etmeye koyuldu. Harika bir insandı annesi, bütün gün dışarıda çalışır, akşamları ev işleri yapardı; kızı iyi okullara gitsin, piyano, keman çalmayı öğrensin, prensesler gibi giyinsin, en son moda spor ayakkabılara, blucinlere sahip olsun diye kendi yaşamını feda etmiş, yıllarca aynı eski entarileri yamayıp giymişti. "Tüm sevgisini bana veren birinden nasıl nefret ederim?" diye düşündü Veronika; kafası karışmıştı, duygularına gem vurmaya çalıştı. Ama geç kalmıştı, nefret taşmıştı bir kez, kendi özel cehenneminin kapılarını sonuna dek açmıştı. Kendisine sunulan sevgiden nefret ediyordu, çünkü hiç karşılık beklemeyen bir sevgiydi bu, saçma, gerçekdışı, doğa yasalarına aykırıydı. Hiç karşılık beklemeyen bu sevgi onu suçluluk duygularına boğmayı başarmış, kendi hayallerini çöpe atmak pahasına bir başkasının beklentilerini yerine getirmek isteği yaratmıştı. Dünyada var olan yozlukları, pislikleri, güçlükleri yıllar yılı ondan saklamaya çalışmıştı bu sevgi; bu aşırı esirgemenin, günün birinde hayatın bu gerçekleriyle kaçınılmaz olarak karşılaştığında onu savunmasız bırakacağı göz ardı edilmişti.
Sayfa 79 - Can yayınlarıKitabı okudu
Gençlere Öğütler
— Çalışmak için müsait gün ve saat bekleme. Bilki, her gün ve her saat çalışmanın en müsait zamanıdır. — Çalışmak için müsait yer ve köşe arama. Bil ki, her yer ve her köşe çalışmanın en müsait yeridir. — Bir günde ve bir zamanda yapman lâzım gelen bir işi (bir dersi, bir vazifeyi) ertesi güne bırakma. Zira her günün derdi gibi, işi de kendine
Reklam
284 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.