Berdan Tabar, Çalıkuşu'yu inceledi.
17 May 19:15 · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · 8/10 puan

Güzel, ne güzel bir romandı...

Öncelikle kitabın türü hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Reşat Nuri Güntekine ait Çalıkuşu eseri romantizm akımının bir eseri. Yani tesadüflere, aşka, duygulara daha çok yer veren ve tabii olarak da bu duyguları size yaşatan bir eser. Kitapla tanışmam, Edebiyat sınavı için belirlenen romanın bu eser olması ile oldu. Her ne kadar karakterleri çok fazla olan bir roman olsa da konusu ve etkileyici cümleleri ile yormadan ve sıkmadan bu sergüzeşti yoğun duygularla okuyucuya geçirmeyi başarmış Reşat Nuri.

Biraz da kitabın içeriğine değinmek gerekirse, kitap subay bir babanın kızı olan Feride adlı küçük bir kızın annesini kaybetmesi ile, babasının bakamayacağını düşündüğü için ( mesleği yüzünden ) İstanbul'da teyzesinin yanına veriyor. Feride bu süreçte Sör Mektebi denen bir Fransız okuluna başlıyor. Ayrıca Feride çok yaramaz, neşeli, hareketli bir kızdır. Bir gün ağaçtan ağaca atladığı için öğretmeni tarafından ona ''Çalıkuşu'' lakabı veriliyor. Çalıkuşu akrabalarına pek yaklaşmayı sevmese de Kâmran adlı teyzesinin oğluyla pek iyi anlaşıyor. Ve bu ilişkinin aşka doğru sürüklenmesi, Feride'nin, Kâmran tarafından ''Sarı Çiçek'' lakaplı Münevver adlı bir kadınla aldatılması, Kâmran'ı içindeki hazin ve buruk hüznü ile terketmesi, Anadoluda öğretmenlik macerasına atılıp bir çok olay yaşamasıyla, bu süreçte bir yandan kimsesiz olmanın üzüntüsü, bir yandan da evlat olarak sahiplendiği Munise'nin ölümü ve tabii ki Kâmran'ı her anında düşünmesiyle akıp gidiyor.

Kitabın son bölümündeki kavuşmaları da çok farklı bir şekilde oluyor. Feride'nin en son öğretmenlik görevi yaptığı Çanakkale'de, Feride'yi kızı gibi sahiplenen Hayrullah Bey'le evlenmeleri, ve Hayrullah Bey'in ölümü ile vasiyet ettiği gidip Kâmranı bulup kavuşmaları gerektiği düşüncesi ile oluyor. Ve iyi ki de böyle oluyor. Beni en çok etkileyen kısımlardan biri de yine kavuşmaları olayının anlatıldığı son bölümdeki, Kâmran'ın şu sözleri;
''Dağlarda ismini bilmediğim bir ot yetişir. Feride, insan, onu daima koklarsa, bir zaman sonra kokusunu daha az duymaya başlar. Bunun ilacı, bir zaman kendini ondan mahrum etmektir. Hatta bazen –sırf o eski güzel kokuyu yeniden bulmak hırsıyla – herhangi bir kokuyu, mesela manasız ''Sarı Çiçeği'' yüzüne yaklaştırır.''

Ne kadar doğru değil mi? Bazen her ne kadar çok seviyor olsak da sırf o güzel kokuyu yeniden bulmak için başkalarına muhtaç duyarız kendimizi. Bu ahmakçadır. Oysa sevdiğimiz insan burnumuzun dibindedir, ve onu sevmemizi bekliyordur...

Herkese hayırlı Ramazanlar, buna mukabele olarak da hayırlı iftarlar diliyorum =)) İyi akşamlar...

Filistinli bir anne diyor ki: "Bizim yok oluşumuz müslüman ümmetin uyanışına vesile olacaksa varsın canımız feda olsun."
Elimizden geldiğince dilimizden döndüğünce bir şeyler yapmaya çalışalım soranlara 'elhamdülillah müslümanım' demesini nasıl biliyorsak bu kurduğumuz cümlenin hakkını da verebilmemiz bunun şuurunda yaşayabilmemiz gerekiyor. Allah bizleri dinini hakkıyla savunabilenlerden eylesin, kardeşlerimiz için bol bol dua edelim inşallah. Hayırlı akşamlar, hayırlı ramazanlar...

Hayırlı akşamlar...
Umut ve hayal dipsiz bir kuyu aslında.
Umud ettiğiniz ve hayal kurduğunuz sürece o derinlik artarak devam ediyor.
Denizin ortasında oluşan girdap gibi,
Farkında olmadan baş döndürücü cazibesine kapılıp gidiyor insan.
Her şeyi anladığınızda ise iş işten çoktan geçmiş oluyor.
Sonrası ne mi?
O girdaptan kurtulmak için yapılan kifayetsiz çırpınışlar,
Ta ki siz yorulup, nefessiz kalıncaya kadar.
Daha sonra ne mi oluyor?
Kurtuluşun bir yolu olmadığını anlıyor
Ve kendinizi akıntıya bırakıyorsunuz.
Artık kaderiniz o girdabın ve denizin dalgalarına kalıyor.
Biraz insaflıysa ; bütün çırpınışlarınıza
Ve karşı koyma çabanıza değecek, durgun bir limana sürüklüyor sizi.
Eğer zalim bir denize ve amansız bir girdaba yaklanmışsanız vay geldi halinize,
İşte o zaman sizi olabilecek en derin yere sürüklüyor,
Ve nefessiz kalıncaya kadar hırpalıyor.
Ondan sonrası ne mi?
Çaresiz kaderinize razı olup ölümü beklemek kalıyor.
İnsaflı deniz ve girdaplara
Vicdanlı dalgalara kapılmanız temennisiyle...

Hayirli akşamlar
Değiştirmekle meşgul imajını
Tarar her gün saçını başını
Hepsi gönune girmek için
Sana ne zamandır sevdalı:)